ÞEHÝT REHBER HÜSEYÝN VELÝOÐLU'NUN HAYATI VE MÜCADELESÝ -6

5. BÖLÜM

CEMAATÝN KURULUÞU


Þehid Rehber ve yakýn arkadaþlarý, Cemaat konusundaki fikirlerini somutlaþtýrdýktan sonra yaptýklarý ilk iþlerden biri; Rasulullah’ýn (sav) siyerini tektik ederek yaþadýklarý ortama uyarlamak üzere çýkarýmlarda bulunmak oldu. Çünkü Þehid Rehber; Dar–ül Erkam modeli hücresel çalýþma ve Rasulullah’ýn (sav) takip ettiði merhalelere uygun bir faaliyet yürütülmesi gerektiðini, bu nedenle O’nun (sav) mücadele hayatýnýn iyice tetkik edilmesi ve örnek alýnmasý gerektiðini söylüyordu. Bu düþüncelerini ve görüþlerini Cemaat olma fikriyle somutlaþtýrýyordu. Kurulacak Cemaatin de, devletin kolayca takip ve kontrol edilebildiði yöntemlerle baþarýlý olamayacaðýna ve ayný zamanda Ýslam’ýn sunduðu hareket metoduna da uygun düþmeyeceðine inanýyordu.

Yaptýklarý ilk iþlerden bir diðeri ise; o dönemde gerek yerel ve gerekse ümmet bazýnda, ulaþabildikleri Ýslami yapýlarý incelemek oldu. Bu iþe giriþirken, sahip olduklarý inanç ve bakýþ açýsý yanýnda, diðer hareketlerden elde edecekleri bilgilerden de istifade etmek istiyorlardý. Bu amaçla, ulaþabildikleri grup, hareket ve Cemaatler hakkýnda mümkün olduðu ve imkanlarý elverdiði kadarýyla bilgi topladýlar, bunlarý bir araya getirdiler, birlikte deðerlendirip üzerinde çýkarýmlarda bulundular.

Bu çalýþma; ufuklarýnýn geniþlemesine, atacaklarý adýmlar konusunda önlerini daha da iyi görmelerine ve savunduklarý düþünceler konusunda kendilerine daha da güven duymalarýna vesile olmuþtu. Bu arada, Ýman Humeyni (ra) öncülüðünde Ýran Ýslam Ýnkýlabý gerçekleþmiþ ve bu onlara ayrýca büyük bir ilham kaynaðý olmuþtu. Çünkü o zamana kadar konuþtuklarý pek çok solcu, Ýslam’ýn yaþam biçimi olarak geride kaldýðý, bir devlet ve yönetim biçimi olarak günümüz þartlarýnda tatbik edilemeyecek kadar geri ve yetersiz olduðu, çaðýn ihtiyaçlarýna cevap veremediði gibi iddialarda bulunuyorlardý. Ayný zamanda gençliði de bu konuda kandýrýyor, Ýslam’ýn pratikten ziyade teorik düzeyde kaldýðýný ve dolayýsýyla halklarýn kurtuluþu için hiçbir þey sunamadýðýný ve çare olmadýðýný dillendiriyorlardý.

1978–1979 yýllarýnda yaþanan bu yoðunluktan sonra, Þehid Rehber ve beraberindeki arkadaþlarý, Ýslami bir Cemaatin kurulmasý konusunda son adýmý atmak üzere harekete geçtiler ve bir araya gelip Cemaatin kuruluþunu karara baðladýlar.

Kuruluþunda, Cemaatin dayandýðý akide, fikir ve prensipler ile ortaya koyacaðý hareket metodu üzerinde yoðun bir þekilde duruluyordu. Þehid Rehber’in, konuþmaktan ve yazmaktan çok yapmaya önem veren yapýsýnýn da bunda temel etken olduðu açýktýr. Þehid Rehber ta baþtan beri isim üzerinde durmadý, þahýs ve isimleri ön plana çýkarmayý uygun görmedi, Cemaate herhangi bir isim takmadý, Cemaat kavramýný özellikle ön plana çýkardý.

HÝZBULLAH ismi, Cemaatin kuruluþunda belirlenen bir isim olmaktan ziyade daha sonraki yýllarda cemaat faaliyetlerinin halkýn teveccühüne mazhar olduktan sonra, halkýn cemaat için kullandýðý bir isim olup bu ismin güzelliðinden dolayý cemaat de bu ismi kabullendi. Þehid Rehber bu konuda: “Bize ne kadar güzel bir isim vermiþler. Ýnþaallah bu isme layýk olmaya çalýþacaðýz” demiþ ve bu ismi kabul ettiðini, benimsediðini ve hatta sevdiðini ifade etmiþti.

