HÝZBULLAH CEMAATÝ'NÝN MANÝFESTOSU ÞERHÝ 3

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Bismillahirrahmanirrahim


MADDE 21–Hizbullah cemaati; hiç kimsenin inancýna ve dinine müdahale etmez. Herkesin kendi inancýna göre yaþama ve dininin gereklerini yerine getirme konusunda hür olduðunu kabul eder. Hiç kimse Ýslam’ý veya baþka bir dini veya inancý kabullenmeye ya da sahip olduðu inanç ve düþüncelerini deðiþtirmeye zorlanamaz. Ýslam dýþýndaki din ve kitaplara, Kur’an’ýn belirlediði ölçüler dâhilinde yaklaþýmda bulunur.

Açýklama:

Ýslam medeniyettir. Hâkim Müslüman toplum içinde genel olarak gayrimüslim topluluklar bulunmuþtur. O gayrimüslimlerin bir kýsmý Ehl-i Kitabýn varisleridir, diðer bir kýsým Ehl-i Kitap kapsamý dýþýndadýr. Müslümanlar, o kesimlere Kur’an ve Sünnetin ahkâmý doðrultusunda davranmýþlar, onlarýn inançlarýnýn zulüm sebebi yapýlmasýna asla rýza göstermemiþlerdir. Onlarýn her birini kendi içinde bir cemaat kabul ederek onlara hâkim Ýslam nizamýnýn Kur’an ve Sünnette tarif olan hükümlerini tatbik ederken onlarýn dini ve sosyal varlýklarýný sürdürmelerine izin vermiþlerdir. Bunun için Ýslam dünyasýnýn pek çok noktasýnda kalabalýk Hýristiyan, Yahudi veya diðer gruplar bulunmuþtur.

Hizbullah Cemaati, bütün icraatlarýnda Ýslam Þeriatýna/Hukukuna baðlýdýr. Ýslam Þeriatýný ihlal etmez, onun tanýdýðý haklarý icra için gayret gösterir. Bu istikamette, hâkim Müslüman toplum içindeki gayrimüslim topluluklarýn dini ve sosyal haklarýný tanýr, o haklarýn ihlaline yönelmez, yönelmeyi doðru bulmaz. Gayrimüslim topluluklarýn dini ve sosyal teþkilatlanmalarýný Ýslam fýkhýnda tarif olduðu üzere meþru bulur, dikkate alýr, gerektiðinde onlar adýna muhatap kabul eder.  

MADDE 22–Hizbullah Cemaati; halkýn huzur ve refahýný kendi huzur ve refahý olarak kabul eder, kendi güç ve imkânlarýný da halkýn güç ve imkânlarý olarak görür. Halkýn sevinç ve üzüntüsüne ortak olup onlarýn meþru istek ve arzularýný himaye eder. Ayný zamanda toplumun genel menfaatlerinin tahakkuku ve bunlarýn muhafazasý için üzerine düþeni yapar.

Açýklama:

 “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliði, akrabaya yardým etmeyi emreder; çirkin iþleri, fenalýk ve azgýnlýðý da yasaklar...» (Nahl, 90)

 «Ýnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.» (Buhari, Tevhid 7376)

Ýslam, manevi olanla maddi olan arasýna kesin sýnýrlar koymaz. Halka hizmet, Mü’min için ilahi rýzayý kazanma/sevap vesilesidir. Halkýn hakkýný vermek ise sadece bir sevap kaynaðý deðil, ayný zamanda yeryüzünde hakký hâkim kýlma vazifesi bulunan Mü’minin icra etmesi gereken iþler arasýndadýr.

Hizbullah Cemaati, kendisini sadece manevi ýslahla vazifeli bilmez. Hizmet alanýný o yönle sýnýrlandýrmaz. Dünya iþlerini ilahi rýzayý kazanma vesilesi bilir. Halkýn gasp edilen haklarýný iade etmeyi de vazife görür. Topluma yönelik dünyevi hizmetler icra eder. O hizmetlerin gerektirdiði kurumlar oluþturur, kurumlara katýlýr. Hak ihlallerine karþý mücadele eder. Dolayýsýyla Hizbullah Cemaati, misalen bir yerleþim alanýnda ibadetlerin ihya edilmesiyle meþgul olduðu gibi o yerleþim alanýnýn ziraatý, ticareti, ulaþýmý gibi hizmetleri ile de ilgilenir. O hizmetlerin yapýlmasý için gerekli giriþimler içinde bulunur, kurumlar oluþturur. Ýslam toplumunun kalkýnmasý için iktisadi programlar arayýþýnda bulunur.

