KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 10.BÖLÜM
CEMAATIN MÜCADELE TARÝHÝNE KISA BÝR BAKIÞ
Cemaatin faaliyetlere baþlamasýnýn üzerinden henüz iki yýl geçmemiþti ki, 12 Eylül askeri darbesi gerçekleþti. Askeri cunta, Türkiye’deki legal ve illegal bütün siyasi hareketlere ve örgütlere aðýr darbeler vurdu. Aldýklarý darbeler neticesinde birçok hareket daðýlma sürecine girdi. Özellikle Ýslami kesim, illegal düzeyde örgütlü ve güçlü bir harekete sahip olmadýðýndan, Ýslami faaliyetleri devam ettirmede ciddi sorunlar yaþadý. Cemaat, faaliyetlerini tamamen gizli yürüttüðünden ve bu iki yýllýk mücadele süresi boyunca faaliyetleri deþifre olmadýðýndan, bu dönemi en az zararla atlattý. Ayrýca darbe sonrasýnýn zorlu döneminde de süregelen gizli cemaatleþmesi sayesinde faaliyetlerini sürdürebildi. Cunta rejiminin baský ve zulümleri sonucu özellikle Ýslami kesimin içine düþtüðü daðýnýklýk, pasiflik ve faaliyetsizlik durumu, süregelen örgütlü bir mücadele geleneðinin olmayýþýndan kaynaklanýyordu. Müslümanlarýn hareket düzeyinde yaþadýklarý bu sorunlar ve karþýlaþtýklarý olumsuzluklar, Cemaatýn uygun zamanda ve yerinde bir çýkýþ yaptýðýný, hareket noktasýnýn, cemaatleþme ve mücadele yöntemlerinin doðruluðunu ve haklýlýðýný ortaya koyuyordu.
1979 yýlýnda baþlayýp günümüze kadar devam eden Ýslami mücadelemizin ve cemaatsel faaliyetlerimizin geçirdiði deðiþik dönem ve merhaleler vardýr. Mücadele süreci boyunca her dönem ve merhalede karþýlaþýlan sorunlarý ve yaþanan olaylarý, her merhale ve dönemde uygulanan ve takip edilen strateji ve programlarý, pratikte karþýlaþýlan ve yaþanan zorluklarý, deðiþik dönemlerde ve deðiþik kesimler tarafýndan Cemaate karþý geliþtirilen komplo ve düþmanlýklarý, imha amaçlý dayatmalarý ve Cemaat içinde oluþturulmak istenen fitneleri buruda tek tek ele alýp bunlar hakkýnda detaylýca açýklama yapma bu çalýþmanýn konusu deðildir. Çünkü bu, bir kitaba sýðmayacak kadar geniþ kapsamlý bir çalýþmayý gerektirir. Biz burada sadece Cemaatýn mücadele tarihine kýsaca bir göz atýp bu tarihi süreç içinde farklý dönem ve merhalelerde yaþanan ve karþýlaþýlan önemli olaylara kýsaca deðineceðiz. Ayrýca, önemine binaen bu olaylarýn bazýlarýný bu kitapta müstakil baþlýklar altýnda ele alýp, konuyla ilgili yeterince açýklamalarda bulunacaðýz.
Cemaatýn mücadele tarihini iki temel dönem teþkil etmektedir. Birincisi kuruluþ tarihi olan 1979 yýlýndan 1991 yýlýna kadar olan dönem, ikincisi ise 1991 yýlýndan 2000 yýlýna kadar olan dönemdir. Aslýnda bu iki temel dönemin her biri kendi içinde farklý dönem ve merhalelere sahiptir. Ancak belirgin, hayati ve önemli olaylarýn yaþandýðý tümden farklý özelliklere sahip iki ayrý dönem söz konusu olduðundan, Cemaatýn mücadele seyrinin iyi anlaþýlmasý için iki temel döneme ayýrýp bu þekilde ele almayý uygun gördük. Birinci dönem, tamamen cemaatleþme, teblið, davet ve eðitim aðýrlýklý olup silahlý mücadele ve çatýþmanýn olmadýðý dönemdir. Ýkinci dönem ise, birinci dönemdeki faaliyetlere ilaveten, PKK, Nifak grubu ve TC’nin derin devletine baðlý istihbarat örgütleri, ajan ve çetelerle yoðun bir mücadele ve çatýþmanýn yaþandýðý dönemdir.
