KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 31.BÖLÜM

HÝZBULLAH-PKK ÇATIÞMASI ÖNCESÝ DÖNEMDE BÖLGEDE TC’NÝN ÝÇÝNDE BULUNDUÐU KÖTÜ DURUM

1992 öncesi dönemde TC, Kürdistan’da tam anlamýyla bir çýkmaza girmiþti. Bölge halký baþta olmak üzere, o dönemde bölgede görev yapan devlet memurlarý, iþ adamlarý, basýn mensuplarý ve olaylarý takip edip gözleyen herkes, TC’nin yaþadýðý zaafiyete ve içine girdiði krize tanýklýk etmiþtir. PKK’nin planlý ve programlý bir þekilde strateji ve politikalarýný hayata geçirmesi ve hýzlý ilerleyiþi karþýsýnda TC’nin gerilediði, bölgede etkinliðini kaybettiði ve olaylarý kontrol edemediði herkesin bildiði ve kabul ettiði bir gerçektir. TC, Kürdistan’a yönelik uygulamaya koyduðu hiçbir siyasi, askeri, iktisadi, kültürel plan ve programýný hayata geçiremiyor ve amaçladýðý hedeflerine ulaþamýyordu. Bölgede durumu kendi lehine çevirmek için yaptýðý her atak ve giriþim baþarýsýzlýkla sonuçlanýyordu. Bölgeye yönelik hayata geçirmek istediði plan ve projelerini büyük propaganda kampanyalarýyla desteklediði halde uygulamada baþarýlý olamýyordu. Ayný þekilde, TC’nin psikolojik savaþ ve propaganda merkezleri bütün çabalarýna raðmen yürüttükleri dezenformasyon faaliyetlerinden bir netice elde edemiyorlardý. TC, bu savaþta o denli yorgun düþmüþ ve bataklýða saplanmýþtý ki, en üst düzey yetkililerin aðzýndan “Verelim kurtulalým” tarzýnda sesler yükselmeye baþlamýþtý. TC, bu savaþý kazanmaktan ümidini kesmiþ, en az zararla nasýl bu iþten kurtulacaðýnýn arayýþý içine girmiþti.

Kürdistan’da PKK’nin iyi durumuna karþýlýk TC’nin içinde bulunduðu kötü durum, acizlik ve çýkmazý görmek için o tarihlere geri dönüp, o dönemde yaþanan olaylara bakmakta ve hatýrlamakta fayda vardýr. TC’nin o dönemdeki durumunu maddeler halinde kýsaca þöyle sýralayabiliriz:

-1992 öncesi dönemde TC ile PKK arasýnda yaþanan çatýþmalarda PKK’nin eylem üstünlüðü vardý. TC’nin silahlý güçleri etkili ve baþarýlý operasyonlar yapamýyordu. Çýkan çatýþmalarda TC askeri açýdan büyük zayiatlar veriyordu.

-TC’nin silahlý güçleri bölgede rahat hareket edemiyordu. Hareket ve manevra kabiliyetleri çok zayýflamýþtý. PKK’nin saldýrýlarýndan dolayý bir noktadan bir baþka noktaya askeri birliklerin intikalinde zorluk çekiliyordu.

-TC’nin Kürdistan’da görev yapan askeri ve sivil güçleri psikolojik çöküntü ve moral bozukluðu içindeydiler. Kimse bölgeye görevli olarak gitmek istemiyordu. Kürdistan’a göreve gidenler cepheye veya savaþ bölgesine gider gibi korku ve stres hali yaþýyorlardý. Hiç kimse çocuklarýnýn Kürdistan’da askerlik yapmasýný istemiyordu. Çocuklarý bölgeye giden aileler, her an ölüm haberleri gelecek diye korku ve endiþe içinde yaþýyorlardý.

-TC’nin Kürdistan’daki kurum, kuruluþ ve müesseseleri bölgede fonksiyonlarýný icra edemiyorlardý. Bu kurumlarýn çalýþanlarý, araç, gereç ve tesisleri saldýrýya uðruyor ve tahrip ediliyordu. TC, bunlarýn güvenliðini saðlamakta aciz kalýyordu.

-Özel sektörde iþ yapan veya devlet ihalelerini alan müteahhit firmalar rahat ve korkusuzca iþ yapamýyorlardý. Devlet bunlarýn iþ ve can güvenliðini saðlayamadýðýndan, bunlar bölgede iþ yapmak ve can güvenliklerini garantiye almak için PKK’ye haraç verip anlaþma yoluna gidiyor, bunu yapmayan birçok kiþi veya firma ise iþi yarýda býrakýp kaçmak zorunda kalýyordu.

-TC, güvenlik nedeniyle askeri harcamalara öncelik verdiðinden, bütçesinin büyük çoðunluðunu Kürdistan’daki savaþa ve askeri harcamalara ayýrýyordu. Bundan dolayý sadece Kürdistan’da deðil, Türkiye’nin diðer bölgelerinde de yatýrým yapamýyordu. Bu savaþ yüzünden Türkiye sürekli ekonomik krizler yaþýyordu. Resmi aðýzlardan verilen rakamlara göre bu savaþta TC’nin zararlarý veya harcamalarý 100-150 milyar dolar ve gayri resmi rakamlara göre ise 400-500 milyar dolar olarak ifade ediliyordu.

