Ana Menü
   ANA SAYFA

   İLETİŞİM

   SİTEDE ARA

   SİTEYİ ÖNER

   BASIN BÜROSU

   ŞEHİTLER ALBUMÜ

   ZİYARETÇİ DEFTERİ
Bir Ayet - Bir Hadis
Bir Ayet:
Süphesiz, Rabbimiz Allah'tir deyip, sonra dosdogru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayin, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler. Fussilet/30

Bir Hadis:
''Daha vakti var, ilerde yaparım'' demek, şeytanın mü'minlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.
En Son Eklenenler
ŞEHADETİNİN 19. Y...

Hizbullah Rehberi...

Hizbullah Rehberi...

HİZBULLAH BASIN B...

Şehid Rehberin Şe...

HİZBULLAH BASIN B...

Hizbullah Cemaati...

SİYONİST İŞGAL RE...

Hizbullah Rehberi...

MUHTEREM EDİP GÜM...

MEDRESE–İ YUSUFİY...

CEMAAT REHBERİ'ND...

HİZBULLAH CEMAATİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

BİR MUALLİM VE Bİ...

SENİ ÖZLEM VE RAH...

ŞEHADETİNİN 16. Y...

MÜSLÜMANLARIN BİR...

SAYIN BAGASİ'YE S...

ŞEHİT REHBER'İN 1...

SAYIN BAGASİ, SON...

KAMUOYUNA

HİZBULLAH BASIN B...

KAMUOYUNA

HİZBULLAH REHBERİ...

GAZZE, ÜMMETİN İZ...

HİZBULLAH BASIN B...

MUHTEREM EDİP GÜM...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

ŞEHADETİNİN 14. Y...

KENDİ DİLİNDEN HİZBULLAH - 38.BÖLÜM

KÜRT HALK ÖNDERİ(!) GEÇİNEN ŞAHSIN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ TRAJEDİ-KOMİK DURUM

Korku ve tehlikeden uzak rahat ortamlarda tavizsiz bir devrimci portresi çizen, bütün Kürt örgütlerini ve liderlerini gerici, feodal, işbirlikçi ve uzlaşmacılıkla suçlayan, kendisi ve hareketi dışında hiç kimsenin varlığına tahammül etmeyen, kendisini bütün Kürt halkının önderi olarak gören, her şeyi en iyi kendisinin bildiğini sanıp her konuda ahkam kesen, kendisini peygamberler, tarihi büyük şahsiyetler ve filozoflarla mukayese edip onların yaptıklarından daha önemli işler yaptığını sanıp, “Benden önce Kürt ulusu yoktu. Kürt ulusunu ben yarattım” diyecek kadar sapkınlık içine düşüp kendisini ilahlaştıran, adeta kendisine tapan ve tapılmasını isteyen, kimsenin kendisini anlayamadığını, idrak edemediğini ve kavrayamadığını söyleyerek kendisini eşsiz, ulaşılamayacak olağanüstü bir varlık konumunda gören, kendisine sıfat ve isim seçmede bir türlü karar veremeyen, sadece yüz yüze görüşmelerde değil, telefonla katıldığı TV programlarında dahi kimseyi konuşturmayan veya korku ve heyecandan kimsenin karşısında konuşmaya cesaret edemediği o ceberut serok, ulu önder ve büyük başkan tebdili mekan edip mevzi değiştirince, Samiri’nin altın buzağısı gibi büyüsü bozulup kuru bir puttan ibaret olduğu ortaya çıktı. Firavunun sihirbazları misali bu büyüye yakalanan belamları ve avenesi de karşılaştıkları bu durum karşısında dillerini yutmuşçasına korku, panik ve şaşkınlık içerisinde kaldılar.

