Ana Menü
   ANA SAYFA

   İLETİŞİM

   SİTEDE ARA

   SİTEYİ ÖNER

   BASIN BÜROSU

   ŞEHİTLER ALBUMÜ
Bir Ayet - Bir Hadis
Bir Ayet:
Allah O'dur ki, rüzgârlari gönderir, bunlar da bulutu kaldirir. Derken, Allah onu gökte diledigi gibi yayar ve parça parça eder nihayet arasindan yagmurun çiktigini görürsün. Allah diledigi kullarina yagmuru nasip edince, onlar seviniverirler. Rum/48

Bir Hadis:
Bir adamın hayra sarfettiği paranın en efdali, iyaline infak ettiği para ile, Allah yolunda kullanacağı atı için verdiği ve bir de Allah rızası için (mücahid) arkadaşlarına sarfettiği paradır.
En Son Eklenenler
YENİ ZELANDA’DAKİ...

ŞEHADETİNİN 19. Y...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH BASIN B...

ŞEHADETİNİN 18. Y...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

SİYONİST İŞGAL RE...

HİZBULLAH REHBERİ...

MUHTEREM EDİP GÜM...

MEDRESE–İ YUSUFİY...

CEMAAT REHBERİ'ND...

HİZBULLAH CEMAATİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

BİR MUALLİM VE Bİ...

SENİ ÖZLEM VE RAH...

ŞEHADETİNİN 16. Y...

MÜSLÜMANLARIN BİR...

SAYIN BAGASİ'YE S...

ŞEHİT REHBER'İN 1...

SAYIN BAGASİ, SON...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

GAZZE, ÜMMETİN İZ...

HİZBULLAH BASIN B...

MUHTEREM EDİP GÜM...

HİZBULLAH BASIN B...

HİZBULLAH REHBERİ...

HİZBULLAH REHBERİ...

KENDİ DİLİNDEN HİZBULLAH - 65.BÖLÜM

17 OCAK 2000 OPERASYONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

17 Ocak 2000 tarihinde İstanbul Beykoz’da gerçekleştirilen ve Cemaat rehberinin şehid edilmesi ile sonuçlanan büyük operasyonla ilgili bugüne kadar değişik kişi ve çevreler tarafından ortaya atılan iddialara ve ileri sürülen senaryolara cevap olması ve bu konu etrafında oluşturulan şüphe ve istifhamların giderilmesi için bu konuyu müstakil bir başlık altında ele alıp değerlendirmede fayda vardır. Operasyondan bu yana geçen süre içinde ortaya çıkan durum ve elde edilen bilgiler ışığında bu operasyonu tahlil ederek, operasyonun nasıl ve nereden kaynaklandığı hususunda bir neticeye ulaşma imkanına sahibiz. Bu tahlil ve değerlendirme neticesinde kesin olarak şu sonuca varıyoruz ki; bu operasyon direkt Cemaat merkezi ve merkezle irtibatlı elemanlardan herhangi birisinin takibi sonucu gerçekleşmediği gibi, Cemaat merkezi ve rehberiyle irtibatlı üst sorumlular arasına TC’nin sızması da olmamıştır. Bunu ispatlayan ve bu kanaatimizi destekleyen akli ve mantıki delillerimiz ile tecrübi gerekçelerimizi aşağıda maddeler halinde sıralayacağız;

1-Gerek kendimizin yaşadığı, gerekse de okuduğumuz, duyduğumuz ve gördüğümüz, TC’nin polis operasyonları şu şekilde yapılmaktadır; Operasyon öncesinde geniş bir istihbarat çalışması yapılır. Bu istihbarata dayanarak bu işin yetkilisi olan uzman şahıslar operasyonu planlarlar. Operasyon öncesinde, hedeflere yönelik keşif çalışması yapılır. Bütün bu işler bir program dahilinde yürütülür. Operasyonun başlangıç tarihi ve bitiş tarihi, operasyona katılan güçler, bu güçlerin sayısı, operasyonda kullanılacak araç, gereç ve silahlar önceden tespit edilir. Operasyonun önemine göre bazen önceden tatbikat dahi yapılır. Aynı zamanda, çevre güvenliği ve diğer ihtiyaç duyulan ilave tedbirler alınarak operasyon başlatılır. 17 Ocak 2000 tarihli Beykoz operasyonunda böyle bir durum görülmemektedir.

2-Hem Cemaate yönelik şu ana kadar gerçekleştirilen binlerce operasyonun ve hem de Cemaat dışındaki bütün örgütlere karşı yapılan operasyonların gündüz gözü ile öğle saatlerinde yapıldığı görülmemiştir. Hatta şu ana kadar Cemaat sempatizanı olan memur, işçi, esnaf veya öğrencilere yönelik yapılan polis operasyonları dahi gündüz yapılmamış, sürekli olarak gece saatlerinde yapılmıştır. Sadece siyasi suçlulara yönelik değil, adli suçlu insanların yakalanması için yapılan birçok operasyon dahi aynı şekilde gece yapılmaktadır.

