ÞEHADETÝNÝN 23. YILINDA ÞEHÝD REHBER'Ý RAHMET VE MÝNNETLE YÂD EDÝYORUZ

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Bismillahirrahmanirrahim


Müminler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erler var. Ýþte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canýný vermiþtir; kimi de (þehitliði) beklemektedir. Onlar hiçbir þekilde (sözlerini) deðiþtirmemiþlerdir. (Ahzâb: 23)

 

     “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiþtir: Hiç þüphesiz onlardan öncekileri nasýl 'güç ve iktidar sahibi' kýldýysa, onlarý da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kýlacak, kendileri için seçip beðendiði dinlerini kendilerine yerleþik kýlýp saðlamlaþtýracak ve onlarý korkularýndan sonra güvenliðe çevirecektir. Onlar, yalnýzca bana ibadet ederler ve bana hiç bir þeyi ortak koþmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, iþte onlar fasýktýr.” (Nur: 55)

 

     Ýslam davasý uðruna; ailesini, malýný, mülkünü ve makamýný düþünmeden canýndan geçip þehadeti idrak etmiþ, cemaatimizin kurucu rehberi Hüseyin Velioðlu’nun þehadet yýldönümünde, evvela kendisini sonra gerek ondan önce gerekse ondan sonra imanýn, cesaretin, teslimiyet ve fedakârlýðýn birer numunesi olup þehadetle nimetlenen diðer þehit kardeþlerimi hürmet ve hasretle yâd ediyorum. Allah (cc)’tan, onlarýn makamlarýný yüceltmesini, kanlarýnýn yeryüzündeki bereketini artýrmasýný, bu ulvi fedakârlýktan genç–yaþlý, kadýn–erkek, âlim–avam herkesin payýna düþen nimeti bahþetmesini ve ihlâsla isteyen her mü’mine þehadeti ikram etmesini niyaz ediyorum.

     Yýldönümleri vesilesiyle yapýlan etkinlikler sadece o hadisenin bizzat kendisinin deðil, hadisenin kahramanlarýnýn amaç, hedef, usul ve tavsiyelerinin hatýrlanmasý, hatýrlatýlmasý ve takipçilerinin yol haritasýný þaþýrmamalarý için planlanan çalýþmalardýr. 17 Ocak tarihinin öncesi ve sonrasýyla camiamýzýn kahramanlarýnýn tek derdi ve hedefi Ýslam’dý. Dolayýsýyla bugün yazýlýp, çizilip, konuþulmasý gereken tek þey Ýslam ve Müslümanlarýn yol haritasýdýr. Bahse deðer çok sayýda mevzu olmakla beraber, bugünkü þartlarda daha fazla öneme ve önceliðe haiz olan bazý konularý kardeþlerime hatýrlatmak istiyorum.

     Allah’ýn izni ile üç aylara girmek üzereyiz. Davetçi bir Müslüman, hareket ve aksiyon insaný olmakla beraber muttaki ve abid olmalýdýr. Bir yandan namaz, oruç, zikir, dua ve tövbe istiðfar ile Allah’a daha yakýn olmak için çabalarken diðer yandan davet, yardým ve ilmî faaliyetlerle halkýn içinde olacak, dünya ve ahiret saadetine vesile olan Ýslam’ýn tüm güzelliklerini öncelikle kendi hayatýmýzda yaþamalý sonra bunu topluma yansýtmalýyýz. Maalesef Ýslam dünyasýnýn birçok bölgesinde mazlumiyet, mahrumiyet, açlýk ve sefaleti görmekteyiz. Oralardaki kardeþlerimiz, dünyadaki diðer kardeþlerinden gelecek yardýmlarla ayakta durmaya çalýþýyorlar. Bu sebeple, zekât müessesesini ayakta tutmak için elimizden gelen tüm çabayý sarf etmeliyiz. Zekâta teþvik ve bu amaçla yapýlan organize çalýþmalara ibadet nazarý ile bakmalýsýnýz. Zekât; ne verene minnet, ne de isteyene utanma sebebi olamaz. Vermek de, teþvik etmek de vazifedir. Recep, Þaban ve Ramazan’ý nafileler ile ihya ederek bu yýla manevi bir yoðunlukla baþlayacak, bir dahaki yýla kadar da böyle götüreceksiniz inþallah. Bu maneviyat hepinizi gayrete getirsin. Her biriniz kendi sahasýnda elinden gelenin fazlasýný yapsýn. Geçen seneyi ölçüp biçsin. Gevþeklik gösterdiði, dünyevi iþlere meylederek ve belki nefsi ile hareket ederek gevþettiði vazifelerine dört elle sarýlmaya karar versin.

