Ana Menü
   ANA SAYFA

   İLETİŞİM

   SİTEDE ARA

   SİTEYİ ÖNER

   BASIN BÜROSU

   ŞEHİTLER ALBUMÜ
Bir Ayet - Bir Hadis
Bir Ayet:
(Resûlüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Süphesiz O, çok bagislayicidir, engin merhamet sahibidir. (Furkan/6)

Bir Hadis:
Amellerin karşılığı ancak niyete göredir. Bir kimsenin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur. (Buhari-Müslim)
En Son Eklenenler
HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

YENİ ZELANDA’DAKİ...

ŞEHADETİNİN 19. Y...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH BASIN B...

ŞEHADETİNİN 18. Y...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

SİYONİST İŞGAL RE...

HİZBULLAH REHBERİ...

MUHTEREM EDİP GÜM...

MEDRESE–İ YUSUFİY...

CEMAAT REHBERİ'ND...

HİZBULLAH CEMAATİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

BİR MUALLİM VE Bİ...

SENİ ÖZLEM VE RAH...

ŞEHADETİNİN 16. Y...

MÜSLÜMANLARIN BİR...

SAYIN BAGASİ'YE S...

ŞEHİT REHBER'İN 1...

SAYIN BAGASİ, SON...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

GAZZE, ÜMMETİN İZ...

HİZBULLAH BASIN B...

MUHTEREM EDİP GÜM...

HİZBULLAH BASIN B...

Makale Hiyerarşisi
Makaleler ana sayfası » 01- HİZBULLAH BASIN BÖRUSU » HİZBULLAH'IN DEMOKRATİK AÇILIMA BAKIŞI
HİZBULLAH'IN DEMOKRATİK AÇILIMA BAKIŞI

KAMUOYUNA

Allah’ın adıyla!

“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, en muttaki olanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat: 13)

Ülke genelinde yaşanan olaylar ve gelişen süreçle ilgili kamuoyunda Hizbullah’ın tavrı veya bakışı ile ilgili haklı olarak bir merak ve beklentinin olduğunu biliyor ve gözlüyoruz. Bu çerçevede halkımızla bir hasbihâl yapmayı ve düşüncelerimizi halkımızla paylaşmayı uygun görmekteyiz.

Öncelikle şu bilinmelidir ki;  her konuda Kuran’ın hakem olduğu, sadece Müslüman halk için değil, her din ve inanç kesiminden tüm vatandaşlarına ilahi adalet temelinde muamele edecek İslami bir yönetim dışında, mevcut toplumsal, siyasi ve etnik hiçbir sorunun kâmil anlamda çözüme kavuşturulabileceğine inanmamaktayız.

Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca yaşanan ve günümüze kadar süre gelen toplumsal sorun ve çatışmaların tümü, rejim kaynaklıdır. Laik Kemalist rejimin ırkçı ve İslam düşmanı karakteri ve özelliği sorunun esasını ve temelini teşkil etmektedir.

Kurtuluş savaşı, ülkenin bağımsızlığa kavuşması ve Cumhuriyetin kuruluşunda genelde tüm Müslüman halkın (tüm etnik unsurlar), özelde de ülkenin en büyük etnik unsurlarından Müslüman Kürd halkının etkin desteği ve fedakârlığı inkâr edilemez bir gerçektir.

Başta Mustafa Kemal olmak üzere Cumhuriyetin kurucu unsurlarının, genelde tüm Müslüman halkların, özelde de Kürd halkının desteğini kazanmak için bu kesimlere verdiği sözlerin yanında, kurulacak cumhuriyetin özelliklerini tarif ederken bu iki kesimi rahatlatacak ve gelecekle ilgili endişelerini bertaraf edecek şekilde çok açık vaat ve beyanları vardır. Bunlar, bugün tarihi belgeler olarak herkesin ulaşabileceği açık bilgiler haline gelmiş gerçeklerdir.

Ancak cumhuriyetin kuruluşundan kısa bir süre sonra, verilen sözler unutulup tam aksi bir uygulama ile genel olarak tüm Müslüman halka, etnik temelde de Kürd halkına karşı bir yıldırma, susturma, imha ve asimile hareketi başlatılmıştır. Gerçekleştirilen inkılâplarla İslam’ın hayat sahnesinden nasıl kaldırıldığı, idam, baskı ve sindirmelerle Müslüman halka karşı nasıl bir uygulamanın sahnelendiği ve bu doğrultuda yapılan zulümler herkesin malumudur. Bunlar, halkımızın hafızasında halen canlı olarak yerini korumaktadır.

