KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 15.BÖLÜM

KÜRT SORUNUNA BAKIÞIMIZ

Emperyalist sömürgecilerin, kültür emperyalizmi yoluyla uzun süre devam eden çalýþmalarý ve çabalarý sonucu Ýslam Ümmetinin içine yerleþtirdikleri kavmiyetçilik fitnesi neticesinde, nispeten var olan Müslümanlarýn siyasi birliði bozuldu. Bu birliðin bozuluþu ve daðýlýþý sonrasýnda Ümmet coðrafyasýnda ulus devletler dönemi baþladý. Kürdistan’ýn parçalanmýþlýðý ve Kürt sorununun bugünkü þekliyle boy göstermesi, ortaya çýkan bu yeni durumla önemli derecede baðlantýlýdýr. Her ne kadar ulus devletler döneminden önce Kürdistan coðrafyasý tek parçalý deðildiyse de, günümüzdeki gibi çok parçalý da deðildi. Ayný zamanda, ýrkçýlýk ve ayrýmcýlýk ulus devletler dönemindeki düzeyde olmadýðýndan, Kürtler bugünkü boyutta sorunlar da yaþamýyordu. Kürtlerin bugün yaþadýðý aðýr ve acý sorunlar, büyük oranda, ulus devletler döneminin baþlamasýyla beraber Kürtlere yönelik uygulamaya konulan ayrýmcý ve asimilasyoncu politikalarýn sonucudur.

Cemaat olarak Kürt ve Kürdistan sorununu, bugüne kadar Ýslam ümmetinin içinde bulunduðu parçalanmýþlýk ve yaþadýðý ciddi problemlerden kaynaklanan olumsuzluklarla baðlantýlý bir sorun olarak gördük. Kürtlere yönelik varolan zulüm, adaletsizlik, ayrýmcýlýk, inkar, asimile ve sömürünün, yaþadýklarý coðrafyalarda Ýslami hükümlerin ve ilahi adaletin hakim olmayýþýndan, buralarda hakim olan gayr-ý Ýslami rejimlerin yapýsýndan kaynaklanan bir durum olduðuna inandýk. Ayný þekilde, bu sorunun çözümünü de ümmetin sorunlarýnýn çözümü içinde gördük ve bu þekilde yaklaþýmda bulunduk. Yani, eðer Ýslam coðrafyasýna Ýslami adalet hakim olursa ve gayr-i Ýslami Taðuti rejimler ortadan kalkarsa, Kürtlere yapýlan haksýzlýk ve zulümlerin de son bulacaðýna inandýk. Bu inanç, düþünce, tavýr, tutum ve yaklaþýmlarýmýz Ýslami ölçülere dayanmakta olup, Ýslami ve tevhidi dünya görüþümüzün bize kazandýrdýðý deðerler ve bakýþ açýsý gereði böyle inanýyoruz.

Müslümanlarýn ümmet ve imamet þuuruyla birbiriyle kenetlendiði, zulüm ve ayrýmcýlýðýn olmadýðý, herkesin yaratýlýþ itibariyle eþit sayýldýðý, üstünlüðün sadece takvada olduðu, kimsenin kimseye üstünlük saðlayamayacaðý, kimsenin dilinden, renginden, isminden, yaþadýðý coðrafya veya mensubu olduðu sýnýf, kavim veya aileden dolayý ayrýcalýða sahip olamayacaðý veya aksine bu özelliklerinden ve sýfatlarýndan dolayý hiç kimsenin haksýzlýða uðrayýp aþaðýlanamayacaðý, ilahi adaletin ve hududullahýn hakim olduðu birleþik bir Ýslam ümmeti oluþturmayý arzulayarak, bu inanç ve hedefe ulaþmak amacýyla mücadele etmeyi Ýslami akidemiz ve Nebevi Ýslam’ýn gereði olarak gördük. Böyle kutsal bir hedef uðruna mücadele etmeyi, çile çekmeyi, iþkence görmeyi ve hatta þehid olmayý iftihar olarak bildik. Bundan sonra da bu kutsal dava ve deðerlere baðlý kalarak, bunlarýn uðruna mücadele etmeyi onur ve iftihar olarak bileceðiz. Bu bizim Ýslami anlayýþýmýz, þer’i görev ve sorumluluðumuzdur.

Ýslam’ýn hakikatýný anlamýþ Müslümanlar, hiçbir zaman dünyanýn hiçbir yerinde zulme rýza göstermez ve mazlumlara sýrt çeviremezler. Çünkü mazlumun dinine, diline, rengine ve soyuna bakmaksýzýn, sadece mazlum olduðu için desteklenmesi gerektiðini Ýslam kendilerine emretmektedir. Zira zalim kim olursa olsun kimliðine bakmaksýzýn zalime ve zulme karþý mücadele etmeyi, mazlum kim olursa olsun kimliðine bakmaksýzýn yardýmýna koþmayý emreden çok sayýda ayet olduðu gibi, örnek ve önder olan Peygamberimizin hayatýnda da bu konuda bize öðretici ve yol gösterici birçok örnek ve uygulama vardýr. Dolayýsýyla, mazlum Kürt halkýnýn sorununu sadece Müslüman Kürtlerin sorunu olarak deðil, hangi kavimden olursa olsun bütün Müslümanlarýn ve Ýslam Ümmetinin sorunu olarak görüyoruz. Bu sorunun, adil bir þekilde ve Ýslam’a uygun olarak çözüme kavuþturulmasý için bütün Müslümanlarýn soruna el atmalarý ve sahiplenmeleri gerektiðini düþünüyoruz. Nasýl ki, Ýslam Ümmetinin diðer parçalarýnda veya dünyanýn herhangi bir yerinde haksýzlýða uðrayan Müslümanlarýn veya mazlum insanlarýn sorunlarýyla ilgilenmek ve maruz kaldýklarý baský ve zulmün son bulmasý için çabalamak Ýslami sorumluluk gereði bütün Müslümanlarýn görevi ise, ayný þekilde, Müslüman Kürt halkýna uygulanan baský ve zulme karþý çýkmak ve bunun son bulmasý için mücadele etmek de, her kavimden Müslümanlarýn Ýslami görevi ve þer’i sorumluluðu olduðuna inanýyoruz.

