بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
MADDE 1–Yaratýlýþýn amacý Allah’a ibadettir. Müslümanlarýn gayesi Allah’ýn rýzasýný kazanmaktýr. Hizbullah Cemaati, Kur’an ve Sünnetle belirlenen kulluk vazifesini yerine getirmek esasý üzerine kurulmuþtur.
Açýklama:
Yüce Allah, kullarý ancak kendisine ibadet etsinler, diye yaratmýþtýr. (Zâriyât 56) Bu hüküm fertlere þamil olduðu gibi, bir manevi þahýs hükmünde olan cemaate de þamildir.
Müslümanlarýn cemaat hâlinde olmalarý, kulluk vazifelerini hakkýyla icra için bir vecibedir. Hizbullah Cemaati, bu mahiyette, Rabbine karþý olan kulluk vazifesini cemaat hâlinde yerine getirmek için tesis edilmiþtir.
Hizbullah Cemaati’nin en asli hedefi, Rabbini hakkýyla bilen Salih kullar gibi ilâhî rýzayý kazanmaktýr. Cemaatin bütün icraatlarý, bu mukaddes hedef doðrultusunda yapýlýr. Hizmetlere niyetlenirken, hizmetler icra edilirken ve nihayete erdirilip muhasebeye tabi tutulurken gözetilecek en büyük hedef budur. Hizmetin hiçbir cüz’ü, bu hedefin dýþýnda kalamaz.
MADDE 2–Hizbullah Cemaati; inanç, düþünce, amaç ve hedefleri doðrultusunda yapacaðý tüm faaliyetlerinde, meþruiyetin kaynaðý olarak Kur’an ve sünneti esas alýr. Kur’an, Hizbullahi hareketin kanunu ve hayat düsturudur.
Açýklama:
(Ýbadetin mahiyeti Kur’an ve Sünnet’te tarif edilmiþtir.) Hizbullah Cemaati, icraatlarýnýn asli kaynaðý olarak Kur’an ve Sünnet’i bilir. Ýcraatlara niyetlenirken, icraatlarý tasarlarken, gerçekleþtirirken ve icraatýn muhasebesini yapýp kazaným ve kusurlarýný belirlerken baktýðý ilk kaynak Kur’an ve Sünnet’tir.
Kur’an-ý Kerim ve Sünnet, Hizbullah Cemaati’nin en temel yol rehberidir.
«De ki (Ey Resulüm) Allah’ý seviyorsanýz bana tabi olun!..» (Al-i Ýmrân 31)
Kuran-ý Kerim’in emrettikleri Sünnet’teki tatbikatla þekil bulmuþtur. Hizbullah Cemaati’nin yolunun esaslarý bu iki kaynaktan gelir. Hizbullah Cemaati, bir hüküm ve faaliyetin meþru olup olmadýðýna Kur’an ve Sünnete bakarak karar verir. «Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin, karþý gelmekten sakýnýn.» (Maide, 92), «Allah ve Resulü bir iþe hüküm verdiði zaman, inanmýþ bir erkek ve kadýna o iþi kendi isteklerine göre seçme hakký yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karþý gelirse, apaçýk bir sapýklýða düþmüþ olur.» (Ahzap, 36) ayetleri kendisine düstur edinerek hareket eder.
Hz. Peygamber salallahü aleyhi vesellem’e ilk tabi olanlar, Onun Ehl-i Beyti ve pâk Ashabýdýr. Onlar, Ýslam’ýn ilk örnek neslidirler. Kur’an ve Sünnete tabi olma konusunda misaldirler. Ashaptan sonra gelen tabiin ve etbaü tabiin Müslümanlar için misal teþkil ederler.
Hizbullah Cemaati, Kur’an ve Sünnetle birlikte Ýslam Ümmetinin bugüne kadar üzerinde ittifak ettiði hususlarý «Ümmetim þer üzere birleþmez.» Hadis-i Þerifi gereði önemser ve icraatlarýný gerçekleþtirirken icma-ý ümmeti göz önünde bulundurur.
