ÞEHÝT REHBER HÜSEYÝN VELÝOÐLU'NUN HAYATI VE MÜCADELESÝ -24

SORUMLULARLA CEMAAT MESELELERÝNÝ MÜZAKERE YÖNTEMÝ

Þehid Rehber, imkan olduðu ve þartlar elverdiði müddetçe sorumlu arkadaþlarla birebir görüþme yolunu tercih ederdi. Bazen de ikamet ettiði alanýn dýþýnda bir yerlerde imkân oluþturur ve görmek istediði arkadaþlarý güvenlikli bir þekilde oraya getirtir, günlerce orada onlarla beraber kalýr ve görüþürdü.

Görüþmeye gelen arkadaþlarýn, getirdikleri dokümanlarý önce gözden geçirirdi. Sonra, çalýþma yaptýklarý alanlarýn durumuna göre arkadaþlarý birer, ikiþer çalýþma odasýna alýr, onlarý iyice dinlerdi. Arada çeþitli sorular sorar, merak ettiði, haber beklediði, akýbetini öðrenmek istediði hususlarý öðrenirdi. Bu arada konuþulan konular etrafýnda karþýlýklý fikir alýþveriþinde bulunur, meseleleri çok yönlü ele alarak alternatif yollarla birlikte çözüme dönük karþýlýklý fikir jimnastiði yapar ama çözüm vermez ve son sözü söylemezdi.

Arkadaþlarý, aciliyet olmadýðý müddetçe bazen birkaç gün, hatta bir hafta, on gün yanýnda tutardý. Bu müddet boyunca namaz veya yemeklerden sonra toplu halde onlarla birlikte oturur, onlarla yaptýðý müzakereleri de dikkate alarak teþkilati hususlarda ihtiyaç duyduklarý konular çerçevesinde eðitici ve yönlendirici sohbetler yapar, sohbetlerini örneklerle somutlaþtýrýrdý. Bazen latife yapar, bu latifelerle arkadaþlarýn hatalarýna dikkat çeker, onlarý konuþturur ve böylece hem çözümler için düþünmeye zaman ayýrýr, hem arkadaþlarýn da bu birliktelik ortamýndan istifade etmelerini saðlardý. Acil bir durum söz konusu olduðunda ilgili arkadaþla öncelikli olarak konuþur, söz konusu sorunu çözümleyinceye kadar bu müzakereye devam ederdi.

Arkadaþlarla son müzakereye oturmadan önce, genel meseleleri kendileriyle istiþare ettiði üst düzey sorumlularla ayrýca oturur, alan çalýþmasý yapan arkadaþlarýn yapacaklarý iþlerle ilgili çözüm ve kararlarý somutlaþtýrmaya dönük müzakerelerde bulunurdu.

Birlikte geçirilen bu zaman sonunda, yine arkadaþlarý çalýþma alanlarýnýn durumuna göre birer, ikiþer çalýþma odasýna alýr, onlarla çalýþma alanlarý konusunda son müzakerelerde bulunur, çözüm konusundaki fikir ve önerilerini alýr, neticede çözümleri netleþtirir, yapacaklarý iþleri somut þekilde belirtir ve bunlarý onlara not aldýrýrdý. Ýþleri biten arkadaþlarý, tedbir konusunda uyardýktan ve gerekli nasihatleri yaptýktan sonra dua ile gönderirdi.

S. V. adlý Cemaat mensubu þunlarý söylemektedir: “Meseleleri müzakere etmede aceleci davranmazdý. Yanýna gittiðimizde bizi bekletirdi. Deðiþik zamanlarda sorunlarýmýzý müzakere eder, bir çözüme kilitlenme yerine, konunun birçok çözümü olabileceðini gösterirdi. Ayrýca bizlere; sorunlara hemen acele ile çözüm verme yerine, dinlendirip etraflýca düþündükten, müzakeresini yaptýktan ve emin olduktan sonra karar verin derdi. Bir haber geldiðinde sýhhatini ve detaylarýný araþtýrmamýzý isterdi. Bilgi alýþveriþlerinde; kim, ne, nerede, neden, nasýl, ne zaman gibi sorularýn cevaplarýnýn bulunmasýna dikkat edilmesini isterdi. “