MADDE 23–Hizbullah Cemaati; Uluslararasý münasebetlerde veya taraf olacaðý anlaþmalarda ortaya çýkacak sorun ve anlaþmazlýklarýn çözümünde, Ýslam ve Müslümanlarýn maslahatýný gözeterek uluslararasý kabul görmüþ kurumlar tarafýndan alýnan karar ve sözleþmelerin, inancýna aykýrý olmayan hükümlerini kabul eder.

Açýklama:

Fertler arasýndaki iliþkiler bir hukuki zemine dayandýðý gibi topluluklar, toplumlar ve devletlerarasýndaki iliþkiler de hukuki bir zemine dayanýr. Bu hukuki zemin, dünyanýn selameti için zorunluluk arz eder. Bunun için, özellikle günümüz dünyasýnda uluslararasý kural ve kurumlar oluþturulmuþtur.

Hizbullah Cemaati, bu mahiyette yapýlmýþ uluslararasý anlaþmalarý, Ýslam’a aykýrý ve Müslümanlarýn maslahatýnýn zýddýna olmamasý koþuluyla kabul eder. Uluslararasý herhangi bir anlaþmayý doðrudan Ýslâmî ölçülerle deðerlendirir, o ölçülere muhalif bir unsur bulmadýðýnda ve söz konusu antlaþmada insanlýðýn maslahatý gözetildiðinde onu tanýr. 

MADDE 24–Hizbullah Cemaatinin; özgün, baðýmsýz, Ýslam düþmanlarýnýn þerrinden mahfuz kalmasý, kendi özgür iradesi ve ilahi ölçüler içerisinde kararlarýný verebilmesi, faaliyetlerini saðlýklý bir þekilde sürdürebilmesi için ana karar organlarý ve yetkili mercileri, uygun görüldüðü zamana kadar gizli kalabilir.

Açýklama:

Hz. Peygamber, insanlarý Ýslam’a davet ederken onlarý kendi hâllerine býrakmamýþ, onlarýn Ýslam cemaatine katýlmalarýný da zorunlu saymýþ ve o günün koþullarýnda Mekke’den hicret gibi bütün Ýslam cemaatini ilgilendiren uygulamalara katýlmayanlarý saf dýþý saymýþtýr.

Hz. Peygamber, baþlangýçta Ýslam’ýn davetini gizli gerçekleþtirirken sonraki süreçte mücadelesinin dýþarýya açýlmasýný icap ettirmeyen yönlerini de gizli sürdürmüþtür.

Ýslâmî mücadelenin engellenmesi, etki altýna alýnýp saptýrýlmasý gibi tehditler hissedildiðinde gizli kalmasý mümkündür. Bu gizliliðin neleri kapsayacaðý ve ne kadar süreceði tamamen cemaatin maslahatlarýný belirleme yetkisi ve koruma vazifesine sahip olan kurumlarýna aittir. O kurumlar, kararlarýný, içinde bulunduklarý zaman ve zemini dikkate alarak verirler.

Hizbullah Cemaatinin icraatlarý genel olarak açýktýr. Ancak uluslararasý müstebit güçler, dünyayý bir köy gibi düþünmekte, her Ýslâmî ihya hareketini takip etmekte, Ýslam’a karþý küresel kararlar alýp icra etmekte, o kararlarýn icrasýnda yerel acenteler edinmekteler.

Ýslam’ýn ve Ýslami mücadelenin uluslararasý güçler ve onlarýn yerel uzantýlarýnýn tehdidi altýnda olduðu bir dünyada, Hizbullah Cemaati, teþkilatýný, icraatlarýn selameti için, uygun gördüðü vakte kadar gizli tutabilir. 

 

MADDE 25–Hizbullah Cemaati; bütün organlarýn iþleyiþinde, þura ve meþvereti esas alýr. Cemaatsel kararlar yetkili organlarýnda istiþare ile alýnýr. Ayný zamanda cemaatsel tüm çözüm, icraat ve görevlendirmelerde adalet ve ehliyeti esas alýr.

Açýklama:

Þura ve meþveret, «danýþmak»týr. Bir konu hakkýnda baþkalarýnýn fikrini sormaktýr. Söz konusu yönetim olduðunda ise bu danýþma belli kurallara tabidir. 

