Ana Menü
   ANA SAYFA

   İLETİŞİM

   SİTEDE ARA

   SİTEYİ ÖNER

   BASIN BÜROSU

   ŞEHİTLER ALBUMÜ

   ZİYARETÇİ DEFTERİ
Bir Ayet - Bir Hadis
Bir Ayet:
Süphesiz, Rabbimiz Allah'tir deyip, sonra dosdogru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayin, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler. Fussilet/30

Bir Hadis:
''Daha vakti var, ilerde yaparım'' demek, şeytanın mü'minlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.
En Son Eklenenler
ŞEHADETİNİN 19. Y...

Hizbullah Rehberi...

Hizbullah Rehberi...

HİZBULLAH BASIN B...

Şehid Rehberin Şe...

HİZBULLAH BASIN B...

Hizbullah Cemaati...

SİYONİST İŞGAL RE...

Hizbullah Rehberi...

MUHTEREM EDİP GÜM...

MEDRESE–İ YUSUFİY...

CEMAAT REHBERİ'ND...

HİZBULLAH CEMAATİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

BİR MUALLİM VE Bİ...

SENİ ÖZLEM VE RAH...

ŞEHADETİNİN 16. Y...

MÜSLÜMANLARIN BİR...

SAYIN BAGASİ'YE S...

ŞEHİT REHBER'İN 1...

SAYIN BAGASİ, SON...

KAMUOYUNA

HİZBULLAH BASIN B...

KAMUOYUNA

HİZBULLAH REHBERİ...

GAZZE, ÜMMETİN İZ...

HİZBULLAH BASIN B...

MUHTEREM EDİP GÜM...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

ŞEHADETİNİN 14. Y...

KENDİ DİLİNDEN HİZBULLAH - 51.BÖLÜM

ÇATIŞMALARI MENZİL GRUBU BAŞLATTI

 Cemaatın iyi niyetli olarak ve sorumluluk bilinciyle ilettiği bu mesajdan sonra da bu grubun tavır, tutum ve davranışlarında hiçbir değişiklik olmadı. Tam aksine, Cemaat aleyhinde sürdürdükleri faaliyetlerinin dozajını daha da arttırarak, fiili saldırı ve silahlı eylemlere yöneldiklerini gözlemledik. Bu grubun dolduruluşa getirilmiş bazı adamları, Diyarbakır şehir merkezinde, bir günde farklı noktalarda Cemaat mensuplarının önünü kesip gözü dönmüş bir şekilde silahlı, satırlı ve sopalı saldırılarda bulunuyorlardı. Cemaatın faaliyet yürüttüğü camilere gidip cami içinde sürtüşme ve kavga çıkarıyor, cami faaliyetlerinin aksamasına, çocukların ve gençlerin cami faaliyetlerinden uzaklaşmasına sebep oluyorlardı. Bu şekilde, cami çıkışında Cemaat mensuplarının yollarını kesip saldırıyor, çatışma ortamı oluşturuyor ve arkadaşlarımızı dövüyorlardı.

Sonraki dönemde sürekli propaganda malzemesi yaptıkları, İslami kamuoyunu etkilemek ve Cemaatı kötü göstermek için duygu sömürüsü yaparak sık sık fotoğraflarını yayınladıkları ve kendi arkadaşlarının ölümüyle neticelenen çatışma da, aynı şekilde Cemaat mensuplarına yönelik başlattıkları ve aralıksız devam ettirdikleri fiili saldırılarının neticesinde meydana gelen bir olaydı. Ölümle neticelenen bu ilk olay, nifak grubu mensuplarının camiden çıkan Cemaat mensuplarına saldırmaları sonucunda meydana gelmişti. Çıkan bıçaklı ve sopalı bu kavga neticesinde kendilerinden bir kişi ölmüş, Cemaat mensuplarından da birkaç kişi ağır şekilde yaralanmıştı. Yani bu çatışma, kendilerinin yalan bir şekilde propaganda ettikleri ve her tarafa yaydıkları gibi, Cemaatın bu gruba saldırısıyla çıkan bir olay olmadığı gibi, daha önce Cemaat tarafından planlanan bir olay da değildi. Tam aksine, kendilerinin önceden planladığı, hazırlık yaptığı ve bilinçli bir şekilde başlattıkları bir çatışmaydı.

Cemaatın o dönemde ulaştığı eylem gücü ve silahlı mücadelede kazandığı tecrübeleri çok ileri düzeydeydi. Eğer Cemaatın önceden bu gruba karşı bir saldırı niyeti olsaydı bu gruptan kaynaklanan tehlike bu şekilde büyümeden, verdiği zararlar bu boyuta ulaşmadan ve bütün bu sıkıntıları yaşamadan bu grubu etkisiz hale getirebilirdi. Ancak Cemaat, bütün bu güç ve imkanlarına rağmen, şer’i açıdan vebal altına girmemek ve çatışmayı başlatan taraf olmamak için askeri ve maddi güce başvurmadı. Bu saldırılarına uzun süre karşılık vermedi ve silahlı çatışmaya girmekten özenle kaçındı. Ancak kendileri, sanki böyle bir çatışmayı başlatmakla görevlendirilmiş ve kaçınılmaz bir şekilde buna mecburlarmış gibi hareket ediyorlardı.

