ÞEHÝT REHBER HÜSEYÝN VELÝOÐLU'NUN HAYATI VE MÜCADELESÝ -18

CESUR VE GÜVEN VERÝCÝYDÝ

Þehid Rehber, kiþilik olarak cesur ve güven verici bir yapýya sahipti. Ýnsanlarýn korkuya kapýldýklarý hadiseler karþýsýnda soðukkanlý davranýr ve etrafýndakilere teselli verirdi. PKK ile yoðun çatýþmalarýn yaþandýðý dönemde bölgedeki insanlar üzerinde büyük bir endiþe ve korku vardý. Sosyal, ekonomik ve askeri açýdan Cemaat mensuplarý da baský altýndaydýlar. Çoðu Cemaat mensuplarý silahlý gezmek zorunda kalýyorlardý. Çünkü görüldükleri yerde vurulmalarý söz konusuydu. Ancak Rejim güçleri de boþ durmuyor ve Cemaat ile beraber olduklarýndan þüphe ettikleri þahýslarý takip ediyor, hiç olmadýk yerlerde kýstýrýp aramadan geçiriyorlardý. Sonradan elde edilen bilgiler neticesinde öðrenildi ki polisin bu takip ve aramalarýnýn bir sebebi de PKK’lilerin Cemaat mensuplarýný ihbar etmesiydi. Dolayýsýyla silahlý dýþarý çýkýldýðýnda yakalanma, silahsýz çýkýldýðýnda ise vurulma riski söz konusuydu.

Ancak Þehid Rehber, bütün bu olumsuz atmosfer karþýsýnda cesur ve güven verici duruþunu hiç bozmadý. O, çatýþma döneminde, görüþmeye giden arkadaþlarý peþmerge elbisesi ve yanýnda silahýyla neþeli ve vakur bir tavýrla karþýlar, onlara cesaret verirdi. Görüþmeye giden arkadaþlar; üzerlerindeki tedirginlik, endiþe ve sýkýntýlarýn tesirindeki manevi hallerinden sýyrýlarak tek baþlarýna dünyaya meydan okuyabilecek bir iman gücü ve yüksek maneviyat ile ayrýlýyorlardý. Ondan cesaret ve güven alýyorlardý. Onu tanýyanlar bilirler ki sýkýntý ve korkunun etrafý sarýp zirveye çýktýðý anlarda bile, onda korku ve acziyetin emarelerine rastlanmazdý.

Þehid Rehber cesur olduðu ve hadiseler karþýsýnda korkuya kapýlmadýðý halde, hiçbir zaman maceracý ve kavgacý tavýr içine girmedi. Aksine, maceradan hoþlanmaz, þiddet ve kavgayý tercih etmezdi. Baþka yol kalmadýðý zamanlarda ise korkup baþ eðmezdi. Allah’a tevekkül ederek sonucuna katlanýrdý. Tedbirli hareket etmeyi ve ihtiyatlý davranmayý her iþte kendisine prensip edinmiþti, tedbirsizlikten asla hoþlanmazdý. PKK ile çatýþmamak için yapabildiði bütün gayreti gösterdi. Fayda vermeyince istiþaresini yaptý, sonra karar verince þöyle dedi: “PKK’nin maddi imkanlarý bizimkiyle kýyaslanamayacak kadar çoktur. Çünkü maddi imkanýmýz yok derecededir. Onlarla savaþa girmekte çok zorlanacaðýz. Ancak baþka çaremiz de yoktur. Biz onlara baþ eðmeyiz ve Allah’ýn izniyle onlara galip geleceðiz”