Birinci dönem olan 1979-91 yýllarý arasýný kapsayan süreç içinde Cemaat, Kürdistan aðýrlýklý Türkiye genelinde toplumun her kesimini kapsayan çok geniþ bir alanda faaliyet sürdürdü. Bu süreç boyunca, bölgenin tümünü harmanlayarak Kürdistan’ýn bütün il, ilçe, köy ve hatta mezralarýna kadar Ýslami davet ve tebliði götürerek yoðun bir cemaatleþme çalýþmasý ve faaliyet yürüttü. Cami-medrese-okul aðýrlýklý olan bu çalýþmasý, bölgenin bütün faki okutan medrese, üniversite, lise, ortaokul, iþçi, esnaf, memur ve köylü olmak üzere, halkýn bütün kesimlerini içine alan geniþ kapsamlý bir çalýþmaydý. Bu faaliyetleriyle, toplumun bütün kesimlerine daveti ulaþtýrmayý amaçlýyordu. Özellikle okumuþ, dindar, Ýslam’a temayülü olan insanlara ulaþmaya çalýþarak, bunlarý Ýslami mücadele ve Cemaat çalýþmalarýna kazandýrmayý hedefliyordu. Her dönem ve merhalenin yapýsýna uygun, yerine göre gizli cemaatleþme-gizli davet, yerine göre gizli cemaatleþme-açýk daveti esas alarak, bölgede çok yoðun bir kültürel, siyasi, itikadi, teþkilati, ahlaki eðitim, bilinçlendirme ve cemaatleþme faaliyeti yürüttü. Böylece, bu faaliyetleriyle 1991 yýlýna kadarki süreç içerisinde bölge genelinde yoðun bir kültürel aktivitenin yaþanmasýný saðladý. Cemaat, bölge genelindeki bu etkin kültürel faaliyetleriyle bölgeyi adeta bir kültür panayýrýna çevirdi.
Cemaatýn bu etkin ve geniþ kapsamlý eðitim faaliyetleri, bölgede büyük bir kültürel deðiþim ve dönüþüme yol açtý. Bölge sathýnda yürütülen bu kültürel faaliyetlerle, Ýslami eðitim ve bilinçlendirme çalýþmalarý yapýldýðý gibi, o güne kadar TC’nin okuma yazma öðretmekten aciz kaldýðý çok sayýda insan yapýlan bu çalýþmalar neticesinde okuma-yazma öðrenip itikadi, ahlaki, siyasi, toplumsal ve kültürel konularda kitap okuyacak düzeye geldi. Cemaatýn o dönemdeki eðitim, davet ve teblið içerikli kültürel faaliyetlerine baþta Kürdistan halký olmak üzere, Ýslami fert ve gruplar ile kitap basým ve daðýtým iþleriyle uðraþan yayýncý ve daðýtýmcýlar yakýndan tanýktýrlar. Özellikle Ýstanbul’daki kitap daðýtým ve pazarlama þirketleri, eðer muhasebe kayýtlarýna baksalar ve Cemaatle baðlantýlý kitapevlerine sattýklarý kitaplarýn listelerini çýkarýp yayýnlasalar, Cemaatýn o dönemde bölgede nasýl bir kültürel aktiviteye öncülük ettiði açýkça görülecektir.
Kürdistan’da geleneksel Ýslami ilim merkezleri durumunda olan ve tarihi süreç içinde birçok Ýslam alimi yetiþtiren medreseler günümüzde de varlýðýný sürdürmektedir. Toplumun tamamen gönüllü katkýlarý ve maddi yardýmlarýyla yaþatýlan bu medreselerden bugüne kadar molla denilen binlerce Ýslam alimi ve bilgini yetiþmiþtir. Günümüzde dahi bu medreselerde çok sayýda faki ders okumaya devam etmektedir. Kürdistan tarihinde, siyasi, ilmi ve toplumsal bir çok alanda etkin rol almýþ, bir çok Ýslam alimi bu medreselerden çýkmýþtýr. Kemalist rejimin kurulmasý ve harf devrimiyle beraber faaliyetleri yasaklanan bu medreselere karþý sistematik bir zulüm, baský ve sindirme politikasý yürütülmüþtür. Rejimin þiddetli maddi baskýlarýna ilaveten, bu medreselerde eðitim dilinin Arapça ve Kürtçe olmasý nedeniyle, bunlara karþý ýrkçý, ayýrýmcý ve düþmanca bir tutum sergilenmiþ, karalama ve küçük düþürme gibi propaganda kampanyalarýyla toplumsal destekten yoksun býrakýlmaya ve faaliyetleri engellenmeye çalýþýlmýþtýr.