Yaklaşık bir asırlık tarihi süreç içerisinde Kürd halkı iki yönlü zulüm yaşamış ve insanlık dışı uygulamalara maruz kalmıştır. Kürd halkının kahir ekseriyeti Müslüman olduğu ve dini hassasiyetleri yüksek olduğu için, genel olarak tüm Müslüman halka ve İslami kesimlere uygulanan zulümlere duçar olduğu gibi etnik ve kavmi özelliğinden dolayı da baskı, imha, asimile, dejenerasyon ve şoven uygulamalara maruz kalmıştır. Bu zulüm uygulamaları günümüze kadar devam ede gelmiş ve halen sürmektedir.

Bu tarihi gerçekler ve yaşanan olaylar ışığında meseleye bakınca şu hakikat ortaya çıkmaktadır: Eğer bugün halk muhatap alınacaksa ve halkın şimdiye kadar gasp edilmiş hakları iade edilerek rahatlaması hedefleniyorsa, genelde tüm ülke Müslümanları, özelde de Kürdler göz önünde bulundurularak adım atılması gerekmektir. Sistemin genelde tüm Müslümanlara, özelde de Kürtlere bir özür borcu olduğu açıktır.

Bu anlamda, genel ve kapsamlı bir çözüm ve kâmil manada hakların iadesi söz konusu olmadığı müddetçe, yapılacak tüm girişimlerin ve çözüm adı altında atılacak her adımın, zulüm rejiminin çirkin yüzünü örtmeye yarayan bir makyajdan öteye geçmeyeceği ve aynı zamanda sorunun çözümüne yönelik hiçbir etkisinin olmayacağı kesindir. Böyle bir taktik girişimin başarısızlığa mahkûm olacağı baştan bellidir. Eğer amaç samimiyetten uzak taktik girişimler ise, genel olarak tüm Müslüman halkımız, özelde de Kürt halkı oynanan oyunları görecek ve bunlara kanmayacaktır.

Tümden yapılamayan şeylerin tümden red edilemeyeceği kaidesi gereğince, halkımızın rahatlamasına yönelik birçok hak talep edilebilir. İstenilecek haklar, hâkim güçlerin bir lütfu olarak değil gasp edilmiş hakların iadesi olarak görülmelidir.

Genel olarak tüm Müslüman halkın ve etnik temelde Kürd halkının İslami, insani ve etnik haklarının tanınması ve bunların elde edilmesi gerekir. Halkımız hem İslami hem de milli haklarını çok net bir şekilde dillendirmelidir. Bu hak talepleri, rejimin samimiyetini test etmek ve gerçek niyetini ortaya çıkarması açısından da önemlidir. Halkımızın bilinçli ve örgütlü hareket etmesi, bu açılımın perde arkasındaki gerçeklerin öğrenilmesini sağlayacağı gibi,  bunun ne derece halkın talep ve isteklerini içerdiğini de ortaya çıkaracaktır.

Bu aşamada anayasal vatandaşlık, yerinden yönetim, eyalet sistemi, özerklik, federasyon ve hatta bağımsızlık gibi seçenekleri sıralamıyor ve bu tartışmalara girmiyoruz. Çünkü bunların her birinin, zaman ve şartların gereğine uygun olarak halkın isteği ve iradesiyle olması gerektiğine, bunun için ya bir referandum veya halkın tüm kesimlerinin temsilcilerinin ortak bir çözüm şekli üzerinde anlaşarak ve halkın kahir ekseriyetinin de desteğini arkasına alarak gündeme getirilmesi ve savunulması gerektiğine inanmaktayız.

Hak talepleri kapsamında burada birçok konu başlığı belirlenebilir ve maddeler halinde sıralanabilir. Bunlar genel çerçevesiyle bilinen şeylerdir. Bu konuda taleplerin sıralanmasından ziyade, genel anlamda Türkiye’deki tüm Müslümanların ve özelde Müslüman Kürd halkının, temsilcileri ve sivil kuruluşları vasıtasıyla inisiyatif kullanarak iradelerini ortaya koymalarını beklemekteyiz.

Biz tüm sorunların rejim kaynaklı olduğuna ve bu rejim değişmediği müddetçe gerçek anlamda adil bir çözümün gerçekleşeceğine inanmadığımızdan dolayı, maddeler halinde istek, talep ve çözüm önerilerini belirtmeye gerek görmüyoruz. Ancak günümüz şartlarında ortaya çıkan bazı fırsatları kazanıma çevirmek amacıyla Müslüman halkımızın özgür iradesiyle İslami ve insani haklarını elde etmeye yönelik sergileyeceği çaba ve gayretleri destekleyeceğimizi belirtmek isteriz.

