KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 27.BÖLÜM
CEMAATIN ATEÞKESE BAKIÞI
Cemaat, çatýþmalar baþlamadan önce PKK’yi uyarmýþ, bu çatýþmanýn taraflara bir faydasýnýn olmayacaðýný, bu çatýþmadan en fazla TC’nin istifade edeceðini, özellikle PKK’nin kendisine ikinci bir cephe açmakla Cemaatten daha fazla zarar eden taraf olacaðýný söylemiþti. PKK’nin baþka bir alternatif býrakmamasý sonucu Cemaatýn zorunlu olarak içine girdiði bu savaþ, dayatma ve imhaya karþý savunma savaþýydý. Cemaat, baþka hiçbir seçeneði ve alternatifi olmadýðýndan, varlýðýný koruyabilmek için uzun süre devam eden bu aðýr savaþa katlanmak zorunda kaldý. Nitekim, bu çatýþmanýn sonuçlarý hakkýnda Cemaatýn çatýþma öncesi deðerlendirmesi ve öngörüsü doðru çýktý. Bu çatýþmanýn kazanan tarafý TC oldu. PKK ise, bu savaþý dayatmakla hedefine ulaþamadýðý gibi, aldýðý darbeler nedeniyle büyük oranda güç kaybetti. Birkaç yýl þiddetli bir þekilde devam eden bu çatýþmalar neticesinde PKK, Cemaate karþý eylem yapamayacak kadar zayýf düþtü ve yerleþim alanlarýnýn çoðunda üstünlük Cemaate geçti.
Cemaatýn sonsuza dek PKK ile savaþýp, bütün güç ve enerjisini bu çatýþmada tüketme gibi bir niyeti ve amacý yoktu. PKK’nin etkinliðinin kýrýlmasý ve eylemsizlik sürecine girmesiyle Cemaat de, yoðun eylemliliðe son verdi. Böylece çatýþmalar önemli oranda azalýp kesilme noktasýna geldi. PKK, içine düþtüðü kötü durum ve sýkýþmýþlýk nedeniyle yapýlacak bir ateþkes görüþmesinde Cemaatýn bütün þartlarýný kabul edebilecek bir görünüm sergiliyordu. Çünkü, böyle bir ateþkese çok ihtiyacý vardý. Ayrýca bu doðrultuda yoðun bir istek ve çaba içerisinde olduðunu da gösteriyordu. TC ise, bu çatýþmalarýn devam etmesi için provokasyonlar dahil olmak üzere her yola baþvuruyordu. Cemaat, TC’nin daha fazla bu çatýþma ortamýndan istifade etmesini önlemek, provokasyonlarýný boþa çýkarmak ve oynanan oyunlarý bozmak için ateþkese olumlu bakýyor ve gerekliliðine inanýyordu. Bütün bu nedenlerden dolayý Cemaat, uygun bir zamanda ve ortamda istek ve þartlarýnýn kabul edileceði bir ateþkes görüþmesinin yapýlmasý taraftarýydý. Bu çatýþmanýn hem kendi çýkarlarýna ve hem de Müslüman halkýnýn çýkarlarýna olacak þekilde resmi bir ateþkesle son bulmasýný arzuluyordu.
Cemaat, yapýlacak bir görüþmenin ve saðlanacak bir ateþkes anlaþmasýnýn verimli, kalýcý, kapsamlý ve temelli olmasý için iki taraf arasýnda en üst düzeyde yapýlmasýný istiyordu. Ancak, içinde bulunduðu mücadele ortamýnýn aðýr ve olumsuz þartlarýndan dolayý bunu gerçekleþtirmede zorlanýyordu. PKK ile üst düzeyde irtibat kurma, görüþme için uygun yer ve zaman tayini gibi sorunlar bu iþi engelleyen önemli etkenlerdi. Çünkü, PKK ile arasýnda geçmiþe dayalý bir irtibat ve iliþki olmadýðýndan Cemaat, PKK’nin üst düzey yetkilileri ve yurtdýþýndaki merkeziyle saðlýklý bir irtibat kurmada zorluk çekiyordu. Ülke içindeki PKK sorumlularýyla görüþmek ve haberleþmekten de bilerek kaçýnýyordu. Zira PKK’ye yönelik TC’nin sýzmasý ve kontrolü çok ileri düzeydeydi. Cemaat, TC’nin PKK üzerindeki bu kontrolünü, kendisine sýðýnan veya yakalayýp sorguladýðý PKK’lilerin itiraflarýndan ve eline geçen PKK’nin bazý bölge arþivlerinden çok iyi ve detaylý bir þekilde biliyordu. Ülke içinde böyle bir görüþmeye teþebbüs edilirse, TC’nin bunu haber alýp provoka edebileceði gibi, bu kanaldan darbe yiyeceði endiþesini de taþýyordu. Böyle bir olumsuzluk, beraberinde bir çok yeni sorun getirecek ve tehlikeli sonuçlar doðuracaktý. Cemaat, böyle bir giriþimin beraberinde getireceði zarar ve tehlikeleri göz önünde bulundurarak, özellikle yurt içinde PKK ile iliþki kurma ve görüþmeyi sakýncalý buluyor ve bu hususta çok ihtiyatlý ve çekingen davranýyordu. Ancak, bu iþin saðlýklý, güvenilir ve emin bir þekilde gerçekleþmesi için de uygun yollarý araþtýrmaya devam ediyordu.
Cemaatýn, bu iþte acele etmeyip ihtiyatlý davranmasýnýn en önemli sebeplerinden biri de, PKK’ye olan güvensizliðiydi. Çünkü Cemaat, PKK’yi çok iyi tanýyordu. O güne kadar sadakat ve dürüstlük adýna hiçbir þeyine tanýk olmamýþtý. PKK’nin içine düþtüðü çýkmazdan kurtulmak için taktik icabý böyle bir yaklaþým sergilediði, bu iþi suiistimal edip kötü bir þekilde istifade edeceði, bu iþte samimi olmadýðý ve böyle bir antlaþmaya baðlý kalmayacaðý þeklinde þüphe ve tereddütleri vardý. Gündeminde böyle bir ateþkes konusu olmasýna raðmen, bütün bu endiþelerinden dolayý acele etmeyip ihtiyatlý hareket ediyordu. Daha sonraki geliþmeler ve yaþanan olaylar, Cemaatýn PKK’yi yanlýþ tanýmadýðýný, bu endiþe ve þüphelerinde haklý olduðunu ortaya koydu.
[ Geri Dön ]

Þehid Rehber