Hizbullah Cemaati, (fert veya topluluk), baþkalarýný deðerlendirirken, onlarla münasebetlerini geliþtirirken de Kur’an ve Sünnete bakar. Ýcma-ý Ümmeti tetkik eder, göz önünde bulundurur. Ümmetin kaçýndýklarýndan kaçýnýr, tabi olduklarýna tabi olur. Faaliyetlerinin geçmiþi ve bugünüyle Ümmetle uyumunu ciddiye alýr. Ümmeti bugün ve yarýn daha iyi bir noktaya taþýmak için gayret gösterirken Ümmetin ittifakýndan ayrýlmamaya özen gösterir.
MADDE 3–Hizbullah Cemaati; kendisini Ýslam tarihi boyunca süregelen bütün Ýslami hareket ve önderlerin mirasçýsý kabul etmekle beraber, hiçbir hareket, cemaat, tarikat, parti, örgüt veya siyasi oluþumun devamý veya uzantýsý olmayýp müstakil bir cemaattir. Gücünü Allah celle celalühüye olan imanýndan ve muttaki Müslümanlarýn birliðinden ve desteðinden alýr.
Açýklama:
Hizbullah Cemaati, Ýslâmî mücadele ve hizmetleri, evveliyatý ve mevcut hâlleriyle birbirini tamamlayan bir bütün olarak bilir. Bugünkü Mü’minlerin faaliyetleri, dünkü Mü’minlerin faaliyetlerinin bir devamýdýr. Herhangi bir Ýslam coðrafyasýndaki faaliyet de farklý þahýs ve cemaatlerce gerçekleþtirilse de bir duvarýn taþlarý gibi birbirini tamamlar. Hizbullah Cemaati, her icraatýný bu inançla gerçekleþtirir.
Farklý topluluklarýn mevcudiyeti, zaman ve mekânýn ihtiyaçlarý ile iliþkilidir. Hicrî 14/Milâdî 20. Yüzyýlda Ýslam dünyasýnýn ihtiyaç duyduðu ýslah ve ihya doðrultusunda, pek çok coðrafyada Ýslâmî hareketler vücut bulmuþtur. Hizbullah Cemaati de, o devirde kendisinden önce Türkiye’de ve diðer Ýslam ülkelerinde vücut bulmuþ Ýslâmî hareketlerin birikiminin yanýnda, Ýslam dünyasýnýn bütünleþtirici bir kavþak noktasýnda yer alan Kürdistan coðrafyasýnýn asýrlara yayýlan ilmi ve manevi birikiminden istifade ve kendi coðrafyasýnýn kendisine has ihtiyaç ve koþullarý içinde vücut bulmuþtur.
Hizbullah Cemaati kendi zaman ve mekâný içinde, daha önceki bir cemaatin devamý olmadýðý gibi, hâlihazýrda dünyanýn herhangi bir kesitindeki bir cemaatin de uzantýsý deðildir. Ama hedefleri ve icraatlarý ile ümmetin genel hedefleri ve icraatlarý ile bir bütün olduðu hâlde, yapýsýyla mazi ve hazýr karþýsýnda müstakildir. Hedef ve icraatlarý cemaatin Kur’an ve Sünnet’e uymakla koþullanmýþ hür iradesinin karþýlýðýdýr; niyetinden tatbikine, tatbikinden muhasebesine kendisinin eseridir. Baþka camialarla Mü’minlerin kardeþliði ve Ümmet olmanýn gereði dayanýþmasý ve dayanýþma biçimi de buna tabidir.
Bu esas üzere, Hizbullah Cemaati, Ümmetin yüzyýllara yayýlan ve bugün güncelliðini koruyan tecrübi aklýný, deneyimlerini önemser. Mazinin Müslümanlarý gibi, günün Müslümanlarýnýn da eser ve tecrübelerini tetkik edip onlardan istifade eder. Fertlerini, Ümmette kabul görmüþ hiçbir Ýslam önderi ve cemaatinin eser ve birikiminden yoksun býrakmaz. Kendisini tarikat veya cemaat, belli bir yapý ve âlim ile kýsýtlamaz. «Mü’minler ancak kardeþtirler» (Hucurat, 10) buyruðunu esas alarak hareket eder.
MADDE 4–Hizbullah Cemaati; ‘Emr–i bil maruf ve nehy–i anilmünker’ görevini fert ve cemaat bazýnda güç ve imkânýna göre yerine getirmekle kendisini sorumlu bilir. Ý’layikelimetullah doðrultusunda yürütülen tüm faaliyetleri cihad olarak kabul eder ve bu kapsamda deðerlendirir.