Rejimin kesintisiz zulüm politikalarý sonucu, tarihi süreç içinde bu camia, kültürel, düþünsel, siyasi ve ekonomik bir çok sorunla yüz yüze kalmýþ, karþýlaþtýðý bu sorun ve olumsuzluklar neticesinde zayýf duruma düþürülmüþ, böylece kendisini yenileyememiþ ve asli fonksiyonlarýný icra edemez bir hale gelmiþtir. Ancak bu camia, Kemalist rejimin dayatma, baský, engelleme, sindirme, etkisizleþtirme ve dýþlama politikalarýna raðmen günümüze kadar varlýðýný sürdürebilmiþtir. Ýçinde bulunduklarý aðýr hayat þartlarýna, kýsýtlý imkanlara, baský ve engellemelere raðmen, sadece Ýslamý öðrenmek ve bu geleneði devam ettirmek amacýyla, bütün bu zorluklara tahammül ederek, sýnýrlý da olsa günümüze kadar faaliyetlerini devam ettirmiþtir.
Cemaat, bu kesim üzerinde faaliyetlerini yoðunlaþtýrarak ve onlara daveti götürerek yakýn iliþki içine girdi. Bu kurumlarýn tekrar asli fonksiyonlarýný icra etmeleri, yeniden bir canlanýþ ve silkiniþ içine girmeleri, genel Ýslami uyanýþa paralel olarak çaðdaþ Ýslami akým ve düþüncelerle tanýþmalarý, yeniden bir düþünsel ve kültürel diriliþ yaþamalarý ve tekrar cazip hale gelebilmeleri için bunlara yönelik programlý ve planlý bir çalýþma yürüttü. Bunlarýn eðitim müfredatlarýnýn gözden geçirilip yenilenmesi, klasik ders kitaplarýna ilaveten bir çok çaðdaþ Ýslam aliminin kitaplarýnýn ders olarak okutulmasý saðlandý. Cemaatleþme, davet, teblið, çaðdaþ akým ve ideolojiler gibi bir çok konudaki kültürel ihtiyaçlarýný karþýlayacak kitaplarý basarak veya temin ederek, bu konulardaki eksikliði gidermeye ve bu kurumlarda bir yenilik ve deðiþimi vücuda getirmeye çalýþtý. Bu þekilde bu kesimin, Cemaat tabanýný oluþturan ve günümüz eðitim kurumlarýnda okumuþ insanlarla kültürel kaynaþmalarýnýn saðlanmasý için çalýþýldý.
Cemaat, takip ettiði program gereði bu kesim üzerinde bir dönem etkin ve yoðun bir çalýþma yürüttü. Bu kurumlara yönelik uygulamaya koyduðu ve takip ettiði genel programa ilaveten, özel olarak da bu kesim üzerinde yoðun bir eðitim ve bilinçlendirme çalýþmasý yaptý. Bu çalýþma neticesinde bu kesimde ciddi anlamda bir deðiþim ve uyanýþ yaþandý. Azýmsanmayacak derecede önemli bir kýsmý davet ve cemaatleþme teklifini kabul edip Cemaat çalýþmasýna katýldý. Bunlardan bir kýsmý bir süre çalýþmalar içinde kaldýktan sonra cemaatsel geliþmelere ve çalýþma temposuna ayak uyduramayarak, çalýþmalardan ayrýlýp kenara çekildi. Bir kýsmý ise, Cemaatle birlikteliklerini sürdürüp aktif olarak Cemaat içerisinde her düzeyde faaliyet yürütmeye devam etti. Bir kýsmý da sadece sempatizan olarak kaldý. Cemaatle organik baðlarý olmayanlar dahi, Cemaatýn bu kurumlara yönelik yürüttüðü genel çalýþmanýn tesirinde kalarak, kendi medreselerindeki ders programlarýnda yenileme ve düzenlemeler yapýp, kültürel ve ilmi faaliyetlerini daha etkin ve verimli bir hale getirdiler. Daha önce Cemaatle beraber olup sonradan bazý ihtilaflar nedeniyle veya Cemaat faaliyetlerine ayak uyduramadýklarý için ayrýlanlarýn bir kýsmý, kendi baþlarýna bazý giriþim ve yapýlanmalar içine girdiler. Bu yeni faaliyet ve giriþimlerini, Cemaatle beraber olduklarý süre içerisinde öðrendikleri, gördükleri ve edindikleri bilgi ve tecrübelerden yararlanarak yaptýlar. Neticesi ne olursa olsun, bu alanda ve bu kesim üzerinde böyle bir çalýþmanýn yapýlmasýna ihtiyaç vardý. Cemaat Ýslami sorumluluðunun gereðini yaparak bu ihtiyaca cevap verdi. Yani Cemaatýn bu kesim üzerinde bir dönem yoðun olarak yürüttüðü faaliyetleriyle, her açýdan iyi ve faydalý bir çalýþma yapýldý ve verimli bir süreç yaþandý.