 Allah Celle Celalühü «Onlarýn iþleri þura iledir» (Þura, 38 ) buyurmuþtur. Hz. Nebiyi Ekrem de iþlerinde ashabýna danýþmýþ; kendisinden sonra Hülefayý Râþidîn de ayný yolu sürdürmüþlerdir. Nebiyi Ekrem, kimi zaman istiþareyi hazýr olan herkesin huzurunda yapmýþ, baþta Mü’minlerin anneleri olan hanýmlarýndan olmak üzere kadýnlardan da görüþ almýþ, bir tür açýk istiþare yoluna gitmiþ, kimi zaman ise sadece belli bir ashabýyla istiþare etmiþ, gizli istiþareye baþvurmuþtur. Ama istiþarenin þekli ne olursa olsun, Ashab, son kararý Hz. Nebi’nin kendilerine býrakmýþtýr. Hülefayý Râþidîn de Onun sünnetini sürdürmüþ; Ashab da istiþareden sonra son kararý emirü’l-mü’minin olan halifeye býrakmýþlardýr. «Görüþümüz budur ama sen, bildiðini yap!» demiþlerdir. Ashab; Hz. Nebi’nin yokluðunda Müslümanlarýn nasýl davranacaklarý konusunda en büyük misaldirler.

Müslümanlarda bir önderlik makamý vardýr. O önderlik makamý, iþleri istiþare ile yürütür ama son kararý kendisi verir. Bu istiþare sürdürüldüðü sürece Müslümanlarýn iþlerine hep bereket getirmiþ ve mücadelelerinde zafere vesile olmuþtur.

Hizbullah Cemaati, Kur’an ve Sünnetin emirlerine ve Ashabýn icraatlarýna tabidir. Kararlarýný o doðrultuda istiþare ile alýr.

Ýslami iþlerdeki görevlendirmelerde adalet ve ehliyet esastýr. Bu noktada adalet, ehliyet sahibi olanlarýn maslahata uygun olarak tespit edilip görevlendirilmesidir. Ehliyet, kiþinin bir iþi yapmaya ehil olmasý, o iþle ilgili kabiliyetleri taþýmasý anlamýndadýr. Ehliyetin bir yaný takva, diðer yaný ilim ve kabiliyetle ilgilidir. Ýslami iþlerde ilim ve kabiliyet sahibi muttakilerin seçilmesi gözetilir. Bu, adaletin gereðidir. 

Cemaatin mensuplarý arasýndaki yetenek çeþitliliði cemaat için bir zenginliktir, rahmet kaynaðýdýr. Hizbullah Cemaati, görevlendirmelerde bulunurken adalet esasý üzerinde, kiþilerin ehliyetini dikkate alýr, onlarýn takvalarý, ilimleri ve yeteneklerine bakar.

 

MADDE 26–Hizbullah Cemaati; Ýslami naslarla çeliþmeyen kültür, örf ve adetleri kabul eder. Bu tür gelenek ve göreneklerin korunmasý, yaþatýlmasý ve geliþtirilmesini destekler.

Açýklama:

Hz. Peygamber, Arap toplumunun Ýslam’la çatýþmayan kültür, örf ve adetlerini yasaklamamýþtýr. Ýslam, Hz. Ömer’in devriyle birlikte Arap Yarýmadasý’nýn dýþýna çýktýðýnda da Hz. Ömer, Farslar, Kürtler, Kýptiler gibi Arap olmayan unsurlarýn Ýslam’la çatýþmayan kültür, örf ve adetlerini yasaklamamýþ, kendisinden sonraki devirlerde Türkler ve diðer toplumlar Müslüman olduklarýnda da Ýslami idare ayný çizgiyi sürdürmüþtür. Bu tatbikat, ýrkçýlýðýn mutlak bir þekilde yasaklandýðý ümmette, Ýslam’ýn esaslarýna aykýrý olmayan bir yaþam ve giyim tarzý renkliliði getirmiþtir. Ýslam ümmeti, o renklilik içinde, bütün insanlýða örnek olmuþ, onlara medeniyetin yolunu göstermiþtir.

Hizbullah Cemaati, ümmetin bu faziletine deðer verir, onu sürdürür, bu yönde gerekirse etkinlikler yapar, kurumlar oluþturur.

MADDE 27–Hizbullah Cemaati; Ýslami müesseselerin ihya edilmesini ve sahip olduklarý misyona uygun olarak iþlerlik kazandýrýlmasýný görevleri arasýnda kabul eder. Bu baðlamda Ýlim, kültür ve Ýbadet merkezi olan cami ve Ýslami eðitim merkezleri olan medreselerin, arzulanan asli fonksiyonlarýna kavuþturulmasý için çaba sarf eder.

Açýklama:

Ýslami ibadet ve hizmetlerin yerine getirilmesi bazý müesseseler (kurumlar) gerektirir. O kurumlar hem Ýslam’ýn bir yerdeki varlýk ve gücünü simgeler hem Ýslami hizmetlerin sürdürülmesini saðlar.

Cami, Ýslâmî kurumlarýn çekirdeðidir. Ýslâmî ibadet ve hizmetlerin baþ mekânýdýr. Hz. Peygamber, henüz Medine’ye varmadan Küba Camisi’ni inþa etmiþ; Medine’ye vardýklarýnda da ilk icraat olarak Mescid-i Nebevî’yi inþa etmiþ, ardýndan onun çevresinde ilim ehli için suffeler açmýþ, o suffeler Ýslam medreselerinin esasýný teþkil etmiþtir.