Bugüne kadar Kürt ve Kürdistan sorununu özele indirgemeyip, öncelikli bir konu olarak öne çýkarmayýþýmýz ve genel Ümmet sorunu içerisinde görüp bu þekilde ele almamýz sorunu görmezlikten geldiðimiz, inkar ettiðimiz veya ehemmiyet vermediðimiz anlamýnda deðildir. Tam aksine, bu konuda bizim de Cemaat olarak Ýslam’ýn dünya görüþü çerçevesinde bir bakýþ açýmýz, sorunun çözüme kavuþturulmasý doðrultusunda Ýslami bir çözüm þeklimiz vardýr. Çünkü, bir hayat nizamý olan Ýslam, en büyük sorundan en küçük soruna kadar insanlarýn bütün sorunlarýna çözüm getirdiði gibi, bu sorunu da çözmeye muktedirdir ve bununla ilgili çözümü vardýr. Bu sorunu Ýslami dünya görüþümüz çerçevesinde ele alýp, deðerlendirip, tahlil ve teþhis edip Ýslam’ýn ölçüleri dahilinde çözüme kavuþturmak için mücadele etmek Ýslami sorumluluðumuz olduðu gibi Cemaati görevlerimizdendir. Bizim istediðimiz çözüm, Müslüman halkýmýzýn inancýna ve kültürüne uygun düþen ve isteði olan Ýslam’a uygun çözümdür. Bununla beraber, Müslüman halkýmýzýn çýkarýna uygun düþen ve Ýslam’a aykýrý olmayan her türlü çözümü desteklemek de Ýslami ve insani görevimizdir.

Kürdistan coðrafyasýnýn dört bir yanýnda çeyrek asýrdýr cemaatleþerek Ýslami faaliyet yürüten, bu faaliyetleri ve mücadelesi neticesinde halkýn büyük bir kesiminin destek ve sempatisini kazanarak geniþ bir kitleyi temsil gücüne kavuþan Hizbullahi Cemaat, Kürdistan merkezli ve mensuplarýnýn çoðunu Müslüman Kürtlerin oluþturduðu Ýslami bir hareket olarak Kürdistan ve Kürtlerle ilgili her türlü sorun ve geliþmeyle direkt ilgilidir. Bu coðrafyada mücadele eden bir Ýslami cemaat olarak Kürt ve Kürdistan sorunuyla ilgili geliþmelere, sorunun çözümü doðrultusundaki yaklaþýmlara ve bu çerçevede yapýlan tartýþmalara ilgisiz kalmasý düþünülemez. Bu konuyla ilgili olumlu olumsuz bütün geliþmeler bölge insanlarý olarak bizi de etkileyeceðinden Hizbullahi Cemaat, Kürt sorunu ve Kürdistan davasý ile ilgili bütün taraflarýn meseleye yaklaþým tarzýný, maksat ve hedeflerini, tutum ve uygulamalarýný, takip ettikleri politika ve önerdikleri çözüm yollarýný yakýndan takip etmektedir.

Herkes þunu çok iyi bilmelidir ki; bugüne kadar Kürdistan davasýný ve Kürt sorununu kendi siyasi ikballeri için malzeme olarak kullananlar, Kürtlerin haklý istek ve taleplerini bireysel veya örgütsel çýkarlarý için pazarlýk konusu yapanlar, bugüne kadar Kürt halkýný ve davasýný kendi tekelinde görüp, Kürt halkýnýn tek temsilcisi olduklarýný iddia edenlerin hepsi bu davanýn peþini býraksalar veya zaman zaman yaptýklarý gibi, Kürt halkýna ihanet edip teslimiyet içine girseler dahi, biz Hizbullahi Cemaat olarak ve Kuran’ýn hayat bahþeden mesajýna inanan Kürdistanlý Müslümanlar olarak, ilahi sorumluluðumuz gereði hiçbir zaman Allah’ýn doðuþtan her insana bahþettiði ve Ýslam’ýn her kiþi ve kavme tanýdýðý haklar kapsamýnda olan Müslüman Kürt halkýnýn temel Ýslami ve insani haklarýný savunmaktan vazgeçmeyeceðiz. Bu haklý istek ve taleplerin peþini býrakmayacaðýz ve bu haklarýn elde edilmesi için mücadelemize devam edeceðiz.

[ Geri Dön ]


GERİ
      Masaüstü Görünümü