KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 44.BÖLÜM

CEMAATLE BÜTÜNLEÞME ÖNCESÝ GELÝÞMELER

 1983 yýlýndan sonra Cemaat faaliyetlerinin aðýrlýklý olarak Diyarbakýr’da yoðunlaþmasý, Cemaat ileri gelenlerinin buraya yerleþmesi, Diyarbakýr’ýn Cemaat faaliyetlerinin ve kültürel etkinliklerinin merkezi durumuna gelmesiyle beraber, bütün Ýslami gruplarla sýcak bir iliþki ve diyalog ortamý oluþtu. Mevcut diðer gruplarla olduðu gibi Menzil grubuyla da ayný þekilde karþýlýklý bir iliþki ve diyalog yaþandý. Bu iliþkiler, karþýlýklý ziyaretleþme, sohbet ve fikir alýþveriþi þeklinde oluyordu. Bu görüþme ve sohbetlerde, Ýslami hareketin karþý karþýya bulunduðu yerel ve evrensel sorunlar ve özellikle o dönemde Ýslami kesimin gündemini teþkil eden birçok yeni konu ve sorun etrafýnda yoðun ve hararetli sohbet ve tartýþmalar yapýlýyordu. Bu teorik ve düþünsel tartýþmalar fikri geliþim ve bilinçlenmeye sebep olduðu gibi, Müslümanlar arasýnda bir iletiþim ve diyalog ortamý da meydana getiriyordu. Hem bu grupla ve hem de diðer fert ve gruplarla deðiþik düzeylerde farklý münasebetlerle bu görüþmeler, Ýslami kardeþlik ve dostluk çerçevesinde devam etti.

Genelde bütün Müslümanlar ve özelde Ýslami gruplar arasýnda olmasý gereken iliþki ve kardeþlik hukukuna verdiðimiz önem sebebiyle hiçbir zaman iliþkilerimizde Ýslam kardeþliðini zedeleyici ve kardeþlik hukukuna aykýrý bir tavýr veya tutum içinde olmadýk. Müslümanlar arasý iliþkilerde grup veya cemaat taassubuyla hareket etmedik. Grupsal ayrýlýklarýn taassuba dönüþmemesi ve Ýslam kardeþliðini zedelememesi için özen gösterdik. Bu grupla geliþtirdiðimiz iliþkilerde, bu grubun bize rakip veya alternatif olmasý gibi bir kompleksimiz veya bu iliþkilerden zarar görürüz gibi bir endiþemiz hiçbir zaman olmadý. Böyle bir anlayýþ veya endiþeyi gerektirecek bir durum da yoktu. Çünkü bu grup, yapý olarak Cemaate rakip veya alternatif olabilecek bir konumda deðildi. Diyarbakýr’daki ve diðer yerlerdeki Müslüman fert ve gruplarla olduðu gibi, bu grupla da Ýslami kardeþlik ve dostluk hukuku gözetilerek iliþkilerimizi sürdürmeye devam ettik. Yapý olarak ayrý organizasyonlar olmamýza raðmen, samimi iliþkilerimiz süreç içinde daha da geliþti.

Müslümanlarýn küçük gruplar halinde daðýnýk ve bölünmüþlük içinde olmalarý, asli ve temel önemli konularý gözardý edip tali ve fer’i meselelerle uðraþýp bu yüzden birbirleriyle çekiþme ve sürtüþme içine girmeleri samimi bütün Müslümanlarý rahatsýz ediyordu. Hatta Ýslami gruplar arasýnda yaþanan bu kýsýr döngü ve çekiþmeler birçok insanýn Ýslami faaliyetlerden uzaklaþmasýna sebep oluyordu. Müslümanlarýn ayrýlýðýndan rahatsýzlýk duyan ve her fýrsatta bu rahatsýzlýðýný dile getiren, sürekli olarak Ýslami gruplarýn vahdet içinde olmasý gerektiðini söyleyen ve bu isteklerini deðiþik yollarla Cemaate bildiren çok sayýda Müslüman vardý. Bu istek ve talepler, hem Cemaat mensuplarýndan ve hem de Cemaatle organik iliþkileri olmayan çok sayýda samimi Müslüman’dan geliyordu.

Daha önce bu grupla birlikte olmuþ, deðiþik düzeylerde bu grubun faaliyetleri arasýnda yer almýþ ve sonradan Cemaatýn bölge genelindeki faaliyetlerini görüp tanýyýnca Cemaatle beraber olmayý tercih eden arkadaþlarýmýz vardý. Ayrýca, her iki tarafý da çok iyi tanýyan ve çok yakýn dostluk iliþkileri geliþtiren ve kendilerine saygý duyulan bazý Ýslami þahsiyetler, her iki tarafla yakýn ve samimi iliþkilerini sürdürüyorlardý. Özellikle bu Müslümanlar; “Aranýzda temel itikadi, düþünsel ve siyasi konularda ciddi bir ayrýlýk yoktur. Ayný amaç ve gaye için mücadele ediyorsunuz. Hedef Allah rýzasý ve Ýslam’a hizmet olduðuna göre, Müslümanlarýn küçük de olsa güçlerini birleþtirip vahdet içinde olmalarý gerekir. Böyle bir vahdet ve bütünleþmenin daha faydalý ve hayýrlý olacaðýný ve güzel bir örnek teþkil edeceðini” söyleyerek, bu grupla birlikteliðin oluþmasý için Cemaate ýsrarlý tekliflerde bulunuyor ve bu doðrultuda yoðun çaba sarf ediyorlardý.

Sözkonusu Ýslami þahsiyetler, bizden önce veya eþ zamanlý olarak Menzil’e de bu taleplerini bildirmiþ ve bu doðrultuda teklifler götürmüþlerdi. Bize teklif getirilince Menzil’in bu teklifi kabul ettiðini, bu iþe hazýr olduðunu, böylece eðer bu iþ olmazsa Cemaatýn sorumlu olacaðýný söyleyerek ýsrarlý tutumlarýný sürdürdüler. Bu haklý taleplere Cemaat, duyarlýlýk göstererek olumlu cevap verdi. Çünkü Cemaat, sadece Menzil grubuyla deðil, ayný düþünce, gaye ve hedefler uðruna mücadele eden, ayný mücadele yöntemlerini benimseyen ve benzer cemaatsel ilkelere sahip olan, temel itikadi konularda ayrýlýðý bulunmayan bütün Müslüman fert ve gruplarla böyle bir birlikteliðin olmasýný arzuluyordu ve bunu Ýslami bir görev olarak biliyordu.

Ýki grup arasýnda daha önce varolan ve devam eden samimi iliþkiler bu yoðun giriþim ve çabalar neticesinde daha da geliþerek sýcak bir yakýnlaþma ortamý meydana getirdi. Kendilerinin de böyle bir bütünleþme isteði içinde olduklarýný beyan etmeleri ve bu doðrultuda tavýr ve tutum sergilemeleri sonucu böyle bir bütünleþmeye karar verildi.

 

 

[ Geri Dön ]

 


GERİ
      Masaüstü Görünümü