KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 64.BÖLÜM

ÝSLAM ÝNKILABINA BAKIÞ VE ÝLÝÞKÝLER ÜZERÝNE

 Hz. Peygamber (SAV), son din olan Ýslam’ýn kendisine vahyedilmesiyle, 23 yýllýk mücadelesi boyunca kendisine gelen vahyi yaþayarak, teblið ederek ve hayatýn her alanýnda pratize ederek insanlýk tarihinde benzerine rastlanmayan büyük bir inkýlap gerçekleþtirip, kamil anlamda bir Ýslami hükümet ve yönetim sistemi kurdu. Ancak, Peygamberimizin vefatýndan kýsa bir dönem sonra Hz. Peygamber’in (SAV) rehberliði altýnda gerçekleþtirilen Ýslam inkýlabýyla kurulan Ýslami hükümet ve yönetim sisteminden sapmalar baþladý. Böylece, tedricen siyaset ve yönetim alanýnda Ýslam’ýn özünden ve Nebevi yönetim tarzýndan uzaklaþma süreci baþlamýþ oldu. Tarihi süreç içinde deðiþik isimler altýnda Müslümanlarý yönetenler, Ýslam’ýn yönetim ve hükümet anlayýþýndan uzak uygulamalarýyla bu süreci hýzlandýrdýlar. Bu yönetimlerin bir çoðu, Ýslami yönetim veya hükümet yapýsýnýn temelini oluþturan Ýslam’ýn siyasi ve toplumsal hükümlerini ya tümden kenara attýlar veya kýsmen uygulayarak Ýslam’ý yönetimden ve toplumsal alandan uzaklaþtýrdýlar. Bu yanlýþ yönetim ve uygulamalar, sonraki dönemlerde ortaya çýkan din-siyaset ayýrýmýnýn temelini oluþturdu. Bu sürecin sonucu olarak Ýslam Ümmeti parçalandý, bunun yerine saltanatlar, krallýklar, ulus devletler, kabile devletleri, aile devletleri ve tek parti diktatörlükleri dönemi baþladý. Bu dönemle beraber Ýslam topraklarýnýn çoðuna, baskýcý, diktatör, laik ve despot olan gayr-ý Ýslami yönetimler hakim oldu. Bu rejimlerin hepsinin ortak özelliði Ýslam’a ve Ýslami halk yönetimlerine düþmanlýk olmuþtur. Öyle ki, bu rejimlerin hakim olduðu Ýslam topraklarýnýn tümünde Ýslam’ýn siyasi hakimiyetini istemek en büyük suç kabul edilmiþ ve Müslümanlara karþý acýmasýz bir baský ve sindirme politikasý yürütülmüþtür.

Ýslam Ümmeti içinde ilhadi ideolojilerin yaygýnlaþtýrýldýðý ve bu ideolojilerin moda gibi kitlelere sunulduðu, bu ideolojiler sayesinde Müslüman halklarýn, özellikle genç nesillerin Ýslamdan uzaklaþtýrýlýp Materyalist ideolojilerin pençesine düþürüldüðü, Ýslam’ýn toplumsal, siyasi, ekonomik, hukuksal ve kültürel sorunlara çözüm getiremeyeceði, günümüzde toplumu idare edebilecek bir yönetim þekli olamayacaðý, bin dört yüz yýl önce yaþanmýþ ve devrini tamamlayýp geride kalmýþ bir din olduðu, dinin afyon gibi kitleleri uyuþturduðu, bir ütopya ve üst yapý kurumu olup toplumsal ve siyasi hareketlere ve halk devrimlerine öncülük edemeyeceði þeklinde tezler ileri sürülerek, kültür emperyalizmi yoluyla sömürgeci güçlerin Ýslam’a karþý çok yönlü yoðun bir savaþ yürüttüðü, zulmün, vahþetin, küfrün, þirkin ve adaletsizliðin yaygýn bir þekilde yaþandýðý, Müslümanlarýn çaresizlik ve ümitsizlik içinde bocaladýðý yirminci asrýn son çeyreðinde, bütün bu fasid ve yanlýþ düþünceleri yerle bir edercesine Allah’ýn yardýmýyla, Ýslam’ýn çaðlar üstü son ilahi din oluþunun mucizevi ispatý olarak Ýslam Ýnkýlabý vücuda geldi.

