KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 09.BÖLÜM

ÝSLAMÝ CEMAAT VE GRUPLARLA ÝLÝÞKÝLERE VERDÝÐÝMÝZ ÖNEM

Hem Kürdistan’da ve hem de Türkiye genelinde, mücadele sürecinin her döneminde Ýslami grup ve cemaatlerin birçoðuyla dostluk ve kardeþlik iliþkilerimiz var olmuþtur. Hiçbir zaman bilerek ve isteyerek iliþkileri zedeleyecek ve koparacak bir tutum ve davranýþ içerisinde olmadýk. Özellikle 79-91 yýllarý arasýný kapsayan dönem böylesi iliþki ve irtibatlar için müsait bir ortam olduðundan, bu süreç boyunca, Türkiye genelinde bir çok grup, cemaat ve Ýslami þahsiyetle deðiþik münasebetlerle her düzeyde iliþkilerimiz, görüþmelerimiz, sohbetlerimiz ve karþýlýklý ziyaretleþmelerimiz oldu. Ýslami kardeþlik hukuku çerçevesinde bu iliþkiler samimi ve dostane bir þekilde devam etti.

1991 yýlýndan sonra Cemaat olarak yeni bir mücadele süreci içine girdik. Eski döneme nazaran mücadele þartlarýnýn aðýrlaþtýðý ve rahat hareket edemediðimiz yeni bir dönem baþladý. Bu yeni dönemde birçok ciddi sorun ve zorlukla karþýlaþtýk. Bütün bu zorluk ve olumsuzluklara, yaþadýðýmýz hassas savaþ ortamýnýn aðýr þartlarýna raðmen Türkiye genelinde bir çok Ýslami þahsiyet, grup ve cemaatle iliþkilerimizi sürdürmek için azami gayret gösterdik. Kendi alanlarýnda bir çok Müslüman’ý temsil ettiðini düþündüðümüz Ýslami gruplarýn temsilcileriyle imkanlarýmýz el verdiði ölçüde görüþmelerimiz uzun süre devam etti. Cemaat olarak çok zor bir dönem olan aðýr çatýþma ortamýnda dahi, Müslümanlar arasý kardeþlik ve dayanýþmaya verdiðimiz ehemmiyet nedeniyle bu iliþkilerimizi ve görüþmelerimizi kesmedik. Ýrtibatýn kopmamasý ve dostluk baðlarýnýn zedelenmemesi için sürekli gayret gösterdik.

Cemaat ile beraber olmayan kiþi ve gruplarý düþman görme, tekfir etme, itham etme veya dýþlama gibi yanlýþ bir tutum içinde olmadýk. Aksine böylesi yanlýþ tutum, tavýr ve davranýþlarý Ýslami bilmediðimiz için eleþtirdik ve mahkum ettik. Türkiye’nin deðiþik bölgelerinde faaliyet gösteren bazý grup ve cemaatlerle en üst düzeyde sürdürdüðümüz iliþki ve görüþmelerimiz bu tavrýmýzýn en bariz örneðidir. Mücadele ortamý açýsýndan en zor þartlarda olmamýza raðmen, imkanlarýmýzý zorlayarak ve güvenlik açýsýndan birçok tehlikeyi göze alarak, bu grup ve cemaatlerin temsilcileriyle görüþmelerimizi sürdürmeye ve iliþkileri koparmamaya özen gösterdik. Cemaat açýsýndan þartlarýn ve imkanlarýn bu iliþkiyi sürdürmeye müsait olmadýðý ve irtibatýn zorunlu olarak kesildiði dönem ve sonrasýnda da hiçbir zaman bu kopukluk ve irtibatsýzlýðý ihtilaf ve ayrýlýða dönüþtürmedik. Ýslami uhuvvet ve dostluðu zedeleyici hiçbir söz, tavýr veya davranýþ içinde olmadýk. Ancak bu gruplarýn bazýlarý Cemaate karþý ayný olumlu tavrý sergilemediler. Aksine söz, tavýr ve davranýþlarýyla Cemaate karþý düþmanca bir tutum içine girdiler. Bütün bu olumsuz tavýrlarýna raðmen, kendilerine bir þey söylemediðimiz gibi, ayný müspet tavýr ve tutumumuzu sürdürdük.

Hiçbir zaman “Cemaatimiz haktýr, dýþýmýzdaki bütün grup ve cemaatlar ise batýldýr” þeklinde yanlýþ ve baðnaz bir anlayýþ içinde olmadýk. Böyle dar ve baðnaz bir görüþ ve anlayýþ içinde olanlara karþý çýktýk ve sert tepki gösterdik. Üstat Bediüzzaman’ýn deyiþiyle; “Herkes benim meþrebim, mesleðim ve mektebim haktýr diyebilir. Ancak, hak yalnýzca benim meþrebim, mesleðim veya mektebimdir demeye hakký yoktur” þeklindeki veciz beyanýný kendimize prensip olarak kabul ettik. Mücadele hayatýmýzýn her döneminde sürekli bu prensibe baðlý kaldýk. Ýslam dairesi içindeki bütün Müslüman grup ve cemaatlere bu anlayýþla yaklaþým gösterip, iliþkilerimizi buna göre düzenledik.

[ Geri Dön ]


GERİ
      Masaüstü Görünümü