HÝZBULLAH CEMAATÝ'NÝN MANÝFESTOSU

Bismillahhirrahmanirrahim

“Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun, babalarý, oðullarý, kardeþleri yahut akrabalarý da olsa, Allah'a ve Resûlüne düþman olanlarla dostluk ettiðini göremezsin. Ýþte onlarýn kalbine Allah, iman yazmýþ ve katýndan bir ruh ile onlarý desteklemiþtir. Onlarý içlerinden ýrmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardýr. Allah onlardan razý olmuþ, onlar da Allah'tan hoþnut olmuþlardýr. Ýþte onlar, Hizbullah’týr. Ýyi bilin ki, kurtuluþa erecekler de Hizbullah olanlardýr.” (Mücadele: 22)

Rabbimiz! Üzerimize sabýr dök, ayaklarýmýzý saðlam tut ve o kâfir millete karþý yardým et!

Bizi Ýslam ile þereflendiren, gece ile gündüzün Rabbine hamd olsun. Hiçbir þeyin kendisinden gizlenemediði, kalplerdeki kelimesiz, harfsiz insan psikolojisinden haberdar olan ve onun tecellisinde etkin olan iyilik ve kötülük seçimini insanýn cüz–î iradesine býrakarak sýnayan, hiçbir þeye ve hiç kimseye muhtaç olmayan Allah’a hamd olsun.

Bizleri, insan ruhunun temelindeki nötr olan iyilik ve kötülük yol ayrýmýnda iyiliði seçmeye muvaffak kýlan Allah’a hamd olsun. Bu iyilik ve kötülükler açýlacak olursa; Ýslam ile küfür, iman ile inkâr, sýdk ile kizb, hak ile batýl, adalet ile zulüm neticelerinin de birikimi olan cennet ile cehennem gibi iki büyük hakikate dönüþtüðü görülecektir. Ýþte bizi; yarattýðý iyilik ile kötülük, hayýr ve þer seçiminde, bize hayra uymayý nasip eden Allah’a tekrar hamd ederiz ki, bizi büyük hayýr olan Ýslam için mücadele eden ve karanlýðýn askerlerine karþý aydýnlýðýn askerleri yapmýþtýr. Bizi beþer olarak insan, insanlýk için hayýrlý ümmet, bugünkü daðýnýk, periþan ümmet içinde küfre boyun bükmeyen, kýyamete kadar hak üzere galip gelecek taifeye tabi olmak gibi bir konum ve sorumluluk ile þereflendiren Allah’a ne kadar hamd etsek azdýr.

Allah–u Teala Hakimdir, her þeyin karþýlýðýný yaratmýþtýr. Ýþlerinde israf, eksiklik, fazlalýk, daðýnýklýk yoktur. Allah abes ile –haþa– iþtiðal etmez. Her þeyin karþýlýðý vardýr. Mükâfat ve ikab birer neticedir. Hiçbir þey ve dava maliyetsiz, külfetsiz deðildir. Her þeyin bir fiyatý, maliyeti, yatýrýmý vardýr. Elbette Ýslam davasýný omuzlamanýn da bir bedelinin olduðunu takdir edip kabul etmek lazýmdýr. Sorumluluða razý olmak, hele hele talip olmak bireysel olarak bazý þeylerden yoksun olmayý, bazý zorluklara ve zahmetlere katlanmayý beraberinde getirir. Bu zorluklar, zahmetler, mahrumiyetler sýrf o sorumluluðun karþýlýðý, fiyatý, pahasýdýr. Ayrýca o sorumluluðu icra ederken en güzel þekilde o makama layýk olacak þekilde davranmak için de bir bedel ödemek gerekecektir. Ancak ondan sonradýr ki Allah–u Teâla o sorumluluða talip olmak için yapýlan yatýrýmý, o konuma sahip olduktan sonra en iyi þekilde temsil etmek için gösterilen çabanýn zor olmasýnýn karþýlýðýný hem dünyada hem ahirette verir. Dünyada bir mücadelenin bina ve inþasýnda bir unsur olma, içinde erime, böylece gelecek nesillere güzel bir yolun miras býrakýlmasýnýn mükâfatýnýn ortaðý, ahirette de Allah’ýn rýzasýnýn gerektirdiklerine sahip olmak vardýr. Bize verdiði tüm nimetler, iyilikler ve güzellikler için Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

Mahlukatýn en þereflisi, en faziletlisi, en ekremi, alemlere rahmet olarak gönderilen, muttakilerin imamý, mücahitlerin lideri Hazreti Muhammed aleyhissalatu vesselama da selam olsun. Ýslam nimetinin bize kadar ulaþmasýnda büyük emeði geçen, zulüm dünyasýnýn adilleri, karanlýk dünyanýn nurlarý olan aline ve ashabýna da salat ve selam olsun. Küfrün saldýrýsýna, parçalamasýna, bölmesine maruz kalan mazlum ümmetin þehidlerine, küfrün zindanlarýndaki mücahitlerine, Ýslam’ýn ölümsüz mesajýný yeryüzüne yaymak için canýný vermeye hazýr davetçilerine selam olsun.

Allah’ým, bize hakký hak olarak göster ve hakka uymayý nasip et, batýlý da batýl olarak göster ve batýldan uzaklaþmayý bize nasip et. (Þehit Rehber Hüseyin Velioðlu – 1994)

YARATILIÞ GAYESÝ VE TEVHÝD MÜCADELESÝ

Ýnsanlýk tarihi, ilk insan ve ayný zamanda ilk peygamber olan Hz. Adem aleyhisselam ile baþlar. Ýlk insan, ayný zamanda ilk peygamber olarak görevlendirilmiþtir. Peygamberlerin aleyhümüsselam önderlik ettiði tevhid mücadelesi tarihi de bu þekilde süregelmiþtir. Hatem–ul Enbiya olan Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam’ýn geliþine kadar geçen süre içerisinde deðiþik dönemlerde, farklý toplumlara ve kavimlere ihtiyaç üzerine birçok peygamber gönderilmiþtir. Peygamberler aleyhümüsselam; insanlara tevhid inancýný teblið edip Rablerini tanýtmak, varlýðýn ve hayatýn hakikatlerini bildirmek ve mükellef tutulduklarý kulluðun icaplarýný haber verip kurtuluþ yollarýný göstermek için gönderilmiþlerdir. Ýnsanlarý yeryüzünde bir hayat sýnavýndan geçirmek üzere yaratan Allah cellecelalühü, onlarý hiçbir zaman kendi baþlarýna rehbersiz ve kýlavuzsuz býrakmamýþtýr. “Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik.” (En’am: 42)

Hz. Adem aleyhisselam ile baþlayan ve Hatemunnebiyyin Hz. Muhammed aleyhissalatu vesselam ile son bulan peygamberlik silsilesi boyunca görevlendirilen bütün peygamberlerin davetlerinin ve dinlerinin özü birdir. Hepsi insanlara tevhid inancýný teblið etmiþ, onlarý küfür ve þirkten sakýndýrmýþlardýr. Alemlerin Rabbi olan Allah Tebarek ve Teala’dan baþkasýna kulluk edilmemesini, O’na hiçbir þekilde þirk koþulmamasýný emretmiþ ve bunun mücadelesini vermiþlerdir. Andolsun ki Biz, her ümmete: “Allah'a kulluk edin ve Taðuttan sakýnýn!” diye uyaran bir peygamber gönderdik….” (Nahl: 36)

