ÞEHÝT REHBER HÜSEYÝN VELÝOÐLU'NUN HAYATI VE MÜCADELESÝ -16

KÜLTÜRLÜYDÜ

Þehid Rehber, çok iyi bir okuyucuydu. Kültürlü oluþunda bu temel bir etken olmuþtur. Kendine has bir okuma stili vardý. Kitaplarla konuþur gibi bazý cümlelerin altýný çizer, bazýlarýna þerh düþer, bazýlarýnýn yan taraflarýna not yazar, bazý sayfalarýn arasýna kâðýt koyar ve kâðýda o sayfada geçen konuyla ilgili bir þeyler karalar ve böylece katýldýðý, karþý çýktýðý, eksik veya fazlalýk gördüðü yerlere konuyla ilgili görüþ ve düþüncelerini yazardý. Mesela 21. sözün, ikinci makamýnýn baþýnda þöyle bir not düþmüþ: “Ne kadar güzel bir makam. Ne ulvi bir anlayýþ. Ne büyük bir kalp doktorunun büyük bir teþhisi.” Yine risale sayfalarýna büyük ihtimalle o anki haleti ruhiyesinin etkisi ile çok güzel tazarru ve dualarý Arapça ve Farsça olarak yazmýþ.

Ýþleri ne kadar yoðun olsa da kitap okumayý ihmal etmezdi. Geniþ bir kütüphanesi vardý. Her gittiði yerde, yanýndaki arkadaþlarla yaptýklarý ilk iþlerden biri oranýn kütüphanesini oluþturmaktý. Yeni çýkan kitaplarý takip ederdi. Risale–i Nur külliyatýna özel bir ehemmiyet verirdi ve tamamen vakýftý.

Þiirle fazla ilgilenmemesine ve düzenli bir þekilde yazmamasýna raðmen, bazý þiirleri vardý. Özellikle okuduðu kitaplar arasýnda not olarak düþtüðü dörtlükler vardý. Mesela Üstad Bediuzzaman’ýn Sözler kitabýnýn sayfalarý arasýna düþtüðü dörtlüklerden biri þu þekildedir:

Yýkýlsýn dört duvar, çatlasýn zemin
Çeksin karanlýk, gitsin ötelere
Kalplerde kilit, dudaklarda yemin
Virane olsun yürek yetimlere…


Yazdýðý þiirlerinden biri ve en çok tanýnaný “Kelha Amed” þiiridir.

Þehid Rehber’in, düzenli bir medrese hayatý olmamasýna raðmen bazý zaman aralýklarýnda, molla olan bazý yakýn arkadaþlarýndan Arapça dersler aldýðý bilinmektedir. Dolayýsýyla medresede okutulan ilimlerin çoðuna vakýftý. Kürtçe ve Türkçe hitabeti çok sade, seviyeli ve etkileyiciydi. Kürtçenin lehçelerini, hangi yörenin hangi þiveyi konuþtuðunu, deyim ve atasözlerinin hangi yörelere ait olduðunu bilecek kadar bölgenin kültürel ve sosyal yapýsýna vakýftý.

Bunun yanýnda, Farsça ve Osmanlýcayý da biliyordu. Üniversitede iken Osmanlýcaya merak sarmýþ ve okumuþtu. Çok güzel bir hattý vardý. Onu tanýmayan bir insan, Ýslami ilimler üzerine kendisiyle sohbet ettiðinde onu medrese çýkýþlý biri olarak deðerlendirebilirdi. Ya da modern ilimler üzerine sohbet ettiðinde onu bir araþtýrmacý veya sosyal bilimler uzmaný olarak deðerlendirebilirdi. Çünkü birçok ilmi kendinde bir araya getirmiþti.

Þehid Rehber, ayný zamanda iyi bir araþtýrmacýydý. Ýçinde bulunduðu toplumu, toplumun farklý kesimlerini, yakýn coðrafyalardaki sosyal yapý, sistem ve gruplarý araþtýrýr ve tanýmaya çalýþýrdý. Bu bakýmdan Dünyadaki Ýslami Cemaatlerden, gayri Ýslami grup ve örgütlere kadar hepsi hakkýnda, onlarý tanýyacak kadar bilgi sahibiydi. Özellikle Türkiye’deki grup, yapý, örgüt, Cemaatler ve þahsiyetler hakkýnda ciddi bir bilgisi vardý.

ÝKNA KABÝLÝYETÝ YÜKSEKTÝ

Þehid Rehber, insaný iyi tanýr ve psikolojik yapýsýný çabuk çözerdi. Bir tamircinin, makinanýn baþýna geçtiðinde tamir için ne gerektiðini ve dolayýsýyla ne yapacaðýný bildiði gibi, Þehid Rehber de muhatap olduðu insanlarla, neye ihtiyaçlarý olduðunu, nasýl bir dil ve üsluptan anladýklarýný, eksik yönleri ve zayýf noktalarýnýn neler olduðunu, nasýl ikna olacaklarýný kolaylýkla anlayýp ona göre muamele ederdi. Neyi, nasýl konuþacaðýný, kullanacaðý dil ve üslubu kiþiye göre iyi belirleyebiliyordu. Dolayýsýyla muhatabýný kolaylýkla ikna edebiliyor ve rahatlatýyordu.

Bir gün deðiþik seviyede insanlarýn olduðu bir sohbette, bir arkadaþ; “Cemaat nedir?” diye sormuþtu. Þehid Rehber, oradaki insanlarý tasnif ederek birkaç deðiþik üslup ve seviyede Cemaati tarif etmiþti. Her seferinde bir sýnýfa yönelerek seviyelerine göre ve anlayabilecekleri bir dille konuyu anlatmýþtý. Böylelikle herkes alacaðýný almýþtý.

Þehid Rehber, sýrf konuþmak için konuþmaz ve bu huyu sevmezdi. Demagoji ve laf kalabalýðýndan hoþlanmazdý. Gündeme gelen konu üzerine yoðunlaþýr, birçok yönüyle ve muhatabýnýn durumuna göre meseleyi açýklýða kavuþtururdu. Dolayýsýyla sözleri net ve dolu doluydu, insaný rahatlatýr ve kafasýndaki þüpheleri giderirdi. Ýnsanýn adeta içine iþler ve onu dinleyen kiþi daha çok konuþmasýný isterdi. Konuþtuðu ve özellikle de tartýþtýðý insaný ya ikna ediyor veya ilzam ederdi.

Bazý kitap çalýþmalarý vardý. Bu kitaplardaki yazý dili ve üslubu kendisine özgüydü. Cümlelerini belli bir mantýk dizgisi içinde iþliyordu. Kendisi de bu özelliðinin farkýndaydý ve yazdýðý yazýlarda, muhatabýn durumuna göre bazen; “Cümlelerim ve kelimelerim yoðun anlamlar yüklendiðinden, dikkat edilmeli, dikkatle okunmalý” mealinde not düþerdi.

Þehid Rehber’in bu özellikleri nedeniyle, onu tanýyan ve birlikte kalanlarýn, ondan etkilenmemesi mümkün deðildi. Biriyle konuþtuðu zaman onda var olan insani ve imani enerjisini harekete geçiriyor, fýtri duygularýna bir canlýlýk, uykuda ve etkisiz olan vicdani unsurlarýna taze bir ruh aþýlýyordu.

Devam edecek…
 





GERİ  
      Masaüstü Görünümü