KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 43.BÖLÜM

MENZÝL GRUBUNUN TARÝHÇESÝ HAKKINDA KISA BÝLGÝ

 1980 öncesi dönemde birçok yerde olduðu gibi Diyarbakýr’da da bazý Müslüman fertlerin maddi desteðiyle o zamanýn þartlarýnda Ýslami kesimin kitap, dergi vb. kültürel ihtiyaçlarýný gidermek ve ayný zamanda Müslümanlarýn uðrak yeri ve adresi olmasý için Menzil isimli kitapevi açýlmýþtý. O dönemde, bu kitapevi çevresini teþkil eden bu grup, sanat-edebiyat çevresi olarak bilinen metropollerdeki bazý edebiyatçý, þair, yazar çevreleri ve yayýnevleriyle irtibatlý ve bu çevrelerin çýkardýðý kitap, dergi vb. kültürel ürünlerinin satýcýsý ve pazarlayýcýsý olarak tanýnýrdý. Ayný zamanda, o dönemde kitapevi sayýsý az olduðundan bu kitapevi, Diyarbakýr’a dýþarýdan gelen misafirlerin, buraya görev icabý gelen memurlarýn ve okumaya gelen öðrencilerin de uðrak yeriydi.

Hem yapýsal ve düþünsel özelliklerinden, hem de bireysel ve ahlaki özelliklerinden dolayý o dönemde gerek Diyarbakýr merkezinde ve gerekse de bölgedeki diðer Ýslami þahýs ve gruplarla aralarýnda bir kaynaþma ve sýcak iliþki bulunmamaktaydý. Hem savunduklarý fikirler ve hem de kendilerinin dýþýndaki Müslümanlara karþý tavýr, tutum ve davranýþlarýndan dolayý varolan Ýslami grup ve þahýslar tarafýndan sevilmiyor ve sert bir þekilde eleþtiriliyorlardý. Bu kitapevinin faaliyete geçmesinde sermayesi olan ve bu grubun faaliyetleri içinde yer alan bir çok Müslüman, sonraki dönemlerde bu gruptan ayrýldý. Ayrýlan bu insanlarýn bir kýsmý ise sonradan Cemaatle beraber oldu. Bu grup, Fidan Güngör çevresi veya kitapevinin isminden dolayý Menzil Grubu olarak biline geldi.

1980 sonrasý dönemde, özellikle 1979 Ýslam inkýlabýyla beraber, Ortadoðu ve Ýslam dünyasýnda meydana gelen geliþmelere paralel olarak Türkiye’de de Ýslami kesimde çok yönlü kültürel ve düþünsel bir aktivite ve hareketlilik dönemi yaþandý. O güne kadar savunulan düþünce, takip edilen hareket ve mücadele yöntemlerini ciddi anlamda sorgulama, tartýþma ve eleþtirme süreci içine girildi. Bu teorik ve düþünsel canlýlýk, okuma, tartýþma ve eleþtiri süreci sonucunda birçok fert ve grupta yapýsal ve düþünsel deðiþiklikler meydana geldi. Böylece, o döneme kadar devam eden düþünsel ve grupsal bazý birliktelikler son buldu. Yeni süreçle beraber farklý ve yeni yapýsal ve düþünsel birliktelikler ortaya çýktý. Bu geliþim ve deðiþim sadece Kürdistan ve Türkiye’ye has bir þey deðildi. Ýslam coðrafyasýnýn birçok yerinde ayný þekilde farklý boyutlarda teorik ve düþünsel bir geliþim, deðiþim ve yenilenme yaþanýyordu.

Yaþanan bu sürecin neticesinde her yerde ve her kesimde meydana gelen düþünsel ve yapýsal deðiþim ve geliþmelere paralel olarak Menzil grubu da özellikle teorik ve düþünsel açýdan bir deðiþime uðradý. Bu deðiþiklik ve yeniliði söylemleriyle ifade etmeye ve göstermeye çalýþýyorlardý. Ancak, her ne kadar teorik ve düþünsel bir deðiþiklik olduysa da, yapýsal ve grupsal özelliklerinde bir deðiþiklik olmadý. Eskisi gibi diðer Ýslami grup ve fertlerle iliþkilerinde soðukluk ve kopukluk devam ediyordu. Bu dönemde de yine Diyarbakýr þehir merkeziyle sýnýrlý, Menzil kitapevi çevresinde kümelenmiþ küçük bir grup olmaktan öteye geçemediler. Bir hareket olmaktan çok bir arkadaþ veya mahalle grubu görüntüsü vermekteydiler. Kendileri de bu durumdan kurtulmak ve bu görüntüyü deðiþtirmek için pratikte bir çaba ve gayret göstermiyorlardý. Ayný þekilde, hem Diyarbakýr merkezindeki ve hem de bölge genelindeki Müslümanlarýn bu gruba bakýþlarýnda da ciddi bir deðiþiklik söz konusu olmadý. Birçok Müslüman fert ve grup tarafýndan Fidan’ýn þahsý ve bu gruba yönelik aðýr eleþtiri ve ithamlar yapýlýyordu.

 

 

[ Geri Dön ]

 


GERİ
      Masaüstü Görünümü