Ýslam dini, ilahi mesajýn son halkasý ve bu silsilenin kemale ermiþ son þekli olarak insanlýða takdim edilmiþtir. “…Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladým ve sizin için din olarak Ýslam'a razý oldum…” (Maide: 3)

Böylelikle ilk peygamber Hz. Adem aleyhisselam’dan, son peygamber Hz. Muhammed aleyhissalatu vesselam’a kadar devam eden ve peygamberlerin önderlik ettiði tevhid mücadelesini sürdürme görevi, O’nun takipçileri Müslümanlara yüklenmiþtir. Bundan sonra vahiy ve peygamber gelmeyeceði için din olarak Ýslam’dan baþka bir dine tabi olmak, insanlardan kabul edilmeyecektir. Allah Süphanehü ve Teala’nýn insanlara bir lütfu ve rahmeti olarak, Müslümanlar iyiliði emretme ve kötülükten men etme hususunda sorumluluk altýna alýnmýþ ve Ýslami teblið ve daveti sürdürmeleri istenmiþtir. Dolayýsýyla Ýslam daveti, Müslümanlarýn bu görevi ifa etmeleriyle kýyamete kadar devam edecektir.

BEÞERÝ SÝSTEM VE ÝDEOLOJÝLER

Ýnsanlýk tarihi boyunca ortaya çýkan bütün beþeri ideoloji ve sistemlerin hakimiyeti sýnýrlý olmuþ ve belli bir müddet sonra bu ideolojiler ya unutulmuþ ya terk edilmiþ veya deðiþime uðrayarak tarih sahnesinden silinmiþlerdir. Bu sistemler, hakim olduklarý dönemlerde insanlýðýn faydasýna olabilecek veya insaný özgürlük ve mutluluða kavuþturacak kalýcý bir çözüm getirememiþ, aksine insanlýða acý, gözyaþý ve büyük zulümler yaþatmýþlardýr. Bu sistemlerin sýnýrlý olan doðrularýnýn ve insanlýða faydalý olan yanlarýnýn da peygamberlerin ilahi mesajlarýnýn etkisi sonucu ortaya çýktýðý ve ilahi dinlerden neþet ettiði bir gerçektir. Dolayýsýyla günümüze kadar baki kalan, peygamberlere vahiy yoluyla gönderilen ilahi mesajlar olmuþtur.

Ayný þekilde zulmün, adaletsizliðin, hukuksuzluðun, sömürünün, ahlaksýzlýðýn, iþgal, talan ve insan onurunu ayaklar altýna alan günümüz beþeri hayat düzenleri de insan fýtratýna aykýrý olduklarý için insanlýðýn ve toplumlarýn sorunlarýný kamil manada çözüme kavuþturmalarý þöyle dursun, daha da aðýrlaþtýrdýklarý göz önündedir. Bu ideoloji ve hayat sistemlerinin insanlýða verecekleri hiç bir þeyleri yoktur. Çünkü bunlar ilahi bir mesajdan, ahlak, asalet ve erdemden yoksun olduklarý gibi, insanýn yaratýlýþ gayesine aykýrý bir þekilde insanlýðý nefis, þehvet, þeytan, heva ve hevesler doðrultusunda sapkýnlýða, ayrýmcýlýða, makam ve serveti putlaþtýran bir hayata ve anlayýþa sevk etmektedirler.

Ýçinde bulunduðumuz yirmi birinci asrýn baþ döndürücü bilgi ve teknolojik geliþmeleri ve sýnýrsýz maddi imkânlarýna raðmen, bunlarýn tek baþýna insanlýða huzur ve refah getirmediði bir gerçektir. Günümüz dünyasýnda var olan bütün olumsuzluklar ve bu cümleden mustazaf halklarýn karþýlaþtýðý bütün sorunlar, dünyaya hükmetmeye çalýþan beþeri düzen ve ideolojilerden kaynaklanmaktadýr. Toplumlarýn ve halklarýn bugün yüz yüze bulunduðu sömürülmüþlük, ayrýmcýlýk, hukuksuzluk ve adaletsizliklerin kaynaðý bu mufsid sistemlerdir. Eðer bugün toplumlarýn ve uluslarýn özgürlüðü, baðýmsýzlýðý, onuru tehdit ediliyorsa; ekonomik, kültürel, sosyal, ulusal ve ahlaki birçok sorunla karþý karþýya kalmýþlarsa, bunlarýn asýl müsebbibi, dünyaya ve toplumlara egemen olan bu gayri Ýslami rejimler ve onlarýn baþlarýndaki müstekbir zalimlerdir.

SORUNLARIN TEMEL NEDENÝ ÝSLAMDAN UZAKLAÞMADIR

Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam, son din olan Ýslam’ýn kendisine vahyedilmesiyle, 23 yýllýk tevhid mücadelesi boyunca kendisine gelen vahyi yaþayarak, teblið ederek ve hayatýn her alanýnda pratize ederek, insanlýk tarihinde benzerine rastlanmayan büyük bir inkýlap gerçekleþtirip kamil anlamda Ýslami bir hükümet ve yönetim sistemi kurdu. Ancak Hülafa–i Raþidinden sonra, Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam’ýn tesis etmiþ olduðu Ýslami hükümet ve yönetim sisteminden sapmalar baþladý. Böylece tedricen, siyaset ve yönetim alanýnda Ýslam’ýn özünden ve Nebevi yönetim tarzýndan uzaklaþma süreci de baþlamýþ oldu. Sonraki dönemlerde iþ baþýna gelen yönetimlerin birçoðu, Ýslami yönetim veya hükümet yapýsýnýn temelini oluþturan siyasi ve toplumsal hükümleri ya tümden bir kenara atarak veya kýsmen uygulayarak, Ýslam’ý tedricen yönetimden ve toplumsal alandan uzaklaþtýrdýlar.

Bu yanlýþ yönetim ve uygulamalar, sonraki dönemlerde ortaya çýkan din–siyaset ayýrýmýnýn temelini oluþturdu. Bu sürecin sonucu olarak Ýslam ümmeti parçalandý, bunun yerine saltanatlar, krallýklar, ulus devletler, kabile devletleri, aile devletleri ve tek parti diktatörlükleri dönemi baþladý. Bu dönemle beraber Ýslam topraklarýnýn çoðuna baskýcý, diktatör, laik, despot gayr–ý Ýslami yönetimler hakim oldu. Bu rejimlerin ortak özelliði; Ýslam’a ve Ýslam’ýn yönetim anlayýþýna düþmanlýk olmuþtur. Öyle ki bu rejimlerin hakim olduðu Ýslam topraklarýnýn tümünde, Ýslam’ýn siyasi hakimiyetini istemek en büyük suç kabul edilmiþ ve Müslümanlara karþý acýmasýz bir baský ve sindirme politikasý yürütülmüþtür.

Netice itibarýyla Ýslam ümmeti olarak bugün yüz yüze kaldýðýmýz ve yaþadýðýmýz sorun ve sýkýntýlarýn en büyük nedeni, Ýslam’ýn özünden ve hayat bahþ eden ilahi nizamýndan uzaklaþmadýr.