Bu grup, o güne kadar yoğun olarak sürdürdüğü saldırılarıyla yetinmeyerek dağıttığı bir bildiriyle, Cemaate karşı savaş ilan ettiğini duyurdu. Bildiride; grubun, yapılan şura toplantısı neticesinde Cemaatle çatışma kararı aldıklarını, böyle bir çatışmaya cevaz veren fetvaya sahip olduklarını, böyle bir saldırıya geçmenin İslami bir görev ve sorumluluk olduğunu, bu çatışmayı bölgenin ve Türkiye’nin her tarafına yayacaklarını ilan ettiler. Bu doğrultuda, Cemaatı tehdit eden ve gözdağı veren propaganda ve sözlü açıklamalarını yoğunlaştırdılar. Bununla beraber, olaylardan habersiz, saf, İnkılabi bazı Müslümanları kandırmak ve etkilemek amacıyla, İran’a bağlı olduklarını ve İnkılap adına hareket ettiklerini, İran’ın bu çatışma için kendilerine fetva verdiğini, silah desteğinde bulunduğunu, Cemaatın ise İnkılap ile bir ilişkisinin olmadığını söyleyerek, yoğun bir propaganda kampanyası yürütüyorlardı. Sanki İslam düşmanlarına ve küfür ordularına karşı savaşa gidiyorlarmış gibi bir coşku ve heyecanla kaleme aldıkları söz konusu bildiride, Cemaate karşı cihad ilan ettiklerini söylüyorlardı. Cemaati kısa sürede bitirecekleri vehmiyle, işçi ve memurlarına birer ay izin aldırmış, bazı esnaflarını da kısa süre için piyasadan çekmişlerdi. Bütün bu söyledikleri sözde kalmayıp, gerçekten de Cemaate karşı ciddi bir şekilde silahlı eylemlerini ve saldırılarını yoğunlaştırmaya başladılar.

Nifak grubunun aldığı bu genel savaş ilanı kararından sonra, Cemaat mensuplarına karşı saldırı ve eylemleri o derece ileri düzeye vardı ki, birçok Cemaat mensubu Cemaate başvuruda bulunarak, ya Cemaatin bunları engellemesini ve bu işin önünü almasını veya kendilerine bireysel savunma ve saldırılara karşılık verme izninin verilmesini talep ediyordu. Ancak nifak grubu, tek taraflı olarak Cemaatle savaşma kararı aldığı ve yoğun bir şekilde her gün değişik noktalarda Cemaat mensuplarına karşı silahlı saldırı gerçekleştirdiği halde Cemaat, bu grubun adamlarına karşı genel bir saldırı başlatmadı. Bunların silahlı saldırılarını yoğunlaştırdıkları o dönemde Cemaat merkezi, bunların şiddetli saldırılarına maruz kalan Diyarbakır’daki Cemaat mensuplarına gönderdiği bir talimatla, bu grupla çatışmadan kaçınılmasını, eğer zorunlu olarak çatışmaya girilse bile öldürücü darbenin vurulmamasını, Cemaat mensuplarının sadece kendilerini savunma ve can güvenliklerini korumaya çalışmalarını istiyordu.

Gerçekten de İslam tarihinde örnekleri çokça görülen ve ortaya çıktıkları her dönemde Müslümanlara ağır darbeler vuran, İslam ve Müslümanların önemli zararlar görmesine neden olan nifak hareketleri gibi, bu nifak hareketi de birçok yıkım ve tahribata neden oldu. Bu grubun başlattığı bu çatışma süreci ve meydana getirdiği fitne, büyük bir imtihan dönemi, her açıdan zorlu, sıkıntılı ve meşakkatli bir süreçti. Hem zahiri olarak iki İslami grup arasındaki bir çatışma olmasının manevi ve psikolojik zorlukları ve hem de fiziki olarak Müslümanların kendi bünyelerinde ortaya çıkan bir tümör olması nedeniyle telafisi mümkün olmayacak büyük zararlara, kısa sürede iyileşmeyecek ve kapanmayacak derin yaraların açılmasına sebep olduğundan, Müslümanlara verdiği acı ve eziyetler çok büyüktü.

 

 

[ Geri Dön ]

 

İlan ve Mesajlar
 
 
 
Şehid Rehber
Şehidlerin Hayatı
Savunmalar
Manifesto


K. Dilinden Hizbullah


Anasayfa | Videolar | Arama | Siteyi Öner | Mobil | İletişim | Yukarı Git