ÞEHÝT REHBER HÜSEYÝN VELÝOÐLU'NUN HAYATI VE MÜCADELESÝ -17

HAFIZASI ÇOK GÜÇLÜYDÜ

Þehid Rehber Hüseyin Velioðlu’nun en bariz özelliklerinden biri, çok güçlü bir hafýzasýnýn olmasýydý. Onu tanýyanlar bilirler; unuttum, hatýrlamýyorum gibi bir lafý telaffuz ettiðine þahit olunmamýþtýr. Onun dünyasýnda sanki unutkanlýk mefhumu yok gibiydi.

Cemaat mensuplarý çok ve daðýnýk coðrafyalarda olduðu, çoðunu birebir görmediði ve tanýþmadýðý halde, gelen dokümanlardan takip ederek neredeyse tamamýna yakýnýnýn isim, soy isim, memleket, Cemaat içindeki geçmiþi, yaptýðý iþler ve özellikleri hakkýnda bilgi sahibiydi. Birisinin ismi geçtiðinde, onunla ilgili hemen bilgi verir ve durumunu net bir þekilde ortaya koyardý. Belli zaman aralýklarýnda kendisiyle görüþmeye gelen Cemaat sorumlularýyla müzakere ederken, onlarýn kendi alanlarý olduðu halde hatýrlayamadýklarý þahýs veya olaylarý onlara hatýrlatýr ve son durumlarýný sorardý.

Bir gün sorumlu arkadaþlardan biriyle müzakere ederken ondan, kendi alanýnda daha önce geçmiþ bir hadiseyi ve hadisede geçen arkadaþýn son durumunu sormuþtu. O sorumlu arkadaþ da: “Hangisi aðabey?” diye sorunca, Þehid Rehber kalkýp o hadiseyi anlatmýþtý, buna raðmen sorumlu arkadaþ hatýrlamayýnca ve “Wala naye bîramýn” (Vallah hatýrýma gelmiyor) deyince Þehid Rehber gülerek ve biraz da iðneleyerek: “Bîr a te ji pýr kûre” (Senin kuyun da çok derindir) demiþ ve sanki olayýn içinde kendisiymiþ gibi biraz daha teferruatlandýrarak anlatmýþ ve durumu yüz yüze kendi aralarýnda da konuþtuklarýný hatýrlatmýþtý. Tabi o sorumlu arkadaþ da bayaðý mahcup olmuþ ve üzülmüþtü.

M. G. adlý Cemaat mensubu þunlarý söylüyor: “Þehid Rehber Cemaat mensuplarýný çok iyi tanýyordu. Biz onunla alanýmýzdaki faaliyetleri ve arkadaþlarý bire bir müzakere edince bazen arkadaþlarýn adlarýný ve yaptýklarýný unuturduk. O, hemen; ‘falan köyde filan kiþi, þu þu kiþiler nasýldýrlar’ diyerek bize kendisi hatýrlatýr ve hatýrlamamýza da yardýmcý olurdu. “

M. Ö. adlý Cemaat mensubu þunlarý söylemektedir: “1995 yýlýnda Þehid A. Celil camisindeki bir ortaokul öðrencisinin sorunu dokümanlara yansýmýþ, ben de görüþmede bunu kendisine anlatmýþtým ve bununla ilgili bir çözüm vermiþti. Aradan iki yýl geçmiþti ki bir gün bana o öðrencinin ismini söyleyerek son durumunu sordu. Tabi ben öðrenciyi hatýrlamayýnca, tebessüm ederek öðrencinin camisini, yaþadýðý sorunu, aile durumunu tek tek sýraladý. Tüm bunlardan sonra hatýrlayýp kendisine ‘maþallah nasýl aklýnýzda kalmýþ’ dediðimde cevaben; “Ýþlerinize vakit ayýrýn ve tüm mesainiz dava ile ilgili çalýþmalar olsun, bu þekilde daha çok vakýf da olursunuz” dedi.

Þehid Rehber, Kürt tarihini iyi biliyordu. Kürt aþiret ve kabileleri hakkýnda detaylý bilgilere sahipti. Kürdistan’ýn coðrafi durumu hakkýnda ciddi malumata sahipti. Nerede bir dað, akarsu, orman, yol, köy, tarihi yerler varsa tanýr, aþiret ve kabilelerin coðrafi daðýlýmlarýný bilirdi. Çünkü bir dava adamýnýn, mücadele verdiði bölgeyi ve bölgenin koþullarýný iyi bilmesi gerekir düþüncesine sahipti ve bunlarýn tümünü hafýzasýnda unutmadan tutabiliyordu.

BASÝRET VE FERASETLÝYDÝ

Þehid Rehber, ileri görüþlüydü. Basiret ve feraseti, sezgi ve öngörüsü çok güçlüydü. Bu özelliði onu tanýyanlar üzerinde derin etkiler býrakýrdý. Birçok hadisede, her insandan beklenmeyen ve her aklýn ulaþamayacaðý teþhis ve çözümleri ortaya koyabiliyordu.