-TC, Kürdistan’ýn bazý yerlerinde alan hakimiyetini kaybetmiþti. PKK’nin etkin olduðu veya alan hakimiyeti kurduðu bazý yerlere giremiyor ve operasyon düzenleyemiyordu.

-TC, bölgenin büyük çoðunluðunda özellikle kýrsal alanda asayiþi saðlamakta aciz kalýyordu. Hatta bir çok yerde kendi birliklerinin güvenliðini saðlamakta, karakol ve üslerini korumakta ciddi olarak zorlanýyordu. Bundan dolayý bazý yerlerdeki karakol ve askeri tesislerini boþaltmak zorunda kalmýþtý.

-TC’nin silahlý güçleri geceleri hareket etme kabiliyetini yitirmiþti. Askeri birlik ve karakollar kendi sorumluluk alanlarýnda gece meydana gelen birçok olaya müdahale edemiyorlardý. Bu karakol ve birliklerin en yakýnlarýnda dahi bir olay meydana gelse müdahale edemiyor ve sabah olmayýncaya kadar olay yerine gidemiyorlardý.

-Bölgenin birçok karayolunda, özellikle ikindi saatlerinden itibaren PKK tarafýndan yollar kesiliyor, kestikleri yollarýn kontrolünü saatlerce elinde tutuyor, durdurulan araçlardan indirilen insanlara propaganda yapýyor, haraç alýyor, bunlardan istediðini öldürüyor veya istediðini yanýna alýp götürüyordu. TC, bu yollarýn güvenliðini saðlayamýyor, bütün bu olaylara engel olamýyor ve seyirci kalýyordu.

-TC, bütün çabalarýna, cazip maddi vaatlerine, tehdit, baský ve þantajlarýna raðmen koruculuk sistemini oturtamýyordu. Bölge halký koruculuðu kabule yanaþmýyordu. TC’nin zorla silah verdiði ve koruculaþtýrdýðý bazý insanlar fýrsat bulunca silahlarý geri veriyor veya bu iþten kurtulmak için bölgeden kaçýyorlardý.

-TC, bölge halký tarafýndan sevilmediðinden halktan yardým görmüyordu. Bundan dolayý bütün baský, zorlama ve cazip vaatlerine raðmen muhbir ve ajan bulmada zorluk çekiyordu.

-TC, ajanlaþtýrma ve muhbirleþtirmede baþarýsýz kaldýðýndan, bölgeden yeteri derecede bilgi toplayamýyor ve istihbarat sýkýntýsý çekiyordu. Bunun sonucu olarak bölgedeki birçok uygulamasýnda baþarýsýz kalýyordu. Ýstihbarat eksikliðinden dolayý önünü göremiyor, rahat hareket edemiyor, isabetli kararlar alamýyor ve etkin operasyonlar düzenleyemiyordu.

-Ajanlaþtýrýlan veya korucu olan insanlarýn büyük bir kýsmý bu iþi zorla kabul ettiklerinden dolayý istekli ve gönülden TC için çalýþmýyorlardý. Hatta bir çoðu PKK ile anlaþmalý bu iþleri kabul ediyordu. Bunlar TC’den ziyade PKK’ye hizmet ediyorlardý.

-TC, PKK’nin boykot, gösteri, kepenk kapatma vb. bir çok kitlesel eylemini önleyemiyordu. Bu eylemleri önleme, kontrol etme veya etkisiz hale getirmek için yaptýðý müdahalelerde baþarýsýz kalýyordu.

-TC, bütün propagandalarýna, tehdit, þantaj ve baskýlarýna raðmen PKK’ye katýlýmlara engel olamýyordu. TC’nin yanlýþ politikalarý ve bölge insanýna karþý baskýcý tutumu, PKK’ye katýlýmlarý adeta teþvik ediyordu.

-Kürdistan halkýnýn büyük bir kesimi tarihi süreç içinde bir þekilde TC’nin zulmüne maruz kaldýðý için TC’yi sevmiyor ve güven duymuyordu. Böylece TC ile halk arasýnda büyük bir kopukluk yaþanýyordu. Halk TC’ye destek vermiyor, hatta yanýndaymýþ gibi bir görüntü vermekten dahi sakýnýyordu. PKK’yi sevmeyen ve düþman olan siyasi grup, fert ve aileler dahi böyle davranýyorlardý. Bu durumun tek nedeninin PKK’nin korkusu olduðunu söylemek büyük bir yanýlgý olup, bölge insanýnýn sosyolojik ve tarihi gerçeklerini bilmemektir. Bölge halkýnýn büyük çoðunluðu PKK’yi sevmediði ve desteklemediði gibi, TC’yi de sevmiyor ve desteklemiyordu.

[ Geri Dön ]


GERİ
      Masaüstü Görünümü