Bu baðlamda gerek ümmet olarak, gerek ülke olarak, gerekse kavim olarak yaþadýðýmýz sorunlarýn çözümü için Ýslam’a sarýlmaktan ve onu tek çözüm unsuru olarak görmekten baþka çare yoktur.

“Kim Ýslam'dan baþka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette hüsrana uðrayanlardan olacaktýr” (Al–i Ýmrân: 85)

MÜSLÜMAN BÝR TOPLUMA ANCAK ÝSLAM REHBERLÝK EDER

Beþeri rejim ve sistemlerin aksine, günümüze kadar Ýslam’ýn insanlýða armaðan ettiði ve insanlýðýn ilerlemesine, medeniyete, toplumun ahlak, refah ve sosyal adaletine kazandýrdýklarý, dost düþman herkes tarafýndan bilinmekte ve kabul edilmektedir.

Bütün tarihi, akli, ilmi ve vahyi bilgi ve veriler bize insanlýðýn kurtuluþu, özgürlüðü, saadet ve mutluluðu için en doðru yol ve hayat nizamýnýn, peygamberler aleyhümüsselam vasýtasýyla günümüze kadar ulaþan tevhid inancý ve bunun hayat manzumesi olduðunu göstermektedir. Bunun son halkasý ise Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhissalatu vesselam vasýtasýyla bize kadar ulaþan Ýslam nizamý olduðu bir gerçektir. Asýrlar boyunca Ýslam’a karþý verilen bütün mücadelelere ve ortaya çýkan bütün beþeri sistem ve ideolojilerin düþmanca saldýrý ve tahribatlarýna raðmen Ýslam’ýn hiç deðiþmeden ve mesajýnýn inhirafa uðramadan günümüze kadar devam etmesi, Ýslam’ýn çaðlar üstü ilahi bir din olduðunun ispatýdýr.

Bütün bu kati burhan ve sönmeyen tevhid nuru ile Ýslam’ýn hayat bahþeden sistem ve yaþam þekli ortadayken, insanlýðýn ve özellikle Müslüman toplumlarýn kurtuluþu ve özgürlüðü için baþka yol, yöntem, nizam veya hukuk sisteminin peþine takýlmak, onlardan medet ummak beyhude bir çýrpýnýþ olup serap peþinde koþmaktan baþka bir þey deðildir. Beþeri ve taðuti bir sistemden kaynaklanan sorunlarý baþka bir beþeri ve taðuti sisteme sarýlarak çözmeye kalkýþmak, akýl ve mantýkla da uyuþmaz.

Asýrlardýr Ýslam ile þereflenmiþ, Ýslam’ý hayatýnýn ve kültürünün bir parçasý haline getirmiþ, bu dinin insanlýða ulaþtýrýlmasý, yayýlmasý ve hakimiyeti için birçok fedakarlýkta bulunmuþ olan halkýmýzýn özgürlüðü ve kurtuluþu için bir mücadele verilecekse ancak Ýslam esas, ölçü ve örnek alýnarak verilebilir. Bu mücadelenin öncülüðünü ve kaynaklýðýný Ýslam’dan baþka hiç bir din ve ideoloji teþkil edemez.

LAÝK REJÝMÝN ZULÜM POLÝTÝKALARI

Laik Kemalist rejimin iktidara gelmesiyle Ýslam’a ve mukaddesatlarýna savaþ açýlmýþ, Ýslam, devlet ve toplum hayatýndan silinmeye çalýþýlmýþtýr. Kemalist ideolojinin hakim olmasýndan sonra bunun gayri Ýslami bir istibdat düzeni olduðunu gören ve karþý çýkan Müslüman Kürd ve Türk halkýna her türlü zulüm yapýlmýþ, katliamlara maruz býrakýlmýþ, yerleri yurtlarý yakýlýp yýkýlmýþ, mallarý talan edilmiþ, pek çok öncü ve alimleri Ýstiklal Mahkemeleri kararýyla daraðaçlarýnda asýlmýþ, yurtlarýndan sürülmüþ ve daha nice zulüm ve baskýlara maruz býrakýlmýþlardýr.

Müslüman Kürtler ise rejimin etnik ayrýmcýlýk ve þoven politikalarý sonucu iki kat zulme maruz kalmýþtýr. Türk milliyetçiliðini esas alan Kemalist rejim, hükmetmeye baþladýðý andan itibaren Türkiye’de Türk’ten baþka bir halk ve Türkçeden baþka bir dil kabul etmemiþ, tanýmamýþ ve yok saymýþtýr. Herkes Türk görülmüþ ve Türk kabul edilmiþtir. Kuruluþundan günümüze kadar, ülkede yaþayan halklarýn insani ve Ýslami haklarýný gasp etmiþ, onlara karþý her türlü zulüm, baský, ayrým, inkar ve asimilasyoncu politikalarý sürdüre gelmiþtir. Haliyle bu din düþmanlýðý ve baðnaz Türk milliyetçiliði, büyük sosyal ve siyasal sorunlarýn oluþmasýna kaynaklýk etmiþ ve sürekli olarak halkla rejimi karþý karþýya getirmiþtir.

HÝZBULLAH CEMAATÝNÝN KURULUÞUNU HAZIRLAYAN ETKENLER

Ýslam ümmeti genelinde ve özellikle Kürdistan’da ilhadi ideolojilerin yaygýnlaþtýrýldýðý ve bunlarýn moda gibi kitlelere sunulduðu, bu ideolojiler aracýlýðýyla Müslüman halklarýn, özellikle genç nesillerin Ýslam’dan uzaklaþtýrýlýp Materyalist ideolojilerin pençesine düþürüldüðü, Ýslam’ýn toplumsal, siyasal, ekonomik, hukuksal ve kültürel sorunlara çözüm getiremeyeceði, günümüzde toplumu idare edebilecek bir yönetim þekli olamayacaðý, bin dört yüz yýl önce yaþanmýþ ve devrini tamamlayýp geride kalmýþ bir din olduðu, dinin afyon gibi kitleleri uyuþturduðu, bir ütopya ve üst yapý kurumu olup toplumsal ve siyasi hareketlere ve halk devrimlerine öncülük edemeyeceði þeklinde tezlerin ileri sürüldüðü, kültür emperyalizmi yoluyla sömürgeci güçlerin Ýslam’a karþý çok yönlü yoðun bir savaþ yürüttüðü, Laik Kemalist rejimin bir devlet politikasý olarak Ýslam’ý toplumsal hayattan uzaklaþtýrmak için tüm organlarýný seferber ettiði o dönem ve þartlarda yaþanan bütün bu olumsuzluklar, Hizbullah cemaatinin kuruluþunu hazýrlayan önemli etkenler olmuþtur.

