Ana Menü
   ANA SAYFA

   İLETİŞİM

   SİTEDE ARA

   SİTEYİ ÖNER

   BASIN BÜROSU

   ŞEHİTLER ALBUMÜ
Bir Ayet - Bir Hadis
Bir Ayet:
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. (Tevbe-36)

Bir Hadis:
Receb Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır. (Camius-Sağir)
En Son Eklenenler
ŞEHADETİNİN 19. Y...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH BASIN B...

ŞEHADETİNİN 18. Y...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

SİYONİST İŞGAL RE...

HİZBULLAH REHBERİ...

MUHTEREM EDİP GÜM...

MEDRESE–İ YUSUFİY...

CEMAAT REHBERİ'ND...

HİZBULLAH CEMAATİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

BİR MUALLİM VE Bİ...

SENİ ÖZLEM VE RAH...

ŞEHADETİNİN 16. Y...

MÜSLÜMANLARIN BİR...

SAYIN BAGASİ'YE S...

ŞEHİT REHBER'İN 1...

SAYIN BAGASİ, SON...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

GAZZE, ÜMMETİN İZ...

HİZBULLAH BASIN B...

MUHTEREM EDİP GÜM...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

ŞEHADETİNİN 14. Y...

KENDİ DİLİNDEN HİZBULLAH - 47.BÖLÜM

BİRLİKTELİK SÜRESİNCE BU GRUBUN ART NİYETLİ VE MÜNAFIKÇA HAREKETLERİ

 Bu grubun böylesine önemli ve hayati bir mesele olan bu birliktelikte dürüst ve samimi olmadığı, ilk günden itibaren hesaplı ve kötü niyetli olarak böyle bir yaklaşım içinde olduğu, bir müddet sonra su yüzüne çıktı. Cemaatin, dava endişesiyle, İslam’a hizmet etmeleri ve çalışmalar içinde yetişip gelişmeleri için kendilerine verdiği yetki ve sorumlulukları, sunduğu fırsat ve imkanları su istimal edip, süreç boyunca münafıkça ve sinsice kendi grupçuklarının çıkarı doğrultusunda ve Cemaatın aleyhinde kullandıkları anlaşıldı. Cemaatın kendilerine hazırlayıp sunduğu bu ortam ve imkanları ganimet bilip, kendilerine bırakılan sorumluluk alanlarında her türlü fitne, bozgunculuk, tahrip ve nifak çalışması yaptıkları net olarak ortaya çıktı.

Meğer beraberlik süreci boyunca İslam’a hizmet etsinler diye kendilerine bırakılan faaliyet alanlarında muhatap oldukları insanlara, sanki var olan ve gelişen bu mücadele ve imkanlar kendi grupçuklarının eskiden beri süre gelen çalışmasının devamı ve semeresiymiş şeklinde bir görüntü vererek, kendilerini olduğundan farklı lanse ederek, yaklaştıkları ve ilgilendikleri insanlara davayı ve mücadeleyi değil, kendilerini anlatıp, kabullendirip sevdirmeye ve etkinlik kurmaya çalışmışlar. İslami endişe, samimiyet, takva ve davaya hizmet anlayışından uzak bir şekilde hareket edip, hedef aldıkları kişi veya kişilerin bireysel ve psikolojik durumlarını, bu konulardaki bilgisizlik ve tecrübesizliklerini kendi şeytani emelleri için istismar ederek, ortamı uygun gördüklerinde fırsatı değerlendirip bu insanları Cemaatten koparmak için münafıkça yaklaşarak bozgunculuk yapmışlar.

Bu şekilde, süreç boyunca yaptıkları nifak ve bozgunculuk faaliyetleri neticesinde kendilerince müsait buldukları veya kendi grupçuklarına kazandırabileceklerine inandıkları herkese münafıkça yaklaşıp; “Gerçek anlamda biz farklı ve birbirinden ayrı iki cemaatiz. Varolan bu çalışma ve faaliyetler bizim eskiden beri devam eden grubumuzun çalışmasıdır. Durumunuzun ve geleceğinizin netlik kazanması ve çalışmaların çakışmaması için bu iki Cemaatten birisiyle beraber olma hususunda kararınızı vermeniz ve tercihinizi yapmanız gerekir” diyerek bu insanları iki seçenekten birini tercihe zorlamışlardı. Bu grubun bu tür tekliflerine muhatap olan Müslümanların çoğu Diyarbakır’a üniversiteye ilk geldiklerinde, ya geldikleri yerlerdeki Cemaat çalışmaları içinden geliyorlardı veya Cemaat mensupları ve dostlarının tavsiyeleri üzerine direkt Cemaatın Diyarbakır’daki yapısına, kendileriyle ilgilenilsin diye gönderilen insanlardı. Bunlardan bir kısmı ise, bu bütünleşme süreci öncesinde üniversiteye gelen, Diyarbakır’da Cemaatın öğrenci evlerinde kalan ve programlarına katılan öğrencilerdi. Bu şekilde teklif götürdükleri insanların çoğu önceden iki ayrı grup çalışmasının olduğunu ve sonradan bu iki grubun böyle bir bütünleşmeye gittiğini bilmiyorlardı.

Bu olaylara şahit olan ve böyle bir teklifle karşılaşan bazı Müslümanlar ise, bunların yaptıklarının ve söylediklerinin doğru olmadığını, gerçeğin tamamen bunun aksi olduğunu bildiğinden, büyük bir üzüntü ve moral bozukluğu içinde durumu Cemaate bildirdiler. Olayların gelişimini ve bu grubun tarihçesi hakkında bilgiye sahip olmayan, böyle bir ayrılık ve ihtilafın olabileceğini hayal bile etmeyen bir çok Müslüman ise, böyle bir durumla karşılaşınca hayal kırıklığına uğrayıp, yapıları bunu kaldırmaya müsait olmadığından, bu insanların çirkin ve tahripkar davranışları yüzünden ruhi çöküntü içine girerek davadan soğuyup faaliyetleri terk ederek kenara çekildiler. Böyle bir teklif ve ayrılık düşüncesiyle karşılaşınca derinden etkilenmeleri çok normaldı. Çünkü o güne kadar bu grubun geçmişi, yaşanılan olayların gerçeği, başlatılan birlikteliğin şekli, zamanı ve detayları hususunda Cemaat onlara hiçbir açıklama yapmamış ve böyle bir bilgilendirmeye ihtiyaç duymamıştı.

Böylece, bu insanların başlatılan vahdet ve bütünleşme sürecine vefa göstermeyip ihanet ettikleri, İslami kardeşlik ve dürüstlükle bağdaşmayan bir şekilde süreç boyunca Cemaat tabanını teşkil eden ve faaliyetler içinde olan bir çok Müslüman’a münafıkça yaklaşarak, Cemaatı karalayıp, faaliyetlerini engellemek ve etkisizleştirmek için bozgunculuk yaptıkları ve ileriye dönük şeytani hesaplar peşinde oldukları Cemaat tarafından anlaşıldı.

 

 

[ Geri Dön ]

İlan ve Mesajlar
 
 
 
Şehid Rehber
Şehidlerin Hayatı
Savunmalar
Manifesto


K. Dilinden Hizbullah


Anasayfa | Videolar | Arama | Siteyi Öner | Mobil | İletişim | Yukarı Git