     Müslümanlarýn rehavet ve gevþekliði, kâfir ve münafýklara cesarettir. Tarihin belki hiçbir döneminde Ýslam’a, Kur’an’a ve Hazreti Peygamber Aleyhisselam’a bu kadar rahat hakaret edildiði görülmemiþtir. Bir Ýslam memleketinde dahi böylesine pervasýzca hakaretlere cür’et edilmesi, maalesef Müslümanlarýn içinde bulunduklarý atalet ve rehavetin bir neticesidir. Siz ne kadar iyi çalýþýr, Rabbimizi ve peygamberini hakkýyla öðrenip, öðretirseniz; Ýslam düþmanlarýnýn içlerindeki kini kusmalarýný o oranda engellemiþ olursunuz.

     Camileri dolduracak, cami ehli olacak, camileri mahzun ve metruk halde býrakmayacaksýnýz. Bir mazeret olmadýðý sürece farz namazlarýn camide cemaatle kýlýnmasý gerekirken, zaman içerisinde baský, korku, hayat þartlarýnýn deðiþmesi gibi bazý etkenlerle evlerde kýlýnýr, camiler sadece Cuma namazlarýnda ve teravihlerde ziyaret edilir oldu. Öncelikle beþ vakit namazý camide kýlmayý adet haline getireceksiniz. Saðlýðý el verdikçe ve çok önemli bir mazereti olmadýkça genç, orta yaþlý ve yaþlý herkes için cami üçüncü adresleri olsun. Birinci adresiniz ev, ikinci adresiniz iþyeri veya okul, üçüncü adresiniz de cami olsun. Özellikle genç kardeþlerimiz bu gayreti gösterecekler. Cemaati gençleþtirecek, büyüklerinizle yan yana saf tutacaksýnýz. Kitap okuma, sohbet etme, ders alýp verme mekânlarýnýz camiler olacak.

     Oluþturmak ve korumak durumunda olduðumuz “aile” kurumu öncelikli hassasiyetlerimizden biridir. Binbir zahmet ve zorlukla oluþturulan aile yuvasý gerek maddi sýkýntýlardan gerekse manevi zafiyetlerden dolayý çok kolay þekilde bozulabilir bir hale gelmiþtir. Bu durum hem toplumda ciddi yaralar açýyor hem de Ýslami toplumsal hayatý ifsad ediyor. Bu, üzerinde ciddi þekilde durulmasý gereken bir konudur. Öncelikli olarak ailede eþler, baðlarýný kuvvetlendirmek, sorunlarýný en asgari seviyeye indirmek ve evlatlarýný saðlýklý bir ortamda yetiþtirebilmek için gayret etmelidirler. Bunun için öncelikli olarak Hz. Peygamber Aleyhiselam’ýn ailevi münasebetlerini örnek alarak kendilerine düþen paya –hoþlarýna gitmese de– rýza göstermelidirler. Ýkinci görev ise âlimler, Müslüman sosyolog, eðitimci, psikolog ve psikiyatristlerindir. Her biri kendi cenahýndan bu iþe kafa yormalý, çözümler üretmeli, bir araya gelerek bunlarý istiþare ederek ýslaha yönelik bir yol haritasý belirlemelidirler. Herkes üzerine düþen vazifeyi yerine getirmelidir. Kardeþ ve bacýlarýmýz çevrelerindeki iyi ve uzun ömürlü evliliklerde müþahede ettikleri muhabbet, sadakat, vefa, merhamet, fedakârlýk, itaat ve müsamaha gibi güzellikleri kendi iç dünyalarýna ve ailevi münasebetlerine aksettirmelidirler. Öyle ki Ýslami hassasiyetini kaybetmiþ, hatta Ýslam’a ve Müslümanlara düþmanlýk yapan insanlara bile Ýslam dairesinde hareket eden bir ailenin ne kadar mesut olduðunu göstermelidirler.