Þ. B. adlý Cemaat mensubu bir anýyý þu þekilde ifade etmektedir: “1993’ün Nisan ayýydý, Þehid Rehber bir ara K… köyüne gelmiþ ve bir müddet orada kalmýþtý. Bu arada onunla görüþmeye gitmiþtim. Akþam meselelerimizi görüþmek üzere oturduk. Oturduðu minderin üzerinde bir MP 5 ve bir tabanca vardý. Yan odada baþka arkadaþlar da vardý. Gece geç saatlerde bir silah sesi geldi. Ben ve yanýmdaki arkadaþ endiþe ederek ne olduðunu anlamaya çalýþýrken, kendisi hemen tabancayý eline aldý ve hep birlikte salona geçtik. Biz her ne kadar kendisinin önüne geçmeye çalýþýyor idiysek de, o buna müsaade etmiyordu. Son derece soðukkanlý ve temkinli hareket ediyordu. Sonra: “Karþý tepede arkadaþlardan nöbet tutan var mý” diye sordu, evet cevabýný alýnca; “Orada nöbet tutan kimdir, yoksa Mahmut mudur?” diye sordu. Yine evet cevabýný alýnca; “Mahmut yapmýþtýr, bir þey yok” deyip tekrar odasýna geçti. Biraz sonra tepeden gelen haber ile gerçekten Þehid Mahmut’un yanlýþlýkla tetiðe basmasý ile silahýn ateþlendiði bilgisi geldi. “

CEZBEDÝCÝ VE KARÝZMATÝK BÝR KÝÞÝLÝÐÝ VARDI

Þehid Rehber, cezbedici ve karizmatik bir kiþiliðe sahipti. Bakýþlarýyla, konuþma üslubuyla ve tavýrlarýyla karþýsýndaki insaný tesir altýnda býrakýyordu. Yanýndakiler, onun cazibesine kapýlýyor ve yapýsýndan etkileniyordu. Yanýnda daha çok kalmayý, onu daha çok dinlemeyi, özellikle yaptýðý esprili ama eðitici örneklemeleri daha çok duymayý, haz veren ve ders dolu olan sohbetlerinden daha çok istifade etmeyi isterdi. Bu özelliðiyle, insaný mýknatýs gibi kendine çekiyor ve hayran býrakýyordu.

A. Þ. adlý Cemaat mensubu, Þehid Rehber ile ilgili bir görüþmesini anlatýrken onun hakkýnda þunlarý söylüyor: “Kendisiyle baþ baþa yaptýðýmýz ilk görüþme benim açýmdan önemliydi. Beni alýp oturduðu odaya götürdü. Çok sýcak davrandý. Onda beni yýllardýr tanýyormuþ gibi bir his edindim. Ýþimi ve memleketteki hizmetlerimizi etraflýca sordu ve yönlendirici bazý ifadelerle çözümleyici katkýlarda bulundu. Ýçtenliði ve diyalogdaki ustalýðý insaný rahatlatýyordu, evimdeymiþim gibi rahattým. Halinden ve insan trafiðinden çok yoðun olduðunu anladým. Sözlerinden, sadece davaya kilitlenmiþ olduðu belliydi. Öteden beri sadece davaya adanmak suretiyle hizmet etme fikrim vardý ve gerçekten bunun yollarýný arýyordum. Þimdi beraber bulunduðum bu Müslüman, haliyle, yaþantýsýyla, iþte bu yollardan birini gösteriyor gibiydi. Direk demese de sohbet esnasýnda hizmet bahsinde sanki sadece dava hizmetine odaklanmak gerektiðiyle ilgili bazý imalarda bulunduðu sonucunu çýkardým. Bunu aklýmýn bir kenarýna not ettim. Kendisinde müþahede ettiðim davaya adanmýþlýk hali, bana büyük bir güven vermiþti. O haline gýpta ettim. Ýnþaallah ben de böyle yaparým… diye içimden geçirdim. Normalde çalýþtýðým kuruluþtaki iþim rahattý. Bizim orasý için diyorum; o zaman o yere girmek, iþ edinmek çok büyük çabalar gerektiriyordu. Fakat bu görüþmede iþim gözümde küçüldü, iþe ve dünya maiþetine çalýþýp, odaklanmak bana tatsýz geldi, bu cihette bir soðukluk hissettim. Ve zaten aradan fazla bir zaman geçmeden iþimi býraktým ve Allah’ýn yardýmýyla kendimi tamamen dava iþlerine, hizmetine adadým. Aileden, akrabalardan, hoþnutsuzluk ve sýkýntý veren bazý söz ve baskýlar oldu ise de bunlar beni kararýmdan vazgeçirtmedi.