Cemaat, o dönemde bütün bu genel ve geniþ kapsamlý çalýþmalarýnýn yanýnda, özel olarak da, kendi fertlerinin yetiþtirilmesi ve geliþtirilmesine yönelik özel eðitim programlarý uyguluyordu. Cemaat mensuplarýna ait özel mekanlarda veya bu iþe uygun muhtelif yerlerde; itikadi, siyasi, sosyal, kültürel, teþkilati, ahlaki, ibadi vb. bir çok konuda bilinçlendirme ve eðitim çalýþmalarý yapýyordu. Bununla beraber, Cemaatýn genel davet ve teblið çalýþmalarý esnasýnda, toplumun deðiþik kesimlerinden Müslüman fertlerle kurulan birebir iliþki sonucu, davaya ilgi duyan ve Cemaat faaliyetlerine katýlmaya müsait hale gelen fertler, Cemaatýn eðitim programlarýna alýnýyor, deðiþik konularda eðitilip bilinçlendirildikten sonra, aktif olarak Cemaat faaliyetlerine katýlmalarý saðlanýyordu. Bütün bu takip edilen programlar ve yürütülen etkin çalýþmalarla Cemaat faaliyetlerinin oturmasý hedefleniyordu. Bu þekilde, cemaatleþme sürecinin tamamlanmasý için planlý, programlý, kararlý, temkinli ve aþamalý bir süreç takip ediliyordu.
Cemaat, bu minval üzere Kürdistan aðýrlýklý, Türkiye genelinde gizli cemaatleþme açýk davet esasýna göre çok yoðun bir Ýslami faaliyet yürütüyorken, PKK tarafýndan kendisine dayatýlan, kaçýnýlmaz ve zorunlu bir savaþýn içine itildi. PKK, Kürdistan’da kendisi dýþýnda hiç kimsenin örgütlü çalýþma yapmasýna ve varlýk göstermesine tahammül etmiyordu. Bu anlayýþ ve tutumunun sonucu olarak, Cemaate imha amaçlý bir savaþ dayattý. Cemaat, ya o güne kadar büyük emek vererek elde ettiði bütün baþarý ve kazanýmlarýný, ulaþtýðý teþkilati güç ve potansiyeli ile tüm Ýslami faaliyetlerini terk edip yok olmasýna göz yumacaktý veya bunlarý korumak için savunma savaþýna girecekti. Ýslami sorumluluðunun gereðini yerine getirip teslimiyeti kabul etmeyerek, varlýðýný, onurunu ve davasýný korumak için meþru savunma hakkýný kullandý ve direnmeyi tercih etti.
Ýkinci dönem olan 1991-2000 yýllarý arasý dönemi kapsayan süreç böylece baþlamýþ oldu. Bu imha amaçlý dayatýlan savaþ nedeniyle Cemaat, yoðun ve uzun bir çatýþma dönemi yaþadý. Bu yoðun ve aðýr çatýþma ortamýnda dahi Cemaat, hiçbir zaman cami-okul aðýrlýklý teblið, davet ve eðitim çalýþmalarýný tatil etmediði gibi, tam aksine bunlarý daha da geliþtirerek devam ettirdi. Ancak silahlý çatýþmalarýn yoðunluk kazandýðý bu yeni dönemde, eski faaliyetlere ilaveten dönemin özelliðinden kaynaklanan geniþ bir askeri faaliyet alaný geliþti. Bu askeri faaliyet ve eylemlilik sonucu Cemaat, bu yeni merhalede 1991 öncesine nazaran geliþkin, güçlü, etkin ve dinamik bir askeri kanada sahip oldu. Cemaat genelinde ise, eskiye nazaran bütün iþlerde daha fazla gizliliði esas alan, disiplinli bir faaliyet ve mücadele dönemine girilmiþ oldu.
