KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 66.BÖLÜM
SON SÖZ
Özellikle 11 Eylül 2001’de ABD’de meydana gelen olaylardan sonra dünya genelinde Müslümanlara karþý baskýlar arttý ve Ýslami hareketlerin çalýþma alanlarý daraltýlarak faaliyetleri engellenmeye çalýþýlýyor. Adeta bütün Müslümanlarý terörist görürcesine birçok ülkede Ýslam’a hizmeti amaçlayan Müslümanlarýn ekonomik ve kültürel faaliyetlerine darbe vurularak sekteye uðratýlmak isteniyor. Dünya Emperyalizmi ve Siyonistler, 11 Eylül olaylarýný bahane ederek dünyanýn her tarafýnda Ýslam ve Müslümanlara karþý büyük bir savaþ baþlattýlar. Uzun süredir hazýrladýklarý ve hayata geçirmeye çalýþtýklarý plan ve stratejilerini bu olaylarý bahane ederek uygulamaya koydular. Ümmet coðrafyasýndaki askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel amaçlarýna ulaþmak için terörizmle mücadele adý altýnda Ýslam topraklarýnýn bazý noktalarýný fiilen iþgal edip yerleþtiler. Bunun Ýslam dünyasýna karþý baþlatýlmýþ bir Haçlý savaþý olduðunu gizlemeye ihtiyaç duymadan söyleyerek, dinler ve medeniyetler arasý çatýþmaya sebep olabilecek tehlikeli bir süreci baþlattýlar. Böylece, Emperyalist ve Siyonist güçlerin önderliðinde, bazý ülkelerin iþbirliði ve yardýmýyla, bütün ümmet coðrafyasýný içine alan kapsamlý ve uzun süreli bir savaþ baþlatýlmýþ bulunmaktadýr.
Emperyalist Siyonist cephenin içinde yer alarak gönüllü hizmet ve uþaklýða soyunan bölge ülkelerinden birisi de Türkiye’dir. TC, kendisine biçilen rolün gereði olarak ABD ile Ýsrail’in güçlü desteðini arkasýna alarak, bölgede Emperyalizmin jandarmalýðýný ve ileri karakolu görevini üstlenmiþ bulunmaktadýr. TC, sadece kendi sýnýrlarý içerisinde deðil, Emperyalist iþgalci güçlerin Ýslam topraklarýndaki amaç ve hedeflerine hizmet edecek bölgesel rol ve görevler de üstlenmiþtir. Bu görevinin icabý ve rolünün gereði olarak Afganistan, Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoðu alanýnda Emperyalist iþgalci güçlere önemli katkýlar sunmaktadýr. Uzun vadede kendi çýkarýna da ters düþen bu yardýmlarýný sadece Ýslam’a olan düþmanlýðýndan ve Ýslam’ýn bu coðrafyalarda hakim olacaðý korkusundan yapmaktadýr. Çünkü, Ýslam’ýn bir yönetim sistemi olarak tekrar Müslümanlarýn toplumsal hayatýna girmesini ve hakim olmasýný, kendi laik rejimi için tehlike olarak görmektedir.
TC, 17 ocak 2000 tarihinde Cemaate yönelik gerçekleþtirdiði operasyonla büyük bir baþarý kazandýðý vehmine kapýldý. Ýçine girdiði zafer sarhoþluðuyla, yaþ ve kuru demeden ve hiçbir ayýrým yapmadan, birçok Müslümanýn canýný yakan operasyonlar gerçekleþtirdi. Operasyonlarýný Cemaatle sýnýrlý tutmayýp, ele geçirdiði fýrsatlarý çok namertçe kullanarak, bütün Ýslami grup ve þahsiyetlere karþý yoðun bir baský ve sindirme kampanyasý baþlattý ve halen bunu sürdürmektedir. Özellikle, Cemaatý etkisiz hale getirmek ve halk desteðinden yoksun býrakmak için yaptýðý polisiye operasyonlarla yetinmeyip, geniþ kapsamlý psikolojik, ekonomik, siyasi ve kültürel bir imha savaþý yürütmektedir. Bu doðrultuda elindeki bütün imkanlarý ve psikolojik savaþ araçlarýný kullanarak, yürüttüðü propagandayla Cemaatý, halk desteði olmayan ve etkisiz hale getirilmiþ bir terör örgütü þeklinde gösterip, Müslüman halký, Cemaatýn bittiðine ve faaliyet yapamaz duruma geldiðine inandýrmaya çalýþmaktadýr.