Cemaat rehberi ile Cemaatin kuruluþ ve yapýlanmasýnda öncülük eden ilk kadrolar baþta olmak üzere, o zamanki Ýslami faaliyetler içerisinde aktif olarak bulunan þuurlu, sorumluluk sahibi ve samimi birçok Müslüman tarafýndan, Ýslami kesimin içinde bulunduðu kötü gidiþat ve yaþanan sorunlar görülüyordu. O dönemde ciddi olarak rahatsýzlýk veren bu sorunlara çözüm bulmak ve o bunalýmlý dönemi aþmak için hem düþünsel ve hem de pratik alanda yoðun çaba harcanýyordu. Müslüman kitlenin yaþadýðý sorun ve sýkýntýlarda, mücadelede takip edilen metod ve yöntemlerin de büyük tesirlerinin olduðu, mücadelede ve cemaatleþmede Peygamberimizin pratize ettiði Nebevi metoda uygun hareket edilmesi gerektiði hususunda ortak bir fikir ve kanaat oluþuyordu. Hepsinden önemlisi, cemaatleþme iþi, yerine getirilmesi gereken Ýslami bir fariza olduðundan, Ýslami bilinç ve sorumluluk gereði bu iþe giriþilmeliydi.

Bu amaçla; Cemaatleþme süreci baþlatýlmadan önce, Ýslam dünyasýnda tarihi süreç içerisinde ortaya çýkan, varlýðýný sürdüren veya sürdüremeyen, ayný zamanda mücadele sahnesine yeni çýkmýþ olan Ýslami hareket ve gruplar hakkýnda araþtýrma ve incelemeler yapýlýyordu. Bunun yanýnda yerel düzeyde var olan Ýslami grup ve cemaatlerin yapýsal ve düþünsel durumlarý, davet ve mücadele yöntemleri, o güne kadar ortaya koyduklarý pratik uygulamalarýndaki baþarý ve zaaflarý araþtýrýlýyordu. Bütün bu araþtýrma, inceleme ve gözlem neticesinde, yaþadýðýmýz coðrafyada Müslümanlarýn ihtiyaçlarýna cevap verebilecek kapsamlý ve kuþatýcý bir hareketin olmasý gerektiði kanaatine varýldýðýndan, böylesine aðýr, hassas ve önemli bir iþe inanç, güven, kararlýlýk ve ubudiyet bilinciyle giriþildi.

Netice olarak; Müslümanlarýn o dönemde yaþadýklarý sorunlara çözüm olabilecek, Ýslami faaliyetlerin heba olmasýný önleyecek, mevcut baþýboþluk ve kargaþa ortamý nedeniyle birçok samimi insanýn davadan uzaklaþmasýnýn önüne geçebilecek, Müslümanlarý bu bunalým ve kargaþa ortamýndan kurtarýp saðlam Ýslami bir mücadele zeminine kavuþturabilecek yeni bir cemaatleþme süreci baþlatýlmýþ oldu. Bu inanç ve endiþeyle atýlan adýmlar neticesinde, Allah’ýn yardýmýyla Hizbullah Cemaati mücadele sahnesine çýkmýþ oldu.

HÝZBULLAH CEMAATÝNÝN KURULUÞU

Cemaatin öncüleri, o zamana kadar süregelen tartýþmalardan, yanlýþ ve yetersiz çalýþmalardan, içinde bulunulan kýsýr döngüden sýyrýlarak, Müslümanlarýn özlem ve beklentilerini karþýlayacak, özgün ve baðýmsýz, her konuda Ýslami ölçüleri ve asr–ý saadet dönemini esas alan, sadece takva, fedakârlýk, ihlas ve Ýslam kardeþliði temelinde bir araya gelen Müslümanlarýn gönüllü birlikteliðinden oluþan bu cemaati kurmaya karar verdiler. Böylece Hizbullah Cemaati, 1979 yýlýnda þehid Hüseyin Velioðlu rehberliðinde Batman’da kuruldu.

Çekirdek kadrolardan ve az sayýda ders halkalarýndan oluþan faaliyetleriyle iþe baþlayan bu Müslümanlar, süreç içerisinde sabýrlý, ihlaslý, kararlý bir seyir ve direniþ çizgisi takip ederek, iç içe geçmiþ halkalar gibi birbirlerine kenetlenerek, yýlmadan, yorulmadan, aþk ve heyecanla faaliyetlerini geliþtirerek bugünlere kadar geldiler.

HÝZBULLAH CEMAATÝNÝN HARAKET METODU

Ýslami mücadelede takip edilecek metod meselesi eskiden beri Müslümanlar arasýnda tartýþma konusu olmuþtur. Dünyanýn deðiþik yerlerinde mücadele eden Müslümanlar, içinde bulunduklarý ortam ve þartlarýn da etkisiyle farklý yöntem ve metotlara baþvurmuþlardýr. Hizbullah Cemaati de, Resulullah aleyhissalatu vesselam’ýn, mücadelesinde bir metot ortaya koyduðuna ve Müslümanlarýn mücadelede bu metoda uygun hareket etmesi gerektiðine inanmaktadýr. Bu akidesinin ve bakýþ açýsýnýn bir yansýmasý olarak, doðruluðuna ve gerekliliðine inandýðý nübüvvet dönemini esas almýþ ve nebevi hareket metodunu kendisine model kabul etmiþtir.

Ýslami mücadeleyi sürdürmek, toplumun Ýslami dönüþümünü saðlamak ve Ýslami hakimiyeti gerçekleþtirecek bir yönetim hedefine ulaþmak için Ýslami nasslar, akýl ve çaðýn gerekleri, Peygamberin nebevi metodunu takip edecek Ýslami bir hareketi zorunlu kýlmaktadýr.

Hizbullah Cemaati; bidayetinde bu inanç, görüþ ve bakýþ açýsý doðrultusunda adým atmýþ ve mücadelesini bu güne kadar bu esaslar üzerinde sürdürmüþtür.

“Muhakkak ki sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuþmayý uman ve Allah'ý çokça zikreden kimseler için Allah’ýn Resûlünde güzel bir örnek vardýr.” (Ahzab: 21)

CEMAATLEÞME ÝSLAMÝ BÝR EMÝRDÝR

Kuran’ý Kerim ve onu teblið eden, açýklayan, uygulayarak pratize eden Peygamber aleyhissalatu vesselam’ýn sünnetini her iþte ölçü ve kaynak kabul eden Müslümanlar, bireysel ve toplumsal hayatlarýný Kur’an ve sünnete göre tanzim etmekle yükümlüdürler. Bu durum, kamil anlamda ancak Ýslami bir hükümette gerçekleþebilir. Ýslami hükümete de cemaatsiz ulaþýlamayacaðýndan, Müslümanlarýn cemaatleþerek organizeli bir güç þeklinde faaliyet yürütmeleri ve mücadele etmeleri gerekir. Ýslami hükümet, örgütlü mücadele veren Ýslami bir cemaatin semeresidir. Yürütülen mücadelenin bir bitimi veya nihayeti deðildir. Cemaat olarak mücadele etme, Kur’an ve sünnetin yüklediði bir sorumluluktur. Dolayýsýyla Müslümanlarýn cemaat olmalarý, sýrf þartlarýn dayatmasý veya zamanýn bir gerekliliði deðil, bizzat Ýslam’ýn emridir.

