ÞEHÝT REHBER HÜSEYÝN VELÝOÐLU'NUN HAYATI VE MÜCADELESÝ -20

9. BÖLÜM

BÝR HAREKET ADAMI OLARAK TAÞIDIÐI VASIFLAR


ÇOK ÝYÝ BÝR ÝDARECÝ VE TEÞKÝLATÇIYDI

Þehid Rehber, çok iyi bir idareci ve teþkilatçýydý. Sanki daha önce bir Cemaat inþa etmiþ, bu Cemaat her türlü hadiselerle karþýlaþarak tüm süreçleri yaþamýþ, bütün merhaleleri tamamlayarak nihai hedefine ulaþmýþ ve böylece tüm aþamalarýn tecrübelerini kendinde toplamýþ, kendisi de bu uzun müddet zarfýnda bu Cemaati idare etmiþ ve her konuda büyük deneyimler elde etmiþ gibi bir hal içerisindeydi.

Çözüm ve talimatlar verirken, arkadaþlarý yönlendirirken, çalýþmalarý takip ve kontrol ederken, iyi bir duvar ustasý gibi hangi taþý nereye yerleþtireceðini iyi tespit ediyordu. Arkadaþlara; “Baþkalarý sizin problemlerinizle ilgileneceðine, siz baþkalarýnýn sorunlarýyla ilgilenin ve çözmeye çalýþýn. Maharet budur ve gerçek davetçi böyle olandýr” derdi.

Olaylarýn büyüklüðü onu sarsmaz, paniðe düþürmez, aceleciliðe sürüklemez ve þer’i çizgiden ayýrmazdý. Molla M. V. , bu konudaki bir hadiseyi þöyle anlatýr: “Susa Katliamýndan sonra bazý arkadaþlarý çaðýrmýþtý. Bu katliama nasýl bir karþýlýk verelim veya hareket tarzýmýz nasýl olsun diye onlarla istiþare etmiþti. Bir arkadaþ; “Biz Silvan’daki PKK’lilerin kahvelerini basýp bomba ve keleþlerle tarayalým, içerdekilerden kimse sað kalmasýn. Böylece onlara ders olur ve bir daha böyle bir þeye cesaret etmezler” diyerek önerisini söylemiþti. Ancak Þehid Rehber bu görüþe karþý çýkarak; “Böyle olur mu, oraya PKK’li olmayan masum bir insan da gitmiþ olabilir. Orada bulunan herkes PKK’lidir diye bir hüküm ortaya koyamayýz. Biz de onlar gibi masum insanlarý öldürürsek onlardan ne farkýmýz kalýr? Bu þer’i ölçümüze uymaz. Bizim acelemiz yoktur. Durumu araþtýrýp soruþturacaðýz. Ýstihbaratýný toplayacaðýz. Olaya müdahalesi olanlarý tek tek tespit edip cezalandýracaðýz, Allah’ýn izniyle en güzel þekilde karþýlýk vereceðiz” demiþti. Olay onu çok üzdüðü halde duygusal ve aceleci davranmamýþtý. “

Þ. B. adlý Cemaat mensubu þöyle bir anýyý aktarmaktadýr: “Susa cami katliamýndan hemen sonra idi. Þehid Rehber’e olayla ilgili bilgi vermek için gidilmiþti. Ayný gün Cemaate; bir grup PKK militanýnýn Silvan’ýn ……… köyünde, ………. yerde bulunan bir sýðýnakta olduklarý istihbaratý gelmiþti. Gelen istihbarat, bunlarýn katliamý gerçekleþtiren ekip olduðu yönündeydi. Bunun üzerine Þehid Rehber ile görüþmeye gittim. Kendisi, olayý ve son durumu teferruatlý bir þekilde sordu. Durumu ve aldýðýmýz istihbaratý anlattým. Oraya yönelik ne yapýlabileceðini sorduðunda ise ben; “O mýntýka kontrolümüzde deðil, ayrýca köyün coðrafi konumu ve sýðýnaðýn olduðu yerde eylem yapabilecek kadar hazýrlýðýmýz yoktur. Ancak bilgiyi getiren köylüler, eðer Cemaat müdahale etmezse onlarý askere ihbar edebileceklerini söylemiþler” dedim. Bunun üzerine Þehid Rehber; “Hayýr! Baþýmýza ne gelirse gelsin, biz hiçbir zaman ve þartta, düþmanýmýzý rejime ihbar etmeyiz. Kendimiz yapabiliyorsak yaparýz, yoksa ihbar etme yoluna asla baþvurmayýz. Bu bizim anlayýþ ve karakterimiz deðildir. O köylülere de bu þekilde söyleyin” dedi.