     Ýslam’dan uzaklaþma birçok buhraný beraberinde getirirken, uyuþturucu kullanýmý da maalesef virüs gibi yaygýnlaþmýþtýr. Önce çocuklarýnýz ve kardeþlerinizi, sonra da yakýn akraba ve komþularýnýzý kontrol edecek ve tabiri caizse uçurumun kenarýnda gördüklerinize yardým eli uzatacaksýnýz. Uyuþturucu kullanýmý yaþýnýn neredeyse 9–10’a düþtüðünün söylendiði bir zamanda bu iþle ilgilenmek, bireysel ve örgütlü bir þekilde mücadele etmek vazifelerinizden biridir.

     Ýsraf etmeyi þeytanýn kardeþliði olarak tavsif eden Kur’an ve israfý men eden Hz. Peygamber Aleyhiselam’ýn emir ve nehiylerine mutlak uyulmasýna inanan ve uygulanmasý için mücadele eden siz kardeþlerim ve bacýlarým; lüks ile ihtiyacý, birinci dereceden ihtiyaç ile ikinci–üçüncü dereceden ihtiyaçlarý birbirinden ayýrýn. Ýmkânlarýnýzýn fevkinde istek ve hayallerinizin, hem hizmetinizi, hem aile hayatýnýzý, hem de infak etme yollarýnýzý tehlikeye soktuðunu hiçbir zaman unutmayýn. Rabbimiz Kitab–ý Kerim’inde has kullarý için, “harcadýklarýnda ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasýnda orta bir yol tutarlar” buyuruyor. Sizler de bu vasfý yakalayýn ve yaþantýnýzla çevrenize örnek olun.

     Hiçbir tavrýnýz, giyiniþiniz, þekliniz ve tepkinizle Ýslam’a ve Müslümanlara düþmanlýk edenlere benzemeyin. Hatta Ýslami hassasiyetini kaybetmiþ Müslüman kardeþlerinize de benzemeyin. Ýslam dairesi içinde kendinize has duruþunuz ve davranýþlarýnýz olsun. Bu günlere kolay gelmediðimizi hepiniz biliyorsunuz. Geriye dönüp bakarsanýz, üzerinden çok zaman geçmediðini görürsünüz. Daha yakýn tarihte çok mücadeleler edildi ve çok sýkýntýlar çekildi. Sizler veya babalarýnýz, anneleriniz, amcalarýnýz, aðabeyleriniz çok çileler çektiniz. Yeri geldi mal verildi, yeri geldi can verildi, yeri geldi evlat verildi ama bunlar bizi bitirmedi. Ancak eðer ahlakýmýz, giyim–kuþamýmýz, oturup kalkmamýz, yediklerimiz ve içtiklerimizle kafirlere ve hatta Ýslami hassasiyeti olmayan Müslüman kiþilere dahi benzersek bu, bizi deðilse de çocuklarýmýzý, sonra da torunlarýmýzý bitirecektir.

     Yine bu baðlamda, tesettür konusuna dikkat çekmek isterim. Kýzlarýmýz tesettürleri için çok bedeller ödediler. Rabbime hamdolsun þu an bir rahatlýk yaþanýyor ancak þimdi de tesettürün mahiyetinin deðiþmesi sorunu ile karþý karþýyayýz. Maalesef, bazýlarý bu deðiþimi kendi üzerlerinde ya da kýz çocuklarý üzerinde gerçekleþtirirken, meydana gelen gariplik ve çeliþkinin farkýna bile varamadýlar. Zor zamanlar ne kadar acý ve sýkýntýlý olursa olsun rehavetin oluþturduðu gaflet kadar tehlikeli deðildir. Bu sebeple kýzlarýmýza ve bacýlarýmýza tavsiyemiz, her zaman her yerde halvetten ve haram bakýþlardan kendilerini korumalarýdýr. Biz, yabancý bir erkekle konuþurken ses tonunun, yürürken ziynet eþyalarýnýn çýkaracaðý sesin dahi hesaplanmasý ve ayarlanmasý gerektiðini ifade eden bir kitaba inanýyoruz. Tüm bu hassasiyetleri koruduðunuzu, bu emirlerin uygulanmasýnýn zaman ve mekânla alakasý olmadýðýný, kim neyi lüzumsuz ve aþýrý görürse görsün Rabbimizin emirlerine harfiyen itaat etmekten vazgeçmediðinizi çevrenize gösterin. Toplumsal hayatta takva, edep, haya, tesettür konusunda topluma örnek ve öncü olun.