Açýklama:
«Ýnanan erkek ve kadýnlar, birbirlerinin velileridirler. Ýyiliði emreder kötülükten menederler.» ( Tevbe, 67)
«Onlar, öyle kimselerdirler ki kendilerine yeryüzünde iktidar verdiðimizde namazý kýlarlar, zekâtý verirler, iyiliði emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalýþýrlar.» (Hac, 41)
«Sizden hayra çaðýran, marufu emredip münkerden nehyeden bir topluluk bulunsun. Ýþte onlar kurtuluþa erenlerdir!» (Âl-i Ýmrân, 104)
Hizbullah Cemaati, bu ilahi emirler gereði var olmuþtur; kendisini ayet-i kerimedeki ilâhi buyruðun, «topluluk» kavramýnýn bir karþýlýðý olarak bilir. Niyet, tasarý ve faaliyetlerini o doðrultuda icra eder.
Allahü Zülcelâl, insanlarý birbirlerine karþý mesul tutmuþtur ve o mesuliyetlerin icrasý cemaat olmayý gerektirmektedir. Bu, insan nesli arasýnda bir dayanýþma olduðu kadar, ayný zamanda bir mücadeledir. Ýnsan fýtratý gereði topluluk halinde yaþar. Kendisine verilen cüz’i iradeyle münkeri tercih edebilmektedir. Onu bu haline karþý uyarmak, ýsrar ettiðinde onunla mücadele etmek, mü’minlere bir vazifedir. Bu vazifenin yerine getiriliþ þekli ise ayet-i kerimede verilen emir gereði, cemaat olmakla mümkündür.
Hizbullah Cemaati, bir mü’minler cemaatidir. Hizbullah Cemaati, bir mü’minler cemaati olarak, bir iyilik cemaatidir, iyi olandan yanadýr, iyi olaný inþa eder, iyiliði hâkim kýlmaya çalýþýr. Ýyinin inþasý, kötülüðün izalesini gerektirir. Hizbullah Cemaati, iyiliði inþa ve hâkim kýlma gayesiyle, kötülüðe ve kötüye karþý durur, Kur’an ve Sünnetin ahkâmý üzere kötüyü uyarýr, onunla mücadele eder; kötülük zuhur ettiðinde ve kötülüðe yönelik bir planlama haberi, hissi aldýðýnda onun önüne geçmeye, onu Kur’an ve Sünet’te ifade edilen yöntemler üzere engellemeye çalýþýr.
Þirk, en büyük münkerdir (kötülüktür). Zulüm, münkerdir. Ýnsanýn can, nesil, akýl, mal ve din emniyetine yönelen bütün tehditler birer münkerdir, kötülüktür.
Hz. Peygamber salallahü aleyhi vesellem buyuruyor:
«Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Þayet eliyle düzeltmeye gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Diliyle düzeltmeye gücü yetmezse kalbiyle (buðzetsin) ki bu imanýn en zayýf derecesidir.» (Müslim, Ýman bölümü 49)
Hizbullah Cemaati, münkerlerin tamamýyla Kur’an ve Sünnet’in ahkâmý ve yol göstericiliði üzere mücadele eder. Kendisinden önce veya hâlihazýrda münkerle mücadele eden Müslümanlarýn da tatbikatýný dikkate alýr. Kötülükle mücadelenin en etkili yolunu tatbik etmek için uðraþýr.
Taðutlar, kötülüðün önderleridir. Hizbullah Cemaati, kötülük ve kötüyle mücadele mahiyetinde toplumu taðutlarýn kötülüklerinden arýndýrmak için mücadele eder. Bu mücadelesini, Allah yolunda mücahade/cihad bilir; mücadelesini Kur’an ve Sünnette tarif edilen yol üzere, kendi imkân ve gücü doðrultusunda yapar.
Bununla birlikte Hizbullah Cemaati, Allah yolunda mücadeleyi günün imkânlarýyla koþullandýrýp kýsýtlamaktan sakýnýr. Ýnsan, kendisine verilen irade ve güçle, imkân ihdas etme kabiliyetine sahip olarak yaratýlmýþtýr. Hizbullah Cemaati, bu inançla, kendisini mevcut imkânlarla kýsýtlamaz. Müslümanlarý, zamana teslim olmaya deðil, zamana hükmetmeye davet ve sevk eder.
