KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 05.BÖLÜM
CEMAATIN MÜCADELE SAHNESÝNE ÇIKIÞI VE O DÖNEME KISA BÝR BAKIÞ
Cemaatýn ortaya çýktýðý 1980’lý yýllarda Türkiye’nin içinde bulunduðu ekonomik, siyasi, toplumsal ve kültürel durum, o dönemde yaþanýlan ideolojik ve siyasi çatýþmalar, var olan Ýslami gruplarýn kendilerini ifade ve tanýmlama þekli, Ýslami mücadele adýna yürütülen faaliyetlerin ne derece Ýslami olduðu, niteliði ve niceliði, Ýslami kesimin yaþadýðý düþünsel ve fikri sorunlar, teferruata ait fýkhi konularda yapýlan kýsýr tartýþmalar, teori ve pratik arasýnda yaþanan çeliþkiler, cemaatleþme yöntemleri ve mücadele metodu üzerine yapýlan tartýþmalar ve bunlarýn bir türlü pratize edilemeyiþi, oluþturulan sun’i gündemler, heder edilen zaman ve insan kaynaklarý üzerine söylenecek çok þey vardýr. Ancak, amacýmýz o dönemi baþlý baþýna detaylýca ele alýp deðerlendirmek ve tahlil etmek olmadýðýndan, Cemaatýn kuruluþunu ve mücadele sahnesine çýkýþýný ele alýrken, o döneme de kýsaca deðineceðiz.
Cemaatin mücadele sahnesine çýktýðý dönem ve o dönemde Ýslami kesimin yaþadýðý sorunlarla ilgili kýsaca þunu söyleyebiliriz; O dönemde Ýslami mücadele diye nitelendirilen faaliyetler içerisinde yer alan Müslümanlar, o güne kadar legal yollarla, rejimin kontrolünde ve rejimin tayin ettiði sýnýrlar içerisinde kalýnarak verilen mücadele ile Ýslami hedeflere ulaþamayacaklarýný, o zamana kadar mücadelede takip edilen yol ve yöntemlerin yanlýþ ve gayr-ý Ýslami olduðu sonucuna varmýþlardý. Ýslami mücadelede takip edilecek yol ve yöntemlerin Ýslami olmasý gerektiðini, gayr-ý Ýslami yol ve yöntemlerle verilecek bir mücadelenin Ýslami mücadele olamayacaðý gibi, bu yol ve yöntemlerle Ýslami hedeflere ulaþýlamayacaðýna inanmýþlardý. Bütün bu konular Asr-ý Saadet devri ve Ýslami nasslar esas alýnarak yoðun bir þekilde tartýþýlýyor ve Müslümanlarýn gündemini teþkil ediyordu. Bu teorik tartýþma ve sorgulamalar, Ýslami kesimde düþünce ayrýlýklarýna ve pratikte ayrýþmalara sebep oluyordu.
Cemaat rehberi ile Cemaatýn kuruluþ ve yapýlanmasýnda öncülük eden ilk kadrolar baþta olmak üzere, o zamanki Ýslami faaliyetler içerisinde faal olarak bulunan þuurlu, sorumluluk sahibi ve samimi birçok Müslüman, genel olarak Ýslami kesimin o dönemde içinde bulunduðu kötü gidiþatý ve yaþadýðý sorunlarý görüyor, Ýslami davanýn zararýna olan bu kötü duruma bir çözümün bulunmasý gerektiðine inanýyorlardý. Ciddi olarak rahatsýzlýk veren bu sorunlara çözüm bulmak ve bu bunalýmlý dönemi aþmak için hem düþünsel ve hem de pratik alanda yoðun çaba harcýyorlardý. Neticede bu Müslümanlar, yaþanan bu sorunlarýn o güne kadar mücadelede takip edilen gayr-ý Ýslami metod ve yöntemlerden kaynaklandýðýný, mücadelede ve cemaatleþmede Peygamberimizin takip edip pratize ettiði Nebevi metoda ve Ýslami ölçülere uygun hareket edilmesi gerektiði hususunda ortak bir fikir ve kanaatte birleþiyorlardý.
