KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 14.BÖLÜM

KÜRTLERÝN VE KÜRDÝSTAN’IN TARÝHÝNE KISA BÝR BAKIÞ

Kürt ulusu, tarihi kaynaklara göre en az 3500 yýldýr kesintisiz bir þekilde bugünkü yaþadýðý topraklar üzerinde yerleþik bir hayat sürdürmektedir. Türk devlet þovenizmi bir asýrdýr bu gerçeðin aksini iddia etmiþ, asýlsýz ve boþ iddiasýný ispat etme gayreti içinde olmuþtur. TC, bu nafile çabalarý doðrultusunda her ne kadar Kürt halkýnýn kökleri, tarihi ve diline dair çeþitli safsata tezler ileri sürmüþse de, bunlara kendisi dahil kimseyi inandýramamýþtýr. Bir asra yakýndýr sürdürülen bu ýrkçý çabalar bilimsel ve tarihi gerçekleri deðiþtirememiþtir. Müslüman Türk kardeþlerimiz þu gerçeði bilmelidirler ki, kendileri henüz yerleþik hayata geçmeden ve bu topraklara gelmeden çok önceleri Kürtler, bugün yaþadýklarý bu topraklar üzerinde yerleþik bir hayat sürdürmekteydiler. Bu, inkar edilemez tarihi bir gerçektir. Kürtlerin kökleri, tarihleri ve dilleri hususunda çaðýmýzda yapýlan bilimsel araþtýrmalarýn dýþýnda, Osmanlý, Ýran, Arap ve Avrupa arþivlerinde bu konuyla ilgili yeterli derecede bilimsel veriler ve tarihi belgeler mevcuttur. Bu konularý merak eden ve bu hususta araþtýrma yapmak isteyen herkes bu kaynaklara müracaat edebilir. Amacýmýz Kürtlerin soy, dil, tarih ve kültürleri ile ilgili konularý irdelemek olmadýðýndan, burada bu konularýn detayýna girmiyoruz.

Kürt halký Ýslamla müþerref olduktan sonra, Ýslam’ýn ilahi mesajýnýn insanlýða ulaþtýrýlmasý ve Ýslam adaletinin yeryüzünde yayýlmasý amacýyla, cihad dahil yürütülen bütün hizmetlerin içinde yer almýþtýr. Ý’lay-ý kelimetullah için hiçbir fedakarlýktan geri kalmamýþ, Ýslam’ýn hakimiyeti uðruna sadýkane bir þekilde bütün imkanlarýný seferber etmiþtir. Ýslam tarihinin her döneminde, Ýslam ümmetinin vahdet ve bütünlüðünün korunmasý için her türlü özveride bulunmuþtur. Kürtler, Ýslam tarihi boyunca Ýslami hakimiyet ve Ýlahi adaleti esas alan ve bu doðrultuda hizmet eden bütün yönetimlerle yardýmlaþma ve iþbirliði çerçevesinde samimi ve dostane iliþkiler içerisinde olmuþ ve bu yönetimlerle beraber hareket etmiþlerdir. Ayný topraklarda beraber yaþadýklarý veya komþu olduklarý Müslüman kavimlerle Ýslami kardeþlik ve iyi komþuluk iliþkileri içerisinde dostça yaþamýþlardýr. Tarihi süreç içerisinde Allah'ýn kendilerine verdiði bazý fýrsatlarý kendi ulusal çýkarlarý doðrultusunda kullanmamýþ, tam aksine herkese örnek teþkil edebilecek bir uygulamayla ve üstün bir ahlaki meziyetle bu fýrsatlarý, Ýslam dininin yükseliþi ve Ýslam ümmetinin çýkarlarý doðrultusunda kullanmýþlardýr. Selahattin-i Eyyubi bu örneklerden sadece bir tanesidir.