Müslümanlar, bu sünnet üzerine bütün þehirlerini cami etrafýnda inþa etmiþler; þehrin diðer müþtemilatýný da cami etrafýnda kurmuþlardýr. Bu þehirlere hem sanatsal bir görünüm kazandýrmýþ hem cami etrafýnda bir hayata vesile olmuþtur. Cami, þehrin ve bütün icraatlarýn merkezinde yer almýþtýr.

Hizbullah Cemaati, baþta camiler olmak üzere, medrese ve diðer Ýslami kurumlarý asli vazifeleri üzerinde ihya etmeye çalýþýr. Camilerde cemaatle namaza, cuma namazýnýn hakkýyla eda edilmesine ehemmiyet verir. Camilerin baþta Kur’an-ý Kerim öðrenimi olmak üzere farklý faaliyetlerle canlanmasý ve hayatýn merkezine yeniden yerleþmesi için gayret gösterir. Ayný þekilde özellikle Batýlýlaþma ile gelen yasaklardan dolayý zayýflayan medreselerin ihyasý için imkânlar oluþturur, programlar yapar, toplumun medreselere yeniden sahip çýkmasý için tanýtýmlar gerçekleþtirir, medreselerdeki maarif ve tedrisatýn içerik ve nitelik açýsýndan yükselmesi için gayret gösterirken bu konuda baþka cemaat ve kurumlarla dayanýþma içinde olur.

MADDE 28–Hizbullah Cemaati; nesillerin eðitiminde kadýnýn rolünün çok önemli olduðuna inanýr. Saðlýklý birey ve toplumlarýn oluþmasý için kadýnýn eðitimini önemser. Kadýnlar da erkekler gibi Ýslami yükümlülüklerin muhatabý olduðundan, mücadelenin her alanýnda aktif bir þekilde rol almalarý gerektiðine inanýr. Müslüman kadýnlar, Ýslam’ýn kendileri için tanýdýðý haklar ve belirlediði sýnýrlar çerçevesinde her türlü faaliyette bulunurlar.

Açýklama:

Hz. Peygambere ilk iman eden, Mü’minlerin annesi Hz. Hatice-i Kübra’dýr. Nebiyi Ekrem, daha sonra da kadýnlarý Ýslam’a davet etmiþ, pek çok kadýn ona iman etmiþ, onlardan Hz. Sümeyye, Ýslam’ýn ilk þehidi olmuþtur. Müslüman kadýnlar, Habeþistan ve Medine hicretlerinde bulunmuþ, Medine’de Ýslam cemaatinin asli bir unsuru olarak farklý vazifeler icra etmiþlerdir.

Müslüman kadýn, daima Ýslâmî hizmetlerde bulunmuþ ve Ýslam toplumunun ayakta kalmasýnda ve yol almasýnda mühim bir vazife görmüþtür.

Kadýn, haným ve anne olarak Ýslami ailenin oluþmasýnda yapý taþý konumundadýr. Ýslami aile ise Ýslami toplumun çekirdeðidir. Ailenin ýslahý toplumun ýslahýna, toplumun ýslahý dünyanýn ýslahýna vesile olacaktýr.

Modern dönemde, Müslüman kadýnýn Ýslam toplumu için önemi küfür ehlince keþfedilerek Müslümanlara yönelik saldýrýlarda kadýnlar odaða alýnmýþtýr. Müslüman kadýnýn tesettürü yasaklanmýþ, edep ve hayâsýnýn izalesi için bir dizi müstebit programlar geliþtirilmiþtir.

Hizbullah Cemaati, Müslüman kadýnýn Ýslam toplumundaki yerini ihya etmeye ehemmiyet verir. Müslüman kadýnýn sadece saldýrýya hedef olan tesettür, edep ve hayâsý ile alakadar olmakla yetinmez, ayný zamanda kadýna yönelik hak ihlallerine karþý durur, Müslüman kadýnýn Ýslam Þeriatýnda/Hukukunda tarif olunan bütün haklarýna yeniden kavuþmasýný saðlamak için çalýþýr, Müslüman kadýnýn hakkettiði vaziyet ve konuma yeniden kavuþmasýný Ýslami mücadelenin asli bir bölümü sayar.

Bu çerçevede Hizbullah Cemaati, Müslüman kadýnýn eðitimine özen gösterir ve önem verir. O yönde kurumlar açar, kurumlarýn en iyi þekilde iþlemesi için uðraþýr. Ýslam’ýn kadim günlerinde olduðu gibi âlime kadýnlar yetiþtirmeye uðraþýr, o kadýnlarýn tolumun ýslahýnda rol almalarý için imkân oluþturur.

