Ana Menü
   ANA SAYFA

   İLETİŞİM

   SİTEDE ARA

   SİTEYİ ÖNER

   BASIN BÜROSU

   ŞEHİTLER ALBUMÜ
Bir Ayet - Bir Hadis
Bir Ayet:
(Resûlüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Süphesiz O, çok bagislayicidir, engin merhamet sahibidir. (Furkan/6)

Bir Hadis:
Amellerin karşılığı ancak niyete göredir. Bir kimsenin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur. (Buhari-Müslim)
En Son Eklenenler
HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

YENİ ZELANDA’DAKİ...

ŞEHADETİNİN 19. Y...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH BASIN B...

ŞEHADETİNİN 18. Y...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

SİYONİST İŞGAL RE...

HİZBULLAH REHBERİ...

MUHTEREM EDİP GÜM...

MEDRESE–İ YUSUFİY...

CEMAAT REHBERİ'ND...

HİZBULLAH CEMAATİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

BİR MUALLİM VE Bİ...

SENİ ÖZLEM VE RAH...

ŞEHADETİNİN 16. Y...

MÜSLÜMANLARIN BİR...

SAYIN BAGASİ'YE S...

ŞEHİT REHBER'İN 1...

SAYIN BAGASİ, SON...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

GAZZE, ÜMMETİN İZ...

HİZBULLAH BASIN B...

MUHTEREM EDİP GÜM...

HİZBULLAH BASIN B...

KENDİ DİLİNDEN HİZBULLAH - 29.BÖLÜM

HİZBULLAH-PKK ÇATIŞMASI ÖNCESİ DÖNEMDE PKK’NİN İYİ DURUMU VE KAZANIMLARI

Hizbullah ile çatışma öncesi dönem, her açıdan PKK’nin istediği yönde olayların geliştiği bir dönemdi. PKK, belirlediği strateji ve politikaları doğrultusunda istediği ve öngördüğü şekilde hızlı bir gelişme içinde olup hedeflerine doğru adım adım ilerliyordu. TC ile çatışma süreci ve olaylar, PKK’nin de öngörmediği ve tahmin etmediği bir şekilde kendi lehine gelişiyordu. Ulaşılmasını istediği ve arzuladığı bir merhaleye ulaşmış, bu hızlı ilerleyişi karşısında TC aciz ve etkisiz kalmıştı. Cumhuriyet tarihinde hiçbir silahlı Kürt hareketine kısmet olmayan ve hiçbir Kürt hareketinin yakalayamadığı ve ulaşamadığı bir merhaleye ulaşmış ve dönemsel bir başarı kazanmıştı. Bu açıdan, 1991-1992 yılları PKK için altın yıllar ve geldiği nokta zirve olarak isimlendirilebilir.

1992 öncesi ve sonrası veya Hizbullah-PKK çatışması öncesi ve sonrası TC ve PKK’nin Kürdistan’daki durumlarını iki ayrı dönem şeklinde ele alarak karşılaştırırsak, tarafların durumlarını daha net bir şekilde görme ve bölge gerçeklerini anlama imkanımız olacaktır. Bu durumun daha iyi anlaşılması ve açıklığa kavuşması için, o tarihlere geri dönüp bakarak ve o dönemde yaşanan olayları hatırlayıp tek tek ele alarak tarafların içinde bulundukları gerçek vaziyetlerini, başarı veya başarısızlıklarını net bir şekilde göz önüne sermemiz gerekir. İlk önce Hizbullah-PKK çatışması öncesi dönemde PKK’nin içinde bulunduğu duruma bakıp o dönemde geldiği nokta, elde ettiği önemli kazanım, başarı ve avantajlarını ele alacağız. Bu kazanım ve başarıları maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

-PKK, parti, gerilla ve cephe örgütlenmesini tamamlamış, planladığı ve öngördüğü şekilde stratejik hedeflerine ulaşma doğrultusunda hızlı bir ilerleyiş içindeydi.

