ÞEHÝT REHBER HÜSEYÝN VELÝOÐLU'NUN HAYATI VE MÜCADELESÝ -22

DAVASINDA CÝDDÝ, KARARLI VE AZÝMLÝYDÝ

Þehid Rehber, Ýslam davasýný hiçbir þeye deðiþmezdi. Davayý ilgilendiren her meseleyi önemserdi. Dava konusunda ihmalkarlýk, duyarsýzlýk, tembellik, gevþeklik, korkaklýk, çekingenlik gibi zafiyetleri kabul etmezdi. Davaya halel gelmesin, dava zarar görmesin diye her türlü fedakarlýkta bulunurdu.

Ýnsanlarý davaya baðlýlýklarý, Ýslam’a, Kur’an ve Sünnete baðlýlýklarý, ihlas, takva, fedakarlýk ve samimiyetlerine göre deðerlendirirdi. Bunun dýþýndaki meziyetler onun için belirleyici etkenler deðildi. Akrabalýk veya diðer sosyal baðlar, görev vermede veya görevden uzaklaþtýrmada belirleyici deðildi. Bu onun en yakýn akrabasý ve en yakýn arkadaþý dahi olsa fark etmezdi.

H. H. adlý Cemaat mensubu, konu ile ilgili þöyle bir aný aktarmaktadýr: “Akrabalarýmýzdan biri bir ara Cemaate yanaþýr gibi oldu ama sonradan düþmanlýk yapmaya baþladý. Bunun bazý yakýnlarý da Cemaat ile birlikteydi. Bir gün Þehid Rehber; “Bunlar çok ileri gitmiyorlar mý, bu kadar yetmedi mi? Bunun bir önlemini almamýz lazým” dedi. H. Ý. adlý arkadaþ da, yarý þaka yarý ciddi bir tavýr ile; “Aðabey, bu adam H. A. ‘nýn akrabasýdýr, bunu da dikkate almamýz gerekir” deyince Þehid Rehber ciddi ve kararlý bir ses tonuyla; “Her kim olursa olsun, Allah için, dava için, Ýslami mücadele için vallahi aha bu gözüm bile engel olsa, çýkarýp çöpe atacaðým. Bu, filandýr, falanýn damadýr, Hüseyin Velioðlu’nun oðludur demem. Vallahi benim öz oðlum olsa, oðluma gerekeni yaparým. Dava bizim için her þeydir. Biz her þeyimizi býrakýp bu yola koyulmuþuz, kimsenin hatýrýna bu davadan ve icaplarýndan vazgeçmem” dedi.

Þehid Rehber, Ýslam davasýna çok büyük önem verdiði için, onu halisane sahiplenip dert edinerek katký sunanlara da muhabbet besliyor ve bunlarý eleþtiren, hakaret edenlere karþý da gerektiði gibi cevap veriyordu.

N. Ý. adlý Cemaat mensubu Þehid Rehber ile ilgili bir anýyý þu þekilde anlatmaktadýr: “1983 yýlýnýn sonbaharýnda çalýþtýðým kuruma Þehid Rehber ve birkaç arkadaþý beni sormak için iþyerime gelmiþlerdi. Kurumun müdür ve yetkilileri Rehber’in eskiden tanýdýðý kiþilerdi. Bu münasebetle onlarý da ziyaret etti. Sohbet esnasýnda müdür ona imalý bir þekilde; “Geldiðin yerlerde ne var?” diye sordu. Þehid Rehber ve arkadaþlarý o zaman Ýran’dan yeni dönmüþlerdi. Gördüklerini kendine göre izah etti. Müdür yine imalý konuþmaya devam etti. Artýk bu tavrý rahatsýzlýk uyandýracak kadar ileri gitti. Bunun üzerine Þehid Rehber kýzdý ve müdüre; “Biz senin misafirleriniz, sana deðer verip makamýna geldik. Fakat sen bizimle ve ümmetin yüzünü ak çýkaranlarla dalga geçiyorsun. Bunlarý senden kabul etmiyorum” dedi. Bu konuþmadan sonra müdür de: “Gel öyleyse beni makamýmda döv” dedi. Þehid Rehber de: “Ben seni eski bir arkadaþým olarak kabul ettim ve arkadaþlarýmla önce senin makamýna geldik. Þahsýmýzda Müslümanlara hakaret etmen için gelmedik. Eðer bu hakaretlerine devam edersen, makamýnda olsa bile hak ettiðin cevabý alýrsýn!” diyerek sert karþýlýk verdi. Müdürden hiç ses çýkmadý. Sonra birlikte çýktýk. “