     Erkek kardeþlerimiz için de edep, hayâ, halvetten kaçýnma, gözünü haramdan sakýnma konularýnda durum farklý deðildir. Hem kendinizi hem de bacýlarýnýzý günahtan korumalýsýnýz. Özellikle kendinize ait çalýþma mekânlarýnda ya bayan çalýþtýrmayacak ya da mekânýnýzý halvet ve haram münasebetlerin oluþmasýna mahal vermeyecek bir þekilde ayarlayacaksýnýz. Kimse “bu zamanda ancak bu kadar oluyor” kolaycýlýðýna kaçmamalýdýr. Saðlýklý bir Ýslam toplumunun önemli bir unsuru olan edep ve kadýn–erkek münasebetlerinde ölçünün korunmasý meselesinde yüksek hassasiyet sahibi olmalýsýnýz.

     Sosyal hayatý yýkýmdan koruyup, düzeni oluþturan kurallarýn yaný sýra bir de o hayatý güzelleþtiren detaylar vardýr. Ayný þekilde bir yapýnýn da düzenine ve iþleyiþine katký saðlayan incelikler bulunur. Bunlardan biri de kardeþini kendisine tercih etmek, ondan hâsýl olan güzelliði kendindenmiþ gibi görüp takdir etmek ve sahiplenmektir. Yapýlan her güzel iþ hangi kardeþimiz tarafýndan yapýlmýþsa, hangi kardeþimiz o güzel iþin oluþmasýna vesile olmuþsa onu takdir etmek, ona destek olmak gerekir. Kardeþimizin baþarýsý kendi baþarýmýzdýr. Allah’a þükürler olsun, dine hizmet sahalarý geliþti, çeþitlendi. Bu sahalar, nefsi duygularla birbirini tenkit etme sebebi olursa bizim için zahmet, iftihar ve takdir sebebi olursa rahmet olur. Unutmayýn! Hak adýna her bir ferdimizin yaptýðý hayýrlý amele, kardeþler olarak her birimiz ortaðýz. Böylesi bir zamanda ve ortamda, birbirimize omuz verip Rabbimizin dini ve davasýna hizmet etiðimiz için Rabbimiz bizleri hep beraber cennetlerinde kendi huzuruna çýkaracaktýr inþallah. Asýl iþimizi aksatmamak þartý ile kardeþimizin sorumluluklarýný yerine getirmesi için yardýmcý olmak da bir güzelliktir, fedakârlýktýr. Hatta yakýn irtibat ve diyalog içinde olmadýðýmýz bir Müslüman veya bir Ýslami yapý, Ýslam ve Müslümanlarýn faydasýna güzel iþler yapýyorsa, onlarý takdir etmek, onlara dua etmek, iþlerimizi ihmal etmemek þartý ile imkânlar dâhilinde gerekirse fiilî olarak desteklemek gerekir. Dualarýmýz, söylemlerimiz ve pratikte yapacaklarýmýzla Rabbim bizleri aziz edecektir inþallah.

     Kýrk yýlý aþkýn bir sürede çekilen sýkýntýlara ve atlatýlan büyük badirelere raðmen, bugün geldiðimiz seviye ve bulunduðumuz konum, özellikle 90’lý yýllar ve 2000’li yýllarýn ilk dönemlerinde kardeþlerimizin gösterdikleri ihlâs ve fedakârlýðýn semeresidir. Genç kardeþlerimizin de kabiliyetleri çok yönlü, zekâlarý keskindir. Kendilerinden, geçmiþte gösterilen teslimiyet, aidiyet, ihlâs ve fedakârlýðýn daha fazlasý ile bu güzel hususiyetlerini takviye etmelerini istiyorum. Gençler! Hakkýnýzdaki “günümüz gençliði kontrolsüzdür. Ne söz dinler, ne itaat ederler. Heveslerinin güdümündedirler’’ yanlýþ algýsýný kýrýn. Tabii ki yeni fikir ve söylemleriniz olacak. Bunlarý ifade edecek, büyüklerinizin tecrübeleri ile birleþtirecek, istiþare ile önce vahiy ve sünnet sonra akýl sonra da zamanýn ve mekânýn þart ve gerekleri süzgecinden geçmesini saðlayacaksýnýz. Bilgi, heyecan ve atikliðiniz bu þekilde daha çok meyve verecektir inþallah.