3-17 Ocak 2000 tarihinde, öğlen saatlerinde Beykoz’daki eve biri kameralı üç kişilik bir polis ekibi, arabaları ile evin önüne kadar gelip evin zilini çalıyorlar. Perdenin kenarından dışarıya bakan arkadaşlar, gelenlerin polis olduğunu ve birisinin elinde de kamera olduğunu fark ediyorlar. Israrla zile basmaya ve kapıyı vurmaya devam ediyorlar. İçeriden kimse cevap vermeyince duvardan atlayıp bahçeye giriyorlar. Kendisi de içeride olup, bütün bu olanları gören şehit rehber, “Bunlar polistir ve eve girmeye çalışıyorlar” diyerek eline keleşi alıp polislere ateş ediyor ve böylece çatışma başlıyor. Polislerin bu şekilde gelmesi bunun planlı bir operasyon olmadığını gösterdiği gibi, herhangi bir operasyon için gerekli olan operasyon timleri de söz konusu değildir.

4-Bu üç kişilik polis timinin operasyon timi olması düşünülemez. Olsa olsa keşif ve araştırma için gelen bir timdir. Bu üç kişilik polis ekibinin bu şekilde ve o saatte gelmesi bunun o gün için önceden planlanmış bir operasyon olmadığını gösteriyor. Çünkü operasyon öğle saatinde üç kişi ile yapılamaz. Çatışma başladıktan sonra bu polisler kendi telsizleri ile merkezlerinden yardım istiyorlar. Cemaate yönelik yapılan operasyonlarda polis, uzun süredir telsiz kullanmıyordu. Çünkü, Cemaatın telsizleri dinlediğini kesin olarak biliyordu. Bu gelen polisler ise telsizle konuşarak yardım istiyorlar. Bütün basın kuruluşları polis telsizlerini dinleme imkanına sahip olduğundan, polisin yardım kuvvetleri olay yerine ulaşmadan, basın mensupları olay yerine ulaşıyor. Bütün bunlar o gün gelen polislerin operasyon için gelmediklerinin kesin delilidir. O zamanın İstanbul emniyet müdürü, olay günü basına yaptığı açıklamada giden polislerin keşif ve istihbarat toplama amacıyla gittiklerini, ancak ileriki günler için birçok evi kapsayan bir operasyon düşündüklerini söyledi.

5-Beykoz’daki eve operasyondan dokuz gün önce yerleşilmişti. Bu ev ile Cemaat sorumlularının kullandığı iki ev arasında hemen hemen her gün akşam saatlerinde gidiş gelişler oluyordu. Eğer bu operasyon önceden planlanan bir operasyon ve önceden devam eden bir takip neticesinde gerçekleşseydi, böylesine önemli Cemaat sorumlularının bulunduğu diğer iki eve de polisin operasyonla eş zamanlı gitmesi gerekirdi. Oysa ki, bu iki eve Beykoz operasyonuyla eş zamanlı baskın yapılmamış, arkadaşlar evleri terk ettikten 10 gün sonra polis bu evleri basmıştır.

6- Önceden planlanmış ve programlanmış bir operasyonda, operasyon başlar başlamaz eş zamanlı olarak operasyon planı içerisinde yer alan bütün hedeflere baskın düzenlenir. Ancak, 17 Ocak 2000 tarihinde Beykoz’da basılan evin dışında İstanbul’da Cemaatın kullandığı hiçbir eve baskın yapılmamıştır. Evde ele geçirdikleri doküman ve adresler sayesinde bir sonraki geceden başlamak üzere Cemaat mensuplarına ait evlere baskınlar yapılmaya başlandı. Bu da bu operasyonun önceden planlanmadığını, kesin bir istihbarata veya takibe dayanmadığını gösteriyor.

7- Beykoz’daki eve yeni yerleşildiğinden, evin eksikliklerini ve ihtiyaçlarını gidermek amacıyla bazı arkadaşlar bu dokuz gün boyunca eve girip çıkmışlar. Operasyon günü dahi öğleden önce iki sefer eve giriş çıkışlar olmuş. Eğer bu operasyon önceden o gün için planlanmış bir operasyon olsaydı, bu arkadaşların ya yakalanması veya takip edilmesi gerekirdi. Oysa ki, hem yakalanmamışlar ve hem de irtibatlı oldukları ve yanlarına gittikleri arkadaşlara yönelik 17 Ocak günü operasyonundan dolayı bir şey bulaşmamıştır. Hatta şu ana kadar da bu arkadaşlardan bazıları yakalanmamıştır.