O dönemin yoðun teorik tartýþmalarý içerisinde Müslümanlarýn bu ciddi sorunu ya ihmal ediliyor veya bazý kesimler tarafýndan gayri ciddi, geçici ve basit yaklaþýmlarla ele alýnýyordu. Nitekim, daha önce farklý yerlerde, bazý fert veya gruplar tarafýndan cemaatleþme giriþimleri yapýlmýþ ve bunlarýn çoðu baþarýsýzlýkla sonuçlanmýþtý. Baþarýsýzlýkla neticelenen bu cemaatleþme giriþimleri ve denemeleri sonucu acý olaylar yaþanmýþ, düþmanlýða varacak þekilde ayrýlýk ve ihtilaflar meydane gelmiþ ve bu kötü tecrübeler samimi birçok Müslüman üzerinde olumsuz etki yapmýþtý. Bu durum, sorunun daha da aðýrlaþmasýna ve çözümsüz kalmasýna sebep olmuþtu. Cemaatýn kurucu kadrosu Müslümanlar, bütün bu olumsuzluklarý ve yaþanan kötü tecrübeleri görüp yaþamakla beraber, samimi Müslümanlarýn bir cemaat arayýþý ve beklentisi içinde olduklarýný da biliyorlardý. Hepsinden önemlisi, cemaatsýz Ýslami mücadelenin verilemeyeceðine inandýklarý için, varolan bütün olumsuzluklara raðmen, Müslümanlarýn o dönemde yaþadýklarý sorunlara çözüm olabilecek, Ýslami faaliyetlerin heba olmasýný önleyecek, mevcut baþýboþluk ve kargaþa ortamý nedeniyle birçok samimi insanýn dökülüp davadan uzaklaþmasýnýn önüne geçebilecek, Müslümanlarý bu bunalým ve kargaþa ortamýndan kurtarýp saðlýklý ve sýhhatli Ýslami bir mücadele zeminine kavuþturabilecek yeni bir cemaatleþme sürecinin baþlatýlmasýna inanýyor ve bu doðrultudaki çabalarýný sürdürüyorlardý.
Bu amaçla, Cemaatleþme süreci baþlatýlmadan önce, Ýslam dünyasýnda tarihi süreç içerisinde ortaya çýkan, varlýðýný sürdüren veya sürdüremeyen Ýslami hareketler ile günümüzde mücadele sahnesine çýkan Ýslami hareket ve gruplar hakkýnda araþtýrma ve incelemeler yapýlýyordu. Ayný þekilde, yerel düzeyde varolan Ýslami grup ve cemaatlerin, yapýsal ve düþünsel durumlarý, davet ve mücadele yöntemleri, o güne kadar ortaya koyduklarý pratik uygulamalarýndaki baþarý ve zaaflarý araþtýrýlýyordu. Bütün bu araþtýrma, inceleme ve gözlem neticesinde, yerel düzeyde Müslümanlarýn ihtiyaçlarýna cevap verebilecek kamil anlamda kapsamlý ve kuþatýcý bir hareketin olmadýðý kanaatýna varýldýðýndan, böylesine aðýr, hassas ve önemli bir iþe teþebbüs edildi. Müslümanlarýn yaþadýklarý ve karþýlaþtýklarý sorunlar, mevcut imkanlar ve olumsuzluklar, zaman, mekan, toplumsal dinamikler ve insan unsuru iyice teþhis ve tespit edilmeden ve göz önünde bulundurulmadan, bilgisizce ve körü körüne böyle bir cemaatleþme giriþiminde bulunulmadý. Hepsinden önemlisi cemaatleþme iþi, yerine getirilmesi gereken Ýslami bir farize olduðundan, Ýslami sorumluluk gereði, inanç, güven, kararlýlýk ve ubudiyet bilinciyle bu iþe teþebbüs edildi.
Bu inanç ve düþünce temelinde, Cemaatýn öncüleri 1979 yýlýnda, o zamana kadar süregelen tartýþmalardan, yanlýþ ve yetersiz çalýþmalardan, içinde bulunulan kýsýr döngüden sýyrýlarak, Müslümanlarýn özlem ve beklentilerini karþýlayacak, tamamen yeni, özgün ve baðýmsýz, her konuda Ýslami ölçüleri ve Asr-ý Saadet dönemini esas alan, sadece takva, fedakarlýk, ihlas ve Ýslam kardeþliði temelinde bir araya gelen Müslümanlarýn gönüllü birlikteliðinden oluþan Hizbullahi Cemaatý kurdular. Çekirdek kadrolardan ve az sayýda ders halkalarýndan oluþan faaliyetleriyle iþe baþlayan bu Müslümanlar, süreç içerisinde, sabýrlý, ihlaslý, kararlý bir seyir ve direniþ çizgisi takip ederek, iç içe geçmiþ halkalar gibi birbirine kenetlenerek, yýlmadan, yorulmadan, aþk ve heyecanla faaliyetlerini geliþtirerek bugünlere kadar geldiler. Hizbullahi Cemaat, mensuplarý yeryüzünde yaþadýkça, Ýslami hedeflerine ulaþmak ve Allah’ýn rýzasýný kazanmak gayesiyle, Allah’a kulluk ve ibadet bilinciyle mücadelesini sürdürmeye devam edecektir.
[ Geri Dön ]

Þehid Rehber