-PKK, ihtiyaç duyduğu ve olmasını istediği legal ve illegal birçok yan kuruluşunu örgütlemiş, bunları değişik isimlerle aktif olarak faaliyete geçirmişti. Özellikle legal düzeyde çok sayıda yan kuruluşa sahip olmuştu.

-PKK, silahlı mücadelede kazandığı başarılar neticesinde Kürdistan’ın bazı noktalarında alan hakimiyeti kurmuş, kurtarılmış bölge diyebileceğimiz bu alanlarda uzun süreli ve yerleşik bir şekilde çok yönlü faaliyet yürütüyordu.

-PKK, Kürdistan’ın bir çok noktasında silahlı eğitim kampları kurmuş ve buralarda kalabalık gerilla birlikleri bulundurmaktaydı. TC güçleri, bu yerleri bildikleri halde üzerlerine gidemiyor veya bu alanlarda etkin operasyon düzenleyemiyordu.

-PKK militanları, özellikle kırsal alanda çok rahat bir şekilde hareket ediyor, hiçbir zorlukla karşılaşmadan, korkusuzca istedikleri köylere girip çıkıyorlardı. Bu köylerde uzun süre barınabiliyor, siyasi ve ideolojik faaliyet yürütebiliyor ve birçok ihtiyaçlarını temin edebiliyorlardı.

-PKK, hem şehirlerde ve hem de kırsal alanda düzenli ve aktif bir milis gücü örgütlemişti. Hemen hemen her mahalle, köy ve mezrada varolan bu milisler, PKK’nin her yerde gözü, kulağı, kılavuzu, istihbarat kaynağı ve mesajlarını halka ulaştırma unsurlarıydı. Bu milisler, PKK için dağdaki gerilladan daha etkin ve önemli görevler yürütüyorlardı. Çünkü, bunlar olmadan dağdaki gerilla yerleşim alanlarına yönelik hiçbir faaliyet icra edemezdi.

-PKK, halk anlaşmazlıklarına müdahale ediyor, bu anlaşmazlıkları çözmek için halk mahkemeleri kuruyor, istediği kişiyi bu mahkemelere çağırıp yargılıyor, verdiği çözüm ve aldığı kararları uyguluyor, buna karşı çıkan veya itaat etmeyenlere maddi müeyyideler uygulayarak cezalandırıyordu.

-TC, gösterdiği bütün çabalara, yaptığı bütün baskılara ve maddi tekliflere rağmen koruculuk sistemini oturtamıyordu. Halkın isteksizliği yanında PKK’nin etkinliği koruculaştırmayı önlemede önemli bir engeldi. Bazı alanlarda ise PKK taktik icabı bilinçli olarak kendisi koruculuğa izin veriyor ve bu işi organize ediyordu. Böylece, koruculuğu kabul eden bu insanlardan örgütsel çıkarları doğrultusunda istifade ediyordu.

-PKK, teşhis, tecrit ve imha politikasını başarılı ve yoğun bir şekilde uyguluyordu. Bu politika gereği kendisine karşı çıkan veya çıkarlarına engel gördüğü birçok kişiyi ilk önce kötülüyor, aleyhinde propaganda yapıp karalıyor ve topluma suçlu olarak tanıtıp ilan ediyordu. Daha sonra, bu insanları boykot ederek toplumdan tecrit ediyor, halkla ilişkilerini ve hatta aile ve akrabalarıyla ilişkilerini yasaklıyordu. Tecrit ettiği bu insanların bazılarına para cezası uyguluyor, bazılarını sürgüne gönderiyor, bazılarını da öldürüyordu.

-Legal parti örgütlenmesiyle siyasi faaliyetlerini kitleselleştirme başarısını gösteren PKK, seçimlere giriyor ve bu yolla meclise milletvekili gönderiyordu. Bu şekilde legal politik faaliyetlerini meclise kadar taşıyarak, iç ve dış kamuoyunda uzun süre devam eden siyasi çalkantılara sebep oluyordu. Böylece, TC’yi hem ülke içinde ve hem de uluslararası düzeyde zora sokuyor ve prestijinin sarsılmasına sebep oluyordu.