 “Sizden, hayra çaðýran ve iyiliði emredip kötülükten nehyeden bir ümmet olsun. Ýþte onlar kurtuluþa erenlerdir.” (Al–i Ýmran: 104)

“Allah'ýn yardýmý cemaatle beraberdir." (Ebu Davud)

Genelde tüm Peygamberler aleyhümüsselam, özelde ise Hatemünnebiyyin aleyhissalatu vesselam sadece Mü’minlere deðil, bütün insanlara örneklik teþkil edecek örgütlü mücadele ve örgütlü toplum örneðini en güzel þekilde ortaya koymuþ hidayet önderleridirler. Müslümanlar her çaðda, hayatlarýnýn tüm alanlarýnda ve her þartta bunlarý kendilerine örnek edinip uygulamak durumundadýrlar.

HÝZBULLAH CEMAATÝNÝN HEDEFÝ

Ýslami mücadelede ulaþýlmak istenen hedef; Müslüman fert, Müslüman aile, Müslüman toplum ve nihayet Ýslam’ýn toplumsal hakimiyeti ve Ýslami hükümetin tesisidir. Bu mücadele neticesinde tüm insanlarýn tevhid inancýný kabul etmeleri arzu edilmekle ve bunun için teblið ve davet yapýlmakla beraber, aslolan Ýslami hakimiyeti saðlamaktýr.

Hizbullah Cemaati; Ýslami hükümete giden mücadele sürecinde, Ýslami teblið ve davetin önündeki engelleri kaldýrmayý ve herkesin özgürce dini inancýný yaþamasýný hedefler. Peygamber aleyhissalatu vesselam Medine Ýslam devletini kurarken, Medine toplumu çoðunluk olarak Müslümanlardan müteþekkil deðildi. Müslüman olmayan etba, kendi inanç ve ibadetlerinde özgür olmakla birlikte, toplumun idaresi ve otorite Müslümanlarýn elindeydi.

“Onlar ki; kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazý kýlar, zekâtý verirler, iyiliði emreder ve kötülükten nehyederler. Ýþlerin sonu Allah'a varýr.” (Hac: 41)

KÜRD VE KÜRDÝSTAN MESELESÝ

“Ey insanlar! Gerçekten biz sizi bir erkek ve diþiden yarattýk. Ve birbirinizle tanýþasýnýz diye sizi kavimler ve kabilelere ayýrdýk. Kuþkusuz Allah katýnda sizin en deðerli olanýnýz, takvaca en üstün olanýnýzdýr. Þüphesiz Allah hakkýyla bilendir, hakkýyla haberdar olandýr.” (Hucurat: 13)

Kürdistan, tarihi süreç içinde Kürd halkýnýn üzerinde yaþadýðý, uzun tarihi geçmiþi olan ve tarihi belgelerle sabit olan coðrafyanýn adýdýr. Bugün bu coðrafya üzerinde baþka kavimlerden insanlar da mevcut olup, Kürdistan bütün bu insanlarýn ortak vatanýdýr.

Kürt halkýnýn Ýslam’ý kabul etmesiyle, Kürdistan coðrafyasý Ýslam ümmetinin ve Ýslam diyarýnýn ayrýlmaz bir parçasý haline gelmiþtir. Kürtlerin tarihinde ve Kürdistan coðrafyasýnda Ýslam’a hizmet ve ilayikelimetullah için ortaya çýkan hareketler ve meydana gelen olaylar göstermektedir ki, Ýslam tarihi boyunca Kürtler gönüllü olarak, Ýslami bilinç ve þuurla sürekli ümmet bütünlüðüne sadýk kalmýþ ve bu bütünlüðün muhafazasý için her türlü fedakârlýðý göstermiþlerdir.

Müslümanlarýn ümmet þuuruyla kenetlendiði, zulüm ve ayrýmcýlýðýn olmadýðý, herkesin yaratýlýþ itibariyle eþit sayýldýðý, üstünlüðün sadece takvada olduðu, kimsenin kimseye üstünlük saðlayamayacaðý, kimsenin dilinden, renginden, isminden, yaþadýðý coðrafya veya mensubu olduðu sýnýf, kavim veya aileden dolayý ayrýcalýða sahip olamayacaðý yada tersine bu özelliklerinden ve sýfatlarýndan dolayý hiç kimsenin haksýzlýða uðrayýp aþaðýlanamayacaðý, ilahi adaletin ve hududullahýn hakim olduðu birleþik bir Ýslam ümmetinin oluþmasý, Hizbullah için kutsal bir arzu ve yüksek bir idealdir. Bu ideal için mücadele etmeyi, Ýslami akidesi ve Nebevi Ýslam’ýn gereði olarak görmektedir. Bu uðurda çile çekmeyi, iþkence görmeyi ve þehid olmayý iftihar olarak bilmektedir. Bundan sonra da bu kutsal dava ve deðerlere baðlý kalarak, bunlarýn uðruna mücadele etmeyi onur ve iftihar olarak bilecektir. Bu, Hizbullah’ýn Ýslami anlayýþý, þer’i görev ve sorumluluðudur.

Hizbullah Cemaati; mazlum ve mustazaf Kürt halkýnýn sorununu sadece Müslüman Kürtlerin sorunu olarak deðil, hangi kavimden olursa olsun bütün Müslümanlarýn ve Ýslam ümmetinin sorunu olarak görmektedir. Çünkü Müslüman Kürt halký, Ýslam ümmetinin bir parçasýdýr. Kürt halkýna yönelik inkar, asimilasyon ve baskýyý reddetmekte, imkanlarý ölçüsünde buna karþý durup mücadele etmeyi bir vazife olarak görmektedir. Bu sorunun, Ýslami adalete uygun olarak çözüme kavuþturulmasý için bütün Müslümanlarýn soruna el atmalarý ve sahiplenmeleri gerektiðini düþünmektedir.

“Göklerin ve yerin yaratýlýþý, dillerinizin ve renklerinizin farklý oluþu da O'nun (kudretinin) delillerindendir. Kuþkusuz bunda bilenler için ayetler/deliller vardýr.” (Rum: 22)

Hizbullah Cemaati; bu sorunu Ýslami dünya görüþü çerçevesinde ele alarak deðerlendirmeyi, tahlil ve teþhis edip Ýslam’ýn ölçüleri dahilinde çözüme kavuþturmak için mücadele etmeyi Ýslami sorumluluk olarak kabul ettiði gibi Cemaatsel görevi olarak da görmektedir.

Kürd halkýnýn Ýslami ve insani haklarýnýn güvence altýna alýnacaðý anayasal çözüm, özerklik, federasyon ve baðýmsýzlýk gibi tüm seçeneklerin tartýþýlabileceðini düþünmektedir. Halk bu seçeneklerden istediðini kendisi için seçmekte serbesttir. Hizbullah, bu konuda Ýslami açýdan bir sakýnca görmemektedir. Ancak istenilen çözüm, Müslüman Kürd halkýnýn inancýna ve kültürüne uygun düþen ve tüm haklarýna kavuþabileceði Ýslami bir yönetim altýnda yaþayacaðý bir çözümdür.

ÝSLAMÝ CEMAAT VE GRUPLARA BAKIÞ

Hizbullah Cemaati, Ýslami inanç ve cemaatsel ilkeleri gereði, kendisine düþman olarak daima taðuti zulüm rejimlerini görmüþ, Ýslami grup ve cemaatler arasý dostluk ve kardeþliðe büyük önem vermiþtir.