Kürtler, tarihin bazý dönemlerinde baðlý bulunduklarý yönetimlerin hakim idarecileri tarafýndan ihanete uðradýklarý, arkadan hançerlendikleri, Ýslami kardeþlik ve dostlukla baðdaþmayan gayr-ý insani uygulamalara tabi tutulduklarý halde, hiçbir zaman o zalim yöneticilerin mensubu olduklarý Müslüman kavimlerle bir düþmanlýk veya kavim çatýþmasý yaþamamýþlardýr. Bugüne kadar yaþanan savaþ ve çatýþmalar içiçe beraber yaþadýklarý Müslüman kavimlerle deðil, zalim idareci ve yönetimlerle olmuþtur. Ýslam birliðinin daðýlma sürecine girdiði ve ümmet topraklarýnýn Emperyalist güçlerin saldýrýsýna uðradýðý ve iþgal edildiði dönemlerde Kürtler, Emperyalist iþgalci güçlere karþý sürekli beraber yaþadýklarý diðer kavimlerle omuz omuza Ýslam topraklarýnýn savunulmasý ve baðýmsýzlýðý, Müslüman halklarýn kurtuluþu ve özgürlüðü uðruna savaþmýþlardýr. Bu savaþlarda çok sayýda þehid vermiþ, büyük oranda can ve mal kaybýna uðramýþlardýr. Kürtlerin bu tutumu; Türkiye, Ýran, Irak ve Suriye olmak üzere, yaþadýklarý bütün ülke ve toprak parçalarýnda ayný þekilde olmuþtur.

Kemalist zulüm rejiminin iddialarýnýn aksine Müslüman Kürt halký, kendi ulusal çýkarlarý için Emperyalist iþgalcilerle iþbirliðine yanaþmamýþ ve beraber yaþadýklarý diðer Müslüman kavimlere hiçbir zaman ihanet etmemiþtir. Özellikle, TC’nin sürekli olarak dýþ destekli olmakla itham ettiði, yalan ve iftiralarla karaladýðý Kuzey Kürdistan’da Þeyh Said ile Güney Kürdistan’da Þeyh Mahmut Berzenci’nin Ýslam-i ve insani hak taleplerine dayalý kýyamlarý, Emperyalist güçler tarafýndan hiçbir þekilde desteklenmemiþtir. Bu kýyam önderleri, maddi ve siyasi çýkarlarýný deðil, Ýslami inanç ve düþüncelerini esas aldýklarýndan Emperyalistlerle iþbirliðine girmemiþlerdir. Eðer bunlar Emperyalistlerle iþbirliði içine girselerdi, bu kýyamlarýn siyasi sonuçlarýnýn çok daha farklý olacaðý bilinen bir gerçektir. Birinci dünya savaþý sonrasýnda dünyanýn ve özellikle Ümmet coðrafyasýnýn yeniden þekillendiði, Emperyalist iþgalciler tarafýndan masa baþýnda haritalarýn çizildiði ve paylaþýmýn yapýldýðý o dönemde, Emperyalistlerle iþbirliði sonucu bir ulusun içinden bir çok devlet meydana getirilirken veya toplam nüfuslarý birkaç yüzbini veya bir milyonu geçmeyen bir çok devletçik oluþturulurken, çok açýktýr ki eðer Müslüman Kürt halký iþgalci Emperyalistlerle iþbirliðine girseydi, bu büyük nüfusu ve stratejik ehemmiyeti olan coðrafyasýyla devletsiz kalmayacak, bugünkü daðýnýklýk ve parçalanmýþlýk içinde olmayacaktý. Bu bir hakikat olup hiç kimse tarafýndan inkar edilemeyecek kadar açýk ve ortadýr.

Emperyalist devletler, Osmanlýlar zamanýnda kýsmen varolan Ýslam birliðinin bozulmasý için uzun süre çaba sarf ettiler. Osmanlý devletinin yýkýlmasý ve Ümmet içerisinde ulus devletlerin meydana getirilmesiyle hedeflerine ulaþan Emperyalist güçler, fiili iþgale son verip Ýslam coðrafyasýný terk ederken, geriye bazý sorunlu bölgeler ve çözüme kavuþturulmayan ihtilaflý konular býraktýlar. Ayný þeyi dünyanýn baþka alanlarýnda da yaptýlar. Gelecekte bu ihtilaflarý kendi siyasi ve ekonomik çýkarlarý doðrultusunda kullanmak ve buralarý kendilerine baðlý tutup, bu alanlardaki etkinliklerini sürdürebilmek için, bilinçli olarak böyle sorunlu bölgeler ve noktalar meydana getirdiler. Kürdistan’ýn parçalanmýþlýðý ve Kürt sorunu, Emperyalist iþgalcilerin geride býraktýklarý bu sorunlu bölgelerden ve ihtilaflý konulardan bir tanesidir. Çýkarlarýna uygun düþtüðü için Kürdistan’ý birkaç parçaya bölen Emperyalist devletler, sanki ortaya çýkan bu haksýz durumun sorumlularý kendileri deðilmiþ gibi, sonraki dönemlerde de sürekli olarak kendi siyasi amaçlarý ve çýkarlarý doðrultusunda Kürt sorunuyla yakýndan ilgilenmiþ, sözde sorunun çözümü doðrultusunda bazý yaklaþýmlar içinde olmuþ ve bu konuyu kendi politik çýkarlarýna alet etmeye devam etmiþlerdir.

