KENDÝ DÝLÝNDEN HÝZBULLAH - 01.BÖLÜM
MUKADDÝME
Alemlerin yegane yaratýcýsý olan Allah’a hamd, önderimiz ve örneðimiz olan Hz. Muhammed’e (SAV), pak ehlibeytine, ashabýna ve kýyamete kadar Ýslam’a tabi olup Tevhid mücadelesini yürütecek olan Müslümanlara salat ve selam olsun.
Ýslam’ýn hayat sahnesinden dýþlanýp inzivaya itildiði, küfrün zirveye ulaþtýðý, cehalet, þirk ve zulmün her yeri kapladýðý, dünyanýn her tarafýnda Müslümanlarýn mazlum, korumasýz, daðýnýk ve periþan bir þekilde saldýrýlara maruz kaldýklarý, Emperyalilst sömürgeciler tarafýndan maddi varlýklarýnýn talan edildiði, Ýslami inanç ve kültürlerinin yok edilmek istendiði bir çaðda, Müslümanlarýn yeniden uyanýþýný ve diriliþini saðlayarak Ýslami inkilab ve hareketler dönemini baþlatan, bunlarý görmeyi ve bu zaman diliminde yaþamayý bize nasip eden Allah’a binlerce hamdolsun.
Ý’lay-ý kelimetullah uðruna, Ýslamý yeryüzüne hakim kýlma amacýyla mücadele sahnesine atýlan, sadece Allahýn rýzasýný kazanmayý gaye edinen, bu uzun süreli mücadelesi neticesinde binlerce mahkum, mahpus, muhacir, yetim, dul ve ma’lulu olan, Ýslami hedeflerine ulaþmak için verdiði mücadelede rehberi dahil yüzlerce þehid vererek Kürdistan’ýn çorak topraklarýný bu aziz þehidlerinin kanýyla sulayýp yeniden gülistana çeviren Hizbullahi Cemaatý ve bu cemaate mensubiyeti bize bahþeden Allah’a binlerce þükürler olsun. Küfrü, þirki ve delaleti deðil, Ýslamý, Tevhidi ve hidayeti nasip eden, taðutlara kul ve asker olmayý deðil, Allah’a kul ve asker olmayý bize baðýþlayan Rabbimize ne kadar þükredersek azdýr.
Ýçinde bulunduðu merhale ve sahip olduðu imkanlar açýsýndan hazýrlýklý olmadýðý halde imha amaçlý saldýrý ve dayatmalardan dolayý aðýr bir çatýþma süreci yaþayan, kimi Ýslam’a olan düþmanlýðýndan, kimi içindeki kin ve nifaktan, kimi anlayýþsýzlýðýndan, kimi bilgisizlik ve cehaletinden, aleyhine yürütülen çok yönlü düþmanlýklara ve acýmasýz saldýrýlara karþý deðiþik cephelerde savunma ve hayatta kalma mücadelesi vermek zorunda kalan, düþmanlarý tarafýndan aleyhine yalan ve iftiraya dayalý karalama kampanyalarý yürütülen, dost ve Müslüman bildiði kiþi ve gruplarýn konuþunca ya hakký söylemelerini veya susmalarýný beklerken, maalesef hiçbir Ýslami ölçüye riayet etmeden, insafsýz bir þekilde Ýslam düþmanlarýnýn diliyle konuþtuklarýný görerek içi kan aðlayan, dost bildiði insanlar tarafýndan yalnýz býrakýlan veya dostça yaklaþanlarýn ihanetine uðrayan, kendi diyarýnda muhacereti, mazlumiyeti ve yalnýzlýðý yaþamak zorunda býrakýlan, bütün bu olup bitenleri sadece seyrederek öfkesini ve ahýný içine gömen Hizbullahi Cemaat, bugüne kadar karþýlaþtýðý sorunlarý ve çektiði bütün bu dert ve ýzdýraplarý dile getirmedi ve kimseyle paylaþmadý. Bunlarý sadece Allah’a þikayet ederek, O’na tevekkül edip sabretti.
