KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 11.BÖLÜM

TC’NÝN MÜSLÜMAN HALKA, ÖZELLÝKLE DE KÜRDÝSTANLI MÜSLÜMANLARA ZULMÜ VE ÝSLAM’A DÜÞMANLIÐI

Laik Kemalist rejim, kuruluþundan günümüze kadar, Ýslamý toplumsal alan dýþýna itmek ve etkisizleþtirmek amacýyla Ýslam’a ve Müslümanlara karþý genel bir sindirme politikasý izlemiþtir. Kemalist rejim, kendisine düþman ve tehlike olarak gördüðü Ýslamý sadece yönetimden uzaklaþtýrmakla kalmamýþ, Ýslam’ýn kültürel varlýðýna ve toplumda bireysel olarak yaþanmasýna dahi tahammül etmemiþtir. Ýslam ve Müslümanlara karþý olan kin ve nefretinden dolayý, Ýslam’ýn fert ve toplum hayatýndan uzaklaþtýrýlmasý doðrultusunda sürekli ve aralýksýz bir mücadele yürütmüþtür. Bu tutum ve uygulamalarýndan dolayý tarihi süreç içerisinde Müslüman halk, büyük acýlar çekmiþ ve maðdur edilmiþtir.

TC, kuruluþunun ilk dönemlerinde Ýslam’a karþý sergilediði katý tutumuna ve Müslümanlara karþý uyguladýðý baský ve zulüm politikalarýna ilaveten, gelecekte Ýslam’ýn yeniden toplumsal hayatta etkinlik kazanmasýnýn önüne geçmek, halkýn Ýslami uyanýþýna ve bilinçlenmesine engel olabilmek için dini hizmetleri kurumlaþtýrarak kendi kontrolüne alýp organize etmiþ ve bu doðrultuda uzun vadeli plan ve programlar uygulamaya koymuþtur. Bu hedeflerine ulaþmak için bütün güç ve imkanlarýný kullanmýþtýr. Bütün bu çabalarýyla, kamusal alan dýþýna itilmiþ, kendisi için tehlike olmaktan çýkmýþ ve zararsýz hale getirilmiþ, ehlileþtirilmiþ ve özünden uzaklaþtýrýlmýþ bir Ýslami anlayýþ ve bu anlayýþýn þekillendirdiði pasif, uyuþuk, tepkisiz, toplumsal ve siyasi meselelere ilgisiz, rejimin uygulamalarýnýn doðruluðunu ve Ýslamiliðini sorgulamadan boyun eðen ve itaat eden bir insan tipi ve böyle insanlardan oluþan bir toplum oluþturmayý amaçlamýþtýr.

TC, tarihi süreç içerisinde, toplumda yerleþtirmek istediði din anlayýþýna aykýrý olan, siyasi amaç ve hedeflerine uygun düþmeyen Ýslami düþünce sahibi fert ve hareketlere karþý çok sert davranmýþ, acýmasýzca üzerlerine gidip imhaya çalýþmýþtýr. Kemalist Rejimin oluþturduðu zulüm ortamýnýn zor þartlarýnda, bütün olumsuzluk, yokluk ve imkansýzlýklara raðmen sadece Ýslam’a hizmeti amaçlayan ve rejime zarar verebilecek örgütlü siyasi faaliyetleri olmayan fert ve gruplara karþý da ayný tutum içinde olmuþtur. Kendisi için tehlike olarak gördüðü Ýslami hareketlerin güç ve kuvvet kazanmalarýna fýrsat vermeden, yoðun baskýlarla etkisizleþtirmeye ve sindirmeye çalýþmýþtýr. Ayný zamanda, bu Ýslami hareketleri asli mecralarýndan uzaklaþtýrmak ve dejenere etmek için her türlü fitne, hile ve oyuna baþvurmuþtur. Müslüman halkýn özlem ve arzularýný dile getiren Ýslam alimlerini, Ýslami þahsiyetleri ve hareket önderlerini sürekli karalamýþ, halkýn gözünden düþürmeye çalýþmýþtýr.