M. S. adlý Cemaat mensubu þunlarý aktarmaktadýr: “Birimize bir iþ verdiðinde o iþin durumuna göre, Resulullah’ýn (sav) hayatýndan, sahabeden, tabiinden, Ýslam tarihinin herhangi bir yerinden veya toplumumuzda yaþanmýþ bazý hikayeler anlatarak konuyu bizlere iyice belletmeye çalýþýrdý ve gerçekten o mesele zihnimizde yer ederdi. Bu açýdan ben onu bir eðitmen olarak gördüm. Bir meselede karar verildikten ve ilgili arkadaþa görev olarak verilip uygulamaya konmasý istendikten sonra, verilen çözümün deðiþtirilmesinden veya kýsmen alýnýp uygulanmasýndan hiç hoþlanmaz ve bunu kabul etmezdi. Her biri bir taraftan gelen arkadaþlarla bazen günlerce oturup geniþ geniþ müzakerelerde bulunur, karþýlýklý görüþ alýþ veriþinde bulunur ve ondan sonra bir karar verirdi. Eðer bir þey varsa, o aþamada söylememizi, görüþlerimizi belirtmemizi, karar netleþtikten sonra bunu uygulamamýzý ve en alt birimlere kadar bu þekilde hareket edilmesini isterdi. “

Þehid Rehber, beraber çalýþtýðý arkadaþlarýna karþý çok yakýn ve samimi davranýr, onlarý candan sahiplendiðini her haliyle belli ederdi. Arkadaþlarýn her þeylerinin mükemmel olmasýný isterdi. Bir aile sýcaklýðý ve kardeþler arasýndaki yakýnlýðýn çok ötesinde yakýn durur, bu duygu ve halin bir neticesi olarak çok rahat davranýrdý. Dolayýsýyla birlikte çalýþtýðý sorumlu arkadaþlarla müzakere edince, bazen ses tonunu yükseltir, yapýlan hatalara ve mensuplardan kaynaklanan olumsuzluklara karþý tepkisini ortaya koyardý. “Bizler çalýþýp gayret ediyoruz, yoruluyoruz ama hatalarýmýz Cemaate mal oluyor” deyip buna dikkat edilmesini, sorumlularýn hassas bir pozisyonda bulunduðunu, yaptýklarýnýn davaya mal olduðunu söyleyip sanki yanýndakilere karþý Cemaatin savunmasýna geçiyor gibi bir tavýr takýnýrdý. Tabi bu arada teþkilati kural, prensip ve tecrübelerden konuyla ilgili olanlarý anlatabildiði kadar anlatýr ve ders verirdi. Rahatlayýnca da susar ve kýsa bir müddet müzakerelere ara verdikten sonra hiçbir þey olmamýþ gibi latife yaparak sýcak, sevecen bir þekilde arkadaþlarla tekrar oturmaya devam eder ve müzakerelerini sürdürürdü. Yanýndaki arkadaþlar onun bu halinden olumsuz etkilenmezlerdi. Çünkü kendilerine düþkün olduðunu görüyor ve üslubunu iyi biliyorlardý. Dolayýsýyla ona karþý sevgi ve sempatileri daha da artýyordu.

M. G. adlý Cemaat mensubu þunlarý söylemektedir: “Bir ara Þehid Rehber ile oturuyorduk. Kendisi bize sohbet ediyordu. Takriben 10 kiþi vardýk. Sohbeti esnasýnda bir ara sözü, kendisi ve gördüðü sorumlu arkadaþlarýn iliþkilerine getirdi ve þöyle dedi: ‘Bakýn arkadaþlar! benim sizlerle iliþkim özellik arz eder, bizim kendi aramýzdaki iliþkilerimiz baþka yerde olanlardan farklýdýr. Ben sizlerden baþka kimseyi görmüyorum. Sizler benim elim, ayaðým, gözüm ve kulaðýmsýnýz. En yakýn kardeþlerim ve sevdiklerimsiniz. Sizlerle bazen gülüþüyoruz, bazen þakalaþýyoruz, bazen müzakerelerde sesimiz yükseliyor, biz birbirimize karþý resmiyetin çok ötesinde ve hatta kardeþliðin de ötesinde bir davranýþ içine giriyoruz. Onun için birbirimize karþý en ufak bir olumsuzluk duymayýz. Bununla birlikte sizlerle konuþtuklarýmýzýn çoðu sýrdýr, her yerde konuþulmaz ve söylenmez. Bundan dolayý sizler, benim sizinle konuþtuðum ve davrandýðým gibi arkadaþlarýnýzla konuþur ve davranýrsanýz olabilir ki onlarý olumsuz etkiler ve hatta bozabilirsiniz. Kimin yanýnda ne konuþtuðunuzu ve nasýl davranmanýz gerektiðini iyi bilmeniz gerekir. Ne kadar yakýn olursa olsun, her insan her konuþma ve davranýþý kaldýrmaz, her insan ayný tepkiyi vermez, bunlara dikkat etmeniz ve iyi hesaplamanýz gerekir. “