MADDE 29–Hizbullah Cemaati; çocuklarýn ve gençlerin eðitim ve öðretimlerine özel önem verir. Yeni neslin Ýslami eðitimle yetiþmesi için tüm imkânlarýný seferber eder. Gayri Ýslami yaþantý dayatmalarýndan genç neslin Ýslami bilinç ve þuurla korunmasý için her türlü meþru mücadeleyi yürütür.

Açýklama:

Hz. Peygamber, çocuklara tebliðde bulunmuþ, baþta Hz. Ali olmak üzere pek çok çocuk, ona iman etmiþlerdir. Medine’ye hicretten sonra ise çocuk ve gençlik eðitimine büyük ehemmiyet vermiþ, o yönde kurumlarýn oluþmasýna öncülük etmiþtir. Ahirete irtihal ederken son sancaðýný, Müslüman toplumun genç simalarýndan Hz. Usame b. Zeyd’e vermiþtir.

Ýslam, bütün zamanlarda gençliði cezbetmiþ, gençler, Ýslam’ýn hep atik kuvveti olarak var olmuþlardýr.

Çocuklar ve gençler, Ýslam toplumunun istikbalidir.

Ýslam âleminin Batý’nýn etkisine girmesi ve ulus devletlerin Batýlý güçler adýna Ýslami maarif ve tedrisat yerine Ýslam karþýtý eðitim sistemlerine yönelmeleri, çocuk ve gençleri Ýslam’dan uzaklaþtýrma, Müslümanlarý istikbalsiz býrakma hedefine yöneliktir. Buna raðmen Müslüman gençlik, Ýslâmî hareketler teþekkül ettirerek bütün engellerin karþýsýna dikilip Ýslam’ý ihyaya, Müslüman toplumu kalkýndýrmaya yönelmiþtir.

Hizbullah Cemaati, çocuk ve gençlerin Ýslam toplumu için önemine inanýr; Hz. Nebiyi Ekrem’in sünneti üzerinde çocuk ve gençlik maarif ve tedrisatýna büyük ehemmiyet verir. Çocuk ve gençlere yönelik faaliyetler gerçekleþtirir, eserler üretir, kurumlar oluþturur.

MADDE 30–Hizbullah Cemaati; gücü ve imkânlarý oranýnda toplumun ekonomik, sosyal, saðlýk ve eðitim sorunlarýnýn çözüme kavuþturulmasý için gerekli çabayý sarf eder, bu konuda ihtiyaç duyulan örgütlenme ve aktiviteleri teþvik eder ve destekler. Bilim ve teknolojinin müspet bir þekilde insanýn hizmetine sunulmasýný öngörür. Araþtýrma, geliþtirme ve bilimsel çalýþmalara destek verir.

Açýklama:

Hz. Peygamberin etrafýndaki ilk cemaatin baþta Hz. Ebû Bekir ve Hz. Osman olmak üzere mühim simalarý büyük tüccarlardýr. Hz. Nebi, Medine’ye hicretten sonra da þehrin pazarýný Ýslâmî kaidelere uyarlamýþ ve o pazarýn canlanmasý için önlemler almýþtýr. Kur’an-ý Kerim, ticaretin esaslarý ile ilgili net kaideler ifade etmiþ, bu kaideler sünnetle desteklenmiþ, Hz. Nebi, Ýslam ticaret ahlaký olarak teþekkül eden o kaidelerin yerleþmesi için bizzat denetimlerde bulunmuþ ve görevlendirmeler de yapmýþtýr.

Ýslam tarihi süresince de Müslüman tüccarlar, Hz. Peygamberden gelen ahlak üzere ticaretlerini sürdürerek örnek bir Ýslam ahlaký üzere pek çok ülkenin fethine vesile olmuþlardýr.  Ne yazýk ki zaman içinde Müslümanlarýn ekonomideki yeri ters yüz olmuþtur.

Hizbullah Cemaati, Ýslam iktisadýnýn ihyasý için icap eden bütün alanlarda teþvikte bulunur, programlar yapar, eserler hazýrlar, kurumlar oluþturur. Faaliyetlerinin yoðunlaþtýðý saha, ülke ve Ýslam âleminin kalkýnmasýna yönelik her tür katkýyý saðlar.

Dýþ güçlerin iktisatla ilgili icraatlarý, Ýslam âlemine yönelik, farklý bir istila türüne dönüþmüþtür. Mücadeleyi hayatýn bütün sahalarýnda mücahede/cihad olarak bilen Hizbullah Cemaati, Ýslam âlemini hedef alan iktisadi istilanýn sonlanýp Müslümanlarýn yeniden dünya ekonomisine yön verdikleri günlere kavuþmasý için çalýþmayý mücahededen bilir.

