HÝZBULLAH'IN DEMOKRATÝK AÇILIMA BAKIÞI

KAMUOYUNA

Allah’ýn adýyla!

“Ey insanlar! Doðrusu biz sizi bir erkekle bir diþiden yarattýk. Ve birbirinizle tanýþmanýz için sizi kavimlere ve kabilelere ayýrdýk. Muhakkak ki Allah yanýnda en deðerli olanýnýz, en muttaki olanýnýzdýr. Þüphesiz Allah bilendir, her þeyden haberdardýr.” (Hucurat: 13)

Ülke genelinde yaþanan olaylar ve geliþen süreçle ilgili kamuoyunda Hizbullah’ýn tavrý veya bakýþý ile ilgili haklý olarak bir merak ve beklentinin olduðunu biliyor ve gözlüyoruz. Bu çerçevede halkýmýzla bir hasbihâl yapmayý ve düþüncelerimizi halkýmýzla paylaþmayý uygun görmekteyiz.

Öncelikle þu bilinmelidir ki;  her konuda Kuran’ýn hakem olduðu, sadece Müslüman halk için deðil, her din ve inanç kesiminden tüm vatandaþlarýna ilahi adalet temelinde muamele edecek Ýslami bir yönetim dýþýnda, mevcut toplumsal, siyasi ve etnik hiçbir sorunun kâmil anlamda çözüme kavuþturulabileceðine inanmamaktayýz.

Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca yaþanan ve günümüze kadar süre gelen toplumsal sorun ve çatýþmalarýn tümü, rejim kaynaklýdýr. Laik Kemalist rejimin ýrkçý ve Ýslam düþmaný karakteri ve özelliði sorunun esasýný ve temelini teþkil etmektedir.

Kurtuluþ savaþý, ülkenin baðýmsýzlýða kavuþmasý ve Cumhuriyetin kuruluþunda genelde tüm Müslüman halkýn (tüm etnik unsurlar), özelde de ülkenin en büyük etnik unsurlarýndan Müslüman Kürd halkýnýn etkin desteði ve fedakârlýðý inkâr edilemez bir gerçektir.

Baþta Mustafa Kemal olmak üzere Cumhuriyetin kurucu unsurlarýnýn, genelde tüm Müslüman halklarýn, özelde de Kürd halkýnýn desteðini kazanmak için bu kesimlere verdiði sözlerin yanýnda, kurulacak cumhuriyetin özelliklerini tarif ederken bu iki kesimi rahatlatacak ve gelecekle ilgili endiþelerini bertaraf edecek þekilde çok açýk vaat ve beyanlarý vardýr. Bunlar, bugün tarihi belgeler olarak herkesin ulaþabileceði açýk bilgiler haline gelmiþ gerçeklerdir.

Ancak cumhuriyetin kuruluþundan kýsa bir süre sonra, verilen sözler unutulup tam aksi bir uygulama ile genel olarak tüm Müslüman halka, etnik temelde de Kürd halkýna karþý bir yýldýrma, susturma, imha ve asimile hareketi baþlatýlmýþtýr. Gerçekleþtirilen inkýlâplarla Ýslam’ýn hayat sahnesinden nasýl kaldýrýldýðý, idam, baský ve sindirmelerle Müslüman halka karþý nasýl bir uygulamanýn sahnelendiði ve bu doðrultuda yapýlan zulümler herkesin malumudur. Bunlar, halkýmýzýn hafýzasýnda halen canlý olarak yerini korumaktadýr.

Yaklaþýk bir asýrlýk tarihi süreç içerisinde Kürd halký iki yönlü zulüm yaþamýþ ve insanlýk dýþý uygulamalara maruz kalmýþtýr. Kürd halkýnýn kahir ekseriyeti Müslüman olduðu ve dini hassasiyetleri yüksek olduðu için, genel olarak tüm Müslüman halka ve Ýslami kesimlere uygulanan zulümlere duçar olduðu gibi etnik ve kavmi özelliðinden dolayý da baský, imha, asimile, dejenerasyon ve þoven uygulamalara maruz kalmýþtýr. Bu zulüm uygulamalarý günümüze kadar devam ede gelmiþ ve halen sürmektedir.

Bu tarihi gerçekler ve yaþanan olaylar ýþýðýnda meseleye bakýnca þu hakikat ortaya çýkmaktadýr: Eðer bugün halk muhatap alýnacaksa ve halkýn þimdiye kadar gasp edilmiþ haklarý iade edilerek rahatlamasý hedefleniyorsa, genelde tüm ülke Müslümanlarý, özelde de Kürdler göz önünde bulundurularak adým atýlmasý gerekmektir. Sistemin genelde tüm Müslümanlara, özelde de Kürtlere bir özür borcu olduðu açýktýr.

Bu anlamda, genel ve kapsamlý bir çözüm ve kâmil manada haklarýn iadesi söz konusu olmadýðý müddetçe, yapýlacak tüm giriþimlerin ve çözüm adý altýnda atýlacak her adýmýn, zulüm rejiminin çirkin yüzünü örtmeye yarayan bir makyajdan öteye geçmeyeceði ve ayný zamanda sorunun çözümüne yönelik hiçbir etkisinin olmayacaðý kesindir. Böyle bir taktik giriþimin baþarýsýzlýða mahkûm olacaðý baþtan bellidir. Eðer amaç samimiyetten uzak taktik giriþimler ise, genel olarak tüm Müslüman halkýmýz, özelde de Kürt halký oynanan oyunlarý görecek ve bunlara kanmayacaktýr.