Muhterem Ý. Bagasi þunlarý aktarmaktadýr: “Þehid Rehber, Cemaat tabanýndan gelen dokümanlarý iyi tetkik ediyor ve bunlar üzerinden bazý çýkarýmlarda bulunabiliyordu. Hiç görmediði Cemaat mensuplarýný raporlarýndan tanýyabiliyor ve haklarýnda deðerlendirmelerde bulunabiliyordu. Bazen, sorumlu arkadaþlara; “Gidin þu kardeþ ile konuþun, sorunlarý var, hal edin” veya “falan kiþiyi yakýn ilgiye alýn onda bir takým cevherler görünüyor” þeklinde çözümler verirdi. Daha sonra, verdiði çözümler doðrultusunda neticeler ortaya çýkýyor ve o alanda çalýþan sorumlu arkadaþlar bile bu durum karþýsýnda hayrette kalýyorlardý. “

D. Y. adlý Cemaat mensubu, Þehid Rehber’in söz konusu özelliði hakkýnda þu bilgileri aktarmaktadýr: “Kendisine Allah tarafýndan bahþedilen hususiyetler vardý. Bunlar gerçekten de kendisinde bir farklýlýk oluþturuyordu. Hatta bazý arkadaþlar bu türden durumlarý keramet olarak nitelendiriyorlardý. Fakat ben de bu tür þeylerle karþýlaþtýðým için bunun ileri derecede bir feraset ve mükemmel bir ilahi vergi olarak algýlamanýn daha doðru olacaðý kanaatindeyim.

Bunlardan þahit olduðum durumlardan biri de; bir iþte yapýlan savsaklamayý, göz ardý edilen hata ve yanlýþlarý sanki biri ona haber veriyor derecede çabucak fark edip ortaya çýkarmasýydý.

Bir ara dokümanlarý ciltliyorduk. Yaklaþýk 100 civarýnda cilt iþi yapmýþtýk. Aslýnda güzel bir iþ çýkarmýþtýk. Epey de yorulmuþtuk. En son birisinde hata yaptýðýmýzý fark ettim. Yorgun olduðumuzdan onu tekrar bozup yeniden yapmayý göze alamadým. Kitaplar arasýnda göze gelmeyecek bir yere býraktým. Þehid Rehber o esnada geldi. Ýþimizi kontrol edecekti. Geldiði gibi ciltlerin içinde sanki onu arýyordu. Onu buldu ve kontrol etti, hatamýzý gösterdi. Düzeltmemizi söyledi ve gitti. Tabi çok mahcup olduk. Ama Allah þahittir ki diðerlerinin hepsi de tam olmuþtu. O sadece ona baktý.

Zaten hep söylerdi: Hata ve kusurlarý düzeltirseniz veya önünü alýrsanýz zararý engellerseniz, gerisi zaten kârdýr.

Yine bir gün bir haber programýný takip etmemi söyledi. Oradakiler rahatsýz olmasýn diye de dinlemeyi kulaklýkla yapýyordum. Beni tanýyanlar müzik dinlemediðimi, hoþlanmadýðýmý bilirler. Bir de Allah þahittir ki o güne kadar halen de dinleme iþi yaparken asla ihmal edip baþka þey dinlemezdim. Ne olduysa frekans deðiþtirip bir müzik parçasýna denk geldim. Orada biraz durup o parçayý dinliyordum ki Þehid Rehber çok süratli bir þekilde geldi, frekansý deðiþtirmeme fýrsat vermeden kulaklýðý alýp kendisi dinlemeye baþladý. Ne dinliyorsun bakalým demesiyle ben çok kötü bir þekilde mahcup oldum. Böylesi durumlarda muhatabýna þaka yollu takýlma, tebessüm, bazen de bir darbý mesel anlatarak hatasýný hissettirirdi. Asla kýzma, baðýrma, aþaðýlama þeklinde uyarmazdý. Ama o yöntemi, insaný çok daha fena mahcup ederdi. Bu tür durumlarda üslubu yumuþak ama tesirli, sonuç alýcý ve ýslah ediciydi. Bunlara benzer çok durumlara þahit oldum. Gözünden hata kaçmazdý. “

H. H. adlý Cemaat mensubu, Þehid Rehber ile ilgili bir hadiseyi þu þekilde aktarmaktadýr: “Erzincan dolaylarýnda çok müthiþ bir kar yaðmýþtý. Ben Þehid Rehber’in yanýndaydým ve Ý. H ‘yi arýyorduk. Þehid Rehber’in ailesini arabayla getiriyordu. Onu kaç kere aradýk, Þehid Rehber iki üç kere aradý düþmüyordu. Odasýna gitti, bir müddet sonra geldi, dedi çýkmadý mý? Dedim yok. Dedi kaza yapmýþlar, Allah’a þükür ki bir þey olmamýþ. Ben de zan ettim ki onlarla irtibat kurmuþ. Aradan yarým saat, bir saat gibi bir zaman geçti Ý. H. ‘nin telefonu çýktý. Konuþtuk, hal hatýr sorduk, baktým heyecanlý heyecanlý konuþuyor, hayýrdýr dedim. Dedi kaza yaptýk, Allah kurtardý. Arabamýz karda kaydý, daðýn tepesinde uçuruma gelmiþ. Bir þey oldu mu dedim. Yok dedi. Sonra bir TIR kamyona baðlayýp çekmiþlerdi. Dedim zaten abeye (Þehid Rehber’e) haber vermiþsin. Dedi ben ilk defa arýyorum. Dedim abe yarým saat önce söyledi. Yok dedi, ben daha ilk defa sana söylüyorum. Neyse götürdüm telefonu Þehid Rehber’e verdim, o konuþtu. Sonra Ý. H. geldi. Dedim sen niye öyle dedin. Yemin etti dedi ben abeye söylemedim. Ý. H. geldiðinde Þehid Rehber ona da geçmiþ olsun, kaza yapmýþsýnýz demiþti. Ý. H. de bana, ben söylememiþtim, nereden biliyor diyordu. “