Hizbullah Cemaati, eldeki imkânlarý geliþtirip yeni imkânlar oluþturmayý cihad bilir, Müslüman fert ve toplumu, yeryüzünde hakkýn ikamesi ve batýlýn izalesi olan Ýslam’ýn cihan hâkimiyeti için ilme yönelerek ilim ve teknikte yeni imkânlar oluþturmaya davet ve sevk eder.
MADDE 5–Hizbullah Cemaati; içinde bulunduðu ortam ve þartlarý gözeterek, faaliyetlerinde ihtiyaç duyduðu ve çaðýn gerektirdiði her türlü meþru vasýtayý kullanýr. Ýslami hedeflere ancak meþru vasýtalarla ulaþýlmasý gerektiðine inanýr. Gayri Ýslami yol ve vasýtalara tevessül etmez. Hedef, yol ve yöntemlerinde nebevi çizgiyi esas alýr.
Açýklama:
Müslümanlarýn hedeflerine ulaþmalarýnda hangi vasýtalardan istifade edecekleri Kur’an ve Sünnette açýkça beyan edilmiþtir. Peygamber kýssalarý ve Hz. Peygamber’e verilen emirlerle Onun Sünnetinde örneklenmiþtir. «O arzusuna göre konuþmaz.» (Necm, 3), «Peygamber size ne verdiyse onu alýn, size ne yasakladýysa ondan da sakýnýn. Allah’tan korkun çünkü Allah’ýn azabý çetindir.» (Haþr, 7)
Hizbullah Cemaati, hedeflerine ulaþmada Nebevî örnekliði esas alýr. Bu hususta sebat eder.
Zaman ve mekân, Mü’minlere Kur’an ve Sünnet üzere yeni vasýtalar üretme veya var olan vasýtalardan istifade zorunluluðu getirir.
Esaslar sabittir; vasýtalar zaman ve mekâna göre farklýlýk gösterir. Ashap, Medine’nin dýþýna çýkýp yeryüzüne açýldýðýnda karþýlaþtýðý kurum ve vasýtalarý tetkik ve tahlil edip onlardan Þer’i Þerif’e mutabýk olanlardan istifade etmiþtir. Selef-i Salihin de böyle davranmýþtýr. Mesela; daha önce medreseler yok iken zamanla ders halkalarýnýn camiye sýðmamasý üzerine tedrisat ihtiyacý için medreseler açýlmýþtýr. Yine geçmiþte olmayan elektronik ve teknolojik aletler bugün mevcuttur. Diðer kurum ve vasýtalar da bunun gibidir. Geçmiþte bulunmayan bir kurum ve vasýta, insanlýðýn maddi üretimde sürekli yol almasýndan dolayý bugün vücut bulmuþtur. Esasa intikal etmeyen, dolayýsýyla güne göre deðiþen, maddi kurum ve vasýtalarýn meþruiyeti ortaya çýkýþ zamanlarýna göre deðil, kullanýlmalarýnýn meþru ve maslahata uygun olup olmamalarýna göre deðerlendirilir.
Hizbullah Cemaati, zaman ve mekân içinde vücut bulmuþ kurum ve vasýtalarý tetkik ve tahlil eder. O imkânlarýn mevcut olanlarýndan istifade eder, gerektiðinde Kur’an ve Sünnete uygunluk üzere yeni imkânlar, kurum ve vasýtalar ihdas eder.
Hizbullah Cemaati, hedeflerine varmak için, gayrimeþru esas ve tutumlara baðlanmaz; hükümleri o yönde zorlamaz, imkân bulup veya ihdas edinceye kadar daima esaslarý üzerine sebat eder. Baþka bir ifadeyle esaslarýný sabit ve her þeyin önünde görür. Daima ve her þeye raðmen korur; kurum ve vasýtalarýný ise günün ve yarýnýn ihtiyaçlarý doðrultusunda tecdit eder, deðiþtirir, yeniler.
MADDE 6–Hizbullah Cemaatinin çalýþmalarý yoðunluklu olarak Kuzey Kürdistan olmakla birlikte, faaliyet alaný tüm Türkiye’dir.