Nispeten var olan Ýslam birliðinin daðýlma sürecine girdiði ve Ümmet içerisinde ulus devletlerin ortaya çýktýðý yirminci asrýn baþlarýnda Kürdistan dört önemli parçaya bölünerek farklý ülkelerin egemenliðine býrakýldý. Kürtleri kontrollerinde bulunduran ve Kürdistan’a egemen olan bölge ülkeleri, sürekli olarak zulüm ve baský politikalarýyla Kürtlerin haklý taleplerine karþý çýkmýþ, bu haklarý inkar edip görmezlikten gelmiþlerdir. Bu ülkeler, insani ve Ýslami olan haklarýný isteme doðrultusunda Kürt halký içinden çýkmýþ hareketlere sert bir þekilde müdahale etmiþ, bu hareketleri çoðu zaman acýmasýz bir þekilde kanla bastýrmýþlardýr. Sözde Kürt sorununa ilgi gösteren ve Kürtleri destekliyormuþ gibi görünen Emperyalist Batýlý devletler de, bu ülkelerdeki siyasi ve ekonomik çýkarlarýný gözeterek, Kürtlere yapýlan bu zulümlere ya seyirci kalmýþ veya bu ülkelere askeri, siyasi ve ekonomik destek sunarak bu zulümlerine ortak olmuþlardýr.

Kürtleri egemenliklerinde bulunduran bölge ülkeleri, süregelen baský ve zulüm politikalarýnýn yanýnda, zaman zaman bu soruna el atýp sahiplenmiþ, açýk veya gizli bir þekilde bu sorunu birbirlerine karþý koz olarak kullanmýþ, böylece sürekli olarak siyasi emelleri ve ekonomik çýkarlarý doðrultusunda istifade etmeye çalýþmýþlardýr. Bu samimiyetten uzak, art niyetli, çýkarcý yaklaþýmlar, Kürt sorununun çözümsüz kalmasýna ve daha da aðýrlaþmasýna sebep olmuþtur. Ayrýca bu ülkeler, iliþki kurduklarý ve sözde destekledikleri Kürt hareketlerinin yozlaþmalarýna, hedef ve amaçlarýndan sapmalarýna ve neticede baþarýsýzlýða uðramalarýna da bir noktaya kadar neden olmuþlardýr. Hem Kürtleri egemenliklerinde bulunduran bölge ülkelerinin ve hem de bölge dýþýndaki güçlerin bu çýkarcý, fýrsatçý ve sömürücü politik müdahaleleri sonucu Kürt sorunu çözümsüz kalmaya devam ettiði gibi, Kürt toplumunun bünyesinde telafisi ve tedavisi kýsa sürede mümkün olmayan; toplumsal, kültürel, inançsal, ekonomik ve siyasi birçok sorun ortaya çýkmýþtýr. Bu çok yönlü müdahaleler neticesinde Kürt halkýna inanýlmaz acýlar çektirilmiþ, Kürt halký rahat yüzü görmemiþ ve Kürdistan hiçbir zaman sükunete kavuþmamýþtýr.