Hizbullah Cemaati; Ýslam’ýn hakimiyeti için hizmet eden, itikadi ve ameli konularda Ýslam’ýn temel naslarýyla çeliþmeyen, yerel ve uluslararasý gayri Ýslami güçlerin hegemonyasýna girmemiþ, Ýslami kesimlere dost, zulüm rejimlerine düþman olan her grup ve cemaati kardeþ olarak bilmektedir. Bu cemaat ve hareketlerle, Ýslam’ýn öngördüðü kardeþlik hukuku çerçevesinde samimi iliþkiler içinde olmayý ve Ýslam’a hizmet yolunda iyilik ve takva üzerinde yardýmlaþmayý Ýslami bir sorumluluk ve þer’i bir görev olarak kabul etmektedir.

“…..Ýyilik ve takva üzerine yardýmlaþýn, günah ve düþmanlýk üzerine yardýmlaþmayýn. Allah'tan korkun! Þüphesiz Allah, azabý çok þiddetli olandýr.” (Maide: 2)

VAHDET ANLAYIÞI

Hizbullah Cemaati; ayný amaç ve hedefler doðrultusunda mücadele eden, temel konularda ayrýlýk içinde olmayan Ýslami devletler ile cemaat ve gruplarýn, Ýslam hukuku çerçevesinde bir araya gelip, bir çatý altýnda yapýsal bir birliktelik oluþturmalarý, güç ve kuvvetlerini birleþtirmeleri gerektiðini düþünmektedir. Ancak böyle bir vahdetin gerçekleþebilmesi, bunun saðlýklý ve kalýcý olabilmesi için ilkeli ve gönüllü birlikteliðe dayanmasý gerekir.

Tarif edilen þekilde, istenen ve arzulanan ideal bir bütünlük olmazsa bile Müslümanlarýn birbirlerine karþý kardeþlik hukukuna riayet ederek Ýslam düþmanlarýna karþý güç birliði, dayanýþma ve yardýmlaþma içinde olmalarý gerektiðine inanmaktadýr.

Hizbullah, Cemaat olarak ilk günden bu güne kadar bu doðrultuda çabalamýþ ve gayret göstermiþtir. Hiçbir zaman “Sadece Cemaatimiz hak, dýþýmýzdaki grup ve cemaatler batýldýr” þeklinde yanlýþ bir anlayýþ içinde olmamýþtýr. Böyle dar görüþ ve anlayýþ içinde olanlarý da tasvip etmemektedir.

“Hep birlikte Allah'ýn ipine sýmsýký sarýlýn ve ayrýlýða düþmeyin!…” (Ali Ýmran: 103)

DÝÐER ÖRGÜT VE GRUPLARA BAKIÞ

Hizbullah Cemaati; Ýslam’a ve Müslümanlara düþmanlýk etmeyen, mustazaf halklarýn haklý ve meþru haklarýný savunan ve bu uðurda mücadele verdiðini deklare eden Kürdistanlý veya diðer halklardan örgüt ve hareketlere Ýslami ölçü ve ilkeler ýþýðýnda yaklaþýmda bulunur.

Hizbullah cemaati; inanç ve ideolojisi ne olursa olsun, hiçbir cemaat, tarikat, parti, örgüt, grup veya siyasi oluþumla yersiz ve gereksiz sürtüþmelere girmeyi hem kendisi ve hem de diðerleri açýsýndan uygun görmemektedir. Zülüm ve haksýzlýða karþý mücadele eden diðer yapýlarla sürtüþme, gerginlik yaþama ve çatýþmanýn zülüm rejimlerinin faydasýna, çatýþan gruplarýn zararýna olacaðýna inanmaktadýr. Ancak Ýslam’a ve Müslümanlara zarar verilmesini veya varlýðýna yönelik saldýrýlarý da kabul etmemektedir. Böylesi bir durumda Ýslam ve uluslararasý hukukun tanýdýðý meþru müdafaa hakkýný kullanarak, gerekli gördüðü her türlü tedbire baþvurur.

HÝZBULLAH CEMAATÝNÝN KÝMLÝÐÝ

Adý ..................................... : Hizbullah
Kuruluþ Tarihi ................ : 1979
Kurucu Rehberi .............. : Hüseyin Velioðlu
Amblemi ........................... : Daha sonra kamuoyuyla paylaþýlacaktýr.
Marþý ................................. : Daha sonra kamuoyuyla paylaþýlacaktýr.

CEMAATÝN TEMEL ORGANLARI

Hizbullah Cemaati dört temel organdan müteþekkildir.
1–Rehberlik Kurumu
2–Merkez Yönetim Kurulu
3–Ýslami Þura Meclisi
4–Disiplin ve denetleme kurulu

Bu organlarýn oluþum ve iþleyiþi cemaat tüzüðünde belirtilmiþtir.

ÜYELÝK

Hizbullah cemaati; Ýslam’ý din ve hayat nizamý, Kur’an ve Sünnet’i yasa, Rasulullah aleyhissalatu vesselam’ý mutlak önder, cemaati rehber olarak gören gayretli ve fedakâr Müslümanlardan oluþmaktadýr.

Cemaatin inanç, gaye, hedef ve mücadele yöntemlerini benimseyen her fert, Hizbullah Cemaatine üye olabilir. Ýman, takva, salih amel, ahlak, ihlas, sabýr, fedakârlýk, ehliyet, birikim ve yetenek; ferdin görevlendirilmesinde ve sorumluluk almasýnda belirleyici unsurlardýr. Bu inanç ve düþünceleri paylaþan ve cemaatin prensiplerini benimseyen bütün gayretli ve fedakâr Müslümanlarý ayný çatý altýnda mücadele etmeye davet eder.

GENEL ESASLAR

MADDE1–Yaratýlýþýn amacý Allah’a ibadettir. Müslümanlarýn gayesi Allah’ýn rýzasýný kazanmaktýr. Hizbullah Cemaati, Kur’an ve Sünnetle belirlenen kulluk vazifesini yerine getirmek esasý üzerine kurulmuþtur.

MADDE 2–Hizbullah Cemaati; inanç, düþünce, amaç ve hedefleri doðrultusunda yapacaðý tüm faaliyetlerinde, meþruiyetin kaynaðý olarak Kur’an ve sünneti esas alýr. Kur’an, Hizbullahi hareketin kanunu ve hayat düsturudur.

MADDE 3–Hizbullah Cemaati; kendisini Ýslam tarihi boyunca süregelen bütün Ýslami hareket ve önderlerin mirasçýsý kabul etmekle beraber, hiçbir hareket, cemaat, tarikat, parti, örgüt veya siyasi oluþumun devamý veya uzantýsý olmayýp müstakil bir cemaattir. Gücünü Allah cellecelalühüye olan imanýndan ve muttaki Müslümanlarýn birliðinden ve desteðinden alýr.

MADDE 4–Hizbullah Cemaati; ‘Emr–i bil maruf ve nehy–i anilmünker’ görevini fert ve cemaat bazýnda güç ve imkânýna göre yerine getirmekle kendisini sorumlu bilir. Ý’layikelimetullah doðrultusunda yürütülen tüm faaliyetleri cihad olarak kabul eder ve bu kapsamda deðerlendirir.

