Ana Menü
   ANA SAYFA

   İLETİŞİM

   SİTEDE ARA

   SİTEYİ ÖNER

   BASIN BÜROSU

   ŞEHİTLER ALBUMÜ
Bir Ayet - Bir Hadis
Bir Ayet:
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. (Tevbe-36)

Bir Hadis:
Receb Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır. (Camius-Sağir)
En Son Eklenenler
ŞEHADETİNİN 19. Y...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH BASIN B...

ŞEHADETİNİN 18. Y...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

SİYONİST İŞGAL RE...

HİZBULLAH REHBERİ...

MUHTEREM EDİP GÜM...

MEDRESE–İ YUSUFİY...

CEMAAT REHBERİ'ND...

HİZBULLAH CEMAATİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

BİR MUALLİM VE Bİ...

SENİ ÖZLEM VE RAH...

ŞEHADETİNİN 16. Y...

MÜSLÜMANLARIN BİR...

SAYIN BAGASİ'YE S...

ŞEHİT REHBER'İN 1...

SAYIN BAGASİ, SON...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

GAZZE, ÜMMETİN İZ...

HİZBULLAH BASIN B...

MUHTEREM EDİP GÜM...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

ŞEHADETİNİN 14. Y...

KENDİ DİLİNDEN HİZBULLAH - 11.BÖLÜM

TC’NİN MÜSLÜMAN HALKA, ÖZELLİKLE DE KÜRDİSTANLI MÜSLÜMANLARA ZULMÜ VE İSLAM’A DÜŞMANLIĞI

Laik Kemalist rejim, kuruluşundan günümüze kadar, İslamı toplumsal alan dışına itmek ve etkisizleştirmek amacıyla İslam’a ve Müslümanlara karşı genel bir sindirme politikası izlemiştir. Kemalist rejim, kendisine düşman ve tehlike olarak gördüğü İslamı sadece yönetimden uzaklaştırmakla kalmamış, İslam’ın kültürel varlığına ve toplumda bireysel olarak yaşanmasına dahi tahammül etmemiştir. İslam ve Müslümanlara karşı olan kin ve nefretinden dolayı, İslam’ın fert ve toplum hayatından uzaklaştırılması doğrultusunda sürekli ve aralıksız bir mücadele yürütmüştür. Bu tutum ve uygulamalarından dolayı tarihi süreç içerisinde Müslüman halk, büyük acılar çekmiş ve mağdur edilmiştir.

TC, kuruluşunun ilk dönemlerinde İslam’a karşı sergilediği katı tutumuna ve Müslümanlara karşı uyguladığı baskı ve zulüm politikalarına ilaveten, gelecekte İslam’ın yeniden toplumsal hayatta etkinlik kazanmasının önüne geçmek, halkın İslami uyanışına ve bilinçlenmesine engel olabilmek için dini hizmetleri kurumlaştırarak kendi kontrolüne alıp organize etmiş ve bu doğrultuda uzun vadeli plan ve programlar uygulamaya koymuştur. Bu hedeflerine ulaşmak için bütün güç ve imkanlarını kullanmıştır. Bütün bu çabalarıyla, kamusal alan dışına itilmiş, kendisi için tehlike olmaktan çıkmış ve zararsız hale getirilmiş, ehlileştirilmiş ve özünden uzaklaştırılmış bir İslami anlayış ve bu anlayışın şekillendirdiği pasif, uyuşuk, tepkisiz, toplumsal ve siyasi meselelere ilgisiz, rejimin uygulamalarının doğruluğunu ve İslamiliğini sorgulamadan boyun eğen ve itaat eden bir insan tipi ve böyle insanlardan oluşan bir toplum oluşturmayı amaçlamıştır.

TC, tarihi süreç içerisinde, toplumda yerleştirmek istediği din anlayışına aykırı olan, siyasi amaç ve hedeflerine uygun düşmeyen İslami düşünce sahibi fert ve hareketlere karşı çok sert davranmış, acımasızca üzerlerine gidip imhaya çalışmıştır. Kemalist Rejimin oluşturduğu zulüm ortamının zor şartlarında, bütün olumsuzluk, yokluk ve imkansızlıklara rağmen sadece İslam’a hizmeti amaçlayan ve rejime zarar verebilecek örgütlü siyasi faaliyetleri olmayan fert ve gruplara karşı da aynı tutum içinde olmuştur. Kendisi için tehlike olarak gördüğü İslami hareketlerin güç ve kuvvet kazanmalarına fırsat vermeden, yoğun baskılarla etkisizleştirmeye ve sindirmeye çalışmıştır. Aynı zamanda, bu İslami hareketleri asli mecralarından uzaklaştırmak ve dejenere etmek için her türlü fitne, hile ve oyuna başvurmuştur. Müslüman halkın özlem ve arzularını dile getiren İslam alimlerini, İslami şahsiyetleri ve hareket önderlerini sürekli karalamış, halkın gözünden düşürmeye çalışmıştır.