Yirmi birinci asrýn baþýnda bulunduðumuz bugünlerde dahi Kürt sorunu halen çözüme kavuþturulmamýþ ve ayný þekilde önemli bir sorun olarak canlýlýðýný ve tazeliðini korumaya devam etmektedir. Ýlgili bölge ülkelerinin sorunun çözümü hususunda bir irade ortaya koyamamalarý, kendi baþlarýna soruna çözüm bulmaktan uzak oluþlarý ve çözümsüzlükte direnmeleri, bölge dýþýndaki Emperyalist güçlere daha fazla müdahale imkaný ve gerekçesi sunmaktadýr. Günümüzde Emperyalist güçlerin Kürt sorununa ilgi ve alakalarý daha da artmýþ, geçmiþe nazaran daha açýk bir þekilde müdahale ettikleri görülmektedir. Kürt sorununun çözümsüz kalmasý ve bu þekilde varlýðýný devam ettirmesi, bölgesel ve uluslararasý güçlerin kendi çýkarlarý doðrultusunda soruna el atmalarýna ve bu sorunu kullanmalarýna zemin oluþturmaktadýr. Bu çok yönlü müdahaleler sonucu, günümüzde Kürdistan’daki siyasi ve toplumsal istikrarsýzlýk ve huzursuzluk belirgin bir þekilde müþahede edilmektedir. Bu sorundan kaynaklanan çatýþma, sürtüþme, ihtilaf, gerginlik ve huzursuzluklarýn, gelecekte daha da yoðunluk kazanarak devam edeceði, hem ilgili bölge ülkelerinin ve hem de uluslararasý büyük güçlerin gündemlerini uzun süre iþgal edeceði kesindir.

Kürdistan merkezli bütün örgütlerin, özellikle de Kürdistan’ýn Müslüman halkýnýn inancýnýn ve kültürünün temsilcisi, toplumsal, siyasi ve insani haklarýnýn gerçek savunucusu olan Hizbullahi hareketin ve bütün Kürt halkýnýn, tarihten gelen bu önemli soruna; hissiyattan uzak, sorumlu, akýllý, bilinçli ve ciddi bir þekilde yaklaþmalarý gerekir. Soruna ilgi duyan, samimi ve dürüstçe yaklaþým sergileyen herkesin, uzak ve yakýn tarihte bu sorun etrafýnda geliþen ve yaþanan olaylarý, sorunun günümüzde ulaþtýðý boyutu ve gelecekte yaþanmasý muhtemel geliþmeleri çok iyi bilip görmesi ve buna göre hareket etmesi lazýmdýr. Ayný þekilde, geçmiþte ve günümüzde bölgesel ve bölge dýþý güçlerin Kürdistan’da oynadýklarý oyunlar, takip ettikleri ve uyguladýklarý strateji ve politikalar, soruna yaklaþým tarzlarý, niyet, hedef ve amaçlarý çok iyi anlaþýlmalý ve kavranmalýdýr. Bu þekilde bütün yönleriyle bu sorunu ve bu sorunla baðlantýlý geliþmeleri anlamadan, görmeden, kavramadan, iyi tahlil ve teþhis etmeden, zamanýnda ve yerinde doðru bir tutum ve tavýr ortaya konulamayacaðý gibi, hedefe ulaþtýrýcý doðru bir mücadele tarzý da geliþtirilemez. Dolayýsýyla, bütün bunlar bilinmeden ve yapýlmadan, saðlýklý çözüm yollarý da bulunamaz.

Kürdistan topraðý Ýslam topraðýdýr ve buranýn gerçek sahibi Müslüman Kürt halkýdýr. Bu halkýn bütün sorunlarýnýn çözümü ancak Ýslamla mümkündür. Müslüman Kürt halkýnýn Ýslami inancýna aykýrý ve iradesi dýþýnda dayatýlacak çözümler geçerli ve kalýcý olmayacaktýr. Bu gerçek göz önünde bulundurulmadan, çözüm adý altýnda yapýlacak her düzenleme veya dayatma beraberinde baþka sorunlar ile zulüm ve haksýzlýklar getirecektir. Böyle bir durum ise sorunu daha da aðýrlaþtýrýp çözümsüzlük içerisine itecektir. Kürdistan merkezli Ýslami bir hareket olarak, Müslüman halkýmýzýn Ýslami ve insani haklarýný savunmak, tarihten gelen siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel sorunlarýna Ýslam adaleti çerçevesinde çözümler bulmak, yüz yüze bulunduðu adaletsizlik, baský ve zulmü sona erdirip özgürlüðüne kavuþmasý için mücadele etmek bizim Ýslami görevimizdir.

[ Geri Dön ]


GERİ
      Masaüstü Görünümü