Ýslam inkýlabý, fakih, alim, salih ve muttaki bir þahsýn önderliðinde, bin dört yüz yýldýr aslýndan uzaklaþtýrýlarak yanlýþ bir þekilde kitlelere empoze edilmeye çalýþýlan Ýslam’ýn özüne ve asli kaynaklarýna dayanýlarak, tamamen Ýslami yöntemler ve mücadele tarzýyla ve Ýslamý toplumsal hayatýn tüm alanlarýna hakim kýlmayý hedefleyerek, Asr-ý Saadet örneðinde görüldüðü gibi, Ýslami temeller üzerine ve sadece Ýslam’ýn kaynaklýk ettiði bir inkýlap olarak ortaya çýktý. O güne kadar Ýslam düþmanlarýnýn yürüttükleri propagandalarýnýn ve ileri sürdükleri tezlerinin tümünü boþa çýkarýp etkisiz hale getirerek, Ýslam’ý yeniden ihya edip, ilahi ve siyasi bir nizam olarak dünya gündemine yerleþtirdi. Ýslam Ümmetinin o dönemde içinde bulunduðu böylesi kötü bir durum ve böylesine hassas bir zaman diliminde meydana gelen bu derece önemli büyük bir inkýlabý ve bu inkýlabýn Ýslam Ümmetine kazanýmlarýný hiçbir Müslüman ve aklý baþýnda hiçbir insan inkar edemez ve görmezlikten gelemez. Ýslam Ýnkýlabýnýn Ýslam ümmetine siyasi, ekonomik, kültürel, düþünsel, psikolojik ve moral kazanýmlarý ile Ýnkýlabýn deðiþik boyutlarý üzerine söylenecek çok söz vardýr. Ancak, burada bu konulara girmiyor, sadece kýsaca deðinip geçiyoruz.

Ýslam Ýnkýlabýna karþý çeyrek asýrdýr dünya istikbarýnýn yürüttüðü siyasi, askeri, ekonomik, kültürel ve psikolojik bütün düþmanlýk ve komplolara raðmen Ýnkýlap, halen dimdik bir þekilde ayaklarý üzerinde durmaktadýr. Bu süreç içerisinde dünyada meydana gelen birçok önemli siyasi geliþmeye, birçok rejimin sarsýlmasýna, uzun yýllar boyunca devam eden önemli siyasi bloklarýn yýkýlmasý ve daðýlmasýna þahit olduk. Ancak Ýslam Ýnkýlabý, dünya istikbarýnýn bütün savaþ taktikleri ve komplolarýný boþa çýkararak ve adeta onlarý bunalým ve çýkmaz içerisine sürükleyerek, Ýslami hedeflerine ulaþma doðrultusunda kararlý bir þekilde ve inatla varlýðýný sürdürmeye devam etmektedir. Ayný zamanda, dünyamýzýn bugüne kadar yabancýsý olduðu yeni bir yönetim modelini uygulamalarýyla ortaya koymakta ve tecrübe etmektedir.