Hz. Peygamber, bilimi önemsemiþ ve Mescid-i Nebi içinde bir seyyar hastane teþekkül ettirerek Ensar’dan Rufeyda bint Sa’d’ý yaralý Müslümanlarý bir cerrah olarak tedavi etmekle görevlendirmiþtir. Sonraki devirlerde de Ýslam âleminde büyük hastaneler ve bilim merkezleri teþekkül etmiþtir. Batýlýlaþma dayatmasýndan sonra da Müslüman þahsiyetler, engellemelere raðmen ses getiren bilimsel ve teknolojik buluþlar gerçekleþtirmiþlerdir.

Hizbullah Cemaati, Müslümanlarýn bilim sahasýnda ilerleyip dünyanýn önüne geçmeleri için çalýþýr, bu yöndeki araþtýrmalarý destekler. Ýslam dünyasýnýn maarifte, ekonomide, saðlýkta, sporda, sanatta ve bilimde dünyaya önderlik makamýna çýkmasý için gayret gösterir.

MADDE 31–Hizbullah Cemaati; zaman ve þartlarýn beraberinde getirdiði geliþmeleri, deðiþimleri ve yenilikleri, Ýslam’ýn özü ve esaslarý çerçevesinde deðerlendirir, uygun olanýný gücü ve imkânlarý nispetinde toplumun hizmetine sunar. Teþkilat yapýsýný ve faaliyetlerini her alanda çaðýn gereklerine uygun, modern ve yenilikçi bir seviyede tutar.

Açýklama:

Ýslam’ýn esaslarý sabit, Müslümanlarýn o esaslarý tatbikte üretimleri zaman ve zemine göre deðiþkendir. Ýslam, ümmeti esaslarý ile istikrara kavuþturmuþ; Müslümanlarýn üretimlerinin önünü açmakla daima terakki, geliþme ve yükselme istikametine sevk etmiþtir. Ümmet, Ýslam’ýn insanlýðýn önderliðine vesile olan bu sevkine sahiplenmiþ ve günün gerçekliði içinde imkânlarýný sürekli deðiþim ve geliþme açýk tutmuþtur.

Müslümanlarýn baþýna gelen en büyük musibetlerden biri ise üretimlerdeki sürekli terakki, geliþme ve yükselme yolunun týkanmasý, üretimlerin sabitlenmesi ve nihayetinde deðiþimin menfi bir yöne çekilerek Ýslam düþmanlarýnýn bir silahýna dönüþmesidir.

Son iki yüzyýlda menfi deðiþim modernizm adý altýnda bütün dünyaya dayatýlmýþ, dünya onun üzerinden tek tipleþtirilip modern bir köle haline dönüþtürülmüþtür. Hizbullah Cemaati, bu menfi deðiþimi reddeder. Ýnançtan amele, dünyanýn müspet bir deðiþime açýlmasýný Ýslâmî mücadelenin özünden bilir. Deðiþimin önderliðinin Müslümanlara yeniden geçmesini, ümmetin insanlýðýn önderi olmasýyla iliþkilendirir ve bu yönde gayret gösterir. Ýnsanýn deðiþim iradesiyle donatýldýðýný, Müslümanlarýn o iradeyi iþletmeleri durumunda ilahi yardýmýn da yanlarýnda olacaðýna inanýr.

«Allah’tan umut kesenler ancak kâfirlerdir» ( Yusuf, 87)

Hizbullah Cemaati, müspet bir deðiþim için umutludur. Bu umudu bütün Müslümanlara ve insanlarýn diðer kesimlerine duyurmak ve kabul ettirmek için çaba gösterir.  

Hizbullah Cemaati, tecdid ve ihyaya verdiði önemi, kendi teþkilat ve icraatlarýnda da örneklik teþkil ederek tatbik eder. Ýslami hizmetlerin daima yenilenerek çaðýn önünde yürümesi için gerekli programlamayý yapar.

MADDE 32–Hizbullah Cemaati; þehadet, zindan ve muhacereti mücadelenin tabii bir sonucu olarak görüp þehit, tutuklu, muhacir ve ailelerinin sorunlarýyla ilgilenmeyi ve sahiplenmeyi asli görevlerinden biri olarak kabul eder.

Açýklama:

Ýslami mücadele bedel gerektirir. Þehadet, zindan ve hicret bu bedeller arasýndadýr.