1993-94 yýllarýna gelindiðinde Cemaat, PKK ile devam eden çatýþmaya ek olarak Menzil grubuyla zorunlu bir çatýþma sürecine girdi. PKK ile çatýþma döneminde TC’nin Cemaat hakkýndaki bilgisi çok azdý ve bu bilgiler tehlike arz etmiyordu. Çünkü, TC’nin Cemaatý tanýmasý ve darbe vurmasý için istifade edebileceði nitelikte bilgiler deðildi. Ancak Münafýklarýn gerek TC’ye direkt olarak ve gerekse de basýn organlarý ve propaganda yoluyla verdikleri bilgiler neticesinde TC, Cemaat hakkýnda daha çok bilgi elde etme imkaný buldu. Bu bilgiler sayesinde Cemaate yönelik yoðun ve etkin operasyonlar gerçekleþtirdi. TC’nin Cemaate yöneliþi ve yoðun operasyonlar gerçekleþtirmesi sonucu çok sayýda Cemaat mensubu yakalandý. Ayrýca, bir çok kiþi deþifre olup polis tarafýndan aranýr duruma düþtü.
1991-1995 yýllarý arasýnda PKK ve nifak grubuyla yaþanan yoðun ve þiddetli çatýþma dönemini Cemaat, Allah’ýn yardýmý ve þehitlerin kanýnýn bereketiyle baþarýyla atlattý. Bu çatýþmalar, her iki kesimin de Cemaat karþýsýnda gerilemesi ve yenilgiye uðramasý ile neticelendi. Cemaatin, PKK ve Münafýklarla yaþadýðý çatýþmalarda üstünlük saðlamasý, çok yönlü baþarýlý bir performans sergilemesi, istikrarlý ve gittikçe büyüyüp geliþen bir seyir takip etmesi neticesinde, Kürdistan’da halk arasýnda gözle görülür ciddi bir etkinliði oluþtu. Her geçen gün halkýn Cemaate güven ve itimadý artmaktaydý. Bu itimat ve güven, halkýn her konuda Cemaatýn hakemliðine baþvurmasýnda kendini gösteriyordu. Öyle ki, toplumun yýllardýr halledilemeyen ve TC’nin mahkemeleri tarafýndan o güne kadar çözüme kavuþturulamayan arazi ve kan davalarý gibi ailevi veya toplumsal birçok hukuki anlaþmazlýk Cemaate getiriliyordu. Yapýlan müracaatlar neticesinde, konu Cemaatýn ilgili birimlerince ele alýnýp, Ýslami ölçüler dahilinde adil bir þekilde çözüme kavuþturuluyordu. Hatta diyebiliriz ki, o dönemde Cemaate yapýlan müracaat ve þikayetler sonucu getirilen hukuki davalarýn sayýsý, TC’nin mahkemelerine yapýlan müracaatlardan çok daha fazla idi.
Gerek PKK ve gerekse de münafýklarla yaþanan çatýþma döneminde TC, bu çatýþmalardan azami derecede istifade etmek için deðiþik yollara baþvurdu. Çatýþmalarýn týrmanmasý ve yoðunluk kazanmasý için provokasyon dahil her yola baþvurarak bir yandan olaylarý kendi lehine kullanmaya çalýþýyor, diðer yandan da Cemaatýn etkinliðini kýrmaya çalýþýyordu. Buna raðmen Cemaatýn gücünü kýrma ve önünü almada ciddi bir baþarý elde edemiyordu. TC, Cemaatin bu geliþen gücünü ve etkinliðini gördükçe, iþin ciddiyetini ve boyutunu kavrýyor ve bunun kendisi için ne kadar tehlikeli olduðunu anlýyordu. Bundan dolayý, bu gücü imha edip etkisizleþtirmek için elindeki bütün imkanlarý kullanarak, Cemaate karþý çok yönlü bir mücadeleye giriþti.