Bütün bu zahiri olumsuzluklarýn sebep olduðu mazlumiyet nedeniyle, insan olarak çektiðimiz sýkýntý ve ýzdýraplara tahammülümüzün sýnýrlý olmasýndan kaynaklanan yakarýþ ve feryatlarýmýz olmuþsa da, durumumuzu en iyi bilen ve gören Allah’ýn rahmetine ve þefkatine sýðýnarak, sadece O’nun rýzasýný gözeterek, O’nun dostluðu, gücü ve saðladýðý imkanlar dýþýndaki bütün dostluk, güç ve imkanlarýn geçici olduðunu bilerek, nasýl ki bugüne kadar yolumuza devam ettiysek, bundan sonra da O’ndan baþka hiç kimseden yardým beklemeden, sadece O’na sýðýnarak ve O’ndan yardým dileyerek yolumuza devam edeceðiz. Kadir-i Mutlak olan Allah’ýn bütün olumsuzluklarý olumluya tebdil etme kudretine sahip olduðuna inanarak, hiçbir olumsuzluk ve engele takýlmadan ve bahane etmeden, sadece Ýslami inancýmýzýn bize yüklediði sorumluluklarýmýzýn bilincinde olup, bu sorumluluklarýn gereðini yaparak, takva ve samimiyeti elden býrakmadan hareket edip sabit kadem olursak, Allah-u Teala hiçbir zaman bizi yardýmýndan, rahmetinden ve lutfundan mahrum etmeyecektir.
Çeyrek asýrdýr mücadele sahnesinde olan, bu uzun süreli mücadelesi neticesinde ciddi bir teþkilat gücüne kavuþan ve önemli oranda halk desteðini kazanan, kendisine yapýlan haksýz saldýrýlardan ve imha amaçlý dayatmalardan dolayý varlýðýný koruyabilmek için yýllarca þiddetli bir savaþ hali yaþayan ve yüzlerce þehid veren, TC’nin binlerce aðýr operasyonuna maruz kalmasý sonucu çok sayýda elemaný yargýsýzca infaz edilen, binlerce insaný yakalanýp zindanlarda tutsak edilen, Rehberi þehit edilen ve arþivinin önemli bir kýsmý ele geçen Cemaat, bütün bu belirgin özelliklerine ve yaþadýðý önemli ve hayati olaylara raðmen, maalesef bugüne kadar doðru bir þekilde tanýnmamýþtýr. Hakkýnda söylenenler ve yazýlanlar gerçeði yansýtmaktan çok uzaktýr. Çünkü, bugüne kadar Cemaat hakkýnda konuþan, TV programý düzenleyen, haber yapan, makale veya kitap yazan insanlarýn çoðu TC’nin güvenlik ve istihbarat raporlarýný esas almýþlardýr. TC’nin hazýrladýðý raporlar gerçeði yansýtmadýðýndan, bu insanlar da TC’nin yaptýðý ve içine düþtüðü hatalarý tekrar ederek kendileri de ayný yanýlgýya düþmüþlerdir. Ayrýca bu konuyu ele alan insanlarýn çoðu ideolojik yapýlarýndan dolayý Cemaate taraflý ve önyargýlý yaklaþmýþ, bilinçli olarak düþmanca bir tutum içinde olmuþlardýr. Bütün bunlardan dolayý, bugüne kadar Cemaat hakkýnda tarafsýz, doðru, saðlýklý ve gerçeði yansýtan bir araþtýrma yapýlmamýþ ve yayýnlanmamýþtýr. Bugüne kadar yazýlmýþ, söylenmiþ ve kamuoyuna yansýtýlmýþ bütün yanlýþlarý tek tek ele alýp düzeltme, ayrý bir çalýþmayý gerektirdiðinden bu kitabýn konusu deðildir. Ancak bu kitap, þimdiye kadar Cemaat hakkýnda yazýlan ve söylenen gerçek dýþý hususlarýn tümüne cevap niteliðinde deðilse bile, birçok hususu açýklayýcý ve aydýnlatýcý bilgiler içermektedir.