Hizbullah Cemaati, mücadelesinde Ýslam’ýn bütün düþmanlarýnýn baský ve zulümlerine maruz kaldý. Uluslararasý sistemle iliþkili yerel unsurlar, onlara yön veren derin yapýlar ve uluslararasý müstekbirler el birliði içinde Hizbullah Cemaatinin hizmetlerini durdurmak için faaliyete geçtiler. Cemaatin gayretinin meyve vermesinden, hesaplarýný bozmasýndan endiþe ettiler ve ancak el birliði ederek onun önüne geçebileceklerine inandýlar. Bütün kurumlarý ve uzantýlarý ile enerjilerini fütursuzca sarf ederek Cemaatin ve fertlerinin üzerine geldiler. Cemaat, onlara karþý Nebiyi Ekrem ve Ashab-ý Muhterem gibi sabrederken þehidler verdi, zindan ve hicretle karþýlaþtý. Þüheda, Medrese-i Yusufiye ehli (mahpuslar) ve muhacirler, artlarýnda aileler býraktýlar.

Hizbullah Cemaati, onlarýn sorunlarýyla ilgilenip manevi ve maddi gereksinimlerini karþýlamayý hem vazife bilir hem de vefanýn gereði sayar.

MADDE 33–Hizbullah Cemaati; sanata ve sanat eserlerine Ýslami ölçüler çerçevesinde yaklaþýmda bulunur. Ýslam’ýn yasaklamadýðý tüm sanat dallarýnýn geliþtirilmesini destekler.

Açýklama:

Yüce Allah, «Ýþlerinizi güzel yapýn, muhakkak ki Allah iþlerini güzel yapanlarý sever!» buyurur.

Hz. Peygamber de; «Sizden biri bir iþi yapmasýn ya da en güzel þekilde yapsýn!» «Allah, birinizin yaptýðý iþi en iyi þekilde yapmasýndan memnun kalýr» buyurmuþtur. (Beyhaki, Þuabü’l-iman, 4/334)

Ýslam ictimai âlimleri (sosyal bilimcileri) de ihtiyaçlarý zaruri, haci ve kemali olmak üzere üç baþlýkta sýnýflandýrmýþlardýr. Zaruri ve haci ihtiyaçlar; temel ihtiyaçlarý teþkil ederken kemali ihtiyaçlar üretilenin güzelliðini, sanatsal oluþunu ifade eder.

Hz. Peygamber zamanýnda en yaygýn sanat olarak edebiyat, þiire verilen ehemmiyetle yol almýþtýr, Hülefa-i Raþidin de sözün güzelliðine, dolayýsýyla þiire önem vermiþlerdir. Nebiyi Ekrem’in þairleri, pek çok sýkýntýya yol açan mukateleyi (savaþý) þiirleriyle sanatsal bir dille anlatmýþ, mukateleye þiirle teþvik etmiþlerdir. Þiir, Müslümanlarýn hedeflerine ulaþmasýnda bir araç vazifesi görmüþtür.

Sonraki dönemlerde Müslümanlar, mimari gibi sahalarda da sanata önem vermiþ ve dünyaya önderlik etmiþlerdir. Bu yöndeki eserler, Ýslam’ýn yüceliðinin duyurulmasýna vesile kýlýnmýþtýr.

Günümüz dünyasýnda da Ýslam’ýn anlatýlmasý, Müslümanlarýn yaþadýklarýnýn tasviri, Müslümanlarýn Ýslami mücadeleye teþviki gibi hususlarda sanata ve sanat ehline büyük iþler düþmektedir.

Hizbullah Cemaati, Ýslami esaslara hizmet eden ve Ýslami esaslara aykýrý düþmeyen her tür sanat faaliyetlerini destekler; Ýslam âleminin bu yönde de terakki, geliþme ve yükseliþ çizgisini yakalamasý için teþvikte bulunur, imkânlar oluþturur.

MADDE 34–Hizbullah Cemaati; Ýslam coðrafyasýndaki yeraltý ve yer üstü zenginliklerinin yabancý tasallutundan kurtarýlmasý, bunlarýn tasarrufunda her türlü haksýz ve adaletsiz uygulamalarýn önlenmesi, ümmetin ihtiyaç ve maslahatýnýn gerektirdiði þekilde kullanýlmasý gereðine inanýr.

Açýklama:

Ümmetin yer altý ve yer üstü kaynaklarý ümmete aittir. Ýslam topraklarýnýn doðrudan veya dolaylý istilasý ile ümmetin zenginlikleri dýþ güçler sunulmuþ, o zenginliklerden içeriye yansýyanlar ise adaletten uzak paylaþýlmýþtýr.

Hizbullah Cemaati, Ýslam âleminin zenginliklerini doðrudan ve dolaylý istila tasallutundan kurtarmayý mücadelesinin bir parçasý olarak bilir. Bu zenginliklerin tasalluttan kurtarýlmasý kadar, içeride adilce topluma yansýtýlmasýný hedefleri arasýnda görür.