MADDE 5–Hizbullah Cemaati; içinde bulunduðu ortam ve þartlarý gözeterek, faaliyetlerinde ihtiyaç duyduðu ve çaðýn gerektirdiði her türlü meþru vasýtayý kullanýr. Ýslami hedeflere ancak meþru vasýtalarla ulaþýlmasý gerektiðine inanýr. Gayri Ýslami yol ve vasýtalara tevessül etmez. Hedef, yol ve yöntemlerinde nebevi çizgiyi esas alýr.

MADDE 6–Hizbullah Cemaatinin çalýþmalarý yoðunluklu olarak Kuzey Kürdistan olmakla birlikte, faaliyet alaný tüm Türkiye’dir.

MADDE 7–Hizbullah Cemaatinin nihai hedefi; bütün dünyada zulmün, þirkin, adaletsizliðin, sömürünün ve kula kulluðun olmadýðý, insan fýtratý ve yaratýlýþ gayesine uygun, teþri kaynaðý olarak Kur’an–ý Mubin ve Sünneti esas alan Ýslami bir yönetimin tesisidir. Ancak kendisini, kendi toplumu ve mücadele alanýna karþý birinci derecede sorumlu kabul eder.

MADDE 8–Ýnsanlarýn can, mal, din, nesil ve akýl emniyetini saðlama, Ýslam dininin ve Ýslami hakimiyetin hedeflerindendir. Hizbullah Cemaati; bu ilkeler doðrultusunda tüm dini ve etnik azýnlýklarýn insani hak ve özgürlüklerinin teminini ve korunmasýný Ýslami bir vecibe olarak görür.

MADDE 9–Hizbullah Cemaati; Ýslam’ýn hakim olmadýðý ve Kur’an’ý meþruiyetin kaynaðý olarak kabul etmeyen tüm rejim ve yönetimleri gayri Ýslami olarak kabul eder. Gayri Ýslami yönetimlerde görev alan bireyleri ise özel konum ve amellerine göre deðerlendirir. Tümden tekfir anlayýþýný benimsemez.

MADDE 10–Hizbullah Cemaati; Ýslami ilke ve deðerlerden taviz vermez. Ýslami mukaddesatlara yönelik saldýrýlara güç ve imkânlarý nispetinde karþý durur. Ýslami akide ve deðerlerin korunmasý, Hizbullah Cemaatinin kuruluþundaki temel amaç ve gayelerdendir.

MADDE 11–Hizbullah Cemaati; Ehl–i Sünnet menþeli olmakla birlikte, tarihte vuku bulmuþ ihtilaflý meseleleri gündeminde tutmaz, onlarý tarihe býrakýr. Müslümanlar arasýnda tefrikaya ve ihtilafa sebep olacak tartýþma ve gündemlerden uzak durur. Bu tür tartýþmalarý gündeme getirenleri ümmetin asýl sorunlarýna sahip çýkmaya çaðýrýr. Ehli kýbleye kardeþ nazarýyla bakar. Þii – Sünni ihtilafýný kullanarak ümmeti birbirine düþürmeye çalýþan küfür güçlerine karþý durur.

MADDE 12–Hizbullah Cemaati; Ýslam dairesi içerisinde deðerlendirilen ve ümmet içerisinde genel kabul görmüþ bütün mezhepleri kabul eder. Mezhepçilik yapmaz. Her Müslüman ferdin, benimseyip tabi olduðu mezhebe göre amel etmesini tabii görür. Ehli tahkik olmayan her ferdin bir mezhebe tabi olmasýný zaruri bilir.

MADDE 13–Hizbullah Cemaati; Ümmetin maslahatýna uygun düþen, Ýslami hareket ve Ýslami hükümetin sorunlarýný halleden ve önünü açan Ýslam dairesi içindeki her ictihad ve fetvadan istifade eder. Bu konuda kendisini sadece bir mezhep veya bir ictihadla sýnýrlandýrmaz.

MADDE 14–Hizbullah Cemaati; Ýslam’ýn anlaþýlýp uygulanmasý noktasýnda, Kur’an ve Sünnet çerçevesinde eser vermiþ tüm alimlerden istifade eder. Akýlcýlýk, Mealcilik, Tekfircilik ve Irkçýlýk gibi Ýslam’ýn özüne muhalif olan akým ve düþünceleri reddeder.

MADDE 15–Hizbullah Cemaati; Müslümanlarýn ilk kýblesi olan Kudüs’ün özgürlüðüne kavuþturulmasý için mücadele etmeyi þer’î bir görev olarak bilir. Bu hedefe ulaþmak için mücadele eden tüm hareketleri, imkan ve þartlarý elverdiði ölçüde destekler ve onlarla dayanýþma içerisinde olur.

MADDE 16–Hizbullah Cemaati; Ýslam topraklarýnýn hiçbir parçasýnýn iþgal edilmesine rýza göstermez. Ýþgalden kurtarýlmasý için mücadele etmeyi vacip bilir. Bu hedef doðrultusunda mücadele eden Müslümanlarý, imkanlarý ölçüsünde destekler.

MADDE 17–Hizbullah Cemaati; Cihanþümul Ýslami hareketin bir parçasýdýr. Ümmet bilinciyle dünya Müslümanlarýnýn sorunlarýna Ýslami bir bütünlük içinde bakar. Ýslam ümmetinin siyasi birliði ve dünyanýn her yerinde yaþayan tüm Müslümanlarýn özgürlüðü ve baðýmsýzlýðýný savunur.

MADDE 18–“Bu ümmetiniz tek bir ümmettir, öyleyse bana ibadet edin” ayeti gereðince ümmet, her ýrk ve kavimden tüm dünya Müslümanlarýnýn ortak ismi ve birliðinin adýdýr. Bu anlamda Hizbullah Cemaati, aidiyet olarak ümmete vurgu yapar.

MADDE 19–Hizbullah Cemaati; bütün kavimlerin varlýðýný kabul eder ve Kur’an’da ifadesini bulduðu þekliyle kavimlerin çeþitliliðini Allah cellecelalühünün bir ayeti olarak görür. Hiçbir ýrkýn diðer bir ýrka üstünlüðünü kabul etmez. Üstünlüðün takvada olduðuna inanýr. Ümmeti parçalayýcý her türden ýrkçýlýðý ve cahili asabiyeti reddeder. Dili, ýrký ve rengi ne olursa olsun bütün insanlarý hukuk karþýsýnda eþit görür.

MADDE 20–“Diller Allah’ýn ayetlerindendir.” Hizbullah cemaati, konuþulan bütün dillerin varlýðýný kabul etmekle beraber, içinde bulunduðu toplumun dilini kullanmayý tercih eder. Kürtçenin resmi dil olmasý ve baþta eðitim, öðretim olmak üzere Kürt halkýna her alanda Kürtçe ile hizmet verilmesi için her zeminde gerekli çabalarý gösterir.

MADDE 21–Hizbullah cemaati; hiç kimsenin inancýna ve dinine müdahale etmez. Herkesin kendi inancýna göre yaþama ve dininin gereklerini yerine getirme konusunda hür olduðunu kabul eder. Hiç kimse Ýslam’ý veya baþka bir dini veya inancý kabullenmeye ya da sahip olduðu inanç ve düþüncelerini deðiþtirmeye zorlanamaz. Ýslam dýþýndaki din ve kitaplara, Kur’an’ýn belirlediði ölçüler dahilinde yaklaþýmda bulunur.