Ýnkýlap öncesi dönemde Müslümanlarýn yaþadýklarý zorluklarý ve böyle bir nimetin olmayýþýnýn sýkýntýsýný yaþamýþ Müslümanlar olarak inkýlabýn gerçekleþmesine sevindik ve Ýslam’ýn bu zaferi için Allah’a þükrettik. Böylesine önemli bir olaya ve geliþmeye basit mezhebi veya milli endiþelerden dolayý duyarsýz kalamazdýk. Bu olaya duyarsýz kalmayý veya mezhebi ayrýlýk gerekçesiyle düþmanlýk yapmayý Ýslami ve insani bir tavýr olarak görmedik. Ýslami dünya görüþümüz ve evrensel Ýslami anlayýþýmýz bize böyle bir anlayýþ ve yaklaþým tarzý kazandýrýyordu. Bu anlayýþ ve bakýþ açýsýyla ilk günden itibaren olaya ilgi gösterdik ve Ýnkýlabýn siyasi hedefleri ve Ümmet düzeyindeki kazanýmlarýna sahip çýktýk. Bugün de bu tavrýmýz deðiþmemiþ olup bu tutumumuz aynen devam etmektedir. Bu tavýr ve tutumumuz Ýnkýlap önderliði ve onun ortaya koyduðu Ýnkýlabi çizgi ve hedefler için geçerlidir. Bu tavýr ve yaklaþýmýmýz, Ýran Devleti veya iþ baþýna gelen hükümetler için geçerli deðildir. Eðer Ýnkýlap revize edilir, asli çizgisinden sapar ve deðiþime uðrasa dahi, bizim Ýmam ve onun ortaya koyduðu Ýnkýlabi çizgisi hakkýndaki bakýþ ve yaklaþýmýmýz deðiþmeyecek ve bu þekilde olacaktýr. Ýslam tarihinde Ýslam’a hizmetleriyle Ümmete mal olmuþ, her zaman iyilikle yad ettiðimiz ve örnek aldýðýmýz diðer seleflerimiz gibi Ýmam Humeyni’yi, onun hareketini ve Ýslam Ümmetine kazanýmlarýný her zaman iyilikle yad edeceðiz ve bu kazanýmlara sahip çýkacaðýz.

Ýliþkilere gelince; Cemaatýn kuruluþ çalýþmalarý ve Cemaatleþme giriþimlerimiz Ýnkýlap öncesi döneme dayanmaktadýr. Cemaatýn faaliyetlere baþlamasý Ýnkýlabýn meydana geldiði tarihle eþ zamanlý olabilir. Ancak Cemaat, tamamen baðýmsýz bir hareket olarak kurulmuþ ve faaliyetlerini sürdürmüþtür. Cemaatýn kuruluþu, ortaya çýkýþý, geliþimi ve mücadele seyrinde Ýran’ýn hiç bir fiili giriþimi, maddi etkisi veya müdahalesi söz konusu olmamýþtýr. TC’nin veya bazý çevrelerin Cemaatý dýþ destekli göstermek ve karalamak amacýyla, Cemaatýn Ýran’dan askeri ve lojistik yardým aldýðý, elemanlarýnýn Ýran’da askeri eðitim gördükleri ve bu çerçevede iliþkilerin olduðu iddiasý tamamen asýlsýz ve gerçek dýþýdýr. Böyle bir iliþki ve yardým görme söz konusu olmadýðý gibi, Ýran adýna veya Ýran’ýn askeri hedefleri ve çýkarlarý doðrultusunda hiç bir faaliyetimiz ve eylemimiz de olmamýþtýr.