Özellikle Kürdistan ve Müslüman Kürt halkı söz konusu olunca, faşist, ırkçı, inkarcı ve asimilasyoncu karakterinden dolayı Kemalist rejimin zulmü daha da katmerleşmiştir. TC, Kürdistan’da genel olarak bütün halka karşı sistemli zulüm politikaları yürütmekle beraber, özel olarak da baş gösteren İslami kıyam ve halk hareketlerine karşı imha amaçlı saldırı ve operasyonlar gerçekleştirmiştir. Hatta rejime karşı örgütlü bir faaliyet yürütmedikleri ve fiili bir kıyam teşebbüsü içinde olmadıkları halde, sadece İslamı tebliğ ve toplumu irşat amaçlı bireysel faaliyet yürüten bir çok İslam alimi ve önemli şahsiyet, acımasız bir şekilde baskı ve işkencelere tabi tutulmuştur. Bunların çoğu zindanlara atılmış, bir kısmı şehid edilmiş ve çok sayıda insan da sürgüne gönderilmiştir. Ancak, son bir asırdır Kürtlere karşı aralıksız bir şekilde sürdürülen baskı ve sindirmelere, zulümlere ve kültürel dejenerasyonu amaçlayan asimilasyoncu politikalara rağmen, Müslüman Kürt halkı rejime entegre edilememiş, İslami inanç, kültür, yaşam ve değerlerini muhafaza etmiştir.

Kürdistan’da doğup büyüyen her insan, ya direkt olarak kendisi bu zulümleri yaşamış, ya bu zulümlere tanıklık etmiş veya büyüklerinden yaşadıkları ve tanık oldukları zulüm uygulamalarıyla ilgili binlerce olay duymuştur. Özellikle TC’nin kuruluşunun ilk dönemlerinde, Kürdistan’da gerçekleştirilen zulümlerin canlı tanığı olan insanların bir kısmı halen hayattadır. Eğer gerçek anlamda tarafsız bir şekilde, bilimsel, tarihi ve arkeolojik bir araştırma ve çalışma yapılır, geçmişte yaşanmış olaylar ve işlenmiş zulümlerin mağdurları ve tanıkları dinlenirse, o karanlık dönemde yapılan zulümler bütün çıplaklığıyla gün yüzüne çıkacaktır. Böylece, TC’nin zulüm tarihi net bir şekilde gözler önüne serilecek, herkesi şaşırtacak derecede gerçekler aydınlığa kavuşacaktır.

TC, sürekli olarak Müslüman Kürtlere hem İslami ve hem de Kürt kimliklerinden dolayı zulmetmiştir. Aynı şekilde, diğer rejim muhalifi Kürtler de hem ideolojik kimliklerinden ve hem de Kürt kimliklerinden dolayı zulüm görmüşlerdir. Ancak Müslüman Türkler ile diğer rejim karşıtı Türkler ise, ya sadece İslami kimliklerinden veya sahip oldukları ideolojik düşüncelerinden dolayı haksızlık ve zulme uğramışlardır. Böylece, bu ırkçı ve ayırımcı tutum nedeniyle rejim muhalifi Kürtler, laik şovenist Kemalist rejim tarafından sürekli olarak her iki kimliklerinden dolayı iki yönden zulme uğramış ve mağdur edilmişlerdir.

TC, kuruluşundan günümüze kadar özellikle Kürdistan’da baş gösteren İslami ve insani hak taleplerine karşı silah kullanarak çok şiddetli tepki göstermiştir. Halkın, İslami ve insani taleplerini ortaya koymaması ve suskun kalması için sürekli olarak baskı ve sindirme politikası uygulamıştır. Silah zoruyla bastırma ve imha amaçlı uygulamaları en belirgin politikası olmuştur. Bu anlamda TC’nin tarihi, tam anlamıyla karanlık bir zulüm tarihidir. Bugüne kadar zulmün her çeşidinin yapıldığı bu karanlık döneme ilişkin dar kapsamlı bazı çalışma ve araştırmalar yapılmıştır. Bu dar kapsamlı araştırma ve çalışmalar her ne kadar tarihi gerçekleri tümüyle ortaya koymuyorsa da, TC’nin değişik dönemlerde yaptığı zulüm ve baskı uygulamalarına ışık tutacak nitelikte olup yeterince bilgi vermektedir. TC’nin genelde bütün Türkiyeli Müslümanlara, özellikle de Kürdistan Müslüman halkına karşı zalimce uygulamaları hakkında söylenecek çok şey vardır. Ancak bu konu, başlı başına ele alınması gereken geniş bir konu olduğundan, burada bu tarihi olayların detaylarına girmiyor, sadece değinip geçiyoruz.

[ Geri Dön ]

İlan ve Mesajlar
 
 
 
Şehid Rehber
Şehidlerin Hayatı
Savunmalar
Manifesto


K. Dilinden Hizbullah


Anasayfa | Videolar | Arama | Siteyi Öner | Mobil | İletişim | Yukarı Git