KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 46.BÖLÜM
BÝRLÝKTELÝK SÜRESÝNCE CEMAATIN SAMÝMÝ TAVRI
Cemaat, Müslümanlarýn vahdet içinde daha güçlü ve kuvvetli bir þekilde varlýk gösterebileceklerini, daðýnýk ve küçük gruplar halinde kalmalarý durumunda güç ve enerjilerini boþuna heder edeceklerini, bundan dolayý ayný düþünce, amaç ve hedefler doðrultusunda mücadele eden, temel ve asli konularda görüþ ayrýlýðý olmayan fert ve gruplarýn, cüz’i ve fer’i meselelerdeki ayrýlýk ve ihtilaflarýný bir kenara býrakýp, bu temel ve asli konular etrafýnda bir araya gelmeleri gerektiði inancýndaydý. Cemaat, bu inancý ve Ýslami sorumluluðu gereði hiçbir çýkar ve ikbal endiþesi taþýmadan, samimi bir tavýr sergileyerek bu birliktelik sürecini baþlattý. Bu grubun mahalli, lokal ve küçük bir grup olmasýna bakmaksýzýn, sadece Ýslami vahdete verdiði önemden dolayý böyle bir bütünleþmeyi kabul etti.
Bu inanç, samimiyet ve dürüstlüðünü bu birliktelik süreci boyunca hep korudu ve devam ettirdi. Bundan dolayý bu bütünleþme süreci boyunca hiçbir zaman bu birlikteliði bozucu en ufak bir tutum ve tavýr sergilemedi. Bu birliktelik anlayýþýna aykýrý veya bunu bozacak davranýþlardan özenle kaçýndý. Bu iþten zarar görme kaygýsý taþýyarak, grup çýkarlarýný gözetme gibi gizli bir niyeti veya planý hiçbir zaman olmadý. Cemaatýn, Ýslami endiþe ve sorumluluk anlayýþý dýþýnda gizli kapalý hiçbir düþünce, niyet ve hesabý olmadýðý gibi, bu birliktelik süreci boyunca bu samimi ve sorumlu tutumun aksini gösterecek hiçbir tavýr, uygulama ve davranýþý da olmadý.
Cemaatin, bu süreç boyunca Ýslami vahdet ve kardeþliðe aykýrý veya bu süreci bozacak hiçbir niyetinin olmadýðý, bir taktik icabý grupsal çýkarlarý için bu iþe giriþmediðinin en bariz kanýtý, bu grupla beraber olan Zeki Savaþ’ýn bütünleþme sürecinin baþlamasýyla, Dicle Üniversitesi ve bütün Diyarbakýr’ýn öðrenci iþleri sorumluluðuna getirilmesidir. Diyarbakýr’da üniversitede okuyan ve Diyarbakýr Cemaat faaliyetleri içinde olan birçok kardeþimiz, Cemaatin deðiþik alanlarýndaki çalýþmalarýnýn içerisinden çýkýp gelmiþlerdi. Bunlardan bazýlarý geldikleri yerlerdeki Cemaat faaliyetleri içinde deðiþik alanlarda sorumluluk almýþ kiþilerdi. Cemaat, bunlarý çok iyi tanýyor ve vereceði her görevde kendilerine güveniyordu. Bu kardeþlerimiz Menzil grubunu ve bu gruba baðlý þahýslarý hiç tanýmadýklarý halde direkt Zeki Savaþ’ýn sorumluluðuna verildiler. Ayný þekilde yýllarca Diyarbakýr merkezinde Cemaatýn faaliyetleri içinde bulunan ve halen deðiþik alanlarda bu faaliyetlerini sürdüren yüzlerce öðrenci, yeni düzenlemeyle Zeki Savaþ’ýn sorumluluðu altýnda cemaatsel çalýþmalarýný yürütmeye baþladý. Cemaat faaliyetleri içerisinde sorumlu düzeyinde yer alan, tecrübe, yaþ, kültür ve mücadele içerisindeki geçmiþleriyle bu göreve daha uygun birçok Cemaat mensubu olmasýna raðmen, böylesine önemli bir sorumluluk Zeki Savaþ’a verildi.
Hiçbir ayrýlýk düþüncesi ve grup çýkarý gözetilmeden, sadece Ýslami davanýn çýkarý ve geleceði düþünülerek; “Kendisi yerlidir, alaný daha iyi tanýyor, üniversiteyi bitirdikten sonra Diyarbakýr’da kalacak, mücadele içinde yetiþsin, geliþsin ve tecrübe kazansýn” düþüncesiyle hareket edilip böylesi önemli bir görev Zeki Savaþ’a verildi. Cemaat, onun Menzil grubuyla olan beraberliðini ve geçmiþini bilerek, ancak bunu göz önünde bulundurmadan, isteyerek kendisine bu görevi verdi. Bunun gibi o grup içerisinde olan birçok kiþiye de ayný þekilde deðiþik düzeylerde önemli görevler verildi. Bu görevlendirmeler yapýlýnca önceden bu konuda karþýlýklý bir mutabakat veya anlaþma söz konusu deðildi. Çok tabii bir þekilde, sadece dava endiþesiyle hareket edilerek, grup taassubundan tamamen soyutlanmýþ samimi bir yaklaþýmla böyle bir görevlendirme yapýldý.
Eðer Cemaat bu iþe giriþince sadece kendi çýkarýný düþünseydi, art niyetli, hesaplý veya ön yargýlarla meseleye yaklaþsaydý, bu þekilde samimi davranmaz ve böylesine önemli sorumluluklarý bu grubun elemanlarýna býrakmazdý. Özellikle Cemaatin o dönemde bölgenin tümünü kapsayan etkin faaliyetleri, kuþatýcýlýðý ve büyüklüðü göz önünde bulundurulursa, hem keyfiyet ve hem de kemiyet olarak böylesine küçük bir gruba ihtiyacýnýn olmadýðý daha açýk ve net bir þekilde görülecektir. Ayrýca, eðer Cemaat, Ýslami sorumluluk ve dava endiþesi taþýmadan sadece bir taktik veya plan gereði böyle bir birlikteliði kabul etseydi bu þekilde samimi davranmazdý. Bu grubu etkisiz hale getirmek, faaliyetlerini engellemek veya Cemaat potasý içinde eritmek için baþka yollara baþvurabilirdi. Ancak dürüst ve samimi hareket ettiði için bu yollarýn hiçbirisine tevessül etmediði gibi, bu dürüstlüðün aksini ortaya koyacak hiçbir uygulamasý da olmadý.
[ Geri Dön ]

Þehid Rehber