Özellikle Kürdistan ve Müslüman Kürt halký söz konusu olunca, faþist, ýrkçý, inkarcý ve asimilasyoncu karakterinden dolayý Kemalist rejimin zulmü daha da katmerleþmiþtir. TC, Kürdistan’da genel olarak bütün halka karþý sistemli zulüm politikalarý yürütmekle beraber, özel olarak da baþ gösteren Ýslami kýyam ve halk hareketlerine karþý imha amaçlý saldýrý ve operasyonlar gerçekleþtirmiþtir. Hatta rejime karþý örgütlü bir faaliyet yürütmedikleri ve fiili bir kýyam teþebbüsü içinde olmadýklarý halde, sadece Ýslamý teblið ve toplumu irþat amaçlý bireysel faaliyet yürüten bir çok Ýslam alimi ve önemli þahsiyet, acýmasýz bir þekilde baský ve iþkencelere tabi tutulmuþtur. Bunlarýn çoðu zindanlara atýlmýþ, bir kýsmý þehid edilmiþ ve çok sayýda insan da sürgüne gönderilmiþtir. Ancak, son bir asýrdýr Kürtlere karþý aralýksýz bir þekilde sürdürülen baský ve sindirmelere, zulümlere ve kültürel dejenerasyonu amaçlayan asimilasyoncu politikalara raðmen, Müslüman Kürt halký rejime entegre edilememiþ, Ýslami inanç, kültür, yaþam ve deðerlerini muhafaza etmiþtir.

Kürdistan’da doðup büyüyen her insan, ya direkt olarak kendisi bu zulümleri yaþamýþ, ya bu zulümlere tanýklýk etmiþ veya büyüklerinden yaþadýklarý ve tanýk olduklarý zulüm uygulamalarýyla ilgili binlerce olay duymuþtur. Özellikle TC’nin kuruluþunun ilk dönemlerinde, Kürdistan’da gerçekleþtirilen zulümlerin canlý tanýðý olan insanlarýn bir kýsmý halen hayattadýr. Eðer gerçek anlamda tarafsýz bir þekilde, bilimsel, tarihi ve arkeolojik bir araþtýrma ve çalýþma yapýlýr, geçmiþte yaþanmýþ olaylar ve iþlenmiþ zulümlerin maðdurlarý ve tanýklarý dinlenirse, o karanlýk dönemde yapýlan zulümler bütün çýplaklýðýyla gün yüzüne çýkacaktýr. Böylece, TC’nin zulüm tarihi net bir þekilde gözler önüne serilecek, herkesi þaþýrtacak derecede gerçekler aydýnlýða kavuþacaktýr.

TC, sürekli olarak Müslüman Kürtlere hem Ýslami ve hem de Kürt kimliklerinden dolayý zulmetmiþtir. Ayný þekilde, diðer rejim muhalifi Kürtler de hem ideolojik kimliklerinden ve hem de Kürt kimliklerinden dolayý zulüm görmüþlerdir. Ancak Müslüman Türkler ile diðer rejim karþýtý Türkler ise, ya sadece Ýslami kimliklerinden veya sahip olduklarý ideolojik düþüncelerinden dolayý haksýzlýk ve zulme uðramýþlardýr. Böylece, bu ýrkçý ve ayýrýmcý tutum nedeniyle rejim muhalifi Kürtler, laik þovenist Kemalist rejim tarafýndan sürekli olarak her iki kimliklerinden dolayý iki yönden zulme uðramýþ ve maðdur edilmiþlerdir.

TC, kuruluþundan günümüze kadar özellikle Kürdistan’da baþ gösteren Ýslami ve insani hak taleplerine karþý silah kullanarak çok þiddetli tepki göstermiþtir. Halkýn, Ýslami ve insani taleplerini ortaya koymamasý ve suskun kalmasý için sürekli olarak baský ve sindirme politikasý uygulamýþtýr. Silah zoruyla bastýrma ve imha amaçlý uygulamalarý en belirgin politikasý olmuþtur. Bu anlamda TC’nin tarihi, tam anlamýyla karanlýk bir zulüm tarihidir. Bugüne kadar zulmün her çeþidinin yapýldýðý bu karanlýk döneme iliþkin dar kapsamlý bazý çalýþma ve araþtýrmalar yapýlmýþtýr. Bu dar kapsamlý araþtýrma ve çalýþmalar her ne kadar tarihi gerçekleri tümüyle ortaya koymuyorsa da, TC’nin deðiþik dönemlerde yaptýðý zulüm ve baský uygulamalarýna ýþýk tutacak nitelikte olup yeterince bilgi vermektedir. TC’nin genelde bütün Türkiyeli Müslümanlara, özellikle de Kürdistan Müslüman halkýna karþý zalimce uygulamalarý hakkýnda söylenecek çok þey vardýr. Ancak bu konu, baþlý baþýna ele alýnmasý gereken geniþ bir konu olduðundan, burada bu tarihi olaylarýn detaylarýna girmiyor, sadece deðinip geçiyoruz.

[ Geri Dön ]


GERİ
      Masaüstü Görünümü