MADDE 7–Hizbullah Cemaatinin nihai hedefi; bütün dünyada zulmün, þirkin, adaletsizliðin, sömürünün ve kula kulluðun olmadýðý, insan fýtratý ve yaratýlýþ gayesine uygun, teþri kaynaðý olarak Kur’an–ý Mubin ve Sünneti esas alan Ýslami bir yönetimin tesisidir. Ancak kendisini, kendi toplumu ve mücadele alanýna karþý birinci derecede sorumlu kabul eder.
Açýklama:
Hizbullah Cemaati, bütün dünyadaki Ýslami yapýlarý kardeþ bilir ve bir zincirin halklarý, bir vücudun azalarý, hatta bir azanýn hücreleri gibi bilir. Bütün Ýslâmî yapýlar, ayný hedef doðrultusunda, yeryüzünde hakký ikame, batýlý izale için vardýrlar. Bu hedef birliði, Müslümanlar arasýnda dayanýþmayý, yardýmlaþmayý icap ettirir.
Hizbullah Cemaati, kendisini ümmetin bir azasý olarak görür. Ümmeti ilgilendiren her sorunu kendi sorunu olarak bilir. Ümmetle birlikte sevinir, ümmetle birlikte mahzun olur. Elinin uzanabildiði her noktada ümmetin sorunlarýný izalede yer alýr.
Ancak, bir mekâna odaklanma, hizmetlerin daha etkin gerçekleþtirilmesinin ve bütüne daha çok katký verilmesinin de önüne açar. Mekânla sýnýrlanma, mekânla kýsýtlanma deðildir, mekân ile ötesini buluþturmak ve iki taraf arasýnda etkin bir dayanýþma, yardýmlaþma hâsýl etmektir.
Hizbullah Cemaati, Türkiye sýnýrlarý içinde yer alan ve Kuzey Kürdistan da denen Kürdistan coðrafyasýnda; o coðrafya ve Türkiye’nin genelindeki Müslümanlarýn içinde bulunduklarý koþullar ve ihtiyaçlarýnýn neticesi olarak var olmuþtur.
Hizbullah Cemaati, yakýn ve uzak çevresinde yer alan Ýslâmî unsurlarla mutlak bir dayanýþma içinde iken teþkilat baðlamýnda hizmetlerini Türkiye sýnýrlarý içinde yer alan Kürdistan coðrafyasý ve Türkiye’de icra eder. Bu doðrultuda söz konusu coðrafyanýn insanýnýn bulunduðu dýþ sahalara onlara ulaþmak için uzanýr.
Hizbullah Cemaati, ayrýlýðýn yanýnda, hedefe ulaþmaya müspet katkýsý olmayan tahakkümü de reddeder. Birikimini hitap ettiði coðrafyanýn dýþýnda kalan Müslümanlara aktarýr, hitap ettiði coðrafyanýn dýþýnda kalan Müslümanlarýn birikiminden de yararlanýr. Lâkin çalýþmalarýný kendi teþkilatý içinde organize eder. Planlama ve iþlerini kendisi kararlaþtýrýr, kendisi icra eder, muhasebesini de o dairede tamamlar.
Hitap ettiði coðrafyaya aidiyeti bulunmayan Müslümanlarý bulunduklarý aidiyet iliþkisi içinde olduklarý ülkelerde Ýslâmî hizmetlere teþvik eder, onlarla dayanýþýr, yardýmlaþýr ama onlarýn hizmetlerini organize etmeyi kendilerine býrakýr.
MADDE 8–Ýnsanlarýn can, mal, din, nesil ve akýl emniyetini saðlama, Ýslam dininin ve Ýslami hâkimiyetin hedeflerindendir. Hizbullah Cemaati; bu ilkeler doðrultusunda tüm dini ve etnik azýnlýklarýn insani hak ve özgürlüklerinin teminini ve korunmasýný Ýslami bir vecibe olarak görür.