Apo, dayılarının yanına ulaşır ulaşmaz, dili çözülmeye başlayınca; “Benim annem de Türk’tür. Devlete hizmet etmeye hazırım. Bizim bugüne kadar yaptıklarımız yanlıştı. Bağımsızlık şöyle dursun, özerklik ve federasyon düşüncesinin bile çok yanlış olduğunu, uğruna mücadele verdiğimiz şeylerin çoğunu bugün devletin kendisinin gerçekleştirdiğini, her şeyin devletin eliyle basit bir şekilde halledilebileceğini, bazı yasakların kaldırılması ve bir kısım kültürel hakların tanınmasıyla sorunun çözüleceğini, kendisine imkan ve fırsat tanınırsa PKK’yi rejim partisi, gerillayı da koruculaştırıp TC’nin hizmetine sokacağını ve böylece devleti bu beladan kurtaracağını, demokratik cumhuriyet projesi (nasıl sihirli bir çözümse) çerçevesinde beraber kardeşçe yaşayabileceklerini, eğer bunlar yapılmaz ve kendisine bu imkan verilmezse Hizbullah’ın Kürdistan’da tehlikeli bir şekilde gelişip hakim güç olacağını, dış güçlerin Kürt sorununu kendi kontrollerine alıp, Güneyde bir Kürt devleti kuracaklarını, aynı şeyi Kuzeyde de yapıp TC’yi parçalayacaklarını, Güneydeki Kürtlerin değil ayrı devlet ve bağımsızlık, federasyon düşüncesinden bile vazgeçip kendisinin son versiyonu olan demokratik cumhuriyet projesini esas alan bir çözüm arayışı içinde olmaları gerektiğini, eğer kendisine fırsat tanınır ve görev verilirse, Güney Kürdistan’da da TC’ye sadık bir ğulam olarak hizmete hazır olduğunu” söyleyerek, sözde devrimci bir gerilla liderinin yüz seksen derecelik bir dönüşle nasıl bir cahş olarak halkının karşısına geçtiğini gördük. Bu duruma hiç de şaşırmadık. Sadece, her şeyin aslına rücu ettiği prensibinin bir daha doğrulandığına tanıklık ettik.

Kendisini temsil hakkını böyle bir lidere ve partiye veren insanların nasıl bir zillet durumu yaşadıklarını, nasıl bir musibete düçar olduklarını ve nasıl bir kötü sona doğru sürüklendiklerini böylece ibretle izledik. Böyle bir lider ve böyle bir liderin hayatını kurtarmaya endekslenmiş bir parti, nasıl olur da Kürt halkının temsilcisi ve haklarının savunucusu olabilir? Nasıl olur da bütün bu olup bitenlere rağmen halen bazı insanlar böyle bir lider ve partiye güven duyabiliyor, gelecekleriyle ilgili umut bağlayabiliyor ve Kürt sorununa çözüm getirebileceği beklentisi içerisinde olabiliyorlar? Anlaşılan, bu yirmibeş yıllık trajedi-komik serüveni bundan sonra da izlemeye devam edeceğiz. “Lideri karga olanın gagası ....... çıkmaz” sözü tam da bu duruma uygun düşmektedir.

Teslimiyet ve ihanet içine düşen böyle bir lideri kurtarmak için partilerini, mensuplarını, mücadele tarihlerini, bütün emek ve kazanımlarını feda eden bu insanların duçar oldukları bu musibeti ve içine düştükleri kötü durum, zillet ve onursuzluğu gördükçe, kahramanca direnerek şereflice şehit olmayı teslimiyete tercih eden, zilleti kabul etmeyip ser verip sır vermeyen bir rehbere ve onun varisi bir cemaate tabi olmayı bize nasip ettiği için Rabbimize ne kadar şükretsek yine de azdır.

PKK’YE BİRKAÇ SÖZ VE UYARI

Hizbullah, hiç bir yerli ve yabancı güce bağlı olmayan bağımsız İslami bir harekettir. Mücadeleye başladığı ilk günden şimdiye kadar İslamiliğinden ve bağımsızlığından ödün vermeden yoluna devam edegelmiştir. Çıkış yeri ve mücadele alanı ağırlıklı olarak Kürdistan olup, bu topraklarda çeyrek asırlık bir mücadele tarihine sahiptir. Bağrından çıktığı, içinde cemaatleşip, büyüyüp İslami faaliyet yürüttüğü, maddi ve manevi desteğini gördüğü Müslüman Kürdistan halkı bu mücadele tarihinin canlı şahididir. Bugüne kadar halkı etkilemek, kendisini halka tanıtmak ve kabul ettirmek için alışılagelmiş propaganda araçlarını kullanmadan ve bu araçlara ihtiyaç duymadan, kendisinden emin bir şekilde bir mücadele sürdürmesinin tek nedeni, hem keyfiyet ve hem de kemiyet açısından ulaştığı Cemaat gücü ve bu mücadelesinde büyük oranda desteğini aldığı halkı ile arasında var olan ileri düzeydeki tanışmışlık, itimat, güven ve bağlılık duygusudur.