Þehid Rehber, mensuplar arasýnda Cemaat mefhumunun oturmasý, bir düzen ve disiplin içinde hareket etmeye alýþmalarý, tüm cemaat mensuplarýnda mes’uliyet ve mensubiyet bilincinin yerleþmesi ve disipline olmalarý için bütün faaliyetlerin merkezi kontrol sistemi içerisinde yürütülmesini saðlamýþtý. Bölgemizdeki sosyal dokuyu; aþiret, kabile, aðalýk gibi hususiyetleri dikkate aldýðýmýzda, bunu gerçekleþtirmek öyle kolay bir iþ deðildi. Özellikle disipline olmamýþ bir toplum ve Ýslami camia içinde böyle bir yapýyý oturtmak çok daha zordu. Bunun gerçekleþmiþ olmasý Þehid Rehber’in bu konudaki maharetini gösterir.

Cemaat çalýþmalarýndan önce, dönemin þuurlu diyebileceðimiz Müslümanlarý camilere müspet bakmýyor, dýrar mescitleri olarak deðerlendiriyor, resmi imamlarýn arkasýnda namaz kýlmanýn caiz olmadýðýna hükmediyorlardý. Bu yüzden bunlarýn çoðu camilere sýrtlarýný dönmüþ ve Cuma namazlarýna gitmiyorlardý. Þehid Rehber ise bunun yanlýþ olduðuna inanýyor, camilerin Müslümanlarýn malý ve mekaný olduðunu, Müslümanlarýn bunlara sahip çýkmalarý gerektiðini ve asýl misyonuna kavuþturmak için gayret sarf etmeleri gerektiðini söylüyordu. Bu bakýmdan kararlýlýkla bu alana yöneldi, Ýslam’da büyük bir öneme sahip olan camiler karþýsýnda Ýslami bir Cemaatin sorumluluðunu nasýl yerine getirebileceðini ve bu konudaki görevlerini nasýl icra edeceðini göstererek, ayný zamanda iyi bir teþkilatçý ve iyi bir idareci olduðunu da göstermiþ oldu. Bu yanlýþ anlayýþlara karþý çýkarak; “Herkes imkan dahilinde camiye gitsin ve beþ vakit namazýný orada Cemaatle kýlsýn, buna imkan bulamayanlar, durumuna göre imkan bulduðu vakitlerde gitsin” þeklinde talimat verdi. Daha sonra, “Camilerin müdavimleri olup o kutsal mekanlara sahip çýkýn” dedi. Ardýndan, “Ramazan ayýnda herkes kendi mahallesindeki camilerde teravihe iþtirak etsin, namazdan sonra imamýn ders vermesini talep edin, verirse dinleyin, vermezse ondan izin alarak halka þeklinde oturup yapabilen biri sohbet etsin, diðerleri de dinlesin” dedi. Daha sonra ise, camilerde Kur’an dersi için arkadaþlara genel bir talimat vererek, “Kur’an’ý bilenler bilmeyenlere ders versin” dedi ve mümkün olan herkesi camiye yönlendirmek suretiyle toplum bünyesinde ciddi bir deðiþim meydana gelmesine vesile oldu. Bütün bunlardan hedeflenen; camileri Asr–ý Saadet döneminde olduðu gibi asýl kimliklerine kavuþturmaktý. Camiler öyle canlandý ki daha önce karþý çýkanlar ve bunlar dýrar mescitleridir diyenler bile camilere meyledip Cemaatle rekabete kalkýþtýlar.