Özellikle 1995-96 yýllarýndan itibaren TC, PKK ve münafýklarla yaþanan çatýþma sürecinin kendisine saðladýðý avantajlar sayesinde eskiye nazaran Cemaatý daha iyi tanýmýþ ve hakkýnda daha fazla istihbarat sahibi olmuþtu. Elindeki bu bilgilerden istifade ederek Cemaate yönelik kapsamlý operasyonlar baþlattý. Böylece, camilere baskýn, köylere baskýn, Cemaatten bildikleri veya zan ettikleri kiþileri takibe alma, gece ev baskýnlarýyla gözaltýna alma veya kaçýrma, yakalayarak yoðun iþkencelere tabi tutma, yargýsýz infaz etme, uzun süre mahkemelere çýkarmadan gözaltýnda tutma, sorgularda insanýn söylemekten haya ettiði insanlýk dýþý yöntemlerle bilgi almaya çalýþma, utanç verici tuzak ve þantajlarla ajanlaþtýrma çabalarý gibi, birçok çirkin yöntem ve taktikle Cemaate darbe vurma ve yok etmeye yönelik geniþ kapsamlý bir mücadele içerisine girerek yoðun operasyonlar gerçekleþtirdi.
Cemaat, PKK ve Münafýklarla çatýþma döneminin baþlamasýyla TC’nin bu ortamdan her yönüyle azami derecede istifade etmeye çalýþacaðýný biliyordu. Bunun için, TC’nin provokasyon ve kontra faaliyetlerini teþhis ve tespit edip ortaya çýkarma ve planlarýný bozma doðrultusunda yoðun bir hassasiyet gösterip çaba harcýyordu. Cemaat, kendi istihbarat kanallarý vasýtasýyla TC’nin bu tahripkar çalýþmalarý hakkýnda deðiþik yollardan detaylý bilgiler toplayarak, elde ettiði bu sýhhatli bilgiler ýþýðýnda o güne kadar karanlýkta kalan bir çok noktayý aydýnlýða kavuþturdu. Böylece Cemaat, TC’ye baðlý istihbarat ve kontra örgütlerine karþý kapsamlý bir mücadele içine girdi. Ulaþtýðý yeni bilgiler sayesinde geniþ çaplý karþý eylemler gerçekleþtirdi. Bu faaliyetleri ve etkin eylemleri sonucu o güne kadar Kürdistan genelinde derin devlete baðlý olarak çalýþan bir çok ajan ve çete yakalanarak sorgulandý. Bu ajan ve çetelerin bir kýsmý Cemaate yönelik çalýþýyor, bir kýsmý da, diðer rejim muhaliflerine karþý TC’nin yürüttüðü gizli ve çirkin faaliyetlerin içinde yer alýyordu. Bunlarýn verdiði bilgiler sayesinde TC’nin Kürdistan’da yürüttüðü kirli savaþýn içyüzüne dair önemli bilgi ve belgelere ulaþýldý. Cemaatýn bu etkin eylemleri rejimi çýlgýna çeviriyor, Cemaate yönelik daha da vahþice saldýrýlar gerçekleþtirmesine sebep oluyordu. Bu þekilde 17 ocak 2000 Beykoz operasyonuna kadar TC ile derinden, sessiz ve þiddetli bir çatýþma süreci yaþandý.
Yukarýda kýsaca Cemaatýn mücadele seyri içinde yaþadýðý iki belirgin dönem ve bu iki dönem boyunca yürüttüðü faaliyetler ile karþýlaþtýðý önemli sorunlara iþaret ettik. Özellikle ikinci dönem diye nitelendirdiðimiz süreç içerisinde geliþen ve üzerinde çokça konuþulan, ayný zamanda bilinçli bir þekilde yalan ve yanlýþ bilgilerle Cemaatý yýpratma malzemesi olarak kullanýlan Cemaatýn PKK, nifak grupçuðu ve TC’ye baðlý kontra örgütleri ve çetelerle mücadelesi ve bu dönemde meydana gelen olaylar, ileriki sayfalarda ayrý baþlýklar olarak ele alýnacak ve detaylý bir þekilde izah edilecektir.
[ Geri Dön ]

Þehid Rehber