MADDE 22–Hizbullah Cemaati; halkýn huzur ve refahýný kendi huzur ve refahý olarak kabul eder, kendi güç ve imkanlarýný da halkýn güç ve imkanlarý olarak görür. Halkýn sevinç ve üzüntüsüne ortak olup onlarýn meþru istek ve arzularýný himaye eder. Ayný zamanda toplumun genel menfaatlerinin tahakkuku ve bunlarýn muhafazasý için üzerine düþeni yapar.

MADDE 23–Hizbullah Cemaati; Uluslararasý münasebetlerde veya taraf olacaðý anlaþmalarda ortaya çýkacak sorun ve anlaþmazlýklarýn çözümünde, Ýslam ve Müslümanlarýn maslahatýný gözeterek uluslararasý kabul görmüþ kurumlar tarafýndan alýnan karar ve sözleþmelerin, inancýna aykýrý olmayan hükümlerini kabul eder.

MADDE 24–Hizbullah Cemaatinin; özgün, baðýmsýz, Ýslam düþmanlarýnýn þerrinden mahfuz kalmasý, kendi özgür iradesi ve ilahi ölçüler içerisinde kararlarýný verebilmesi, faaliyetlerini saðlýklý bir þekilde sürdürebilmesi için ana karar organlarý ve yetkili mercileri, uygun görüldüðü zamana kadar gizli kalabilir.

MADDE 25–Hizbullah Cemaati; bütün organlarýn iþleyiþinde, þura ve meþvereti esas alýr. Cemaatsel kararlar yetkili organlarýnda istiþare ile alýnýr. Ayný zamanda cemaatsel tüm çözüm, icraat ve görevlendirmelerde adalet ve ehliyeti esas alýr.

MADDE 26–Hizbullah Cemaati; Ýslami naslarla çeliþmeyen kültür, örf ve adetleri kabul eder. Bu tür gelenek ve göreneklerin korunmasý, yaþatýlmasý ve geliþtirilmesini destekler.

MADDE 27–Hizbullah Cemaati; Ýslami müesseselerin ihya edilmesini ve sahip olduklarý misyona uygun olarak iþlerlik kazandýrýlmasýný görevleri arasýnda kabul eder. Bu baðlamda Ýlim, kültür ve Ýbadet merkezi olan cami ve Ýslami eðitim merkezleri olan medreselerin, arzulanan asli fonksiyonlarýna kavuþturulmasý için çaba sarf eder.

MADDE 28–Hizbullah Cemaati; nesillerin eðitiminde kadýnýn rolünün çok önemli olduðuna inanýr. Saðlýklý birey ve toplumlarýn oluþmasý için kadýnýn eðitimini önemser. Kadýnlar da erkekler gibi Ýslami yükümlülüklerin muhatabý olduðundan, mücadelenin her alanýnda aktif bir þekilde rol almalarý gerektiðine inanýr. Müslüman kadýnlar, Ýslam’ýn kendileri için tanýdýðý haklar ve belirlediði sýnýrlar çerçevesinde her türlü faaliyette bulunurlar.

MADDE 29–Hizbullah Cemaati; çocuklarýn ve gençlerin eðitim ve öðretimlerine özel önem verir. Yeni neslin Ýslami eðitimle yetiþmesi için tüm imkânlarýný seferber eder. Gayri Ýslami yaþantý dayatmalarýndan genç neslin Ýslami bilinç ve þuurla korunmasý için her türlü meþru mücadeleyi yürütür.

MADDE 30–Hizbullah Cemaati; gücü ve imkânlarý oranýnda toplumun ekonomik, sosyal, saðlýk ve eðitim sorunlarýnýn çözüme kavuþturulmasý için gerekli çabayý sarf eder, bu konuda ihtiyaç duyulan örgütlenme ve aktiviteleri teþvik eder ve destekler. Bilim ve teknolojinin müspet bir þekilde insanýn hizmetine sunulmasýný öngörür. Araþtýrma, geliþtirme ve bilimsel çalýþmalara destek verir.

MADDE 31–Hizbullah Cemaati; zaman ve þartlarýn beraberinde getirdiði geliþmeleri, deðiþimleri ve yenilikleri, Ýslam’ýn özü ve esaslarý çerçevesinde deðerlendirir, uygun olanýný gücü ve imkanlarý nispetinde toplumun hizmetine sunar. Teþkilat yapýsýný ve faaliyetlerini her alanda çaðýn gereklerine uygun, modern ve yenilikçi bir seviyede tutar.

MADDE 32–Hizbullah Cemaati; þehadet, zindan ve muhacereti mücadelenin tabii bir sonucu olarak görüp þehit, tutuklu, muhacir ve ailelerinin sorunlarýyla ilgilenmeyi ve sahiplenmeyi asli görevlerinden biri olarak kabul eder.

MADDE 33–Hizbullah Cemaati; sanata ve sanat eserlerine Ýslami ölçüler çerçevesinde yaklaþýmda bulunur. Ýslam’ýn yasaklamadýðý tüm sanat dallarýnýn geliþtirilmesini destekler.

MADDE 34–Hizbullah Cemaati; Ýslam coðrafyasýndaki yeraltý ve yerüstü zenginliklerinin yabancý tasallutundan kurtarýlmasý, bunlarýn tasarrufunda her türlü haksýz ve adaletsiz uygulamalarýn önlenmesi, ümmetin ihtiyaç ve maslahatýnýn gerektirdiði þekilde kullanýlmasý gereðine inanýr.

MADDE 35–Mücadelenin zorunlu sonuçlarý ve ulaþýlan merhale gereði, her dönemde ihtiyaç duyulacak alanlarda yürütülecek mücadelede; ortaya konulacak tavýr, tutum ve icra edilecek bütün faaliyetlerin meþruiyetinin olmasý için bu faaliyetlerin Cemaatin yetkili organlarýnýn izni ve nezaretinde icra edilmesi gerekir.

MADDE 36–Hizbullah Cemaati; hem hareket ve hem de fert olarak bu manifestoda belirtilen hususlara baðlý kalmakla yükümlüdür. Cemaatle beraber olmayý kabul eden herkes bu taahhütte bulunmuþ kabul edilir. Uygulamalarýnda herhangi bir hususun Kur’an ve sünnete aykýrý olduðunun tespit edilmesi halinde, söz konusu hususu nassa uygun düþecek þekilde deðiþtireceðini veya feshedeceðini ilan eder.

MADDE 37–Zaman ve þartlarýn iktizasý ve Cemaatin yetkili organlarýnýn onayý ile bu manifesto güncelleþtirilebilir.

Davamýzýn sonu, Allah’a hamd etmektir.

HÝZBULLAH CEMAATÝNÝN MANÝFESTOSUNU PDF OLARAK ÝNDÝR!

HÝZBULLAH CEMAATÝNÝN MANÝFESTOSUNU RAR OLARAK ÝNDÝR!





GERİ  
      Masaüstü Görünümü