M. S. adlý Cemaat mensubu Þehid Rehber ile ilgili bir anýsýný þu þekilde dile getirmektedir: “Þehid Rehber müzakerede ciddi, bütün benliðiyle orda olur, dinler, istifade eder, istifade ettirirdi. Cemaatin maslahatýna uymayan en ufak bir iþ, bir çözüm ya da icra edilen bir uygulamayý duyduðunda, sanki Ýslam ümmetinin tek savunucusuymuþ gibi bir vaziyet alýr ve bize dönüp sesini yükselterek konuþurdu. Sonra bize bakýp duygulanýrdý. Onun hali bizi de duygulandýrýrdý.

Bir gün ben ve M. G. birlikte Þehid Seyyit Hüseyin’in evinde Þehid Rehber ile görüþmeye gittik. Birlikte ayrý bir odaya geçtik ve müzakerelere baþladýk. Çalýþma alanýmýz hassastý, önemli hadiseler yaþanýyordu. Bazý geliþmeler üzerine konuþunca bazen ses tonunu yükselttiði oluyordu. Kendisi Þehid Seyyit Hüseyin ile ilk defa görüþüyordu. Bu yüzden: “Aðabey Seyyit duyacak, biraz daha yavaþ konuþsan olmaz mý” diye bir iki kez uyarmýþtým. Konuþmalarýný bitirdikten sonra odada bir anlýk bir suskunluk ve sessizlik oldu. Ben izin isteyip odadan çýktým ve Seyyit’e; aðabeyin acýkmýþ olabileceðini, bir çay yapmasýný söyledim ve tekrar odaya geri döndüm. Bir müddet sonra Seyyit içeri girdi. Biz iþimizi bitirmiþtik. Dolayýsýyla gündemimiz ve Þehid Rehber’in konuþma üslubu deðiþmiþti. Bize takýlýyor, þaka yollu M. G. ‘nin yaptýðý bir iþi anlatýp hem gülüyor ve hem de bizi güldürüyordu. Ýçerde bir neþe havasý vardý. Seyyit bu durumu görünce, þaþkýn bir þekilde: “Biraz önce sesiniz öyle geliyordu ki kavga edecekler diye endiþelenmiþtim, þimdi ise sizleri son derece sýcak, samimi, neþeli ve rahat görüyorum. Vallahi görüyorum ki derdiniz gerçekten davadýr. Allah’a þükürler olsun ki sizleri tanýmýþým ve sizlerle beraberim. “ dedi. Bu olayý her hatýrladýðýmda duygulanýr ve gözlerim yaþarýr. “

Þ. B. adlý Cemaat mensubu þöyle söylemektedir: “Þehid Rehber, kendisinin bizzat gitmediði bir alan ile ilgili çözüm verirken, o alanýn mensubu olan arkadaþa oranýn geniþ bir harita veya krokisini çizdirir ve teferruatlý olarak coðrafik bilgilerini alýrdý. Bazen haritayý önlerine koyarlardý ve haritadan da istifade ederlerdi. Örneðin; benim alanýmdaki bir köyden birkaç kiþi Cemaate yeni katýlmýþlardý ve orasý stratejik bir yerdi. Bir gün orayla ilgili müzakere ederken, o bölgenin coðrafik bilgilerini benden teferruatlý olarak istedi, oturduðumuzda oranýn teferruatlý bir krokisini bana çizdirdi, ayný zamanda harita üzerinden de dað, yol, vadi vs bilgilerini göstermemi istedi. Çizdiðim kroki ve harita üzerinden o alanla ilgili bir takým çözümler verdi. “

H. H. adlý Cemaat mensubu þunlarý ifade etmektedir: Þehid Rehber, kendisiyle görüþmeye gelen Cemaat mensuplarýyla ayrý ayrý görüþmelerini gerçekleþtirdikten sonra toplu olarak birlikte kalmayý, genel meseleler hakkýnda konuþmayý, fikir ve düþüncelerini almayý çok severdi ve engelleyici bir durum olmadýkça bunu yapardý. “

Devam edecek…
 





GERİ  
      Masaüstü Görünümü