MADDE 35–Mücadelenin zorunlu sonuçlarý ve ulaþýlan merhale gereði, her dönemde ihtiyaç duyulacak alanlarda yürütülecek mücadelede; ortaya konulacak tavýr, tutum ve icra edilecek bütün faaliyetlerin meþruiyetinin olmasý için bu faaliyetlerin Cemaatin yetkili organlarýnýn izni ve nezaretinde icra edilmesi gerekir.

Açýklama:

Hz. Peygamber, «Müminin niyeti amelinden üstündür» buyurur. Bütün hadis risale ve kitaplarýmýz da «Ameller niyetlere göredir» Hadis-i Þerifi ile baþlar. Niyet, bir planlamadýr. Mü’minlerin iþleri, daima bir plan doðrultusunda kararlaþtýrýlýr, gerçekleþtirilir, muhasebe edilir ve yenilenir. Planlama ise yetki gerektirir, yetkili olmanýn planlamasý yersizdir.

Yine cemaat olmak, fert ve kurumlarý ile ahenk içinde olmayý gerektirir. Ahengin saðlanmasý ise hiç kuþkusuz herkesin kendi yerine uygun bir tutum içinde olmasýný icap ettirir.

Cemaatte her tür mücadele, tutum ve icra edilecek faaliyetlerin planlanma, icra, muhasebe ve yenilenme, geliþtirme hakký cemaatin ilgili organlarýnýn izin ve onayýna tabidir. Yetkili organlarýn izin ve onayý olmadan gerçekleþtirilecek hiçbir faaliyet Cemaatin iþleyiþi açýsýndan meþru deðildir. Cemaat tarafýndan kabul görmez, desteklenmez, sorumluluðu kabul edilmez.

Müslümanlarýn Cemaat ahlakýný ihya açýsýndan da örneklik teþkil etme gayretinde olan Hizbullah Cemaati, iþlerini daima bir plan ve ahenk içinde yapar; amelin mükemmelliðine, muhasebenin noksanlarý bertaraf etmesine ve her yenilenmenin ilerleme, geliþme, yükselme yönünde gerçekleþmesi için gerekli tedbirleri alýr. Cemaatin fertleri ve kurumlarý, Cemaatin ilgili organlarýndan izin almadan planlama yapamaz, icraat gerçekleþtiremez, muhasebede bulunamaz, tecdid için harekete geçemez.

MADDE 36–Hizbullah Cemaati; hem hareket ve hem de fert olarak bu manifestoda belirtilen hususlara baðlý kalmakla yükümlüdür. Cemaatle beraber olmayý kabul eden herkes bu taahhütte bulunmuþ kabul edilir. Uygulamalarýnda herhangi bir hususun Kur’an ve sünnete aykýrý olduðunun tespit edilmesi halinde, söz konusu hususu nassa uygun düþecek þekilde deðiþtireceðini veya feshedeceðini ilan eder.

Açýklama:

Hizbullah Cemaatinin ilgili organlarý, kendilerini Cemaatin esaslarýný ve hedeflerini ortaya koyan bu metni tatbik etmek, ondaki esaslara baðlý kalmak ve hedefleri gerçekleþtirmek için mesul bilir. Bu metin, Cemaatle beraber olmayý kabul eden her ferd için bir tür ahidnâmedir, ferd cemaatle birlikte olmayý kabul etmekle bu metinde belirtilen esaslara baðlý kalmayý ve bu metindeki hedefleri gerçekleþtirmek için Cemaatin faaliyetlerine katýlmayý kabul eder.

Metnin kaynaðý Kur’an ve Sünnettir. Kur’an ve Sünnet, Müslümanlar arasýndaki en büyük sözleþmedir.

Metnin icrasýnda herhangi bir hususun Kur’an ve Sünnete aykýrý olduðunun tespiti durumunda ona yol açan esas deðiþtirilir. Bu, mümkün deðilse feshedilir, metinden çýkarýlýr. 

MADDE 37–Zaman ve þartlarýn iktizasý ve Cemaatin yetkili organlarýnýn onayý ile bu Manifesto güncelleþtirilebilir.

Açýklama:

Cemaatin teþkilat, planlama ve icraatlarý gibi, bu metin-de tecdide açýktýr. Ýhtiyaç duyulmasý durumunda metinde tecdid yapýlabilir ve yenilenmeye gidilebilir.

Davamýzýn sonu, Allah’a hamd etmektir. Mü’minler nihayetinde bütün iþlerinde Allah’a baðlýlýk duyar, Ona tevekkül eder, bütün iþlerini Allah için yaparlar, Ondan yardým diler ve en nihayetinde þükürlerini Ona yaparlar.

Allah’a hamd olsun.


GERİ  
      Masaüstü Görünümü