-PKK, ülke dışında ve özellikle Avrupa’da legal düzeyde geniş bir alanda faaliyet yürütüyordu. O dönemde kendisi dışında etkin bir hareket görünmediğinden, kendisini Kürdistan’da alternatifi olmayan bir güç olarak gösteriyordu. Böylece hem yurtdışındaki Kürtler üzerinde etkinlik kurabiliyor ve hem de uluslararası ilişkilerinde kendisini muhataplarına rahatça kabullendirebiliyordu.

-PKK, Kürdistan’ın birçok yerleşim alanında kendisine bağlı olmayan diğer legal partilerin mahalli teşkilatlarına sızarak, baskı yapıp yıldırarak veya kendisinden izin almaya mecbur bırakarak faaliyetlerini önemli oranda engelliyordu.

-Sadece kendi yan kuruluşu olan legal partide değil, diğer partilerden de kendisine bağlı veya kendisiyle anlaşmaya varan bazı kişileri aday gösterip milletvekili veya belediye başkanı olarak seçtirebiliyordu. Böylece bu partilerden de politik çıkarları doğrultusunda istifade ediyordu.

-Hangi partiden olursa olsun seçilen milletvekili veya belediye başkanlarının kendi güdümünde hareket etmeleri için baskı uyguluyor, politik hedefleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyor ve onlardan maddi ve siyasi rant elde ediyordu.

-Basın ve medya alanında, kendisine bağlı veya güdümünde yayın yapan bir dizi gazete, dergi, radyo, televizyon ve yayınevine sahipti. Bu legal veya illegal yayınların Kürdistan’ın her tarafına ulaşmasını sağlıyordu. Bunların vasıtasıyla örgütlü bir propaganda çalışması yapıyor ve mesajını halka ulaştırabiliyordu.

-Kürdistan’daki iş adamlarından, ihalelerden ve Türkiye’nin batı bölgelerinde yaşayan Kürt iş adamlarından istediği oranda vergilendirme adı altında haraç veya gönüllü bağış alabiliyordu. Bunun dışında, vergilendirme veya partiye yardım adı altında kendisinin tayin ettiği miktarda parayı, istediği her şahıs veya aileden alabiliyordu.

- Askere alma adı altında hem ülke içinden ve hem de yurtdışından, gerek baskı yoluyla ve gerekse de gönüllü olarak istediği oranda kadın ve erkeği toplayıp dağa çıkarıyordu.

-Kürdistan’ın bir çok yerleşim alanında, değişik münasebetlerle, istediği zaman birçok insanı sokağa döküp, Serhildan dedikleri gösteri ve yürüyüşler yapabiliyordu. Bu gösterilerde olaylar çıkararak bilinçli bir şekilde polis ve jandarmayla çatışma ortamı oluşturuyordu.

-Çatışmalarda ölen gerillalar için gösterişli cenaze merasimleri düzenliyordu. PKK’nin cephe faaliyetleri içerisinde olan birçok insan, ölen gerillalarla birinci derecede akrabalık bağları olmadığı halde, ölenlerin yakınıymış gibi kendisini tanıtıp cenazeleri alıyor, bazı cenaze sahiplerinin muhalefetine rağmen cenaze merasimlerini siyasi gösteriye dönüştürüyordu.

-Bölge genelinde bütün yerleşim alanlarında cephe faaliyetlerini yoğun bir şekilde yürütüyordu. Bu cephe faaliyetleri ve milis gücü ile dağ kadroları arasındaki koordine ve irtibat sayesinde yerleşim alanlarında; boykot, yürüyüş, cenaze törenleri ve benzeri faaliyetleri organize ediyordu. Bu etkinlikler için bir yerleşim alanından başka bir yerleşim alanına kısa süre içinde çok sayıda insanı intikal ettirebiliyor veya toplayabiliyordu.