TC, bugüne kadar Cemaatý yok etmek için yürüttüðü kampanyalarýndan bir netice alamayýp hedefine ulaþamadýðý gibi, bundan sonra da ulaþamayacaktýr. Hizbullah-PKK çatýþmasýnýn sýrtýndan kazandýðý geçici baþarý ve yalancý zafere fazla ümit baðlamamalý ve sevinmemelidir. Çünkü, bu geçici bir durum olup, bu yalancý zafer sevincini kursaðýnda býrakacak önemli fýrsatlar halen mevcuttur. Cemaatýn gördüðü maddi zararlarý kýsa sürede telafi etmesi ve özellikle þehit verdiði deðerli insanlarýný geri getirmesi mümkün deðildir. Ancak, Kürdistan özelinde ve Türkiye genelinde Müslümanlarýn güvendiði ve umut baðladýðý, Ýslami bir hareket olarak halen önünde duran ve kendisini bekleyen görev ve sorumluluklarýnýn bilincindedir. Müslüman halkýndan aldýðý destekle, halkýnýn haklý Ýslami ve insaný taleplerinin savunucusu olmaya ve mücadelesini vermeye devam edecektir.
Ýslami ve insani sorumluluklarýmýzý yerine getirip hem bu dünyada mutlu bir hayat yaþamak ve hem de Allah’a karþý olan kulluk görevimizi yerine getirip ahirette kurtuluþa ermek ve Allah’ýn azabýna duçar olmamak için mücadele ediyoruz. Allah’ýn kelamý en üstün olsun, yer yüzünde þirk ve zulüm olmasýn dediðimiz için Taðutlarýn hýþmýna ve saldýrýlarýna maruz kalýyoruz. Zalimler, bu zulümleriyle dünya hayatýmýzý karartabilir, bizi esir alabilir veya öldürebilirler, ancak inancýmýzý, düþüncemizi ve haklý davamýzý hiçbir zaman ortadan kaldýramayacaklardýr. Bize zulmeden zalimler þunu çok iyi bilsinler ki, eðer bu iþten el çekmezlerse, onlarýn çok sevdikleri ve taparcasýna baðlý olduklarý tek ve biricik dünya hayatlarýný zehir edip cehenneme çevireceðiz. Bize zulmeden zalimler hiçbir zaman bu dünyada rahat bir hayat sürdüremeyecektir.
Adaletsizlik, zulüm, küfür ve þirk var oldukça, Müslümanlar kendi topraklarýnda insanlýk dýþý baský ve muameleye tabi tutulup esaret ve zillet içinde bir hayat yaþamaya mahkum edildikçe, Ýslami inançlarýný öðrenme, yaþama ve teblið etme hakkýndan mahrum býrakýldýkça Ýslami mücadele var olacak ve devam edecektir. Cemaatýn mevcut varlýðý son bulsa veya yok edilse dahi, bu mücadeleyi onlarýn çocuklarý ve onlardan sonra gelen nesiller devralýp bu yolu devam ettirecek ve zulüm rejimi hiçbir zaman rahat yüzü görmeyecektir Ýnþallah.
Ey müminler, içinizden kim dininden dönerse bilsin ki yakýnda Allah öyle bir grup ortaya çýkaracaktýr ki, Allah onlarý sevdiði gibi, onlar da O’nu severler. Bunlar müminlere karþý alçak gönüllü, kafirlere karþý onurlu davranýrlar. Allah yolunda cihad edeler. Hiç kimsenin yergisinden ve kýnamasýndan çekinmezler. Bu Allah'ýn baðýþýdýr, dilediðine verir. Allah'ýn lutfu geniþtir. O her þeyi bilir.
Sizin dostunuz ancak Allah, O’nun peygamberi ve namaz kýlan, zekat veren, rükûya varan müminlerdir.
Kim Allah'ý peygamberi ve müminleri dost edinirse bilsin ki galip gelecek olan yalnýz Hizbullah’týr.(Maide 54, 55, 56)
Davamýzýn sonu Allah’a hamd etmektir.
[ Geri Dön ]

Þehid Rehber