Þehid Rehber önderliðinde kurulan Cemaatin faaliyetleri baþlayýnca bölgede ve özellikle Batman’da tekfircilik fikirleriyle ön plana çýkan þahýslar da vardý. Bunlar; camilerin dýrar mescidi olduðunu, Cuma namazlarýnýn kýlýnamayacaðýný, imamlarýn arkasýnda bu camilerde namaz kýlýnamayacaðýný, toplumun cahili toplum olduðunu, böylesi cahili toplumda kesilen etlerin yenmemesi gerektiðini, devlet dairelerinde görev alýnamayacaðýný vs. savunuyor ve böyle yapanlarý tekfir ediyorlardý. Ayný zamanda bunlar, Ýslami hassasiyet taþýyýp Þehid Rehber ve yakýn çevresiyle dostluk ve arkadaþlýklarý olan insanlardý. Þehid Rehber, bunlarýn samimi ve güvenilir insanlar olduðuna inandýðý ve bunlara güvendiði için, zaman içinde bu sivri ve tekfirci düþüncelerini terk edeceklerine ve vasat bir çizgiye geleceklerine dair ümidini muhafaza ediyor, bunun için çaba sarf ediyor, onlara zaman verip iliþkisini kesmiyordu. Ancak bunlarýn fikirlerinde ýsrar etmesi, Þehid Rehber’in de böylesi tekfircilik fikir ve akýmlarýna karþý çýkmasý ve uygun bulmamasý nedeniyle, süreç içerisinde iliþkiler kesildi.

S.V. adlý Cemaat mensubu þöyle bir aný aktarmaktadýr: “Bir gece, tekfirci olarak tanýnan bir grup bize misafir olmuþtu. Sabaha kadar akidevi ve fikri konularý tartýþmýþtýk. Tartýþma konusunda onlar kadar etkili olamadýðýmý fark etmiþtim ve bu bana bir eksiklik gibi gelmiþti. Daha sonra Þehid Rehber’e o gecede olup bitenleri anlattým ve bu konularda kendimi yetiþtirmek istediðimi söyledim. Ancak O, buna gerek olmadýðýný söyleyerek: ‘biz bu tartýþmalarla zaman geçirmeyeceðiz, çalýþacaðýz, bu tartýþmalarýn zarardan baþka bir getirisi yoktur’ dedi. Daha sonra tartýþtýðýmýz bu arkadaþlardan bazýlarý Cemaatin isabetli tavrýný takdir ederek içinde yer aldýlar.“

Hizbullah Cemaati; gerek yerel ve gerekse ümmet baðlamýnda hiçbir Cemaatin uzantýsý, devamý, takipçisi veya aynýsý olarak kurulmadý. Tamamen kendi þartlarý içerisinde, kendi imkanlarýyla ve kendi görüþ ve düþünceleri doðrultusunda kuruldu. Laik Kemalist Rejimin yapýsý, Ýslam ve Müslümanlara karþý tutumu ve uygulamalarý, Müslüman halkýn durumu, bölgenin içinde bulunduðu þartlar, Cemaatin kuruluþunda ana etkenler olmuþlardýr.

Hizbullah Cemaatinin varlýðýnýn ana sebebi Laik Kemalist Rejim olmuþ ve ta baþtan beri Þehid Rehber ve beraberindekiler, fitnenin asýl kaynaðýnýn rejimin bizzat kendisi olduðunu, Ýslam’a ve Müslümanlara yönelik yasak, zulüm ve baskýlarýn rejimin yapýsý ve yasalarýndan kaynaklandýðýný savunuyor ve dillendiriyorlardý.

Dolayýsýyla Hizbullah Cemaati; Ýslami sorumluluðunu ifa etmek üzere, Laik Kemalist Rejime karþý mücadele etmek için var olmuþ ve bütün fitne unsurlarýný ortadan kaldýrýp Kur’an ve Sünneti esas alarak Asr–ý Saadet dönemini örnek alan Ýslami bir sistemi kurmak üzere yola çýkmýþtýr.

Devam edecek…
 





GERİ  
      Masaüstü Görünümü