TC, operasyon öncesinde gerek Cemaatin İstanbul’daki faaliyetlerinin yoğunluk kazanmasından, gerekse polisin yakalayıp sorguladığı Cemaat mensuplarından ve gerekse de Cemaate yönelik çalışan ajan ve muhbirlerinden aldığı bilgiler sayesinde Cemaatın faaliyetlerinin İstanbul’da yoğunlaştığını hissetmiş ve bu konuda bazı ipuçları ele geçirmişti. Hepsinden önemlisi, o dönemde İstanbul’da bazı insanlar kaybolmuş ve bu insanların Cemaat tarafından kaçırıldığı hususu medyada uzun süre haber yapılmış ve gündemde tutulmuştu. Bütün bu nedenlerden dolayı ve kaybolan insanların bulunması amacıyla polis, İstanbul’da Cemaate yönelik faaliyetlerini yoğunlaştırmıştı. Kaybolan bu insanların bazılarının Anadolu yakasında oturmaları, bu insanlarla ilgili Anadolu yakasında ipuçlarının elde edilmesi ve kaybolan bu insanların apartman dairelerinde değil, müstakil evlerde tutulabileceği ihtimalini göz önünde bulunduran polis, Anadolu yakasında büyük bir araştırma ve istihbarat çalışması başlatmıştı. Bu amaçla, Anadolu yakasında son dönemde satılan veya kiralanan müstakil evlerin listesini ve adreslerini belediye, tapu idaresi ve emlakçılardan alıp geniş bir araştırma yapıyordu. Bu doğrultuda polisin yaptığı bu çalışmalar basında da yayınladı. Beykoz’daki ev hem müstakil, hem son dönemde alınmış ve hem de tapusu Kürdistanlı bir şahsın adına olduğundan, polisin listesini çıkardığı ve araştırdığı evlerden birisi olma ihtimali büyüktür. Bu evin listede bulunması ve dikkat çekmiş olmasından dolayı, 17 Ocak günü eve uğrayan polislerin istihbarat ve keşif için bu eve uğramış olmaları çok normal ve mantıkidir. Bütün bunlar, operasyon öncesinde bir istihbarat ve keşif çalışmasının olduğunu, ancak o ev hususunda polisin net bir bilgisinin olmadığının açık kanıtıdır.

Kısacası, 17 Ocak 2000 tarihinde değil, sonraki günlerde tespit edilen ve şüpheli olan evlere yönelik bir operasyon düşünülmüş olabilir. Nitekim İstanbul Emniyet Müdürü de bu doğrultuda açıklamada bulundu. Beykoz’daki ev de, ileriki günlerde yapılması düşünülen operasyonun kapsamı ve hedefi içinde ele alınmış olabilir. Ancak, kesinlikle 17 Ocak 2000 tarihinde eve gelen polisler o ev hakkında net bir bilgiye sahip değildiler ve operasyon için gelmemişlerdi. Hatta çatışmanın devam ettiği saatlerde dahi emniyet yetkilileri ve televizyon kanalları, bu evin Hizbullah’a ait olabileceği ihtimalinden bahsediyor, ancak hiçbir yetkili bu evin kime ait olduğu ve içeridekilerin kim olduğuna dair kesin bir şey söyleyemiyordu.

Cemaat Rehberinin İstanbul’a yerleşmesiyle burada Cemaat faaliyetlerinin yoğunluk kazanması, tam bu esnada bazı insanların kaybolması ve bunlardan Cemaatın sorumlu tutulması, Beykoz’daki eve de tam o dönemde yerleşilmesi, bugünlere denk gelen polisin Anadolu yakasındaki yoğun faaliyetleri ve ev araştırmaları yapması gibi birçok olay ve sebep bir araya gelince, beklenilmeyen bir zamanda böyle bir hadisenin tevafukken meydana gelmesine sebebiyet verdi. Böylece, her ne kadar bu olay tevafukken meydana gelmişse ve TC’nin kesin bilgilere dayalı planlı bir operasyonu değilse dahi, Cemaatın büyük zararlar görmesiyle neticelendi.

Yukarıda belirttiğimiz sebep ve ihtimalleri daha da çoğaltabiliriz. Ancak, ihtimal ve sebepler ne kadar çok olursa olsun bu gerçeği ve vardığımız neticeyi değiştirmez. Bizim için burada önemli olan, bu operasyonun TC’nin kesin bilgi ve istihbaratı sonucu gerçekleşmediğidir. Ayrıca diğer önemli bir nokta ve gerçek ise, TC’nin Cemaat merkezine ve üst sorumluları arasına sızamadığı ve bu operasyonu Cemaat merkezi ile irtibatlı şahısların takibi sonucu gerçekleştirmediğidir. Bugüne kadar bunun aksini gösterecek hiçbir delil ve bilgiye ulaşılmamıştır.

Her ne olursa olsun, takdiri ilahi bu şekilde tecelli etti. Bu bizim için Rabbimizin bir imtihanı olup, bundan ders ve tecrübe almamız gerekir. Kadir-i mutlak olan Allah’a sığınıp tevekkül ederek ve İslami davamıza olan bağlılığımızı daha da güçlendirerek mücadelemize ve yolumuza devam edeceğiz. En gizli sırlar dahil, her şeyin hakikatini en iyi bilen ve gören Allah-u Teala’dır.

[ Geri Dön ]

İlan ve Mesajlar
 
 
 
Şehid Rehber
Şehidlerin Hayatı
Savunmalar
Manifesto


K. Dilinden Hizbullah


Anasayfa | Videolar | Arama | Siteyi Öner | Mobil | İletişim | Yukarı Git