Başta Kürdistan halkı olmak üzere bütün Türkiyeli İslami gruplar ile Cemaatı tanıyan dost ve düşman herkesin çok iyi bildiği ve şahit olduğu, yakalanan ve sorgulanan Cemaat mensuplarının polisteki sorgu tutanakları ile mahkeme dosyalarının belgelediği, TC’nin eline geçen Cemaat arşivinin açıkça gösterdiği ve ortaya koyduğu gibi Hizbullahi Cemaat, İslami dava anlayışının gereği olarak bugüne kadar hiçbir zaman ve hiçbir ortamda TC ile işbirliğine girmemiştir. Zorunlu olarak PKK ve nifak grubuyla girdiği çatışmalardan TC’nin dolaylı olarak dahi istifade etmemesi için imkanları dahilinde yoğun çaba sarf etmiştir. PKK’nin yaptığı haksızlık, zulüm, karalama, itham, iftira ve kısacası bütün düşmanlıklarına rağmen Cemaat, TC’nin PKK’ye yönelik tutum ve uygulamalarına hiçbir zaman ve hiçbir şekilde destek vermemiştir. Bunlar açık gerçekler olup, bunun aksini hiç kimse iddia edemez ve ispatlayamaz. Ancak siz, ilk günden şimdiye kadar, sürekli olarak ısrarla Hizbullah hakkında yaptığınız bütün iftira ve karalamalarınızın asılsız ve yalan olduğunu çok iyi bildiğiniz halde bu tutumunuzu sürdürüyor, çıkarınıza uygun düşmediği için gerçekleri kabul etmek istemiyorsunuz.

Yakalanan Cemaat mensupları sorguda size yönelik bilgi vermeleri doğrultusunda çok ağır işkence ve baskılara maruz kaldıkları halde, bunu kabul etmiyor ve bilgi vermiyorlardı. Bu tutum, TC’nin işkencecilerini çılgına çeviriyor ve arkadaşlarımıza vahşice işkence yapmalarına sebep oluyordu. Cemaat mensuplarının bu tavırları bazen hayatlarına mal oluyor, bazen de uzun süreli zindan hayatına mahkum edilmeleriyle sonuçlanıyordu. Arkadaşlarımızla aynı yerde ve aynı zamanda gözaltında bulunan çok sayıda arkadaşınız bu duruma tanıklık etmiştir. İnandığımız ve uğruna mücadele verdiğimiz İslami akidemiz ve cemaatsel ilkelerimiz gayr-ı İslami zulüm rejimleriyle işbirliğine müsaade etmediği için Cemaat mensupları, ağır işkencelere ve baskılara direnerek böyle bir tutum sergiliyorlardı. Bu gerçekleri, PKK’yi hoşnut etmek, ikna etmek veya propaganda olsun diye söylemiyoruz. Sadece bu gerçeklerin herkes tarafından bilinmesini istediğimiz için söylüyoruz.

Aynı bölgenin insanları ve aynı alanda mücadele eden bir hareket olarak hareketinizi ve mücadelenizi ilk günden beri iyi takip etmiş, gözlemlemiş ve tanımışızdır. Sizinle yaşadığımız uzun süreli çatışma dönemi boyunca her türlü zulüm, ihanet, baskı ve insanlık dışı saldırılarınıza maruz kaldık. Bu sayede partinizi ve liderinizi yaşadığımız tecrübelerle iyi bir şekilde tanıma imkanımız oldu. Liderinizin başına gelenlerden dolayı üzülmeye değmeyecek kadar değersiz bir insan olduğunu çok iyi biliyoruz. Buna rağmen, yakalanması esnasında Türk şovenistlerinin ağızlarından salyalar akıtarak, yamyamlar gibi tempo tutup sevinçten dans etmeleri karşısında, kendisi için olmazsa dahi bir hareket olarak başınıza gelenlere üzüldük. Nitekim, yakalandıktan sonra içine girdiği uzlaşmacı tavrı ve TC ile geliştirdiği işbirliği, kendisi için üzülmeye değmeyecek kadar değersiz biri olduğunu ortaya koydu. Ancak yine de kendisi için değil, onun şahsına veya partinize umut bağlamış, birçok şeyini bu yolda feda etmiş zavallı Kürt insanları için üzüldük.