Ýran’ýn Cemaat mensuplarýna eðitim verdiði ve bu amaçla Cemaat mensuplarýnýn Ýran’a gidip geldiði konusu tamamen gerçek dýþý olup, saptýrma ve karalama amaçlý bir propagandadýr. Deðiþik tarihlerde, farklý saiklerden dolayý; gezme, meraktan dolayý gidip yerinde görme veya tahsil amacýyla Ýran’a gidip gelmeler olmuþtur. Ki bu gidiþ geliþlerin çoðu normal yollarla olup TC’nin pasaportuyla gerçekleþmiþtir. Bu da tabii ve normal bir durumdur. Cemaat mensuplarýnýn Ýran’a gidip askeri eðitim aldýklarý hususuyla ilgili iddia edilen söz konusu tarih, Cemaatýn askeri eylem ve silahlý çatýþmalarýnýn baþlamasýndan çok önceye dayanmaktadýr. Eðitim aldýklarý iddia edilen söz konusu fertlerin bazýlarýnýn, Cemaatýn askeri faaliyet ve silahlý çatýþmalarýnýn baþlamasýndan çok önceleri Cemaatle hiçbir iliþkileri kalmamýþtýr. Geriye kalan fertlerin hiçbirisi silahlý hiçbir eylem içinde yer almadýðý gibi, Cemaatýn askeri kanadýnda da hiçbir görev ve sorumluluklarý olmamýþtýr. Söz konusu edilen bu insanlarýn yaþ ortalamasýna bakýlacak olursa, bunlarýn tümünün orta yaþýn üstünde ve askeri faaliyetler için uygun bir yaþa sahip olmadýklarý görülecektir. TC’nin eline geçen arþivimiz ve ortaya çýkan sonuç bu durumu net olarak ortaya koymakta ve bu söylediklerimizi doðrulamaktadýr. Ýþin gerçeði böyle olduðu için bu açýklamayý yapýyoruz. Eðer böyle bir iliþki olsaydý, bunun Ýslam’a aykýrý veya utanýlacak bir tarafýnýn da olmadýðýna inanýyoruz. Çünkü, ayný çizgide, ortak düþünce ve hedefler için mücadele eden dünyanýn her yerindeki Müslüman güçler ve kurtuluþ hareketleri arasýnda birçok konuda iliþki ve yardýmlaþmanýn olmasý çok tabii olup, Ýslam’ýn istediði ve gerekli gördüðü bir durumdur.

Türkiye genelinde bir zamanlar sözde Ýrancý ve Ýnkýlabi geçinen fert ve grup enflasyonu yaþanýyordu. Bu durum, Ýslami camiada tatsýz olaylara ve tartýþmalara, töhmet ve ithamlara ve Müslüman halkta kafa karýþýklýðýna ve yanlýþ anlamalara yol açýyordu. Bu olumsuz durum, dolaylý veya dolaysýz Cemaatý da etkiliyor ve zarar veriyordu. Bu olumsuz duruma ilaveten, maalesef bugüne kadar Cemaat olarak, Ýrancý geçinen kiþi ve gruplarýn þiddetli saldýrý ve düþmanlýklarýna maruz kaldýk ve bundan da önemli zararlar gördük. Mücadele tarihimizde karþýlaþtýðýmýz birçok önemli sorunun kaynaðý ve yaþadýðýmýz çatýþmalarýn önemli bir kýsmý söz konusu gruplardan kaynaklanmýþtýr. Hatta bu konuda, genel olarak Ýran’ýn politika ve iliþkilerinin Cemaatýn politikalarýyla uyuþmadýðýný ve çýkarlarýna uygun düþmediðini ve bundan Cemaatýn önemli derecede zarar gördüðünü de söyleyebiliriz. Bu durumu gören ve bilen bazý çevreler, Cemaatýn Ýnkýlaba bakýþýnýn olumsuz yönde deðiþeceði beklentisi içerisine girmiþlerdir. Bütün bu olumsuzluklara raðmen, Cemaatýn Ýslam Ýnkýlabýna bakýþý ve tavrýnda hiçbir deðiþiklik olmadýðýný gören bu çevreler, bu duruma hayret etmiþ ve þaþkýnlýkla karþýlamýþlardýr.

Birçok konuda olduðu gibi, Ýslam Ýnkýlabý ve Türkiye’ye yansýmalarý, bu konu etrafýnda Müslümanlar arasýnda yaþanan sorunlar, yapýlan hata ve yanlýþlýklar ile Cemaat olarak bu durumla baðlantýlý yaþadýðýmýz sorun ve sýkýntýlar üzerine yazýlacak ve söylenecek çok þey vardýr. Ancak, bugüne kadar Cemaatle ilgili ortaya atýlan iddialar ve yürütülen propaganda kampanyalarýna cevap olmasý açýsýndan þimdilik bu kadarlýk açýklamayla yetiniyoruz.

 

 

[ Geri Dön ]

 


GERİ
      Masaüstü Görünümü