Başta da belirttiğimiz gibi bizim isteğimiz ve çözümümüz; Kur’an’ın ilahi hükümlerinin hakemliğinde ve İslam dairesi içinde tüm kavimlerin eşit haklara sahip olarak gönüllü birliktelik temelinde beraber yaşayacağı toplumsal mutabakatı sağlayan bir düzendir. Bu, ümmet anlayışımız gereği hem tercihimiz hem de hedefimizdir. Dile getirilecek ve talep edilecek hususlar, bu inanç ve bakış açısıyla uyumlu olmalıdır.

Dolayısıyla şunu çok açık ve net bir şekilde belirtmek isteriz ki, eğer bu açılım hem İslami özgürlükler hem de Müslüman Kürd halkının ulusal haklarını tanıyacak ve garantileyecek kapsamda bir açılım olmazsa hiçbir başarı şansı yoktur. Tek boyutlu ve kısır haklar kapsayan bir açılım, gerçek anlamda hakların iadesi olmayacağı ve özgürlük getirmeyeceği gibi beraberinde çok daha ciddi sorunlar getireceği bilinmelidir.

İhtiyaç olduğunda ve şartlar gerektirdiğinde bu konuda daha detaylı açıklamalarla görüşlerimizi Müslüman halkımız ve kamuoyuyla paylaşacağız.

Son söz olarak, şunun herkes tarafından çok iyi bilinmesini isteriz ki; Kuran’ın her kavim ve insan için kabul ettiği ve aynı zamanda günümüz dünyasında uluslar arası düzeyde temel insan hakları çerçevesinde kabul gören İslami ve insani haklarımızı elde edinceye kadar mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Davamızın sonu Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

HİZBULLAH BASIN BÜROSU EYLÜL 2009

Diger Basliklar
   YENİ ZELANDA’DAKİ MENFUR KATLİAMA TAZİYE MESAJI
   HİZBULLAH BASIN BÖRUSUNDAN KAMUOYUNA
   HİZBULLAH BASIN BÜROSUNDAN KAMUOYUNA
   SİYONİST İŞGAL REJİMİNİN PERVASIZLIĞI
   HİZBULLAH CEMAATİ'NDEN DARBE GİRİŞİMİNE SERT TEPKİ
   KAMUOYUNA
   HİZBULLAH BASIN BÜROSUNDAN KAMUOYUNA!
   HİZBULLAH BASIN BÜROSU'NDAN KAMUOYUNA
   HİZBULLAH BASIN BÜROSUNDAN KAMUOYUNA!
   HİZBULLAH BASIN BÜROSUNDAN KAMUOYUNA!
   HİZBULLAH CEMAAT'İNDEN TAZİYE MESAJI
   HİZBULLAH BASIN BÜROSUNDAN KAMUOYUNA
   HİZBULLAH CEMAAT'İNDEN MISIR'DAKİ ASKERİ DARBEYE TEL'İN!
   HİZBULLAH CEMAATİNDEN MÜSLÜMAN HALKIMIZA VE KAMUOYUNA
   SİYONİST İSRAİL'İN GAZZE SALDIRISINI TEL'İN EDİYORUZ
   HİZBULLAH CEMAATİ'NDEN İNSANLIK DIŞI ÇİRKİN EYLEME TEPKİ
   HİZBULLAH CEMAATİ'NDEN KAMUOYUNA
   BÜYÜK ŞEYTANI LANETLİYORUZ
   BU ZİHNİYET DEVAM ETTİKÇE DAHA ÇOK KATLİAMLAR OLUR
   HİZBULLAH BASIN BÜROSUNDAN KAMUOYUNA
   KAMUOYUNA VE ÖZELLİKLE KÜRDİSTAN HALKINA
   İSLAM ÜMMETİNE!
   İSLAM ÜMMETİNE!
   HİZBULLAH BASIN BÜROSUNDAN KAMUOYUNA!
   TÜM İSLAM ÜMMETİNE VE MÜSLÜMAN HALKIMIZA!
   DÜNYA MÜSLÜMANLARINA VE ÖZGÜR HALKLARA
   KAMUOYUNA! / HİZBULLAH BASIN BÜROSU
   HİZBULLAH'IN DEMOKRATİK AÇILIMA BAKIŞI
   KAMUOYUNA ! / HİZBULLAH BASIN BÜROSU
   KAMUOYUNA / HİZBULLAH BASIN BÜROSU
   MÜSLÜMAN HALKIMIZA / HİZBULLAH BASIN BÜROSU
   KÜRDİSTAN VE TÜRKİYE MÜSLÜMAN HALKINA VE KAMUOYUNA DUYURU
İlan ve Mesajlar
 
 
 
Şehid Rehber
Şehidlerin Hayatı
Savunmalar
Manifesto


K. Dilinden Hizbullah


Anasayfa | Videolar | Arama | Siteyi Öner | Mobil | İletişim | Yukarı Git