Cemaate yönelik haksız yere açtığınız savaş ve vahşice saldırılarınıza, sürekli yaptığınız yalan propaganda, iftira ve karalamalarınıza ilaveten, Cemaate karşı TC ile pratikte çok açık bir şekilde işbirliği içine girdiniz. Çatışma süreci boyunca hem yayın organlarınızda ve hem de elemanlarınız vasıtasıyla resmen Cemaat mensuplarını ve faaliyetlerini TC’ye ihbar edip ispiyonculuk yaptınız. Yıllardır yaptığınız bu düşmanlık, yalan ve iftiraya dayalı karalama kampanyanız ve ispiyonculuğunuz yetmiyormuş gibi, TC ile, gizlemeye ihtiyaç duymayacak bir şekilde açıkça ittifak kurup ortak hareket ettiniz. Yıllarca Kürdistan insanına kan kusturan polis şefleri ve çetelerin cenazelerine sahip çıkarak ve bölgenin diğer yerleşim alanlarından insanları toplayıp cenaze törenlerine katılarak gerçek yüzünüzü ortaya koydunuz. TC’ye yaranmak ve sofrasından bir kemik kapmak umuduyla, TC’nin yeni milis gücü olarak polis, Mit, tim ve çetelerle beraber aynı safta yürüdünüz. TC’nin bölge halkı tarafından sahiplenildiğini ve sevildiğini ortaya koymak, TC’ye bağlılığınızı ve sadakatinizi göstermek için kraldan daha fazla kralcı kesilip gönüllü uşaklık yaptınız. Bu tutumunuzla, rejimin işbirlikçisi bir kontra hareketi olduğunuzu açıkça gösterdiniz.

Ulu başkanınız(!), hiç şüphesiz eğer hedeflerine ulaşmayı başarıp iktidara gelseydi, Kürtlerin Atatürk’ü olacak ve Kemalist rejimin bir asra yakındır yaptığı zulümlerden ve çektirdiği acılardan daha fazlasını Müslüman Kürt halkına çektirecekti. Bu hedeflerine ulaşmasına gerek kalmadan, çeyrek asırlık mücadele süreci boyunca Müslüman Kürt halkının kanını oluk oluk akıtarak, uygulamalarıyla nasıl eli kanlı bir diktatör olduğunu göstermiştir. Ancak, hem kendisinin yaptığı zulümleri ve hem de yeni keşfettiği ve seksen yıllık Kemalistlerden daha ileri derecede bir heyecan ve aşkla sımsıkı sarıldığı yeni rehberi Atatürk’ün ve Kemalist rejimin bugüne kadar Müslüman Kürt halkına yaptıklarını az görmüş olmalı ki, dayılarına misafir bulunduğu İmralı’da, Laik Kemalist diktatörlere Müslüman Kürt halkının yeniden imhası doğrultusunda yol gösterip akıl vermekte ve danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Yıllardır yaptığınız çok çirkin hizbi kontra yakıştırması, yalan ve iftiraya dayalı ucuz karalama ve ithamlarınıza karşı Cemaat, bugüne kadar sizinle ağız dalaşına girmeye ve açıklama yapmaya tenezzül etmedi. Çünkü sizin mantığınızın “Yalan ve iftira at, tutmazsa izi kalır” mantığı olduğunu bildiğinden, sözlü açıklamalar ve yazılı cevaplarla ikna olacağınıza inanmıyordu. Bundan dolayı, yaptığınız bütün düşmanlıklara, sadece anladığınız tek dil olan eylem diliyle cevap vererek çok sert bir şekilde tepki gösterdi. Yanılmıyorsak Cemaatın bu mesajını da çok iyi aldınız ve anladınız. Ancak, öyle anlaşılıyor ki, geçmişte yaşanan olaylardan ders almaya ve kendinizi düzeltmeye niyetiniz yoktur. Bugüne kadar ki yanlış politikalarınızın çok sayıda insanınızın hayatına ve Kürt halkına pahalıya mal olduğunu görüp bildiğiniz halde halen akıllanmamış görünüyorsunuz.

Meydanın size kaldığı vehmine kapılıp elinizdeki medya ve iletişim vasıtalarını kullanarak, Cemaat aleyhine yalan ve iftiraya dayalı karalamalarınıza devam ediyorsunuz. Bu ahlak ve alışkanlıklarınızı terk etmeyip bu çirkin tutumunuzu sürdürmeye niyetiniz varsa, -ki öyle görünüyor- geriye dönüp 1991 sonrası Cemaatle yaşadığınız çatışma dönemine bakıp, içine düştüğünüz kötü durumu hatırlamanızda fayda vardır. Eğer bu düşmanca tutum ve yanlış politikayı sürdürmede ısrar ederseniz, uşaklığını yapmak ve gönüllü bir cahş ordusu olarak hizmetine girmek için can attığınız TC’nin de bu sefer sizi kurtaramayacağını çok iyi bilmenizi isteriz.

[ Geri Dön ]

İlan ve Mesajlar
 
 
 
Şehid Rehber
Şehidlerin Hayatı
Savunmalar
Manifesto


K. Dilinden Hizbullah


Anasayfa | Videolar | Arama | Siteyi Öner | Mobil | İletişim | Yukarı Git