     Kardeþlerim ve bacýlarým! Bazý þeylerin farkýna varmamýþ olabilirsiniz ama bu ihlâs ve fedakârlýðýnýzla sadece yakýn çevrenize deðil, baþka coðrafyalardaki Müslümanlara da örnek olduðunuzu bilmelisiniz. Yaptýðýnýz fedakârlýklar, Ýslami yaþamdaki hassasiyetleriniz ve sahip olduðunuz mutedil düþünce duyuldukça, daha geniþ topluluklar tarafýndan örnek alýnmaya baþlanacaksýnýz inþallah.

     Kendi içimizdeki birlik ve beraberlik ile nasýl alakalý isek, Ýslam âleminin vahdeti ile de ayný ölçüde alakalýyýz elhamdülillah. Sýkýntýlar çoktur. Mezhep, meþrep ve fikirsel ayrýlýklar zaman zaman Müslümanlar arasýnda düþmanlýða varan neticelere götürürken, tekfircilik çok büyük bir yýkým oluþturmaktadýr. Rabbimin yardýmý ile biz bunlarýn hepsinden uzak, vasat bir çizgide durmayý prensip edindik. Bu sebeple ehli kýble bütün Müslüman þahýs, grup ve cemaatlerle diyaloga açýk olduðumuzu her fýrsatta dile getiriyoruz. Bizi tanýmaya baþlayan herkes bu hususta samimi olduðumuzu, önyargýdan uzak, kardeþlik hisleriyle hareket ettiðimizi görmüþtür. Müslümanlar arasýndaki diyalogu geliþtirmek ve güçlendirmek için birtakým faaliyetlerimiz de vardýr. Bu tür faaliyetlerimizi daha da geniþletmeyi planlýyoruz. Kendimiz bu konuda bir çaba içerisinde olduðumuz gibi diðer önder, âlim ve bu konuda hassasiyeti olan herkesi de geniþ kapsamlý çalýþmalar yapmaya davet ediyoruz. Kimden gelirse gelsin ‘‘vahdet’’ gayesiyle ümmeti oluþturan unsurlarý bir araya getirecek her davete icabet etmeye hazýr olduðumuzu da ilan ediyoruz.

     Mescid–i Aksa davasý her zamanki gibi gündemimizin baþýndadýr. Filistinli Müslüman kardeþlerimizin zaferi için dua ederken, Siyonist rejimin Filistin topraklarýndaki tasallutunun sona erdirilmesi için her türlü dayanýþma ve yardýmlaþmaya da hazýr olduðumuzu tekrar ifade ediyoruz.

     Afganistan Ýslam Emirliði’nin kimsesizlik ve fakirlikten dolayý bir çöküþ yaþamasýna asla fýrsat vermemeliyiz. Bunun için Müslümanlar olarak imkânlarýmýzý zorlamalýyýz. Hiçbir hesap kitap içerisine girmeden, dünyanýn neresinde olursa olsun, her milletten mazlum ve mustazaf mü’minlere el uzatarak düþtükleri yerden kalkmalarý için imkanlarýnýz dahilinde onlara yardýmcý olma hedefiniz olsun. Uyanýk olmalýyýz. Ýslam düþmanlarýnýn Müslüman þahsiyet ve yapýlarla ilgili kullandýðý dil ve üsluptan uzak durmalýyýz. Ýslam düþmanlarý söylemlerimizden istifade etmemelidirler.

     Tüm bu temennilerle; kendilerine ölüler demeyip diri olduklarýna inandýðýmýz, makamlarýna imrendiðimiz baþta rehberimiz Hüseyin Velioðlu olmak üzere tüm þehitlerimizi tekraren hasretle yâd ediyor, verdikleri canlarý hürmetine Rabbimizin bizleri nusret ve rahmetiyle desteklemesini niyaz ediyoruz. Allah’a emanet olun.

Kardeþiniz

Edip Gümüþ



GERİ  
      Masaüstü Görünümü