Gerçekten bu görüþmeden çok dolu düþünceler ve güzel duygularla döndüðümü bugünkü gibi hatýrlýyorum. Ruhi anlamda rahatlýk, güven ve bir de latif bir lezzet yaþýyordum. Gençtik ve heyecanlýydýk. Bu gibi görüþmeler heyecanýmýzýn doðru tarafa kanalize olmasýna katkýda bulunmaktaydý. Yolda, dönerken, nasýl daha fazla çalýþacaðýmýn hesabýný yapýyordum. Bu olumlu havayla arkadaþlarýmýz arasýna döndüðümüzde, sarf ettiðimiz içi dolu sözler ve buna dair taþýdýðýmýz kuvvetli maneviyat onlarý da etkiliyordu. Bu yüzden görüþme yalnýz bana deðil, dolayýsýyla arkadaþlarýmýza da enerji ve maneviyat olarak dönüyordu. Bana göre bunun nedeni; Allah’ýn yardýmýyla Þehid Rehberde müþahede ettiðim ihlâslý söz ve davranýþlarýydý. Mütevaziydi. Sýradan bir insandan ayýrt etmeniz zordu. Giyimi de basitti. Çoðu kez üzerinde þalvar geniþliðinde pantolon ve üzerine býraktýðý gömleðiyle görürdüm. Kýsacasý sade, sýradan oluþu, tevazuu ve içtenliði üzerimde çok olumlu tesirler býrakmýþtý. Güzel bir sahipleniþi vardý. Rahattý. Simasýnda mana dolu bir tesir ve gizemlilik bulunurdu. Bu da insaný etkiliyordu. “

Þ. Y. adlý Cemaat mensubu bir anýsýný þöyle anlatýyor: “Þehid Rehber ile ilk görüþmemi çok iyi hatýrlýyorum. Sonradan Þehid olan iki arkadaþýmla beraberdik. O zamana kadar Cemaat Rehber’i ve Hüseyin Velioðlu olduðunu da bilmiyordum. O görüþmeden ve onun þahsýndan o kadar etkilenmiþtim ki büyük bir enerji, heyecan ve þevk ile dönmüþtüm. Görüþtüðü sorumlu arkadaþlarýn tümü üzerinde bu þekilde pozitif bir etki býraktýðý için, onu henüz görmemiþ sorumlu arkadaþlar, onunla irtibatlý olan sorumlu arkadaþlarýn hallerinden bunu anlayabiliyorlardý. Öyle etkileyici bir üslubu vardý ki, onunla görüþenler tabii bir þekilde onun üslubunu taklid eder, davranýþ biçimini pratize eder hatta ses tonunu dahi taklit ettikleri oluyordu. “

Þ. B . adlý Cemaat mensubu þöyle diyor: “Þehid Rehber’i henüz tanýmýyordum ve kim olduðunu bilmiyordum. 1987 yýlýydý, bizim bir bakkaliye dükkanýmýz vardý. Zaman zaman tanýmadýðým bir þahýs, komþumuz olan bir arkadaþla gelip birlikte evine giderlerdi. Bu þahýs geldiðinde, akþamlarý arkadaþlar o eve akýn ederlerdi. Yaþým henüz küçüktü, ben oraya, genel sohbetlerine hiç katýlamadým. Ayrýca bu toplanmanýn bir programa baðlý olduðunu düþünerek çaðýrýlmadýðým için gitmekten utanýyordum. Sonradan Þehid Rehber olduðunu öðrendiðim bu þahsý ilk gördüðümde, içimde halen tarifi mümkün olmayan bir sevgi oluþmuþtu. Çarþýdan dükkanýmýza doðru geliþini her gördüðümde hayranlýkla ona bakardým. Komþumuz olan arkadaþ gelip alýþ–veriþ yapardý, kendisi ise genellikle kapýda beklerdi. Alýþveriþten sonra ben kapýya çýkar ve onlar eve girene kadar hayranlýkla arkalarýndan bakardým. Çok heybetli bir þahsiyetti. Allah da biliyor ki onu çok sevmiþtim ve halen o görkemli hali gözümün önüne geldiðinde kalbim bir baþka çarpýyor. Kendisini gözetlemem bile bana enerji veriyordu. Oysa ben o zamanlar kendisinin kim olduðunu, ismini bile bilmiyordum. “

Devam edecek…
 





GERİ  
      Masaüstü Görünümü