Þ. K. adlý Cemaat mensubu Þehid Rehber ile ilgili bir anýsýný þöyle anlatýr: “H……köyünde birisi Müslümanlarý rahatsýz ediyordu ve köy karakoluyla beraber çalýþýyordu. Köy imamý, Cemaat mensubu ve ayný zamanda kardeþimdi. Onu köyden çýkartmak istiyorlardý. Babam da onun yüzünden bir sorun çýkmasýn diye kardeþimin çýkmasýný istiyordu. Ben kendim meseleyi Þehid Rehber’e götürdüm. Þehid Rehber þöyle dedi: “Senin baban bilsin ki molla kardeþin benim için deðerlidir. Fakat Cemaat ne yaparsa Ýslami prensiplerine ve maslahatýna uygun yapar. Bir þeye çözüm ve karar verdiyse ondan geri adým atmaz. Cemaate yakýþan istikrar ve kararlýlýktýr. Kardeþin köyden çýkmayacak. Karakol istiyorsa gelsin onun evini arabaya zorla yükleyip götürsün. “ Neticede bu kararlýlýk karakol ile beraber çalýþan iþbirlikçilerine de geri adým attýrdý ve kardeþim köyden çýkarýlamadý. “

STRATEJÝ VE TAKTÝK GELÝÞTÝRME UZMANIYDI

Þehid Rehber, karþýlaþýlan hadiselere, geliþen olaylara ve baþ gösteren sorunlara karþý normal bir insandan beklenenin çok ötesinde isabetli çözümler verir ve taktikler geliþtirirdi. Bu durumu, yakýnýndaki sorumlu arkadaþlar üzerinde büyük tesir býrakýyordu. Hem ufuklarý açýlýyor ve hem de güven duygularý artýyordu. Vakýf olduklarý ve daha önce benzerleriyle karþýlaþtýklarý için tecrübelerinin olduðu pek çok sorun karþýsýnda zorda kalan ve hatta týkanýklýk yaþayan sorumlu arkadaþlar, sorunlarla ilgili onunla müzakerede bulunduklarýnda verilen çözüm ve ortaya konan taktikler karþýsýnda hayranlýklarýný gizleyemiyorlardý.

S. V. Bu konuda þunlarý aktarmaktadýr: “Þehid Rehber, meseleleri çok iyi tahlil eder ve buna göre taktikler geliþtirirdi. Bazen yaþanan kimi problemlere karþý týkanýyor, çaresiz kalýyor ve sorunu çözümsüz gibi görüyorduk. Onunla görüþüp müzakere ettikten sonra, büyük ve çözümsüz gibi gördüðümüz problemler gözümüzde o kadar basit ve küçük bir hale geliyordu ki; “Bu muydu bizi bu kadar sarsan problem” deyip verilen çözüme hayran kalýyorduk. Belki de bu vasýflarýndandýr ki, yanýna gidip döndüðümüzde çok büyük bir güven kazanýyor ve rahatlayýp manevi güç alýyorduk. “

PKK Cemaate karþý saldýrýlarda bulununca, Þehid Rehber onlarýn sorumlularýna farklý kanallardan mesajlar gönderip çatýþma çýkmamasý için ikazlarda bulundu. Bunlarýn fayda vermediðini ve PKK’nin saldýrýlarda kararlý olduðunu görünce, saldýrýlara karþýlýk verme konusunda sorumlulardan gelen önerilere karþýlýk: “Biz tetik çekenlerle uðraþamayýz, etkili bir çözüm de olmaz, tetikçiler bitmez, biri gider bir baþkasý gelir, bizim için önemli olan tetiði çekenden ziyade çektirenleri tespit edip onlarý etkisiz hale getirmektir. Ayný zamanda, bizim çatýþma istemediðimizi bilsinler diye; onlarýn bize saldýrmadýðý yerlerde biz asla kimseye saldýrmaz ve çatýþmayý oralara sürüklemeyiz. Saldýrýyý kestikleri yerde biz de keseriz. PKK’li olduðu halde Cemaate karþý suç iþlemeyenlere de silah doðrultmayýz” dedi.

Geniþ ve yoðun bir istihbarat aðý oluþturarak Cemaate karþý suç iþleyenlerden konumlarýný gizli tutup halk tarafýndan tanýnmayanlarý tespit ettirdi. Çöpçü olarak Belediye kadrosunda çalýþan birinin, aslýnda o yerin sorumlularýndan biri olduðu ve hatta belediye baþkanýna örgütsel talimatlar verdiði düþünüldüðünde, bu gibilere yönelik eylemlerin halk tarafýndan anlaþýlabilmesi beklenemez. Hatta ‘zavallý bir çöpçü vuruldu’ denilebilir. Ancak karþý taraf açýsýndan durum hiç de böyle deðildi, nasýl bir darbe yediklerini çok iyi biliyorlardý.

Devam edecek…
 





GERİ  
      Masaüstü Görünümü