Þehid Rehber, Ýslam davasýnýn, yetiþmiþ Müslüman kadrolar eliyle yürütülebileceðine ve geliþip büyüyeceðine inanýyor ve bu konuda azami derecede çaba sarf ediyordu. Bir yandan ulaþabileceði bütün medreselilere, öte yandan okul okuyanlara yönelik ciddi çalýþmalar yapýyordu. Bazýlarýyla düzenli dersler yaparken, durumu müsait olmayanlarla da çeþitli vesilelerle sohbetler yapýyor, onlarý Ýslami bilinç, Cemaatsel þuur, teblið, cihad gibi konularda geliþtirmeye ve yetiþtirmeye çalýþýyordu. Onun bu çalýþmalarý vesilesiyle; bütün hayatý köyde geçmiþ, ilkokuldan baþka okul okumamýþ, büyük þehir görmemiþ, siyaset ve mücadele nedir bilmeyen birçok Cemaat mensubu, daha sonra sanki siyaset okulundan mezun olmuþ gibi dünya meselelerine ilgi duymaya, siyasi konularda kafa yorup yorumlar yapmaya, Ýslami mücadele konusunda ciddi görüþ ve çözümler ortaya koymaya baþladý.

Þehid Rehber, Cemaat mensuplarý arasýnda en verimli ve en saðlýklý iþ görenler; hem sorumlularýyla, hem ders grubundaki arkadaþlarýyla hem de sorumlusu olduðu insanlarla uyumlu bir þekilde çalýþabilenlerdir. Bu tip fertler geliþir ve faydalý olurlar. Aksi durumdakiler ise nakýstýr. Yani üstü ile uyumludur ancak altlarýyla sorunludur veya üstü ile uyumludur ancak ders grubundakilerle sorunludur, derdi.

Arkadaþlarý yetiþtirmeye ve geliþtirmeye çalýþýr ve bu amaçla imkanlarýn elverdiði kadarýyla onlara ortam oluþtururdu. Disiplin konusunda çok titizdi. Ancak önemli olan kardeþlerimizin bilinçli, inanarak disiplini bir yaþam tarzý haline getirmeleridir. Eðer bu bilinçle ve Ýslami yaþamýn gereði olarak disiplinli yaþamazlarsa þartlar ve ortamýn deðiþmesiyle tekrar eski baþýboþluk haline dönmeleri kaçýnýlmazdýr” derdi.

Þehid Rehber, Cemaatsel yapýnýn oturmasý, çalýþma ve faaliyetlerin düzen ve disiplin içerisinde yürümesi, ilke ve prensiplerin yerleþmesi ve dolayýsýyla Ýslam davasýnýn toplum içinde yer edip süreklilik kazanmasý için imkanlarýný seferber ediyor ve çok enerji harcýyordu. Bu bakýmdan; bir yandan sorumlu arkadaþlarý geliþtirmeye ve iþleri konusunda donanýmlý hale getirmeye çalýþýrken, diðer yandan gerek Cemaat mensuplarýný ve gerekse çalýþma ve faaliyetleri tümden takip ve kontrol edip saðlýklý bir þekilde yönlendirebilmek için farklý amaçlar için ona yakýn rapor þablonu hazýrlamýþtý. Bunlarý sorumlu arkadaþlardan düzenli olarak istiyor, her alandaki çalýþmalarla ilgili eðitici ve yönlendirici kitapçýklar hazýrlayýp uyulacak kural ve prensipleri yönetmelikler þeklinde gönderiyordu.

Þehid Rehber, hiç bir zaman galibiyet ve baþarýya þartlanmaz ve galibiyete endeksli bir mücadeleyi benimsemezdi. Ona göre en büyük baþarý, hak yoldan sapmadan mücadeleyi sürdürebilmekti. Baþarý bu yolda yürümekti. Maðlubiyet ise bireysel veya Cemaatsel sapma idi. Yine O; ihlasýn baþarý getirdiðini, küfürde bile olsa ihlaslý olanlarýn baþarýlý olabileceklerini belirtip þahýs endeksli olunmamasý gerektiðini, bu anlayýþýn veya kendilerini ön plana çýkaranlarýn hiç bir zaman baþarýlý olamayacaklarýný söylerdi.

Þ. Y. adlý Cemaat mensubu þunlarý ifade etmektedir: “Þehid Rehber’in þiarý “Cemaat” idi. Cemaati her türlü çalýþmanýn önünde tutuyordu. Çünkü Cemaatin varlýðý; imkanlarýn oluþmasý ve hedefe varmak için güç ve kuvvetin elde edilmesi demekti. Onun için hep Cemaat diyordu, Cemaatin önce zihinlerde ve ardýndan pratikte oturmasý için büyük çaba harcýyordu. Bu nedenle diyebilirim ki onun bize býraktýðý en büyük miras bu Cemaatsel anlayýþ olmuþtur. ”

Devam edecek…
 





GERİ  
      Masaüstü Görünümü