Açýklama:
«Ey insanlar, doðrusu biz sizi bir erkekle bir kadýndan yarattýk ve birbirinizle tanýþmanýz için sizi kavimlere ve kabilelere ayýrdýk. Muhakkak ki Allah katýnda en deðerli olanýnýz O’ndan en çok sakýnanýzdýr. Þüphesiz Allah bilendir. Her þeyden haberdar olandýr.» (Hucurât, 13)
«Onun ayetlerinden biri de gökleri ve yeri yaratmasý, dillerinizin ve renklerinizin farklý olmasýdýr. Þüphesiz bunda bilenler için dersler vardýr.» (Rûm, 22)
Bütün insanlar, ayný anne-babadan olmakla kardeþtirler. Farklý kavim ve kabilelere ait olmak, insanlarýn birbirlerini tanýmalarýndan baþka bir ayrýcalýk getirmez. Ýnsanlar arasýndaki üstünlük farký ancak takva iledir. Diller ise Allah’ýn ayetleridir.
Ýslam, bu ayet-i kerimeler ve Hz. Peygamber’in ilgili hadisleriyle ýrkçýlýðý kesin olarak nehyetmiþtir.
Ýslam, ilahî ahkâm doðrultusunda Hicaz’ýn dýþýna çýktýðýnda hiçbir þekilde ýrkçý söylem ve uygulamalara izin vermemiþ; toplumlarý dil ve dinlerinde serbest býrakmýþ; toplumlarýn Kur’an ve Sünnetin ahkâmýyla çeliþmeyen giyim kuþam, gelenek ve göreneklerini sürdürmelerine izin vermiþtir. Böylece Ümmet kardeþliði içinde kavim zenginliði oluþmuþtur. Ýnsanlýk, Ýslam havuzunda buluþurken kendisine has niteliklerini muhafaza etmiþ; kavimlerin farklýlýklarý Ýslam için birer güç ve fazilet olmuþtur.
Ýslam’ýn bu fazileti asýrlar boyu, devam ederken Ýslam âleminin dýþ güçlerce istilasýyla ýrkçýlýk Müslümanlar arasýnda yayýlmýþ, Müslüman toplumlarýn dil, giyim kuþam, gelenek ve göreneklerine yönelik ýrkçý yasaklamalar getirilmiþtir. Bu baðlamda ulus devletler, kendilerini bir ýrkýn ulusu gibi tarif ederek tahakkümleri altýndaki diðer kavimlerin dil ve örflerini yasaklama yoluna gitmiþlerdir. Ýslam’ýn ahkâm ve tatbikatýna muhalif olarak istilacý güçlerin dayatmasýyla getirilen bu yasaklar pek çok Müslüman kavmi maðdur etmiþ, bu yasaklar Müslümanlar arasýnda fitne ve çatýþmalara yol açarak dýþ güçlerin Ýslam dünyasý üzerindeki tahakkümlerini sürdürmelerine de yardým etmiþtir.
Hizbullah Cemaati, Ýslam dünyasýna hiçbir faydasý olmayan, fitne fesat ve ayrýlýk kaynaðý söz konusu bütün ýrkçý yasaklarý reddeder, onlara karþý mücadeleyi, münkeri, batýlý izale ve Ýslam’ýn ahkâmlarýný, daima insanlýk yararýna olan iyiliklerini hâkim kýlma mücadelesinden kabul eder.
Hizbullah Cemaati, «Dinde zorlama yoktur.» (Bakara, 256) hükmü gereði ve Ýslam’ýn Hz. Peygamber günlerinden itibaren tatbikatýna uygun olarak, gayrimüslimlerin dinlerini inandýklarý gibi yaþama hakkýný tanýr, o hakka yönelik, Ýslam’ýn ahkâmýna muhalif her tür tutumu reddeder, zulüm sayar.
Hizbullah Cemaati, Ýslam hâkimiyeti altýndaki gayrimüslimlere zýmmi statüsünün verdiði bütün haklarý tanýr. Söz konusu topluluk ve fertlere yönelik her tür hak ihlalini zulüm kabul eder, o ihlallere karþý çýkar. Söz konusu topluluk ve fertlerin dinlerini yaþamalarýný, ticaretlerini icra etmelerini ve diðer meþru faaliyetlerini gerçekleþtirmelerini asli haklarý görür.
MADDE 9–Hizbullah Cemaati; Ýslam’ýn hâkim olmadýðý ve Kur’an’ý meþruiyetin kaynaðý olarak kabul etmeyen tüm rejim ve yönetimleri gayri Ýslami olarak kabul eder. Gayri Ýslami yönetimlerde görev alan bireyleri ise özel konum ve amellerine göre deðerlendirir. Tümden tekfir anlayýþýný benimsemez.