Tümden yapýlamayan þeylerin tümden red edilemeyeceði kaidesi gereðince, halkýmýzýn rahatlamasýna yönelik birçok hak talep edilebilir. Ýstenilecek haklar, hâkim güçlerin bir lütfu olarak deðil gasp edilmiþ haklarýn iadesi olarak görülmelidir.

Genel olarak tüm Müslüman halkýn ve etnik temelde Kürd halkýnýn Ýslami, insani ve etnik haklarýnýn tanýnmasý ve bunlarýn elde edilmesi gerekir. Halkýmýz hem Ýslami hem de milli haklarýný çok net bir þekilde dillendirmelidir. Bu hak talepleri, rejimin samimiyetini test etmek ve gerçek niyetini ortaya çýkarmasý açýsýndan da önemlidir. Halkýmýzýn bilinçli ve örgütlü hareket etmesi, bu açýlýmýn perde arkasýndaki gerçeklerin öðrenilmesini saðlayacaðý gibi,  bunun ne derece halkýn talep ve isteklerini içerdiðini de ortaya çýkaracaktýr.

Bu aþamada anayasal vatandaþlýk, yerinden yönetim, eyalet sistemi, özerklik, federasyon ve hatta baðýmsýzlýk gibi seçenekleri sýralamýyor ve bu tartýþmalara girmiyoruz. Çünkü bunlarýn her birinin, zaman ve þartlarýn gereðine uygun olarak halkýn isteði ve iradesiyle olmasý gerektiðine, bunun için ya bir referandum veya halkýn tüm kesimlerinin temsilcilerinin ortak bir çözüm þekli üzerinde anlaþarak ve halkýn kahir ekseriyetinin de desteðini arkasýna alarak gündeme getirilmesi ve savunulmasý gerektiðine inanmaktayýz.

Hak talepleri kapsamýnda burada birçok konu baþlýðý belirlenebilir ve maddeler halinde sýralanabilir. Bunlar genel çerçevesiyle bilinen þeylerdir. Bu konuda taleplerin sýralanmasýndan ziyade, genel anlamda Türkiye’deki tüm Müslümanlarýn ve özelde Müslüman Kürd halkýnýn, temsilcileri ve sivil kuruluþlarý vasýtasýyla inisiyatif kullanarak iradelerini ortaya koymalarýný beklemekteyiz.

Biz tüm sorunlarýn rejim kaynaklý olduðuna ve bu rejim deðiþmediði müddetçe gerçek anlamda adil bir çözümün gerçekleþeceðine inanmadýðýmýzdan dolayý, maddeler halinde istek, talep ve çözüm önerilerini belirtmeye gerek görmüyoruz. Ancak günümüz þartlarýnda ortaya çýkan bazý fýrsatlarý kazanýma çevirmek amacýyla Müslüman halkýmýzýn özgür iradesiyle Ýslami ve insani haklarýný elde etmeye yönelik sergileyeceði çaba ve gayretleri destekleyeceðimizi belirtmek isteriz.

Baþta da belirttiðimiz gibi bizim isteðimiz ve çözümümüz; Kur’an’ýn ilahi hükümlerinin hakemliðinde ve Ýslam dairesi içinde tüm kavimlerin eþit haklara sahip olarak gönüllü birliktelik temelinde beraber yaþayacaðý toplumsal mutabakatý saðlayan bir düzendir. Bu, ümmet anlayýþýmýz gereði hem tercihimiz hem de hedefimizdir. Dile getirilecek ve talep edilecek hususlar, bu inanç ve bakýþ açýsýyla uyumlu olmalýdýr.

Dolayýsýyla þunu çok açýk ve net bir þekilde belirtmek isteriz ki, eðer bu açýlým hem Ýslami özgürlükler hem de Müslüman Kürd halkýnýn ulusal haklarýný tanýyacak ve garantileyecek kapsamda bir açýlým olmazsa hiçbir baþarý þansý yoktur. Tek boyutlu ve kýsýr haklar kapsayan bir açýlým, gerçek anlamda haklarýn iadesi olmayacaðý ve özgürlük getirmeyeceði gibi beraberinde çok daha ciddi sorunlar getireceði bilinmelidir.

Ýhtiyaç olduðunda ve þartlar gerektirdiðinde bu konuda daha detaylý açýklamalarla görüþlerimizi Müslüman halkýmýz ve kamuoyuyla paylaþacaðýz.

Son söz olarak, þunun herkes tarafýndan çok iyi bilinmesini isteriz ki; Kuran’ýn her kavim ve insan için kabul ettiði ve ayný zamanda günümüz dünyasýnda uluslar arasý düzeyde temel insan haklarý çerçevesinde kabul gören Ýslami ve insani haklarýmýzý elde edinceye kadar mücadelemizi sürdürmeye devam edeceðiz.

Davamýzýn sonu Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

HÝZBULLAH BASIN BÜROSU EYLÜL 2009





GERİ  
      Masaüstü Görünümü