Bugüne kadar meselenin esas sahibi olarak Cemaatýn konuþmasý ve bilgilendirmeyi yapmasý gerekirken, Cemaat bunu yapmadý ve suskun kalmayý tercih etti. Bu durumun aksine, Cemaat hakkýnda bilgisi ve konuyla ilgisi olmayan herkes konuþtu ve bilinçli bir dezenformasyon kampanyasý yürütüldü. Cemaat, ilk dönemlerde bölge özelinde açýklama yapmaya ve bilgilendirmeye ihtiyaç duymuyordu. Çünkü Cemaatýn, bölge halký tarafýndan tanýnmama veya mesajýný halka ulaþtýramama gibi bir sorunu yoktu. Cemaat, ihtiyaç duyduðu zaman kendi iletiþim kanallarý ve yöntemleriyle vermek istediði mesajý halka ulaþtýrma imkanýna sahipti. PKK ve nifak grubu ile çatýþma dönemi baþlayýp bu mesele kamuoyuna taþýndýktan sonra, Cemaat aleyhine yoðun bir propaganda kampanyasý baþladý. Bütün bu yalan, iftira, karalama ve haksýz saldýrýlara raðmen Cemaat, bu suskunluðunu bozmadý. Bu durumun maðduriyetine sebep olduðunu bildiði halde, bu tutumunu 17 Ocak 2000 tarihine kadar bilinçli olarak devam ettirdi. Cemaat, PKK ve nifak grubuyla yaþadýðý uzun ve meþakkatli silahlý çatýþma sürecinin ardýndan kazandýðý siyasi, teþkilati ve askeri baþarýlarýna raðmen bu tutumunu sürdürdü. Belki de aþýrý derecede mütevazi davranýp kendisini ilan etme ve açýklama yapmada acele etmedi. 17 Ocak operasyonundan sonra ise yoðun bir þekilde yürütülen psikolojik savaþ kampanyalarý neticesinde oluþturulan atmosfer ve meydana getirilen ortamda yapýlacak bir açýklamanýn fayda vermeyeceðine, bu ortamda akýldan ziyade hislerin hakim olduðuna inanarak, oluþturulan atmosferin deðiþmesini, ortamýn sakinleþip arýnmasýný bekleyip bugüne kadar bir açýklama yapmadý.
Bu kitap, çeyrek asýrlýk Cemaat gerçeðini ve bu süre boyunca Kürdistan’da yaþanan ve bugüne kadar net bir þekilde ortaya konulmayan ve aydýnlýða kavuþturulmayan önemli olaylara ýþýk tutacak ve açýklýða kavuþturacak somut bilgiler içermektedir. Bu çalýþma, bir araþtýrma ve inceleme olmadýðý gibi, yoruma da dayanmamaktadýr. Tamamen Cemaatýn mücadele tarihi boyunca bilfiil gördüðü, karþýlaþtýðý ve yaþadýðý önemli olaylarý dile getirmektedir. Ayný zamanda, son çeyrek asýrlýk süre içerisinde Kürdistan’da meydana gelen ve þu ana kadar kamuoyu nezdinde aydýnlýða kavuþmayan birçok önemli olaya ýþýk tutmaktadýr. Okuyan herkesin müþahede edebileceði gibi, Cemaatýn zararýna olabileceði endiþesi taþýmadan ve böyle bir telaþa kapýlmadan, Cemaatýn zararýna dahi olsa olaylar gerçek yönleriyle, yorumsuz ve somut bir þekilde, çarpýtýlmadan izah edilmiþtir. Bundan dolayý bu kitaba Cemaatýn propagandasý gözüyle bakýlmamalý ve peþin hükümle yaklaþýlmamalýdýr. Müslüman olarak özelliðimiz ve hareket olarak prensibimiz, konuþunca ya doðruyu ve hakký söylemek veya susmaktýr.
Rabbimizden dileðimiz hakikatin ortaya çýkmasý ve gerçeklerin anlaþýlmasý için bu kitabý vesile kýlmasýdýr.
[ Geri Dön ]

Þehid Rehber