Açýklama:
Devlet, insani bir üretimdir; varlýðýyla insanýn bütün faaliyetleri kapsamýndadýr.
Fertler ve cemaatler gibi devletlerin de varlýk nedeni Allah’a ibadettir ve gayesi Ýlahi rýzayý kazanmaktýr. Bunun da yolu Kur’an ve Sünnetin ahkâmýna tabi olmaktýr. Devletler, o ahkâmýn dýþýnda veya ona karþý kurulduklarýnda gayri Ýslami nizamlar içinde yer alýrlar.
Ýslam dünyasýnýn mazisinde gayri Ýslami nizamlar vardý. Ancak onlarýn genel olarak dýþ güçlerle baðlarý yoktu. Batý’nýn Müslümanlara tahakküm etmesinden sonra ise Ýslam dünyasýnda hem gayri Ýslami hem dýþ güçler tarafýndan tesis edilip Ýslam ve Müslümanlarýn aleyhinde organize edilen rejimler kuruldu. Bu rejimler, Ýslam yurtlarýný dýþ güçler adýna istila etmiþ, Ýslam ahkâmýný yasaklamýþ, Müslümanlarý o güçler adýna tahakküm altýna almýþlardýr. Dolayýsýyla Batý tahakkümü sonrasý rejimler, özleriyle gayri Ýslami olduklarý gibi, varlýk nedenleri ve icaraatlarý ile Müslümanlarýn manevi ve maddi menfaatlerine karþý da kurulmuþlardýr. Bu rejimlerin sosyalizm, liberalizm gibi ideolojileri; Müslümanlarýn ihtiyaçlarý ve lehine deðil, Batý’nýn çýkarlarý doðrultusunda oluþturulmakta ve icraatlarý yine dýþ güçlerin çýkarlarý doðrultusunda iþletilmektedir.
Hizbullah Cemaati, dýþarýya baðýmlý olsun veya olmasýn, bütün gayri Ýslami yönetim ve rejimleri reddeder. Ancak Ümmetin maziden bu yana yaklaþýmýný esas alarak farklý sebeplerle bu rejimlerde memurluk veya amirlik vazifesi üstlenmiþ fertleri, tekfir etmez, onlarý amelleriyle deðerlendirir. Rejimin yaptýklarýndan bütün memur ve amirleri sorumlu tutmaz. Rejimlerde görev alan memur ve amirleri, kendi amellerine göre deðerlendirir.
Rejimlere raðmen, gerçekleþtirilmesi mümkün hayýrlý hizmetleri de tamamý mümkün deðil diye mümkün kýsmý dýþlamaz. Fertler gibi o hizmetleri de rejimin dýþýnda deðerlendirir. Bulunduklarý vazifelerde hayýrlý hizmetlerde bulunanlarý takdir ettiði gibi kýsýtlamalara raðmen hayýrlý hizmetlerin icrasýný önemser, o yöndeki imkânlarý artýrmak için gayret gösterir.
MADDE 10–Hizbullah Cemaati; Ýslami ilke ve deðerlerden taviz vermez. Ýslami mukaddesatlara yönelik saldýrýlara güç ve imkânlarý nispetinde karþý durur. Ýslami akide ve deðerlerin korunmasý, Hizbullah Cemaatinin kuruluþundaki temel amaç ve gayelerdendir.
Açýklama:
Hizbullah Cemaati, Ýslami esas ve deðerlerin tatbiki ve korunmasý için vardýr. Onun için varlýk bulduðu coðrafyada Ýslam’ýn mukaddesatýna ve Müslümanlarýn onuruna yönelen her tür hakaret ve saldýrýya karþý koydu. O uðurda azizlerini þehid verdi, zindanlar onun azizleri ile dolup taþtý. Ýmtihan hiç kuþkusuz süreklilik arz eder. Hizbullah Cemaati, bu yöndeki vazifesinin geçmiþte olup bitmediðine inanýr. Dünyanýn herhangi bir noktasýnda Ýslam’ýn mukaddesat ve ahkâmýna yönelen her tür saldýrýyý kendisine yönelmiþ sayar. Ýmkânlarý ve üretebildiði imkânlar çerçevesinde Kur’an ve Sünnet’te tarif edildiði üzere tepki verir. Bu yönde imtihaný daima kazanmanýn peþinde olur.

Þehid Rehber