-PKK, yayınladığı bir bildiri veya kendisine bağlı birkaç kişinin sözlü olarak yaydığı bir haberle, istediği şehirde birçok iş kolunda grev ve boykot yaptırabiliyordu. Kepenk kapatma ve kontak kapatma gibi eylemleri sık sık gerçekleştiriyordu.

-Bölgenin üniversitelerinde ve birçok şehrindeki orta dereceli okullarda öğrenci faaliyetlerini örgütleyip yönlendiriyor, istediği zaman buralarda olay çıkarıyor, öğrenci boykotları ve gösteriler düzenliyor veya bu öğrencilerin diğer alanlarda yapılan gösteri ve etkinliklere katılmalarını sağlıyordu.

-Kürdistan’daki milliyetçi, sol, sosyalist Kürt örgütlerinin bir çoğunu silah zoruyla veya elde ettiği güç ve konumun kendisine sağladığı imkan ve avantajlar sayesinde değişik taktikler uygulayarak ya etkisiz hale getirmiş, ya bertaraf etmiş, ya bölgeyi terk etmeye zorlamış veya kendi bünyesine katmıştı.

-Bölge insanının tarihten gelen devleti sevmeme, uzak durma, rejime entegre olamama, rejime yabancılaşma gibi genel bir özelliği vardı. PKK, zahiren rejim muhalifi ve fiili olarak savaşan tek güç olarak Kürdistan halkının bütün bu özelliklerinden faydalandı ve bu avantajı kullanma şansını elde etti. PKK’nin alternatifi olabilecek başka bir hareketin pratikte varlık gösterememesi sonucu halk, PKK’yi sevmediği ve onaylamadığı halde, ya destek vermek zorunda kalıyor veya kendisine engel olmuyordu.

-PKK’den farklı düşünen, ayrı örgütlenme içinde olan, farklı siyaset ve stratejiler takip eden birçok örgüt ve grup, PKK’yi onaylamadıkları ve onunla derin görüş ayrılığı içinde oldukları halde, bir çok olumsuzluğunu, hata ve yanlışını sineye çekiyor ve bu olumsuz duruma seyirci kalıyorlardı. Çünkü, PKK ile var olan ihtilaflarının çatışmaya dönüşmesi durumunda TC’nin dolaylı veya dolaysız bir şekilde bu durumdan istifade edeceğini bilerek, böyle hareket edip suskun kalmak zorunda kalıyorlardı.

-Cemaat, PKK ile var olan derin ideolojik, itikadi ve siyasi görüş ayrılığına rağmen, çatışmalar öncesi dönemde PKK’nin bölge genelindeki kepenk kapatma, kontak kapatma, yürüyüş yapma, öğrenci boykotları gerçekleştirme, köylerde propaganda ve maddi destek amaçlı toplantılar düzenleme gibi bütün eylem ve faaliyetleri karşısında sürekli nötr, müdahale etmeyen, gerginliğe ve çatışmaya sebep olacak tavır ve davranışlardan kaçınan bir siyaset izliyordu. TC’nin dolaylı veya dolaysız istifade edebileceği bir ortamın meydana gelmemesi için böyle bir tutum sergiliyordu. Eğer bu gerçekler görülseydi, kıymeti bilinip iyi değerlendirilebilseydi, bu durum PKK’ye büyük bir avantaj ve faaliyetlerinde büyük bir kolaylık sağlıyordu. Ancak PKK, bu ortamın ve bütün bu avantajların kıymetini bilmedi. Yanlış politikaları ve despotça uygulamalarıyla bütün bu imkan ve fırsatların elinden kaçmasına sebep oldu.

[ Geri Dön ]

İlan ve Mesajlar
 
 
 
Şehid Rehber
Şehidlerin Hayatı
Savunmalar
Manifesto


K. Dilinden Hizbullah


Anasayfa | Videolar | Arama | Siteyi Öner | Mobil | İletişim | Yukarı Git