Þ. Y. adlý Cemaat mensubu þunlarý söylemektedir: “Dokümanlarýmýzda gerek Cemaat mensuplarýyla ve gerekse baþka insanlarla ilgili bilgiler gelirdi. Cemaat mensuplarýyla ilgili deðerlendirmelerimde, somut bilgi sahibi olmadýkça haklarýnda bir yargýda bulunmak istemiyordum. Bu nedenle Þehid Rehber ile müzakerelerimde, Cemaat mensuplarýyla ilgili ileriye dönük düþüncelerimi fazla dile getirmezdim. Ancak o bunlarý dile getirir, konuyu ortaya koyar, benim düþüncelerimi de alýr ve ayný zamanda bana yol da gösterirdi. Adeta içimdekini okur gibi benim dile getirmekten imtina ettiðim hususlarý çok isabetli bir þekilde tahlil ederdi. Onunla müzakere ederken, konuþtuðumuz meseleler hakkýnda bazen uzun vadeli hesaplar içine girer ve ileride karþýlaþabileceðimiz þeylere dikkat çekerdi ki bunlar aynen dediði þekilde karþýmýza çýkardý. Bundan dolayý dedikleri bana çok ilham verici oluyordu. Ondan çok etkilendiðimi söyleyebilirim. “

A. Þ. adlý Cemaat mensubu, Þehid Rehber ile ilgili bir anýsýný þu þekilde anlatmaktadýr: “Þehid Ata’nýn þehadetinden birkaç gün sonra Þehid Rehber ile bir görüþmemiz olmuþtu. Kendi memleketindeydi. Beni oturduðu odaya aldý. Odada duvara asýlý bir fotoðraf vardý. Þehid Ata’yý görmediðim için tanýmýyordum. Bana: “bu kim biliyor musun?” dedi, “hayýr” dedim. “Bu, Þehid Ata…” ellerini þöyle daire gibi yaparak odanýn dört duvarýný iþaret ederek: “Bu duvarlar þehidlerin resimleriyle dolu olup süslenecek ve ben de bunlarýn ortasýnda olacaðým…” dedi. Aradan yýllar geçti. Þehadetinden kýsa bir zaman sonra bir “þehidler sergisi” açtýk. Uzun yýllardan beri zindanda bunu yapýyorduk. Bayramlarda yapýyorduk. Ýki yüz üç yüzden fazla þehidin resmi vardý bizde. Bu Þehidlerin çok kýsa tanýtýcý bilgileri ve doðumla þehadet tarihleri, kim tarafýndan ve nasýl þehid edildikleri gibi bilgileri de resimlerin yanlarýna yazýp, çerçeveletiyorduk. Sergi esnasýnda Kur’an–ý Kerim okuyorduk. Çok güzel duygularýn oluþmasýna vesile olurdu. Hatta imkânlar el verdiði zaman adli mahkûmlardan da gelip ziyaret edenler oluyordu. Ýþte Þehid Rehber’in þehadetinden sonra yine böyle bir sergi açmýþtýk. Sergimizin mekâný geniþ ve hamd olsun Þehidlerimizin sayýsý fazlaydý. Þehid Rehber’in gazetelerden kestiðimiz fotoðraflarý da serginin tam ortasýnda, daha önce bana söylediði gibi þehidlerin tam ortasýndaydý. Fotoðraflarýnýn bulunduðu biraz geniþçe olan çerçevede resimlerinin yanýna “Hayat öðretmenim” baþlýklý bir yazýmýz vardý. Biraz duygusal, yaný sýra mücadele atmosferini yansýtan bir yazýydý. Bu sergi ve þehidlerin tam ortasýnda Þehid Rehber’in fotoðrafýna bakýnca tabiatýyla o tarihten on yýl önce söylediði sözün tahakkuk etmesi dikkat çekici, anlamlý ve etkileyici idi. Görüþmede O, o sözleri söylerken hatýrladýðým kadarýyla “ben de, inþaallah ben de olurum” demiþtim ve o: “siz çalýþýn…” gibi bir ifade kullanmýþtý. “

Devam edecek…
 





GERİ  
      Masaüstü Görünümü